ayıptır herşeyden önce adamlar o kadar uyarı levhası koymuşlar "lütfen cep telefonunuzu kapatın" diye. neden? otobüs şöförünün bizzat kendisinden gelen tanıma bakalım: "beyin var kardeşim otobüste etkiliyo aracı"
kendisini bu işe karışmakla görevlendirmiş pek çok kişinin de otobüsün neresinde oturuyor hatta ayakta duruyor olursa olsun cep telefonu çalan ya da arayıp birisiyle konuşan kişiye bir çığlık eşliğinde beyfendi/hamfendi telefonunuzu kapatır mısınız? şeklindeki yakarışlarını duyabileceğimiz an. işin komik yanı, bu otobüs sizin için yenilendi şeklindeki sloganıyla sadece koltuklarının ve demirlerinin yenilendiği 85 yapımı bir otobüste insanımızın yine de cep telefonuyla konuşmaya çekinmekte olduğudur.
toplumumuzda yıllarca göçebe yaşamaktan kaynaklanan topluluk içinde yaşayamama sorununun bir sonucudur.konuşanların %90'ı bu yasağı bilmediğinden değil tınlamadığından konuşmaktadır.bu sorunu çözebilmek için yapılabilecek en iyi şey otobüsün tüm camlarını insanlar telefonun yasak olduğunu kabul edinceye kadar dışarıyı görmeyi engelleyici bir biçimde kocaman "telefonla konuşma lan" yazılarıyla kaplamaktır.ancak bu zaman insanımız insanlığından utanır da bu tuhaf huyundan vazgeçer.
(zırrrr zırrrr)
-alo
-kardeşim telefonu kapat.
-acil abi acil olmasa açmam.
-nerden anladın acil olduğunu, üstünde mi yazıyor?
-acil olmasa çağrı atardı (!)(ne alaka...)
gibi bir olaya tanık olmama sebep olan faaliyet
herhangi bir riski yoktur bu olayın.yeşil iett otobüslerinde "cep telefonlarınızı kapatınız,türk kalp vakfı" yazısı da dikkat çekicidir.körüklü otobüse binenlerin kalp krizi riskleri olmuyor mu nedir?..neden körüklülerde böyle bir emrivaki yok merak eder dururum.
yeşil iett otobüsü ile ilgili enteresan şeyler bizim millete direkt empoze edilmiştir.bir şehir efsanesine göre yeşil otobüslerde cep telefonu açık ise,otobüs öcü olur,her tarafından yılanlar fışkırır..
bizler kurallara çok uyan bir milletiz ya,o yüzden hemen uyarırız:"hanfendi bak ölümümüz sizin çeneniz yüzünüzden olacak","allahın adını verdim iki dakka sus be kadın","sayın bayım ağzını skeyim kapat şu telefonu"...
ha bu amına kodumun yeşil iett otobüslerini de bir sevemedim gitti bu arada.
tüm yolcular sanki otobüs bir bomba, cep telefonuda onun tetikleyicisiymiş gibi insanın üzerine gelir.en fazlada otobüsün durduğu görülmüştür fazlası olmamıştır hiçbir zaman.
kesinlikle teknolojik açısından mantıksız olan bir durum. herbir parçası dökülen bir otobüste nasıl son teknoloji olur ben anlamadım. hele de buna inanan "idiot" insanlık vardır ki çözemedim. sevgili kardeşlerim, öyle ota boka yolda kalınacak olsa, o otobüsler nasıl tse mi nedir onay alsınlar! ancak şöyle bir uyarı olabilir: "sevgili dinkardeşlerim, sabahtan akşama kadar otobüste sizin geri muhabbetlerinizi dinlemekten beynimin içine edildi, bu otobüste telefon kullanılmaz...". teli kullandığınızda da zaten sizi uyaracak binbir tane atlak çıkacaktır.
askeri birliklerin birinde "bank nöbeti" adında bir nöbet vardır. koğuş nöbeti, cephane nöbeti vs görevlerin yanında, sırası gelen asker bir bankın başında da nöbet tutar. birgün meraklı bir subay o bankın başında neden nöbet tutulduğunu merak eder ve nöbet belgelerini araştırarak sonuca ulaşır.
8-10 yıl önce bir akşam vakti, ortamdaki rütbelilerden biri, bir ere görev verir. "şu ağacın dibindeki bank yeni boyandığı için oturmayı yasaklıyorum, sen de gidip başında nöbet tutacaksın ve oturmak isteyene "komutanımın emridir" diyerek izin vermeyeceksin!" askerin verdiği tek yanıt "başüstüne komutanım!" olur ve nöbetine başlar. askerin orada nöbet tuttuğunu gören yazıcı, nedenini sormaz ve "vardır bir hikmeti" diyerek ertesi akşam orada başka bir askeri görevlendirir. zaman geçer, yazıcılar, erler, komutanlar değişir ancak "bank nöbeti" kalır. "bugüne kadar tutmuşlar, elbette bir nedeni vardır" der sonradan gelenler ve 10 yıl boyunca nöbet tutulur bankın başında.
