lisenin bitmesi ile birlikte "üniversite süper bir yerdir", "üniversite özgürlük demektir", "bak derslerini ihmal etme aman haa"...vb. şeklinde verilen öğüt çuvalı. fakat her üniversite eğitiminden tut sosyal ortamına kadar farklı olduğundan ötürü doğru bir karşılaştırma yapmak mümkün değildir.
liseden yeni mezun olmuş, üniversiteyi yeni kazanmış öğrencilere verilmesi gereken bilgiler bütünü.
ilk olarak üniversite hayatıyla ilgili duyduğunuz, bildiğiniz her şeyi unutun çünkü bunların hepsi yalandır. örnek mi istiyorsunuz. buyrun size örnek:
"oh be bu son senemiz yoklamayla uğraştığımız, seneye üniversitede derse uğramayız yan gelir yatarız evde."
gerçek: bölüm derslerinde genellikle yüzde 70 devam zorunluluğu vardır. havuz derslerinde de zamanında yoklama yokken, yeni öğrencilere zorluk olsun diye yönetimler güzellik yapıp onlara da yoklama konmuştur. ee nolcak canım arkadaşlara imza attırırız olur biter diye de düşünmemek lazım. papaz her gün pilav yemez. hocaların listeden yoklama yapması veya sınıfı sayması gibi güzelliklerle bazı derslerde seve seve yoklamaya girersiniz. laboratuvarlarda falansa yoklama olayı liseden bile sıkıcıdır. lisedeki kadar bile devamsızlık hakkınız yoktur. şimdiden bu yanlış anlama için size geçmiş olsun.
"aman lisede son senemiz. yıllardır doğru dürüst ödev yapmıyorduk. şimdi üniversiteye girince iyice rahatlarız."
biraz zor rahatlarsınız. havuz derslerinde düşük yüzdeli ödevleri başta ciddiye alıp sonra yüzdesi düşük diye çoğu kişi bırakır. ödev yapmadan bu dersleri verir. ama iş bölüm derslerine geldi mi, bazı derslerde hocaların bilmemkaç ödev vermedin mi finale giremezsin gibi yaptırımlarıyla burun buruna kalırsınız. ha itü kimya mühendisliğine girdiyseniz, zaten geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum size. ödevlerinizin yüzdesi vizelerden yüksektir. yüzde 20 lik ödev payını ben almasam da olur diyebilirsiniz ama bakalım, hocaların ilkokuldaki küme çalışması gibi oluşturduğu takımınızdaki arkadaşlarınız buna razı olacak mı.
(bkz: ödev yapan kimya mühendisleri)
"hadi abi bi sene daha çalışalım. seneye okulu kazandık mı güzel kızlar, yakışıklı kızlar, amerikan dizilerindeki gibi bir üniversite hayatı beni bekliyor. dawson's creeki yıllardır boşa mı izliyoruz biz. bu günlere hazırlık olsun diye."
kusura bakmayın ama gene sizi yemişler. üniversite denen şey öyle televizyonda izlediğiniz yabancı dizilere, kampüsistanlara falan benzemiyor. etrafta bolca bizim çancı dediğimiz, sizin inek dediklerinizin bir üst modelinden bulunuyor. sürekli başkalarının kuyusunu kazan bu insanlar bir de not döneminde hocaların odasından çıkmayıp ortamalarına katkıda bulunuyorlar. kızlarla erkekler mevzusuna gelince bence bu konuda da kendinizi çok kandırmayın. bu hayallerle okula gelen, önüne çıkan ilk erkeğin/kızın kendisiyle çıkacağını sanan zihniyetteki insanlar yüzünden bir abazan geyiğidir, yakışıklı erkek yok, güzel kız yok geyiğidir gidiyor okullarda. bal gibi de hepsi var ama bulana. illa okuldan da bir sevgili edinmeniz lazım. dışarda da bir hayat var.
"bu üniversitelerin, özellikle de itünün sosyal hayatı yokmuş"
bu da yalan, isteyene çok da güzel sosyal aktivite olanakları var. geçen yıl okulda muhtemelen herkesin zevkine hitap edecek bir konser olmuştur. birebir bakıldığında tabi herkes tümünden memnun değildi bu konserlerden ama bütün olarak bakıldığında bir çok farklı müzik türünün konserleri vardı okulda. sadece konserler değil, film gösterimleri, spor karşılaşmaları, klüpler derken aslında çok da güzel isteyene sosyal ortam da sunuyor üniversiteler. ama kalkıp da beklememek lazım, armut piş ağzıma düş. gidip kendiniz bulacaksınız size uygun klübü, afişleri takip edip olaylardan haberdar olacaksınız ki, sonradan şikayet edip "burada da hiçbir şey yokmuş. ben bunca yıl bunun için mi çalıştım." demeyin. ha zaten eğer üniversiteye sadece sosyalleşme amacıyla, geliyorsanız zaten siz bi gidip çay suyu koyun gelin.
aileniz sadece daha iyi bir eğitim alıp, daha emin bir yerde okumanız için sizi özel üniversiteye yolladıysa "aman tikkylerin içine gideceğim lanet olsun." diye sakın çemkirmeyin. hoş, gittiyseniz de 2-3 ay sonra bu tavsiyeme gerek kalmaz anlarsınız. ayaktaki timberland, kafadaki ray-ban insanı tikky yapmaz. kafada olmayan beyin insanı tikky yapıyor.
sakın sakın sakın ola ki "zil çalsa da çıksak artık" gibi bir cümle kullanmayın.
