belki ilginizi çeker
  1. · george soros
  2. · yeni başlayanlar için bilkent üniversitesi
  3. · santralistanbul
  4. · beşiktaş atatürk anadolu lisesi
  5. · istanbul bilgi üniversitesi
gündem
  1. · sözlük yazarlarının hayalleri
  2. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  3. · domuz gribi
  4. · insanın hayatına sıçan şeyler
  5. · 15 kasım 2009 galatasaray fenerbahçe basket maçı
  6. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  7. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  8. · nükhet duru
  9. · thief 3

yeni başlayanlar için bilgi üniversitesi  

  1. sözlükte, istanbul bilgi üniversitesi'ne kaydolmuş pek çok yeni üniversitelinin bulunduğunu gözlemleyip, twinkle'ın dayeni başlayanlar için bilkent üniversitesi başlığından ilham alıp yazmaya karar verdiğim gerekli bilgiler ansiklopedisi. geneli itibariyle dolapdere kampüsü ve hukuk fakültesi ağırlıklıdır.

    -- ulaşım --

    taksim'e geldikten sonra gerisi kolay. anadolu yakası'ndan ulaşmak isteyenler için bostancı-taksim seferini yapan sarı dolmuşlara* binilebilir. ya da kabataş'a deniz otobüsüyle gidip, oradan da fünikülerle taksim'e çıkılabilir. "o kadar param yok." diyorsanız, 112 veya 129t'yi de kullanabilirsiniz. kadıköy'den ise vapurla beşiktaş'a, ordan taksim'e gidilebilir. ya da 110 numaralı kadıköy-taksim otobüsüne binebilirsiniz. üsküdar'dan da motorla beşiktaş, ordan da taksim yapılabilir.

    taksim akm'nin önünden 15-20 dakikada bir, dolapdere ve silahtarağa (santralistanbul) kampüsüne ücretsiz shuttle servisi mevcut. dolapdere kampüsü'nden de kuştepe, silahtarağa vetophane yurduna yine ücretsiz shuttle'larla gidebiliyorsunuz. ama dolapdere'den kalkan kuştepe ve tophane yurdu servisleri 45 dakika-1 saat aralıklarla kalkıyor. bu yüzden buralara gidecekseniz, kalkış saatlerini ezberleyin.

    taksim'den dolapdere'ye taksi 3,5 ytl tutuyor. (zaten yürüyerek bile 10 dak. sürüyor. ama yürümenizi tavsiye etmem, zira dolapdereli bıçkın delikanlılar tarafından yolunuz kesilebilir, cüzdan, telefon vs. kaptırabilirsiniz.) dolapdere'den taksim ise biraz daha arka yollardan dolaşıldığı için en fazla 4 ytl tutuyor. aceleniz varsa, shuttle'ı beklemek istemiyorsanız, yanınıza 2-3 kişiyi daha alarak taksiye binmek güzel bir çözüm. özellikle sabah saatlerinde (8.30-9.00 arası) sizinle taksiye binmek için yanıp tutuşacak pek çok insan evladı bulabilirsiniz. çekinmeyin "dolapdere'ye gidiyorum, gelmek isteyen var mı?" diye sorun.

    -- arkadaşlık & öğrenci profili --

    "ulan bu kadar tikky arasında nasıl arkadaş edinicem?" gibi bir düşünceye sahip olabilirsiniz. ama daha sonra ne kadar haksız olduğunuzu anlayacaksınız. insanları dış görünüşünden, giyiminden, kuşamından dolayı yargılamayın, hemen tikky damgası vurmayın. beyaz converse'li, ray ban gözlüklü bir elemanla bile derin siyasi tartışmalara girebilir, düşünebilen bir birey olduğunu görebilirsiniz. o yüzden rahat olun, okulda ne kadar tikky varsa, o kadar da hatta belki de daha fazla düzgün insan var. önyargılarınızı bir kenara atın, her paralı öğrenciye tikky yaftası asmayın.

    marjinali de, gothic'i de, enteli de danteli de kuntiği de mevcut bu okulda. homojen bir öğrenci profili bulunmuyor. her türden, farklı karakterden insan var bünyesinde. neyse zamanla anlayacaksınız zaten, daha fazla yormuyorum kendimi.

