karanlıkta koşanlar ve yeditepe istanbul kanımca türk televizyonlarında yayınlanmış gelmiş geçmiş en iyi iki dizidir. birinde zuhal olcay, meral okay,uğur polat gibi diğerinde ise haluk bilginer ve uğur yücel gibi devlerin oynaması bu dizileri bu denli değerli kılmıştır.
türk dizilerinde kültlerdendir. her yaz verilen tekrarları bile izlenmeye doyulmaz. ama keşke biraz daha uzun tutsalar, mesela iki bölümü birleştirseler...
(bkz: burdan yetkililere sesleniyorum)*
saçlarını dağıtır rüzgar yedi tepeüzerinden
hatıralar tarihin küllerini savurur
kadın gibi kısrak gibi sarılayım gel ince beline
yarim istanbul gel öpeyim gerdanından
her izlendiğinde farklı anlar yakalanabilen diziden öte farklı bir yapım.sözler, bakışlar herşey farklı.onlardan biri olmak istiyorsunuz nedense; mesela ali'in en yakın arkadaşı. herbirinin farklı ama ortak yaşamları, anları, hayalleri..akıla kazınmış anlarda, replikler ezberlenmiştir..ve aynı anda söylersiniz..
ahh ahhh nası bi diziydi o..bugüne kadar izlediğim en başarılı yerli dizi.tüm oyuncular karakterlere cuk oturmuştu yıllar sonra duruyu kurtlar vadisinde görünce iyi bi şok yaşamıştım.
son bölümü itibariyle, klasik türk dizilerinin aksine düğün, nişan, kına gecesi, ölüm, ayrılık gibi büyük olayların yaşanmadığı, şiirsel anlatımın, ağdalığa kaçmadığı ender dizilerden biri.
birinin aşkı için roman yazabileceğini göstermiş, sonuyla hepimizi ambülans şoförlüğüne özendirmiş izlerken içimizde bir yeri sızlatan, oyunculuk nedir gösteren süper dizi. repliklerini ezberlediğim halde izleyebilirim.
ali ulvi hünkar'ın muhteşem senaryo kabiliyeti ile eşsiz bir değer daha kazanan diziler üstü bir şeydi. türkiyedeki başarılı oyuncular denince akla ilk gelen isimler hep ordaydı. keyifle izlerdik. unutamadığım repliklerinden bir parça da vereyim tam olsun. bu repliklerin tümü mahallenin romanını yazan yusufun (emre kınay) sözleriydi.
"ben bakınca kanayan bir şehir oluyor yüzü"
"öyle bir gül ki bana, seninle gelmem için başka sebep gerekmesin."
bir de bu dizide önem karakteri bence en başarılı olandı. günay karaca döktürmüş de döktürmüştü. aman tanrım, çıldırma sahnelerini mi anlatayım, manyak hallerini mi... kusursuz bir diziydi vesselam. türk ekranlarının yüz akı, denebilir rahatlıkla.
şimdiye kadar hiç izlemediğim ancak bugün youtube'da izlediğim videoları sayesinde büyük bir heyecanla baştan sona izlemek istediğim dizi...
hele ki şu videoda söylenen sözler yenilir-yutulur türden değil; boğazım düğümlendi şerefsizim: http://www.youtube.com/...
saat 15:12 itibariyle edit:
dayanamadım sahneyi yazıya döktüm:
duru: dünyanın en şık halteri…
ömer: hüznümün üzerine ağırlık koymam lazım, di mi ama?... yani vakitsiz bir gözyaşı olmasın diye muhtelif duygularımıza kas yapıyoruz…
duru: sen çok acayipsin yaa…
ömer: ben şahin görünümlü serçe gibiyim… yani, pejo motorlu vosvos gibi… içim dışıma uymuyor ama her yere beraber gidiyoruz… hatta seni bile aynı anda seviyoruz…
(duru gitmek üzereyken)
ömer: kapanması gereken defterler kapanır duru… seni şuraya işlemiş olmanın tafrası yeter bana…
güzel insanların güzel aşkların anlatıldığı dizi.bu nasıl bişeydir dedirtir insana kalbin çarpa çarpa izlersin.sonra bi dizi niye benim hayatımı bu kadar etkiliyo diye sorarsın tıpkı onların yaptığı gibi durmadan kendine soru sorarsın.
trt nin yaptığı iki güzellikten birisidir.diğeri için:
(bkz: yedi numara)
zuhal olcay'dan uğur polat'a,meral okay'dan yeşim ceren bozoğlu'na,hikmet karagöz'den özgü namal'a herkesin çok başarılı olduğu,rolüne çok yakıştığı,kim ne derse desin hayranlıkla izlenen,1000 kere tekrar edilse 1000 kere kaçrılmadan izlenecek dizi.ayrıca televizyonda sanat olur mu'ya verelicek en güzel cevap.evet işi doğru düzgün yaparsan olur.çok izlenir,çok beğenilir,üzerinden yıllar geçse de kimse tarafından unutulmaz.