içten içe terleyip tüm yağ hücrelerini tüketecek ve ardından bir deri bir kemik olup show tv ana haber'e çıkacaktır. spiker soracaktır:
- nasıl böyle oldun lacrimasgül?
+ bir gün kuzenim bize geldi. elinde bir cd vardı. dinledim. ve uyandığımda üzerimde simsiyah giysiler ve suratımda da simsiyah bir makyaj vardı.
ve spiker kameraya dönerek devam edecektir:
- evet sayın seyirciler görüyorsunuz. satanizm çok yakın zamanda bir can daha alacak.
bu havada dışarı çıkıp üstüne üstülük metalci karizmayı bozmamak siyah giyen, kafayı siyah boya küpüne sokup terden daha sonra vıcık vıcık olan gotik karıların aklını sikim. biraz önce mecburiyetten gittiğim taksim'de sıcaktan geberip elimde su şişesiyle yürürken, birkaç tanesini gördüm. utanmasam çıplak dolaşacağım o kadar terliyorum. bunlar siyahlar içinde sanki ilkbahar havası gibi dolanıyorlar.
edit: biraz önce opeth manyağı kız arkadaşım geldi. siyah dize kadar gelen botları, uzun eteği ve siyah ince bluzuyla şöyle baştan aşağı baktım gene goth olmuş ve feci terlemiş. giydiği de ince öyle kalın birşeylerde değil. hani bu sıcakta siyah da olsa giydiği incedir ferah tutar diyorlar ya külliyen yalan. siyahlar sıcak tutar insanı. bot konusuna gelince insanın ayağı hamlar be. ben şunun terini alıyım iyice.
bazilikalarda, katedrallerde defalarca karşımıza çıkmış, defalarca resmedilmiş adem ile havva'nın neden sadece asma yaprağıyla dolaştığını daha iyi anlamıştır heralde. ne güzel serin serin. bronzlaşma da bir yandan.
simsiyah giyindiği yetmezmişçesine,bir de dizine kadar bot giyenleri vardır ki evinize misafirliğe geldiklerinde gerçekten tiksindirirler.
(bkz: ayak kokusu)
(bkz: ayağı kokan hatun modeli)
onlardan biri değilim ama şu durumu da garipsemiyorum. aşağıdaki gibi de anlatıyorum:
1-) yaz mevsimindeyiz diye dışarı her çıktığınızda beyaz, sarı, turuncu mu giyiyorsunuz? hayır, değil mi? kahverengi, siyah, mor da giyiyorsunuz ama ince kumaştan yapılmış oluyor mutlaka. onlar da öyle yapıyorlar. siyah kaşmir kazakla çıkmıyorlar ki. sadece rengi siyah.
2-) bot giyenlere gelince. orta sonda olduğum yaz, bütün bir yaz bot giydim (üstelik dizimin azıcık altında bitiyordu, bot değil çizmeymiş aslında. aa bak yıllar sonra) ve nasıl bir şey olduğunu biliyorum. evet, ayağınız terler. eve gelince yıkarsınız hemen, ondan sonra sorun kalmaz. eğer doğru ayakkabıyı seçebiliyorsanız ayak kokusu problemi de olmaz. (doğru ayakkabıyı seçimini açıklamak gerekirse: bazı markalar ayak kokusu yapıyor. şimdi burdan isim verip de efendim kimseyi) ayrıca, dikkat ederseniz genelde şort ya da etekle giyilir bot. bir şekilde dengelenir yani.
beyleyken beyle arkadaşlar. neticede kimse karizması uğruna bu sıcakta şeker gibi eriyecek değil, herkes kendini ferah tutmayı biliyor.
"yaz sıcağında smsiyah giyiniyorum (en açık koyu gri) acaba ben hangi kadegoriye giriyorum?" diye sordurtan hatun. sanki siyah kıyafet soba beyaz kıyafet klima anasını satayım. hadi diyelim öyle. hadi diyelim insanın giydiği kıyafete bakıp " hımmm bak bak imaj peşinde hatun modeli" filan diye genellemelere kapılıyoruz anlıyorum da bunun üzerinde şöyle beş on dakka düşünmeden "lan acaba ben bu gotik hatun denilen şeyi fazla mı abartıyorum? genel kabul görmüş bu geyik üzeriinden prim mi yapmaya çalışıyor bu deli bilinçaltım gene?" diye kendimize sormadan neden binlerce insanla bu fikrimizi paylaşma ihtiyacı hissediyoruz, bu konuda bir tartışma ortamı yaratıyoruz açıkçası ben anlamıyorum.
yedik yedik bitiremedik gotik hatunu siyah giyecek tabi.
hepimizden daha çok pişecek, güne beyaz tenli başlayıp zenci bitirecek, su kaybından su kaybına koşacak, daha doğrusu koşmak zorunda kalacak hatun tiplemesidir. hele ki kalın mı kalın botlarla bu sıcakta yürüdüğünde ayaklar bir süre sonra erzincan tulum peyniri kıvamına gelecektir.
ama kabul etmek gerekir ki özellikle bugünkü (27 haziran güneş battıktan sonra niye 30 küsür derece allah aşkına sıcakları) sıcağı kafamıza kafamıza yedikten sonra bırakın siyah beyaz mor giyinmeyi, nü gezsek bile günü deri rengimiz bir kaç ton daha koyu, vücudumuzdaki su bir kaç litre daha az ve akıl sağlığımız bir kaç tahta daha eksik olacaktır. yani belirli bir yerden sonra çok da farketmez.
tabii bu akıllı gotik hatunumuz siyah giyinmeyi incecik giyinmekle birleştirir, çünkü siyah zaten içerik (iç çamaşırı rengi, şekli, markası vb) göstermeyen bir renktir, renkli giyinenlerden daha bile ince olunabilir. veya ben tamamiyle kaba etimden sallıyor da olabilirim, sonuçta gotik ve hatun olmadığım gibi bir gerçek söz konusu (smileyleyli). ama en azından aklı olan insan bu cehennem betası sıcaklarda nasıl giyinmesi gerektiğini bilir, bilmeyenler ise e geçmiş olsun ne diyelim. (bkz: anlamamış)
not: istediği kadar sıcak olsun, soğuk biranın çözemediği problem yoktur
yakında tşörtlerinin rengi solacak, kendisi de başına güneş geçip bayılacak olan hatundur.yine de yaz sıcağında siyah çarşaf giyen kadından daha avantajlıdır. en azından kolları bacakları hava alabilir.