    -- eğitim --

    kendinizi bir an önce "olm kapağı attık üniversiteye, artık rahatız. gezip, tozup, eğlenicez, yılan dansıyla ortamlara akıcaz." düşüncesinden kurtarın. bir an önce! çünkü üniversitede -özellikle bilgi'de- ilk sene çok önemlidir ve alışma sürecini çabucak atlatmaz, altınızda bir yığın ders bırakırsanız, ileriki senelerde oldukça zorlanırsınız. zaten vize/final dönemlerinde "ulan şu sınavlara çalıştığım kadar öss'ye çalışsam, türkiye derecesi yapardım şerefsizim!" şeklinde repliklerle sık sık karşılacak, hatta bazen bizzat kendiniz bu tür cümleler kuracaksınız.

    hukuk fakültesi için konuşuyorum, derslerin çoğunda devam zorunluluğu yok. ama mücbir sebepler (hastalık, hava koşulları, sevgiliden ayrılma vb.) dışında derslere katılmaya özen gösterin. düzenli bir şekilde derslere girmezseniz, finallerde toplam 1000 sayfayı bulan ders notlarından dolayı kafayı yer, tımarhaneye düşebilirsiniz. öte yandan, hocaların önem verdiği, üstünde durduğu ya da işlemeden geçtiği yerleri görmeniz de derse katılmak için yeterli bir sebeptir. ama bu dediklerim her ders için geçerli değil, hocanın bir kez bile yüzünü görmeden de geçebileceğiniz dersler mevcut tabii ki. ama bu ayrımı iyi yapmanız, en azından 2-3 hafta derslere girip "ne anlatıyo lan bu hoca?" gibi bir soruyu kendinize sormanız gerekir. bunu kafanızda iyi tarttıktan sonra "tamam lan, evde kitabı okuyup da geçerim ben bu dersi." diyebilirsiniz.

    çoğu bölümde ve derste çan yoktur. genellikle vize sınavı dönem sonu notunuzu %30, final sınavı ise %70 oranında etkiler. hemen "amaaan, vizeyi sktir et. finalde çalışıp geçeriz." diye düşünmeyin, zira vizede 40'ın aşağısında bir not alırsanız, finalden mükemmel ötesi bir not almadığınız takdirde, büyük ihtimalle dersten kalırsınız. o yüzden, mümkün mertebe vize notlarınızı yüksek tutmaya (50+) çalışın, böylece finallerde pek zorlanmamış olursunuz.

    lisede olduğu gibi, sınavlardan 80, 90, 100 civarı notlar almayı aklınızın ucundan geçirmeyin. koca sınıfta ancak 2-3 kişi bu kadar yüksek not alabilir. zaten onlara da uzaylı muamelesi yapmaktan çekinmeyin.

    hocaların çoğu iyi niyetli, samimi, ve size köstek değil yardımcı olmak isteyen bireylerden oluşur. şu ana kadar yaklaşık 30 hocadan ders aldım, aralarından sadece bir tane kılçık çıktı. o yüzden "pis hocalar, not vermiyolar." triplerine girmeyin.

    bütünleme gibi bir sistem henüz mevcut değil okulumuzda. onun yerine "telafi (d) sınavları" denen bir saçmalık var. bu saçmalık şöyle işliyor, dersten dönem sonu sadece "e" notu (40-45) alan öğrenciler, bu sınava girme hakkına sahipler. yani "f" (40'dan aşağı) alırsanız bu sınavlara giremiyor ve kıçınızın üstüne oturuyorsunuz. hadi "e" almayı başardınız diyelim, bu sefer de sınavdan olağanüstü bir şekilde "100" alsanız bile, notunuz sadece "e" den "d" ye yükseliyor. yani sınavdan "50" alsanız da, "80" alsanız da, "100" alsanız da notunuz "d" oluyor. yani bu sınav size sadece, notunuzu "d" yapma imkanı tanıyor. bütünlemeden farkı bu.