sekreterliklere artislik yapmayın, uzlaşmacı çözüm yolları arayın; ama kendinizi de ezdirmeyin.
ilk sene ders seçme imkanınız varsa, geçmesi kolay hocalardan seçin, moraliniz yükselir.
yurtlar asla tanıtım kitapçıklarında gösterildikleri gibi değildir. ama çok keyiflidir.
en iyi not tutan öğrenciyi gözünüze kestirin ve onunla samimi arkadaş olun bu sayede hem derslere olan ilginiz artar hemde not bulma sorunu yaşamazsınız. samimi ve içten olun, kimseye rol yapmayın, içinizden geleni tutmayın bırakın aksın kendi kendinizi ortaya çıkarın. unutmayın sadece okumakla adam olunmuyor, kendi kendinizi yetiştirin, bir takım şeylerin ayağınıza gelmesini beklemeyin, gidin kendiniz yaratın fırsatı ve asla vazgeçmeyin, yalnızlığınızı da kendinizle paylaşın.
ilk başlarda biraz zor gelmesi olası olsada sonradan müptelası olacağınız yerdir üniversite.
hazırlık okuyorsanız okula gitmeyin bölüme gecincede hocasına göre davranın ama mutlaka bir kaç tane inek arkadaşınız olsun hemen üniversitedeyim özgürüm ortam çok farklı olacak deyip hayal kırıklığı yaşamayın
"ne güzel lan çevrem oluyor." felsefesinin yanlışlığını öğrenin, "herkesle arkadaş olmalıyım."'ı motto bellemeyin. aceleyle kurulan yanlış arkadaşlıklar çok ağır sonuçlara yol açıyor.
not: bunu söyleyen hayatın feleğinden geçmiş biri değil, sadece üniversite 1 öğrencisi. düşünün sonuçları ne kadar kısa sürede ortaya çıkıyor.
ne olursa olsun bir dersin ilk 2-3 saatini kaçırmamaya bakın. sınıf bir kaynaşma modu içinde olacağı ve hoca beklentilerini, dersin konusunu belirteceği içindir ki bu saatler çok önemliymiş, ben bugün bunu gördüm.
hocanızın, verdiği dersten başka özel bir uzmanlık alanı varsa ve bu alan dersle alakalı ise sınavda bu alandan soru gelmesi muhtemeldir.
aileniz ne kadar para gönderirse göndersin ay sonunu getiremeyeceksiniz.
bu durum ilk 8-10 ay için geçerli değildir, nedendir bilmiyorum ama o zaman aralığında para sıkıntısı çekene rastlamadım. ancak ne zaman ki o zaman aralığı biter, işte o zaman aileniz eskiden gönderdiği paranın 2 katını gönderse bile para yetmeyecektir.
yolun başıdır.hayallerinizin olduğu zamanlardır.umutlarınızın olduğu zamanlardır.bir süre umutla devam edersiniz,yeni şeyler,yeni arkadaşlar diye sonra sıkılırsınız devamsızlıklar, ders asmalar,vizelere girmemeler başlar.bırakmak istersiniz,bu umutların yavaş yavaş tükenişidir.asla mezun olamayacakmışsınız gibi gelir ama sonra bir gün siz de o mezunlardan olursunuz.işte o gün dersiniz ki ilk günlerdeki heyecanı hatırlayıp,keşke daha uzun sürseymiş.
- eğer ortam yapayım, çeşitli bölümlerden arkadaşlarım olsun, kendi bölümüme başladığımda en azından tanıdığım birkaç kişi olsun diyorsanız mutlaka hazırlık okuyun.
- her beğendiğiniz kıza asılmayın, daha önce yanında hiç görmediğiniz bir sevgilisi olabilir.
- öğrenci işleriyle aranızı iyi tutun, haklı da olsanız tartışmaya girmeyin.
- unutmayın hocalar birer yaşlı kurttur, siz giderken onlar dönüyorlardı dalga geçip laf koyayım sınıfta karizma yaparım derken kapak olursunuz.
- (erkekler için) tikky kızlarla vakit kaybetmeyin, zaten hepsi birbirinin fotokopisi kapristen başka bir şey üretmiyorlar.
- sevgili ayarlarım deyip ilgi duymadığınız kulüplere boşu boşuna üye olmayın.
- yalnızlık canınıza tak ederse ve sevgili bulamadıysanız arkadaşlarınızdan yardım isteyin boşta olan birilerini mutlaka tanıyorlardır.bu da bir çeşit görücü usülü ama olsun.
lisedeki gibi bir çok sınav haftası olmayabilir, bir dönemde bir vize bir finaliniz olacak olabilir ama unutmayın ki konu birikmesi diye bir şey vardır ki evlere şenliktir, aha o yakar sizi..gevşemeyiniz.
gelir gelmez alemlere akayım piyasa yapayım du kız düşüreyim önüme gelene çakayım mantığıyla hareket edip dersleri iplemesseniz ilerki sınıflarda her an tarraklara gelebilirsiniz.o yüzden akıllı olun efendi durun. ilk seneki derslerden ortalama yapıp sonra gotu yayın.ve ayrıca kesine kesin bi kluptur sosyal aktivetidir ne bulursanız burnunuzu sokun.
yeni tanıştığınız kişiler hakkında hemen yorumda bulunmayın. kim lan bu hippi değdiğiniz kişi can ciğer arkadaşınız; ya bu çocuk tam kafama göre hep bununla takılayım dediğiniz kişi gıcık kaptığınız selam bile vermediğiniz olabilir.