yaz sıcağında simsiyah giyinen gotik hatun'un erkek versiyonudur. genelde
ergen olan bu insan türünün 40derece sıcağa o simsiyah tişört ve pantolon ile nasıl dayandığı merak konusudur.
bir de yaz sıcağında
deri giyen metalci genç vardır ki, vah vah pişer de pişer.
mevzubahis genç bayan ise kavrulmuş fıstık denilebilir..
on altı-on yedi yaşlarında, hayatla ilgili bir takım sorunları olan bir şahsiyetten bahsediyoruz zannedersem. o yaşta metal dinlemek, saç uzatmak (erkek), saç kısaltmak (kız), siyah giymek, dövme yaptırmak, arka sokaklarda sigara içip güneşe küfretmek için bir şeylerden rahatsızlık duymak gerekir. aksi takdirde hepsi grubundan castin timbırleyk'e uzanan geniş bir yelpazede sunulan layloy envanterinden seçim yapılabilir, mutlu mesut hayat devam ettirilebilir.
bu genç, çözümsüzlüğe bağımlı olduğu, bilinçsizce öfkeli ve kontrolsüzce tepkili olduğu için eleştirilere konu olur daima. oysa, başka hiçbir şeyi olmasa da, inceden yükselen bunaltısıyla bile vasatın bir adım önündedir bana göre. değiştirecek kıvama gelebilmek için her şeyden önce huzursuz olmak ve inat etmek gerekir. yeter ki huzursuzluk, inat ve merak samimi olsun, konformist bir sürü izleme sonarından ibaret kalmasın.
adam hayattan rahatsızsa gölgede otuz derecelik bir sıcaktan mı korkacak? sahra çölü'nde siyah dar kotla gezen metalci genç bir bedevi söz konusuysa başka tabi.
giyim rengi tercihi olarak
siyahı seçmek gibi gayet olası bir seçim yapmış ve giymiş gençtir. rahatsa gerisi teferruattır. yok ergen yok rahatsız boş şeylerdir bunlar.
"
kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp sordum" mısraları eşliğinde beyni fokur fokur dolaşan gençtir, elleşmemeye dikkat edelim.
(tatalu, 19.09.2008 00:22 ~ 17.02.2009 20:43)
bir de üstüne
dimmu borgir dinliyorsa acil ruhsal tedavi gerektirir, gençlik sendorumunu aşmıştır. metallica t-shirt'ü falan giyiyorsa aldırmamak gerekir, 2 sene sonra sıkılır. hatta bakarsın itü sözlük yazarı olup metallicaya çamur atar. (bkz:
death magnetic)
"termometrenin içindeki civanın tavana vurmuş olması, üstüne havadaki nem miktarının yarattığı ağırlık, yeni dökülmüş asfalta yapışan kutu kolaların açma halkalarıyla süslediğim siyah botlarım... hiçbir şey umrumda değil. kimse beni anlamıyor; neden kendimi bu simsiyah kıyafetlerimin arkasına sakladığımı, neden kendimi kızartmaya çalıştığımı kimse bilmez, kimse bilmez... boynumdan aşağı ter derecikleri süzülüyor ama bu da umrumda değil; çünkü herkes ama herkes benim farklı olduğumu görmeli, kahretsin ya, ben cradle of filth dinliyorum, bu aralar idolüm dani'ciğim. o da benim gibi kısacık, minicik ve cep boyutlarında, ama bak, vampir olmuş... ben neden vampir olmayayım ki? kendi kanımı içmeye kalksam vampir olamıyor muyum ayrıca, her gün bileklerimi kesiyorum çünkü... boşa gitmesin bari kanım? aslında vampir olma konusunda bayağı ilerlemiş sayılırım, yani en azından görüntü açısından; alice cooper taklidi makyajımla dolaşıyorum hem ortalıkta: kalitesiz rimelimi ve göz kalemimi sürüyorum, gözümün altını üstünü siyah fara bulayıp ağlıyorum... ağlamak hiç zor değil benim için... bu dünyada yaşadığım her güne lanet ediyorum çünkü, kahretsin, ben buraya ait değilim!!!!1111111 neyse işte, rimel, kalem ve far akınca aynı alice cooper oluyorum, aynı ama. cesaret edebilsem gene simmons makyajıyla da gezeceğim ama henüz o noktaya gelemedim sanırım...