    yaz okulu sistemi de ilk kez bu sene uygulanmaya başladı. paralı okuyanlar, ders başına 1500 ytl'yi gözden çıkarmak zorunda. burslu öğrencilerden ise herhangi bir ücret talep etmiyorlar. yaz okulunda belli başlı dersler açılıyor, açılacak dersleri fakülte yönetim kurulu belirliyor. mevcut sistemde en fazla 3 ders alınabiliyor, daha fazla ders almak için danışmanınızdan (advisor) ve fakülte yönetim kurulu'ndan onay almanız gerekiyor. altta biriken çok ders varsa, okulun uzamaması için sadece tek bir yazı zehir etmek güzel bir çözüm bence. "amaan millet tatil yaparken, yazın sıcağında okula gidip derse mi gircem?" demeden önce iyi düşünün. daha sonra "ulan millet okulu bitirdi, mezun oldu, işe girdi. biz hala okulda sürünüyoruz amına koyim!" de diyebilirsiniz.

    -- ders kayıtları & danışman (advisor) sistemi --

    ders kayıtlarından 1 hafta önce öğrenci sayfanızdan randevu almanız gerekiyor. burada hızlı davranıp en erken saati seçmeniz çok önemli. çünkü seçmeli derslerin çoğunun kontenjanları sınırlı ve "ilk gelen alır" felsefesi benimsenmiş durumda. o yüzden en erken saati seçin ve randevu saatini kesinlikle kaçırmayın. kaçırırsanız telafisi oldukça güç olabiliyor.

    advisor'ınız, siz okuldan mezun olana kadar değişmeyen, ders kaydınızı yaptıktan sonra gidip kaydınızı onaylattığınız danışman hocanızdır. bunlar, programınızda çakışan dersler, ders yükünün fazla olması, kredi limitinizi aşmanız gibi gerekçelerle kaydınızı onaylamayıp "git tekrar yap, öyle gel." diyebilir, sizi sinir küpü yapabilirler. o yüzden bu hocanızla aranızı oldukça iyi tutun, gördüğünüz yerde selam verin, muhabbete falan girin. adınızı, hiç olmadı yüzünüzü bilsin. ha o tür bir münasebete giremiyorsanız, kaydınızı onaylamadığı takdirde üste çıkın, "alttan bi sürü dersim var zaten, ne demek onaylamıyorum!? onaylayacaksınız işte, sizin yüzünüzden okulum uzayacak be!" tarzı asabi genç rolünü oynayın.

    -- öğrenci işleri --

    kuştepe'dekini bilmiyorum ama dolapdere'deki öğrenci işlerinde bulunan görevliler, hemen her konuda hiçbir şey bilmemeleriyle meşhur olmuşlardır. sorduğunuz sorulara uzun uzun cevaplar verirler, ama siz sorduğunuz sorunun cevabını ne yazık ki alamaz, hiçbir şey öğrenmeden arkanızı dönüp gidersiniz. o yüzden, öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda bunu daha çok fakültedeki görevlilerle (dekan, dekan yardımcısı, dekanlık sekreteri vb.) halletmeye çalışın. inanın onlar daha çok şey biliyorlar.

    -- kütüphane & fotokopi --

    dolapdere kütüphanesi oldukça zengin. envai çeşitte kitap ve dvd/vcd bulabilirsiniz. ama öncelikle kütüphane sistemine kayıt yaptırmanız gerekiyor. dvd/vcd'yi eve götürebilmek için sinema-tv gibi bir bölümün öğrencisi olmanız gerekiyor. yoksa sadece kütüphanede izleme şansına sahipsiniz. ama sinema-tv'de okuyan arkadaşınız varsa ona aldırabilir, sıcacık ev ortamında dvd keyfini yaşayabilirsiniz.

    aldığınız kitabı, iade süresi dolmadan mutlaka geri verin. sonra günlük olarak para yazmaya başlıyor. odanın bir köşesinde bir kitap bulup "ulan aylar önce kütüphaneden almıştım ben bunu." derseniz, geri götürdüğünüzde astronomik bir fiyatla karşı karşıya kalabilirsiniz.