bu da bir deney:
bir kafese dört tane maymun kapatırlar. kafesin iki tarafına muz salkımları asarlar ve salkımlardan kapıya yakın olanına yaklaşan maymuna tazyikli su sıkarlar. maymunlar birkaç kez dener ancak tazyikli suyla ıslanıp düşerler devamlı. en sonunda yılar ve bırakırlar kapıdaki güzel muzlara koşmayı, diğer köşedeki muzları yerler.
gün gelir, maymunlardan biri kafesten çıkarılır ve yerine başka bir maymun konur. kafese giren aç maymun direk kapının yanındaki muzlara uçar ancak daha muzlara yaklaşamadan diğer maymunlardan öyle bir dayak yer ki, neye uğradığını şaşırır. birkaç kez daha dener ama her seferinde diğer maymunlardan dayak yer. muzları kapamadığı için kafese su da sıkılmaz tabii. takip eden günlerde, maymunlardan biri daha değiştirilir, muzlara uzandığında aynı sopayı yer. ve ona saldıran maymunların arasında en sinirlisi de kafese sonradan gelen ve sudan haberi bile olmayan maymundur.
zaman bu şekilde akıp gider ve maymunların hepsi değiştiğinde, hatta 3. nesil maymunlar geldiğinde bile o köşedeki muzlara uzanan maymun diğerlerinden dayak yer. evet kafesteki maymunların hiçbirinin ne sudan haberi yoktur ancak "böyle gelmiş, böyle gidecektir."
gelelim asıl konumuza. türkiye adında bir ülke vardır ve bu ülkenin belediye otobüslerinin yeşil olanlarında cep telefonuyla konuşmak yasaktır. kavgalar çıkar, boş otobüste şempanze olmaktan beter durumlarla karşılaşılır, "benim telefonla konuşmam yasak, sen konuş ben dinliyorum"fıkraları türetilir. ancak bir kişi de kalkıp "nedir bu olayın aslı kardeşim?" diyerek bu otobüslerin üreticisi olan mercedes'e soru sormaz.
sonra ne mi olur? yeşil otobüslerin kullanıma girmesinden ve -haliyle- cep telefonu kullanmanın da yasaklanmasının üzerinden tam beş sene geçer, şebnem demir adında sıradan bir vatandaş kalkar mercedes'e sorar. "neden yasak?" mercedes'in yanıtı 450 koyunun uçurumdan atlayarak telef olması gibi trajikomik hikayeyi 75 milyon insana uyarlayacak düzeydedir:
"ürettiğimiz o 345 model araçta, günümüzde kullanılmakta olan cep telefonu veya telsiz kullanımının olumsuz bir etkisi yoktur." burada sözü edilen o 345, belediyenin kullanmakta olduğu yeşil otobüsü tanımlıyor elbette. yani belediye bu araçların fren sistemini modifiye etmeye çalışmadıkça bir sorun yoktur.
olaya şaşıran şebnem hanım duramaz ve mercedes'in yanıtından bahsetmeden aynı soruyu iett'ye sorar. "insan taşıyan"* iett'nin yanıtı gecikmez:
"otobüslerin içerisinde kullanılan cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar ve diğer telsiz aygıtlarının kullanımı, otobüslerin elektrik/elektronik aksamlarında işlev bozukluklarına yol açarak, otobüslerin işletme güvenliğini tehlikeye sokar."
e oha ama. kraldan çok kralcı olmak bu kadar mı abartılır? bu iett yetkilileri bir gün mercedes'in fabrikasını basıp da "çekil çekil o öyle olmaz" diyerek iett garajından bir ustaya otobüs ürettirmeye kalkarsa hiç şaşırmayın.
mercedes nasıl bir firmadır? bugüne kadar tüm tartışmaları duyduğu halde ortaya çıkıp da "kardeşim öyle iki telefon görüşmesiyle bozulacak otobüs üretmiyoruz biz" dememesinin arkasında yatan sebep nedir? medyada bu tartışmalar olurken "yeşil otobüs"ten kastedilenin o 345 olduğunu, en azından bir mercedes olduğunu tüm türkiye biliyordu, mercedes'in burada bir gizli reklam kaygısı mı var? yoksa "dur bakalım hala kendi aralarında didişiyorlar acaba bize ne zaman soracaklar" diyerek dalga geçer gibi beklediler mi bugüne kadar? biz de bu bekleme sürecinde koyunluk rekoru mu kırdık?
burada vatandaşımızı ve elbette kendimi suçlu buluyorum. her ortamda cep telefonu dalgalarının otobüslerin elektronik aksamına zarar vermeyeceğini savunurken, avrupa ülkelerindeki alakasız firmalara bile fırlamalık olsun diye kafama takılan soruları sorup yanıt alırken kıçımın dibindeki mercedes'e bir mail atıp "neden böyle diyorlar kardeşim, zararı nedir, benim anlayamadığım nokta neresi?" diye sormayı akıl edemedim.
