içinde bulunulan duygu seli içerisinde cep telefonu tuşlarında hayat bulan ama adresini bir türlü bulamayan mesajlar vardır.
bu mesajları göndermezsiniz çünkü yazdıklarınız karşılık bulamamış sevginizin çığlığı,ailesini üzmek istemeyen birisinin kaygılarını
,sonradan söylediklerine pişman olmak istemeyen iyi bir dostun veryansınları olabilir.
bu mesajlar yerini bulsa daha iyi mi olur?
bunu hiçbir zaman bilemiyeceğiz sanırım!
içinden yazmak geldiğinde tam da yatağa yatmışken kalkıp kalem kağıt bulmak yerine yastığın altındaki cep telefonunu kullanarak yazılan hiç gönderilmeyecek sahipsiz mesajlar.
gönderilmek için zamana ihtiyacı olan harfler bütünüdür bazen. ilham gelmiştir bir an için kim bilir. boş vaktinizdir,cep telefonunuzu kurcalarken aklınıza bir şey düşer beğenirsiniz ve unutmamak için kaydedersiniz. fakat alıcı kısmı boştur, taslaklara gider. bir vakit tekrar bakar okursunuz, bazen ekler silersiniz bir şeyleri. ya öyle kalır, şansı varsa gönderilir. yoksa yer kaplamasın diye yok edilebilir.
iç ses denilen sinir şeyin gönderilmesini engellediği mesajlardır, ama iyi yapıyordur bir nevi..
- burda would çalıyor, ve sana soruyorum if i would could you? ha? could you? answer me!? (kızım mal mısın çocuk alice in chainssevmiyor bile sus kızım, öl bence sen hairsprayqueen, öl bi!)
- burda still loving youçalıyor.. özledim seni..(kızım mal mısın? dikkat edersen sordum bak? salak mısın lan? çocuğa ne? ne ki ona? naapsın lan? sus iki dakka kızım, öl bence senhairsprayqueen, öl bi!)
- burda dont cryçalıyor.. (ne süper bir yer lan bura.. bende şimdi farkettim vaysle be..neyse kapıyorum parantezi..) ama ben ağlıyorum? (ee ne var?? noolcak yani? çocuğa ne kızım? ne orjinal, ağlıyosun öyle mi? tipe bak?! sus kızım, öl bence sen hairsprayqueen, öl bi!)
örnekler çoğaltılabilir..
kuş bakışı editi: ne biçim giri be bu? öliyim bence de.
iki yıl sonra edit: bu ben değilim. öğk. omg.
zamanı gelmemiş ya da zamanın çok gerisinde kalmış bir dilektir, beklentidir, ya da her neyse..
cesaretsizlikten, cep telefonunun bir köşesinde kalırlar. bazen okunmaktan eskir, bazen de terkedilir. konaklayan bir yolcudan farksızdır işte, yazılıp da gönderilemeyen mesajlar. nereye gideceklerini bilemezler. kelimelerde belki anlatmak istediklerinden çok daha fazlası vardır hani, yine de oldukları yerde kalmaya mahkumdurlar.
belki bir mektup olsa ya da dile gelecek bir kaç söz olsa bu denli etki etmezler. o kısacık mesajın içine, anlatılmak istenen koca bir duygu sıkıştırılmıştır. hep kendini yineler aslında. ilk yazıldığında sırtlandığı anlamını taşır, o anı hiç unutmaz; çünkü her ne kadar sözcükler zamanla kullanılmaktan yorulsa bile, gönderilemeyen kısa bir not dahi olsa hep aynı kalır.
yazıldığı halde komünikasyonel bir azizlik sonucu bu kez gönderilemeyen mesajlar da vardır. örneğin, sözlükteki mesajlaşmalar da rastgeldiğim, bunu anladıktan sonradır ki bazen ikinci kez, tekrar bir hatırlatma ile mesajı gönderip/göndermeme sorun-cuğu- içinde "iki arada bir derede" durumuna düşerek karar verememe gibi bir güçlüğü yaşamış olduğum haldir. karar verip mesajı bu kez yeniden gönderdiğim de ise karşıdan "ben mesajını almıştım, sanırım benim attığım mesaj sana gelmedi" tarzında bir düzeltme mesajı gelir, o binbir kararsızlıkla düzeltmek adına düşünüp attığınız adımın o an yamulduğunu görürsünüz ve mesajlarınıza megolomanik bir ilgi beslediğinizin düşünülüp, düşünülmediğini! aklınızdan geçirmiyor da olmazsınız. ama yine bir yerde haklı çıkmışsınızdır, çünkü bu kez karşı tarafın attığı mesaj size ulaşmamıştır. ve bunun iç rahatlığı ile artık kendinizi doğrultuyorsunuz. oh bee...
karşınızdaki sizi yüzünüzün kızarmasından, bakışların kaçmasından, sesin titremesinden anlayacakken duygularınızı bir daha düşünerek söylemenin veya saklamanın yoludur, internetin nimetidir, sahte mesajların sahte duyguların eserleridir, internetin bok yemesidir.
cep telefonun da taslaklar bölümünde kayıtlı genel de sitem ya da sevgi kelimeleri içeren mesajlardır bende ki örneği ;
- uyandığım da aklıma gelen ilk şey hala sensin bazen sevgiden bazen nefretten...
sadece sevgi eksenli olmayıp telefonunu evinin uzak köşesine atıp sabaha kadar bakmayan bir arkadaşa sahipseniz,mesajın sabah okunmasının da size bir faydası olmayacaksa,önce mesajı yazar,sonra uzun uzun çağrılar atarsınız arkadaşınıza,gelsin artık telefonunun başına diye,ne zaman ki anladınız,sabaha kadar bir yerlerinizi yırtsanız dahi haberi olmayacak,yazılıp gönderilmeyen bir mesajınız olur.