    dolapdere kampüsü'nün girişinde okulun fotokopicisi var. sayfa başı 10 ykr alıyorlar. ama genellikle çok kalabalık oluyor. aceleniz varsa, hazırlık binasında 2. katta merdivenlerden inerken sağ tarafta ücra bir köşede idari fotokopi odası var. çoğu kişi buranın yerini bilmediğinden genellikle boş olur. eskiden para ile fotokopi çektirebilirken, artık fotokopi kartı olmadan çektirmenize izin vermiyorlar. o yüzden bir fotokopi kartı edinin, içine 3-5 milyon birşey koyun, gün gelir lazım olur. görevli yine fotokopi çektirmenize izin vermezse, her zaman yaptığınız gibi ağlayın: "abi acelem var, derse yetişicem. gözünü seveyim bu seferlik yap bi kıyap be abi, nolur? "

    kampüsün hemen karşısında yokuşun biraz yukarısında sağda da başka bir fotokopici var. ciltleme gibi işlemlerinizi, geçmiş senelerde çıkmış sınav sorularını, bilumum ders notlarını da buradan tedarik edebilirsiniz.

    -- yemekhane & kantin --

    dolapdere'de iki kantin mevcut. giriş kantini ve hazırlık kantini. hazırlık kantini'ndeki yemekhaneden sıcak yemek de çıkıyor. fiyatlar pek uçuk kaçık değil.

    öğrenci menüsü (sıcak yemek + çorba ) >> 3,5 ytl
    hamburger + patates + kola >> 5,5 ytl
    salata >> 3,5 ytl
    çay >> 40 ykr
    tost >> 1,5 ytl

    giriş kantini genellikle daha kalabalık oluyor ve oturacak yer bulmakta zorlanıyorsunuz. sigara dumanı da cabası, ki benim gibi bir sigara tiryakisi bile dumandan rahatsız olabiliyor. hazırlık kantini giriş kantinine nazaran daha ferah. ayrıca dışarıda da tek tük masalar var. gidip açık havada da oturabiliyor, sigaranızı tellendirebiliyorsunuz.

    ayrıca okul içinde sigara satılmıyor. dolapdere kampüsü'nün girişindeki büfeden ya da hemen yanındaki kafeden sigaranızı temin edebilirsiniz.

    okulun pek çok yerinde de otomatlar mevcut. buralardan da kahve, çay, kola, fanta, sprite hatta selpak mendil gibi ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. ama çay ve kahve için otomat yerine kantini tavsiye ederim. tadı daha güzel oluyor.

    -- spor & eğlence --

    dolapdere'de büyük bir spor salonu var. her türlü fitness aleti, yüzme havuzu ve tek potalı kapalı basketbol sahası. yıllık 150 ytl'ye (aylık 12,5 ytl) her türlü imkanından faydalanabiliyorsunuz. ayrıca dışarıda da basketbol sahası var. güzel havalarda ter atmak için ideal.

    yine dolapdere'de sinema salonu mevcut. bazen abidik gubidik filmler gösterilse de, panolardan falan takip ederseniz, size uygun filmler bulabilirsiniz. geçen sene gösterilen filmlere birkaç örnek: saw, saw 2, memento, south park bigger longer uncut vb.

    dolapdere'de kampüsün karşısında ve yukarısında konuşlanmış 2-3 kafe var. kağıt oyunları, tavla oynamak ya da kantin dışında değişik birşeyler yemek için tercih edilebilir. fiyatları yine uygun. taksim'deki herhangi bir orta ayar kafe gibi.

    bunun dışında dolapdere kampüsü zaten taksim'e 5 dk. mesafede, okuldan çıkıp taksim'de de ortamlara akabilirsiniz.

    not: bunlar dışında öğrenmek istediğiniz başka şeyler varsa, çekinmeden mesaj atıp sorabilirsiniz.
    (strateji, 24.09.2007 18:23 ~ 08.09.2008 19:27)
  2. hukuk fakültesiyle ilgili tavsiyelerim:

    -özellikle birinci sınıfta ders bırakmamaya çalışın. birinci sınıfta ders bırakırsanız okulun en zor senesi olan 2. sınıfta işiniz çok zorlaşır. yapılan istatistiklerde öğencilerin en çok kaldığı 5 dersin biri birinci sınıf dersi(anayasa hukuku) iken diğer 4 ü ikinci sınıf dersidir.(borçlar, ceza, idare, uluslararası)

    -birinci sınıfta derslerdeki gerizekalı sayısını görüp üzülmeyin, hiç biri ikinci sınıftan ileri gidemez.