çok meraklı olduğumuz avrupa ve amerika'da insanlar en olmadık şeylere dava açıp da milyon dolarları götürürken biz altı yıl bekledik akıllı bir adamın çıkmasını. aferin lan bize. böyle gelmiş böyle gider mi dersin, kraldan çok kralcı olmak mı dersin, meeeeee mi dersin, ne dersen de artık.
mercedeste staj yapmış bir arkadaşımın oradaki mühendislerle yaptığı muhabbetlerden edindiğim bilgiye dayanaraktan söyleyebilirim ki; cep telefonunun yasak olması sadece toplu ulaşım araşlarında cep telefonundan gelen radyasyon vs. zararların yoğunlaşmasından kaynaklanmaktadır. yani insanlar belli süre de olsa bu zararlardan minimum etkilensin diye böyle birşey yapmışlar. zaten otobüs böyle birşeyden bozulacak olsa otobüsün etrafında zaten bir sürü insan olabiliyor. ne bileyim bir metre sağındaki solundaki araçta biri telefonla konuşurken otobüs bozulmuyor da neden illa içindeki konuşurken bozuluyor en başında burda bi mantıksızlık var.
doğru ya da yanlış kanunu uygulamakla yükümlü olan polis abilerimizden birinin telefonla konuşmasına itiraz edilmesi üzerine "yasa yolda yakında serbest olacak hem ne karışıyosun kardeşim sana giren cıkan ne" şeklinde dünyanın en yüzeysel cevabını verdigi olay
melih pazarcı hocamıza göre "cep telefonuyla görüşme yapan yolcu ön koltukta dahi olsa etkileme ihtimali çok büyük değil. cep telefonunun abs fren sistemini etkilemesi nedeniyle kaza yapılması ihtimali yüzde 1'in altında. diğer kaza nedenlerinden, örneğin hatalı sollamayla kaza yapma ihtimalinden daha az. ilk çıkan abs'li araçlarda cep telefonu yaygın olmadığı için böyle bir ihtimal düşünülmemişti. yine de etkilenme olasılığı az; ama yeni çıkanlarda hiç yok. "
ülemizdeki kanun tanımazlık sevgisinin bir başka örneğidir. bu sevgi öylesine büyüktür ki kişiler tatminin doruklarına ulaşırlar. ne de olsa bir reddediş ve karşı koymanın, kendisine manasız ve yanlış gelen bir olguya karşı çıkmanın hazzı vardır.
ancak dikkat edilmesi gereken husus bu şahısların genelde küçük risk taşıyan aykırılıklara karıştıklarıdır. sebep ise gayet basittir ; bu tür otobüslerde telefonla konuşmanın bedeli diğer yolculardan gelecek olan serzeniş yada en fazla dayak yemek olacaktır.
genelde sorunlarla yorulmuş, omuzlarına yük bindirilmiş insanımız, binbir taksitle aldığı megapiksel kameralı mp3 çalarlı telefonunu otobüste gönül rahatlığıyla kullanırken " ulan bu kıytırık alete bu kadar para verdik, gelecek maaşları buna bağladık ama bi yandan hayat pahalı, şartlar zor doğru mu ettik acaba " diye düşünmek yerine tüm bu dertlerini, en fazla bir dayak pahasına kusabildiği bir ortam yaratmış olmanın keyfine varmayı yeğlemektedir.
iki katlı otobüslerde cep telefonu yasağı artık geçerli olmadığından güvenlik açısından pek sorun yaratmayacak durum. ama o kadar insanın içinde bağıra çağıra muhabbet etmek açıkçası pek mantıklı gelmiyor bana.
teknik olarak hiçbir mahzurunun olmadığı defalarca mercedes firması tarafından duyurulmuş olsa da hala bir teamül haline getirilmiş yasağın çiğnenmesi. özellikle antropoz dönemine hızla ilerlemekte olan yaşların insanlarının gıcık kapmasına hatta aşırı derece sinirlenmelerine neden olmaktadır.
bazı insanların, sırf otobüste telefonla konuşanları uyarmak için otobüse bindiğini düşündüğüm durumdur. şöyle ki daha telefon bi bipp diye öter ötmez , ' aouaaaaaoaoaoaoaoaaaaaaaa '' şeklinde bir uyarı alırsınız. otobüste balgam saçan bünyelere sesini çıkarmayan topluluk , birden kenetlenir, bir bütün olur, yıldıramazsınız onları, aaahh ahh.
telefon dalgalarının abs denen zik kırığını etkilemesi için, otobüsün ani fren yapması, abs nin devreye girmesi ve tam olarak aynı anda telefonun çalması gerekli ki, otobüslerin şehir içinde gittiği hıza dikkat edersek pek öyle anormal ani fren yapmıyorlar.. lan 30la gidiyo adam maksimum ne ani freni ne abs si hasta etmeyin adamı...