mevsimlerin kanımca en kötüsüdür ve de şahsımca savaş mevsimi diye nitelendirilir.21 haziranda başlayıp 23 eylül'de bitmesi beklenir.yaz mevsiminde insanlar saygısızlaşır , kırolar istanbul'un dört bir yanına yapışkan jöleli saçları ile yayılır , insanlar vücudları ile konuşmaya başlar , saflık bozulur.
insanların en çok birbirini beklemek zorunda kaldığı, gerek yaşam şartlarının zorlaştığı gerekse "beklemek" eyleminin zorunlu hale geçmesi ve özlem duygusunu çekmek zorunda bırakmasıyla kötü bir mevsimdir kanımca.
bu yılalrda sadece dinlenmek ve eğlenmek için görülse de gençler tarafından ilerde iş yaşantısının eklenmesi ve yazların işkence olması üstüne bir de sevdiğinizden uzak kalma gibi bedellerle uğraşırsanız yaz'a sağlam küfürler edersiniz.
yaz gelsin denize , havuza gidip dinlenicaz dedikte ne oldu? hafatasonu yapılan deniz keyiflerinden başka bir şey de yapamadım. evet bir de baktım ki yaz mevsiminin sonunada gelmişizzz.. aman yahu yineee soğuklar geliyor diye hayıflanmaktayım. son yaz günlerini iyi değerlendirmeli diye düşünmekteyim.
nerede geçirildiğine ve dolayısıyla da sıcağın bunaltıcılığına bağlı olarak güzellik veya fenalık katsayılarında oynamalar meydana gelen ama zannımca en kötüsü bile kıştan daha güzel olan mevsim.
iyilik-hoşluk katsayılarına örnek vermek gerekirse:
mersin---->sıfırın altında
tarsus---->sıfırın çoooooooooooook altında
istanbul-->bayağı büyük bir sayının epey bir üzerinde
izmir----->çıplak gözle görülemeyecek kadar çok yüksekte...vs......vs.....
masmavi bir denizin,ıssız bir kumsalın hayalinin kurulduğu mevsimdir,denizden çıktığınız da hafif bir rüzgar,tatlı bir serinlik karşılar sizi,karşı koyamazsınız..
bittiğindeyse buruk olur insan,sarı sonbahar tüm hüznünü yıkacaktır üstüne,yapraklar can verecek,ağaçlar çıplak ve yalnız kalacaktır..ağaçların kuytuluklarında kalan son yapraklar gibi sallanırken,zihnindeki yazdan kalma günler, tokat gibi çarpacaktır yüzüne sert ve acımasız rüzgar..aynı rüzgar değilmiydi,yazdan kalan seni hayata bağlayan,karşı koyamadığın..
hep yeni bir yazın hayali kurulacaktır artık,biraz önce gözünün önünde can veren yapraklar,elbet dirilecektir yavaş yavaş..
ve sen yazı özleyeceksin.. çünkü mantıklı olamaz insanlar kışın oldukları kadar..
komşuları tanıma mevsimidir. sıcaktan kapı pencere açık uyuduğunuz için kış boyunca ne sesini duyup ne de yüzünü gördüğünüz komşularınızı yakinen tanımaya başlarsınız. burda komşulardan kasıt aynı apartmanda barındıklarımız değil tabii. karşı apartmanda olup pencerelerimizin balkonlarımızın karşı karşıya bulunduğu insanlar.
iki sene evvel mi ne yaz okulu nedeniyle izmirde geçirdim yazımın kayda değer bir bölümünü. o süre zarfında öğrendim ki bizim karşı komşular çeşme'de büfe açmayı planlıyorlar. yine aynı komşular bu büfede mısır satıp satmamayı aile meclisinde tartıştılar ben de satılmasını içimden de olsa destekledim.
bu sene o komşular gitmiş anladım ki. yerlerine rus olduğundan şüphelendiğim iki kadın bir de adam gelmiş. anlamadığım bir dilde konuşuyorlar dolayısıyla konuya yabancıyım bu da bana eski komşularımın verdiği tadı vermiyor haliyle.
karpuz çıkar bir de yazları çok severim. bunu da eklemeden bitirmek istemedim.
yaşarız, bu tende bu heves oldukça yarim
coşarız, ayın şavkı aşka vurdukça yarim
aşığız, sarıştık sarmaşıklar misali
gel gör ki
geçti geçiyor bu yazlar, ne hain..!
o bilindik nasrettin hoca fıkrasını kendi kendime buhran geçirirken hatırladığım mevsim:
nasrettin hoca'ya sormuşlar: "hocam kışı sever misin ?" "yok" demiş hoca; "üşürüm". "peki, o zaman yazı sever misin hoca?" demişler. hoca yine "yok" demiş; "terlerim." "e mına koyim hoca, napıcaz o zaman biz senle ?" deyince hoca durur mu, yapıştırmış cevabı: "e ama siz bana o çiçekler açan, kozalarından çıkan böceklerle, açan yapraklarla dolan güzel mi güzel bahar ayını sormadınız ki"...
bu deli fıkradan sonra olay nereye bağlanıyor ? şuraya: "bu yaz mevsiminden kurtulmak için en yakın mevsim hangisi ? sonbahar, evet. hoca, sonbaharı napıcaz ? şahane yağmur yağıyor. hem bereket. hem hava serin. hava güzel." şu iğrenç fıkrada bir insan evladı da çıkıp şu lafı yapıştıramamış hocaya. ben buna yanıyorum. yanıyorum; sıcak da var.
nasrettin hoca'yı bitirecek şu cümleyi söylememiş ya kimse... yazıklar olsun be. yandık be. bahârı batsın.