    -yoklama alınmayan derslere özellikle girmeye çalışın, yoklama alınmamasının mantığı "girmeyin de size girsin"dir

    -hukuk fakültesinin ezber olduğu görüşünü aklınızdan atın. neredeyse her sınava kanun açık girilebilmekte. ama bu da sanıldığı gibi sınavları kolaylaştırmayıp zorlaştırmakta.

    -gaza gelip üstten ders seçmeyin, zaten kendi dönemizin derslerine çalışmaya ancak vakit bulabileceksiniz, ayrıca üstten aldığınız derslerin sınav zamanları sizi zora sokabilir.

    -1. sınıfta anayasa ve roma pratikler o kadar önemli olmasa da medeni hukuk pratikler, medeni hukuk derslerinden çok daha önemlidir. kesinlikle kaçırmayın. ve asistanın ağzından çıktığı şekilde not etmeye çalışın. dil çok önemli çok puan kaybedebiliyorsunuz.

    -her derste deli gibi not almayın. bazı dersler için çok gereksiz. mesela anayasa hukuku. ergun özbudunun kitabını derste yanınıza almanız ve hocanın üzerinde durduğu noktaları kitaba not almanız dersten iyi not almanıza neden olabilir.



    okulun geneliyle ilgili:

    -otoparklara araba anahtarı bırakmaya çekinmeyin, bir kere anahtar verdikten sonra kolay kolay unutmuyorlar hangi arabanın kime ait olduğunu. ve bence güvenilirlerde. ancak bu sene 7 milyona çıkan otopark ücreti sizi arabayla gelip gelmeme konusunda düşündürsün. özellikle karşıdan gelenler için kabataş-taksim fünikler hattı çok iyi bir alternatif. hem ucuz hem de okula geç kalma ihtimali sıfıra yakın.

    -özellikle blok derslere girmeden önce mutlaka uykunuzu açacak birşeyler için. ben geçensene anayasa derslerinin sonunu göremedim.

    -kahve makinalarının kahveleri çok kötü.

    -fotokopide çok sıra varsa okulun hemen kapısında bulunan yeri kullanın.

    -hayatınız boyunca silahtağa kampüsünde dersiniz olmayacaksa o kampüsü gidip görmeyin. bir yerleriniz şişebilir. illa gidip görcekseniz eğer içindeki müzeleri gezmeden ve otto da yemek yemeden gelmeyin.

    -ilkbahar da dolapderenin bahçesi küçükte olsa işlevli olabiliyor.

    -okulun ingilizce dersleri çok kolay. şikayet etmeyin .(sanırsam ki artık hukuk öğrencileri için yoklar)

    -ingilizceniz rezalet değilse bence hazırlıkta zaman kaybetmeyin. belt'i bir çok öğrenci geçebilir.

