1. otobüslerdeki muavinlerin bıraj yolu balcalı bıraj yolu balcalı nidalarından korkmayın bir süre sonra çok normal gelmeye başliycaktır. yaz aylarında sakın akşam 7 den önce sokağa çıkmayı denemeyin sarı sıcaklar kavurur insanı. daha önce hiç yemediyseniz eskimo ya da karsambaç yemeye çalışmayın. site içinde bile olsa salça mevsiminde biber temizleyen teyzeler grubunu görürseniz sakın şaşırmayın. ha bir de unutmadan yaz aylarında balkonda yatmak isterseniz eğer sabah üzerinize doğacak olan güneşten fenalık geçirerek uyanmamak için yatmadan evvel önlem alın.
  2. 7/24 açık duygu cafesinde gecenin kaçında giderseniz gidin tavlanızı atar, sıcak çayınızı içersiniz.
    7/24 açık kebapçılarında saat kaç olursa olsun gider karnınızı doyurabilirsiniz.
    çıkayım da bir dolaşayım dediğiniz de bir sürü mekan bulursunuz.
    kampüsün de gezer, son durak cafesinde kahvenizi yudumlar, manzaraya aşık olursunuz.
  3. arkadaşım!! onlar portakal değil turunç. portakal limon arası bir meyve. kaldırımlarda bütün kış durur öyle ağaç başında. limon gibi kullanılmaz yemeğin tadını değiştirir, portakal gibi yenmez tadı tuhaftır. reçeli ya da ekşisi yapılır o da masraflıdır.

    sevgili uzatmalı belediye başkanımız aytaç durak zamanında "haram değil, toplayın yiyin çürüyor ağaç başında" diye fetva bile vermişti ama yine de pek rağbet görmedi.

    asıl güzel yanı baharda çiçek açmışken çok güzel kokar kaldırımlar, bir de üstüne yağmur yağmışsa hele, şehirden gitmeye karar vermişken gözleri doldurup vazgeçirebilir bile.
  4. rahat memlekettir. mevsim olarak izmire çok benzer. insanları ilk başta kaba gelebilir ama bu kabalık aslında doğallıklarındandır ve aslında çok samimidir. girdiğiniz mekana ağzınızı doldurarak "selamınaleyküm gardaş" diyin. ayrıca "kirve, dezzeoğlu, dayı" gibi lafları da kullanabilirsiniz. garipsenmez, hoş karşılanır. yaka bağır açık gezen adamlara aldırış etmeyin, adamlar mecburen o sıcaklardan o şekilde korunmaya çalışıyorlar. ana avrat hatta allah kitap sövenler oldukça fazladır. önemsemeyin. bahar aylarında adanada yağmur sonrası kaldırımlarda yürümek müthiş bir şeydir.
    geceleri her köşe başında sarı çadırları ile şırdancılar vardır, önyargılı olmayın, ilk kokusuna aldırmayın, oturun ve o enfes lezzeti deneyin. önyargı meselesinin içyüzüne gelince; şırdan şeklen penisi andırmaktadır ancak biyolojik olarak koyunun bağırsağının bir bölümüdür.
    şırdan yerken, yanınızda oturak sosyetik bir bayanın "bana irilerinden olsun, yapraklılarından" demesine şaşırmayın ve pis pis sırıtmayın. tepki görebilirsiniz.

    mekan önerilerine gelince;
    şırdan için şırdancı ünal (barajyolu ve turgut özal caddesinde şubeleri vardır)
    ciğer ve kebap için eyvan kebap, ciğerci 184, kolcuoğlu ve eski adana civarındaki salaş mekanların hepsi
    şalgam için barajyolundaki işbankası karşısındaki doktorum şalgamı
    ciks mekan konusunda ziyapaşa north shield, ziyapaşa özsüt, gazipaşa mado, güzelyalı lava, kaktüskent, beyazevler trip kafe, turgut özal la noche, retro, anemon vs vs gibi mekanlar mevcuttur.

    ayrıca (bkz: bir adanalı olarak ben)
  5. adana'ya geldim kebap yiyeyim diye kasmayın illa. zaten yiyeceksiniz.

    asıl arayışınız kazım büfe olsun. orda bi muzlu süt için. yalnız dev bir bardağın yanında gelen ikinci minik bardağa şaşırmayın e mi. blendar sürahisi sizin için dolduruldu. koca bardağın almadığı kısımı da o küçük bardakta sunuyorlar size, olay o yani*.