1- cankurtarandır.
hükümet ne zaman "aha bu sefer s.çtık" noktasına gelse, iki tutuklama, üç arama yapılır, gündem değişir.
2-
hukuk devleti edebiyatı yapanlara, "haklısınız, hukuk devleti olsa olsa edebiyat olur. hayal mahsülü... öyle yani..." cevabının ete kemiğe dönüştüğü davadır.
3- göz altına alınmadan önce her tv kanalında, "bu hükümetin yolu yol değil" diye bas bas bağıranlar, içerden çıktıktan sonra -her ne kullanıldı bilinmez- dillerini yutarlar.
sinan aygün,
erhan göksel,
erol mütercimler... ve daha nicesi...
4- bu davada şüpheliye "nasılsın" diye sormuş, bir kokteylde şüphelinin ayağına basmış, hasbelkader aynı fotoğraf karesi içinde olmuş... vs. insanlar, aylardır "yusuf yusuf" durumundadırlar. en iyi ihtimalle, gözaltına alınmasa bile, telefondaki küfürlü konuşmaları gazetelerde yayınlanacak, "ne pis adammış bu yahu..." denecektir.
5- cmk ya göre -ki halen yürürlüktedir, insanın bazen inanası gelmiyor- polis arama yaparken ne aradığını bilmek zorundadır. ama bu davada, emniyet "dur bakayım ya, şu kanadoğlu'nun evine bir gidelim bakalım, ne varmış" derler, gitmeden önce de
trt,
kanal 24e falan haber verirler. ne var, ne yok, kimle yazışmış, ne saklamış inceler, giderler. kimin evini arayacaklarına muhtemelen gece istihareye yatıyorlardır... bilinmez tabi...
6- ilginç davadır vesselam... hukuk sistemi o kadar eğilip bükülmüştür ki, bunu nasıl yaptıklarına gelince...
matrixte bir amca vardı kaşığı yamultan... cevap ondan gelsin...
- there's no spoon...
meali: kaşık yok, bundan gayrı...