    ve bence hepsinden önemlisi kendinizi ayrıcalıklı hissedin. öss puanlarına aldanmayın ve bilin ki imkanları çok fazla olan iyi bir okuldasınız. ama unutmayın da ; tüm imkanları kullanmak sizin elinizde.
    (iustinianus, 24.09.2007 23:52 ~ 20.11.2007 20:27)
  3. -bunların bir sinema salonu var. bu salon aynı zamanda seminer salonu olarak kullanılabiliyor. her koltuğun sağ tarafında çevrilip yazı yazmak için bir "şey" haline dönüşen bir aparat var. işte o aparatla kamyonculuk oynamayın, direksiyon muamelesi yapıp habire çevirmeyin. elinizde kaldı mı geri yerine takamıyorsunuz. bir de pis bir görevli koymuşlar oraya. sanki babasının malı. sorguya çekiyor. ben "al tahtayı götüne sok" deyip kaçtım.
    (eksiksizuyum, 24.09.2007 23:57)
  4. bir devlet lisesinden (bkz: beşiktaş atatürk anadolu lisesi)gelmeme rağmen eski okulumdan daha az tikky barındırdığını söylemem gerek öncelikle.okulda doğru düzgün hazırlık atlayan olmadığı için atladığınızda fazlaca garipseniyorsunuz. ama ortama entegre olamamak gibi bir zorluk getirmiyor size bu durum. matematik bölümündeyim ve bizim bölüme 20 kişi burslu 10 kişi burssuz alındığından belki, salaklarımız sınırlı.
    ''artık üniversitedeyim, yayar oturum okula mı gitcem ders de çalışmam n'olcak ki'' gibisinden hayalleriniz ilk günden yıkılıyor. dersinize gelen her hoca acımadan ödev veriyor. matematikte bir dersi bir kere alıp da geçen şimdiye kadar sadece 4 kişiye rastlanmış. sınıflarda yenilerden çok, ikinci kez alan öğrenciler olduğu için anlaşılması zor bir seviyeden önünüze/üstünüze geliyor dersler. yeni başlayanlar için en güzel yanı oryantasyonları. aperatifler, bira ve şarap servisleri eşliğinde roman ekibinin sahne aldığı gecede en keyifli bölüm benzer aktivetelerin ve kokteyllerin okulda sıklıkla düzenlendiğini öğrenmekti.
    (how to use a life jacket, 25.09.2007 09:53)
  5. (bkz: george soros)
    (bkz: açık toplum enstitüsü)
    (beşincicemre, 28.10.2007 16:01)
  6. hocalarla iyi geçinin hocalarla iyi geçinin ve hocalarla iyi geçinin ne demek istedigimi anlayacaksınız
    (sorunsal, 26.12.2007 22:14)
  7. hazırlığı atlamayın, güzel güzel bir dönem, bir yıl neyse okuyun.çok eğlenceli oluyor canım..
    (yavaş gel saçın başın dağılmasın, 26.03.2008 13:58)
  8. tikilere mikilere 'peh, işte bunlar tiki miki salak bunlar falan fişman' zihniyetiyle yaklaşmayın, unutmayın ki orası her kesimden, her gelenekten insanın öğrenim gördüğü bir üniversitedir. hiçbir şekilde önyargılı olmayın, nitekim çok da aklı başında, kafası çalışan ancak 'tiki' görünümlü insanlar bulunmaktadır okulda.
    (sarman, 26.03.2008 15:39)
  9. hiç başlamamak en iyisidir. zira artık içinde bulunmaktan tiksindiğim vitrin okulu.
    (zlatan1937, 21.05.2008 16:22)
  10. reklamcılık bölümüne yeni başlayacaklar için tavsiyelerim;

    aramıza hoş geldin genç reklamcı!

    aslında sana uzun uzun bir şeyler yazabilirdim ama bunu yapmayacağım. sadece işine yarayacak bir kaç tüyo verip gerisini sana bırakacağım. bundan sonrasını, sen yaşayarak öğreneceksin.

    öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki; bilgi’nin bir parçası olduğun için çok şanslısın. bunu ilk zamanlar anlamayacaksın ama emin ol ilerleyen yıllarda bunu sen de fark edeceksin. şanslısın dedim çünkü; çok iyi bir okulda, çok iyi insanlarla karşılaşacaksın. sana hayatın boyunca kimsenin anlatmayacağı, hiçbir yerden duyamayacağın şeyler öğretecekler. bunları hayatının her alanında uygulayacaksın. hep faydalarını göreceksin. daha ilk derslerinde ve ilerleyen yıllarında “ reklamcılığın gerçekten ancak ve ancak bağlılıkla ve aşkla yapılabildiğini” duyacaksın. biliyorum ilk zamanlar bu cümle senin için önemli olmayacak. ilk stajında ya da ilk iş deneyiminde bunun ne demek olduğunu çok iyi anlayacaksın.