neyse, en son 56451'inci grup tişörtümü, yani xxl bir slipknot tişörtünü giydim, siyah pantolonumun üzerine zincirler taktım, bir paçasını da yukarı sıyırıp çengelli iğneyle tutturdum ki file çorabım görünsün. açma halkalı siyah botlarımı da ayağıma geçirip "fuck it all, fuck this world!" diye kendi kendime söylenerek dışarı çıktım. hava 40 dereceydi sanırım, ankara'nın en sıcak günlerinden biriydi, onu hatırlıyorum. benim gibi kayıp arkadaşlarımla buluştum. 2841 mesaj attım sevgilime ve kavga ettik, ben yine hayata küstüm. her dışarı çıkışımızda yaptığımız şeyi yapıp parkta içmek için kırmızı tuborglarımızı aldık. 2. kutuda gözlerimin karardığını hatırlıyorum. uyandığımda hastanedeydim, kayıp arkadaşlarım da başımda beni bekliyorlardı; bir tanesi yatağıma kustu, diğeri salya sümük ağlıyordu, siyah makyajı boynuna kadar akmıştı..."
- arkadaşlarımdan birinin bana, 15 yaşımdayken yazın sıcağında giydiğim botları ve tümü siyah olan kıyafetlerimi hatırlatması üzerine. "ahahahah olm manyaktık galiba o zaman" demiştim, şimdi de o zamanki ruh halimi çözümlemeye çalıştım. böyleydim sanırım. o genç benim. benmişim yani, hafızam silmiş bu dönemimi; malum, hoş olmayan şeyleri unuturuz. ahah.
gerçekten ama, ne yapmışım lan ben?!
ter kokusunu mililitrelerce parfümle bertaraf etmeye çalışan gençtir.
başına güneş geçsinden öte beynine güneş girsin dedigim metalci genç modelidir.
yazın ortası, adana' nın sıcağında (bilenler bilir), 40 küsür derece, öğlen 12-1 sularında simsiyah tişört, siyah-kalın-dar pantolon, siyah bot ve siyah makyajla bizzat gördüğüm bu genç sağlığını hiç düşünmeden bir de sevgilisine sarılmış güneşin bağrında yürüyordu. sevgilisi de aynı özellikteydi ve ikisi adeta etraftaki tüm güneşi üstlerine toplayıp ateş mancınığı halini almışlardı. hayretle izledim. gençliklerine veremedim. zannetmiyorum ki, hiç bir bünye böyle bir acıya katlanabilsin. sırtıma yünlü, kılçıllı battaniye dayamışlar hissi yaşadım. gerçekten çok fena..
aslında tamamen o giydikleri t shirtleri üreten firmanın suçudur. eğer o grup logolarını daha açık bir t shirte bassalar onu giyerler. yoksa niye giysinler canım sıcakta.
(bkz:
yazın güneş altında simsiyah giyinen metalci)
"yaz sıcağı gece de devam eder. gece giymesi de manyaklıktır" diye bi' şey yok. ayrıca bu adam ya da hatun kişi genç de olmayabilir.
(bkz:
metal a headbanger's journey)
gayet de bu durumda olup gençliği aşmak üzere olgun insanlar da vardır metalci . bodrum gibi tatil yerinde hayvan gibi siyah botlar ve simsiyah kıyafetlerle gezen metalci abilerimiz... insan istediğini giyer, istediği gibi davranır, bu konulara fazla takılmamak gerekir.
yaz sıcağında pırıltılı - aynalı kıyafetlerle serinlediğini düşünenler gibi olmayan kişidir.
zayıftır,kansızdır,üşüyodur ne bileyim yaz sıcağında bile ısınamıyodur o yüzden ısıyı emsin diye simsiyah giyiyodur...hemen vurmayın.
omlet yapan gençtir.
bir metalci genç için gayet normal bişey yapan genç. eğer çizme ve deri ceket ikilisine takılmıyor ve ince giysiler giyiyorsa sorun yok, ama diğer durumda üç aylık yaz süresince eriyip yokolma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir...
kışın swedish death metal, yazın florida death metal dinlerse bu kişi, o kadar da yazın sıcağında simsiyah giyinmekten muzdarip olmaz. terlik, takunya, bermuda şort gibi aksesuarlar ile rahat bir yaz geçirir.
pişik yüzünden apış arası ve koltuk altı pudralı olan genç..
(bkz:
hell yeah)
delikanlı ve tutarlı gençtir.
ne zaman ne yapacağı belli olmayan ne idüğü belirsiz gençtir.
nereden mi biliyorum; tabiki de
bilmem'den.
(laein, 21.03.2009 23:23)