    şimdi lafı çok uzatmadan işine yarayacak bir kaç tüyo ile başlayalım, önce hocaların...


    atilla aksoy: büyük patron! ilk tavsiyem şu ki; onun hiç bir dersini kaçırma! ilerde bu derslerin çok iyi bir fırsat olduğunu anlayacaksın! ona ulaşmak hep zordur, gerçekten hep meşguldür, hep yurtdışına gider, dünyanın her yerinden büyük adamlar tanır, onlarla görüşür. birden onu bodrum’da yazlığında çalışırken, birden paris uçağında görebilirsiniz. ama asla dersini iptal etmez. bizlerden daha büyük bir zevkle ve iştahla derslerine gelir. tavsiye ettiği tüm kitapları okumalısın bence, tavsiye ettiği her şeyi ara, bul ve yap. bakmayın biraz sert durur ama dünyanın en tatlı adamlarındandır, ona baktıkça reklamcılığın gerçekten ancak aşkla, bağlılıkla yapılabildiğini daha iyi anlayacaksın.

    celil oker: süper adam! çok iyi dinle, ondan öğreneceğin çok şey olacak. çok nadir olsa da arada bir sinirlenebilir dikkat et aikido biliyor ama kimsenin üstünde kullanmaz. çok keyifli adamdır, ödevleri toplarken “malları getirin” der kimse yanlış anlamasın aman. dersi de kendisi gibi eğlencelidir. reklam yazarı adayları için iyi bir fırsattır kendileri. kendisi çok dolu bir adam olduğundan en ufak bir soruya cevap verirken ile, uzun cümleler kurar ama sıkılma kullandığı her cümlede çok şey bulacaksın. dostluğu da, hocalığı gibi süperdir.

    kaan işmen: onunla ilerleyen yıllarda tanışacaksın. biraz sabret. zor beğenir, çaktırmadan tüyolar verir, anlayan işi götürür. rahat adamdır, işinin inceliklerini çok iyi bilir. uzun saçlıdır, nerede görsen hemen tanırsın. ajansı vardır, muhteşem manzarası vardır bir de. ajansına gireni ortak yaptığını duyacaksın, doğrudur ama çok çalışman gerekir.

    senem burkutoğlu: dünya tatlısı. büyük ihtimalle derslerini iple çekeceksin. yoga ve meditasyonla tanışacaksın. arınacaksın. kendine şaşıracaksın. dünyaya, kendine, etrafına, daha doğrusu her şeye daha farklı gözlerle bakmaya başlayacaksın. çok sinirlendiğinde sınıfı terk etme tehdidi ile ünlüdür, ama biz daha göremedik ama her an yapabilir. gözünden hiçbir şey kaçmaz, öğretmenden daha öte iyi bir arkadaştır. hafızası müthiştir, 120 kişinin ismini bir daha hiç unutmadan ve karıştırmadan 2 derste ezberlediği görülmüştür.

    yeşim ulusu: bir insan marketing’i bu kadar şuhu içerisinde anlatabilir mi anlatamaz mı göreceksin, çok seveceksin...o bir melek.

    yonca aslanbay: zordur ama şirindir, çok bilgilidir. her zaman yoğundur. konuşurken terminoloji kullanmanız konusunda hassastır. uyarır. reklamcı olacaksan gerçekten reklamcı olmanı isteyecektir. doğrusuda budur.

    eray makal: onu anlatmaya kelimeler yetmez. mükemmeldir. şahanedir.


    aslında ismini burada saymadığım bir sürü insan daha var ama çetenin elebaşları bu insanlardır. hepsi çok değerli, hepsi çok önemlidir.


    şimdi gelelim okulla ilgili tüyolara;

    • santral’e aşık olacaksın derslerini aksatma.
    • okuldaki müzeleri muhakkak gez.
    • otto’ya git ama çok içme.
    • çok içersen derste belli etme!
    • shuttle saatleri ve yemek fiyatları konusunda şikayet etme her şey yolunda.
    • bilgi’de güzel kız ve erkekler vardır efsanesi doğrudur göreceksin.
    • okulda öğrenciler arasında asla ayrımcılık yoktur, çok sıkı bir rocker’ın yanında güzel bir çıtır görebilirsin şaşırma. onlarda şaşırmıyorlar çünkü.
    • her sene çevrendeki insanlar değişecektir, normaldir. herkesle iyi olmak zorunda değilsin ama kimseye önyargılı yaklaşıp kötü olma. ama sen yinede herkese yakın ol faydasını göreceksin.
    • projelerdeki grup arkadaşlarını iyi seç, zaten seni uyaracaklardır hep sorun çıkar.

    şimdi sıra reklamcılıkla ilgili tavsiyelerde;

    • bu işin ancak aşkla bağlanarak yapılacağını asla unutma.
    • bu meslek dışarıdan herkese çok kolay, eğlenceli gelebilir, çok iyi maaş alacağın da söylenir inanma. böyle bir strese yürek dayanmaz.
    • emin ol yoldan geçen herkesin bir reklam fikri vardır, sen o yollardan geçme farkın olsun.
    • eline ne geçiyorsa oku!
    • çok araştır. sadece türkiye’de değil dünyada neler olup bitiyor bil.
    • gündemi çok iyi takip et. iyi bir fikrin nereden geleceği belli olmaz.
    • okuldayken girebileceğin kadar çok yarışmaya gir. hepsinde dereceye gir.
    • sektör zor ve kalabalıktır. staj yapmaya erken başla.
    • ileride nerede olacağına erken ama iyi karar ver. yazar mı, grafiker mi vs.
    • ingilizceni sağlama al.
    • elinden geldiğince gez, dolaş, eğlen.
    • okul zamanı pek sorun olmayacak ama işe girdiğinde her gece geç çıkacağın için sevgilinle aranı iyi tutmaya çalış .
    • çok çalış.
    • çok çalış.
    • çok çalış.
    (yazar kafa, 16.06.2008 16:05)
  11. hukuk fakültesi için:

    ilk sene alacağınız baba dersler anayasa hukuku, medeni hukuk ve roma hukuku'dur.

    anayasa hukuku'na serap yazıcı girer. derslere devam ederseniz, evde ekstra çalışmanıza bile gerek kalmaz. serap hoca ergun özbudun'un anayasa hukuku kitabını satır satır işler. derste bu kitabı kucağınıza alıp, önemli yerlerin altını çizmeniz size büyük yarar sağlar. sınavda soracağı sorular, ders sırasında üzerinde durduğu konulardan belli olur. doktrinde tartışmalı konular ve anayasa mahkemesi'nin verdiği yanlış kararlar önemlidir. ders sırasında yeri geldi mi sınıfa soru sorar, doğru yanıtlayanın ismini ve numarasını asistanına yazdırır. bu tür durumlarda cevap vermekten çekinmeyin, size büyük avantaj sağlar. ha bir de serap hoca geçirdiği bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiştir. o yüzden "ulan bu kadın niye hep güneş gözlüğü takıyor?" diye ortalıkta dolaşmayın.

    medeni hukuk hocanız yeşim atamer'dir. hukuk ile ilgili en temel kavramları ilk kez bu derste öğreneceğiniz için mutlaka ama mutlaka derslere girin. aksi takdirde daha sonra "ulan bunun anlamı neydi, peki ya bu ne anlama geliyor?" gibi sorularla boğuşursunuz. ve en önemlisi pratiklere mutlaka girmelisiniz. sınavda çıkacak soru tipleri ve o sorulara ne şekilde cevap vermeniz gerektiği pratik derslerinde öğretilir. o yüzden bu dersleri kaçırmamaya bakın, elinizden geldiğince katılın. sınavlara kanunlarla girilebiliyor, o yüzden medeni kanun'u kullanmayı öğrenin. sınavda vereceğiniz cevapları kanun maddeleriyle destekleyin.

    roma hukuku'nu belgin erdoğmuş verir. derslerde kendi kitabını satır satır işlediğinden, derslere katılmamanızın pek de olumsuz etkisi olmaz. zaten geçmişte yaşadığı yüz felci nedeniyle konuşmasını anlamak da zordur. evde çalışıp da geçebilirsiniz. ama konuların çoğu ezberdir. bunu aklınızdan çıkarmayın.

    tk (türkçe) dersi kolaydır. derste yoklama tutulur, hoca devamsızlığa dikkat eder. devamsızlık sınırını aşarsanız otomatikman dersten kalırsınız. o yüzden buna dikkat edin, devam oranınızı iyi ayarlayın.

    kanımca hukuk fakültesi'nin en kolay senesi ilk senedir. altınızda ders bırakmayın, ortalamanızı yüksek tutun. zira devam eden seneler bu kadar kolay geçmeyecek.
    (strateji, 23.08.2008 17:43 ~ 26.08.2008 01:06)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil