|
|
- (bkz: seren serengil)
(bkz: yalnız güneş şahitti)
- oturulup incelenmesi gereken filmdir bu.
karakterler özenle seçilmiştir.
öncelikle söz konusu okul kadir has lisesi'dir.
zenginle fakirlerin kapışmasını anlatır bu film. tikky düşmanlığıda bu filmin çıkışına denk gelir aslında.
emrah'ta fakirlere yakın ama mavi boncuk dağıtan, ne şiş yansın ne kebap felsefesini benimsemiş biridir söz konusu filmde.
zenginlerin lideri cuk oturmuştu o role. zira zengin piçi tipi vardı. zaten genelde bu tip kötü adam rollerinde oynardı kendisi. daha sonra unutabilsem'de yine kötü adamı oynamıştı.
fakat zenginlerde öyle bir tip vardı ki rüyalara girebilecek cinstendi. sırtından hiç çıkarmadığı amerikan bayraklı bir deri ceketi vardı bu adamın. saçlarıyla gökhan kırdar'ın ilk çıktığı 1995'te ki gibi bir tipti bu herif.
zenginlerin liderinin kız kardeşini ise seren serengil canlandırmıştı. ne hikmetse 23-24 yaşında göstermesine rağmen liseye giderdi.
birde yine zenginlerden unutulmayan seren'in kankası, üçgen kahküllü, çakma sarışın, ayrık dişli bi hatun vardı.
fakir ama gururlu gençlerde ise öyle güzel kızlar yoktu. hatta bir tanesi vardı ki hatun ayı kıvamındaydı hem davranış hem de fizik bakımından. kavgaya bende girmeliyim diye kendi kendini paralıyodu film boyunca. fakirlerin lideri ise "bu erkek işidir, otur oturduğun yerde" diyerek bir çok defa paylamıştır bu azgını.
fakir ama gururlu gençlerin takıldıkları mekan ise bir bilardo salonuydu. buranın sahibi doktor vardı bide, gençleri kavgadan vazgeçirmek için al pacino tadında replikler atardı ortaya ama bu herifi emrahtan başka kimse siklemezdi. üzücüydü onun adına.
asıl husumetin alevlenme noktası ise fakir emrah'ın zengin piçlerinin liderinin kız kardeşi seren'e aşık olması ve bunun sonucunda emrah'ın aynı motorsiklet çetesinden yediği bir ton sopadır.
filmin sonunda slow motion eşliğinde ki kavga ise gülmekten midenize ağrılar sokar.
- türk işi asi gençlik tandanslı dizidir. üzerinden o kadar yıl geçmiş olmasına rağmen seren serengil'in kızıl saçları ve zengin çocuklarının arasında geçen acayip diyaloglar aklımda kalmıştır. bu diyalogların birisinde seren serengil'in abisini oynayan eleman fakirleri nasıl ezeriz, nasıl rezil ederiz gibisinden sorular soruyordu gruptaki arkadaşlarına. bu soruya karşılık ortaya atılan seren serengil'in sevgilisini oynayan uzun saçlı, sırtındaki amerika bayraklı montuyla bir bütün olan arkadaş (sanırım adı tayfun idi) fatih ürek'in kobra dansındaki figürlerini aratmayacak bir hareket yaparak şu akıllara zarar cümleyi sarf etmiştir;
''dans yeteneğimizle!!!''
buradan ne kadar yazıp çizsem anlatamam bu olayı. izlemek görmek ibret almak gerekiyor. mesela eli sopalı 15 kişi sizi kovalarsa dans yeteneğinize güvenin. kıvrak bir iki hareketle ezin onları, tabi bunları yaparken sırtınızda amerika bayrağı olan bir mont olması elzemdir. yoksa aynı etkiyi yapmaz dayağı yersiniz.
- şimdi yayınlansa yine izlerim dediğim, komedi filmleri arasında kolayca sıyrılabilen, izlerken insanda yarılmayla sinir olma arası duyguları aynı anda yaşatabilen, zengin gençlerin çetesi arasında dönen muhabbetler için bile izlenebilecek bir küçük emrah filmi.seyredin, seyrettirin...
- daha geçenlerde atv'nin sabaha karşı kuşağında denk geldiğim 2 bölüm olarak verilen film.
- şu anda atv' de yayınlanmakta olan emrah ve seren serengil piyesi. kırlarda oynaşıyolar oy oy.
- tüm nesillere ibret olması gereken türk dizisi.. o gençlerin kılık kıyafetlerini mi diyeyim, tüm kızların uzun kızıl saçlı olmalarını mı, emrah'ın gerek şarkı söylerken, gerek buzda kayarken, gerek dayak yerkenki triplerini mi..
zengin ve fakir bu iki grup ne hikmetse aynı okuldadırlar, okul bir anadolu lisesidir.. seren kızımız okul çıkışlarında üstünde forması mercedes'ine yürür, abisi serseri arkadaşlarıyla motoruna.. fakirler bilardo salonlarında sürünürken zenginler spor salonlarında "en büyük biziz!" naraları atmaktadırlar.. zengin kızlar üstlerinde parlak taytlarla spor salonlarında zengin hayatın nimetlerine "canım sıkılıyorsa çıkıyorum diskoya! barlarrr mağazalarrr hep benim!!" şeklinde methiyeler düzerlerken, aralarından seyircinin sempati duyması için özel programlanmış seren kız "benim bir evim olsa, dere kıyısında şöyle küçücük, yemyeşil bir orman içinde kuş sesleri" diye çırpınmakta, yine de kendini sevdirememektedir.
velhasıl bu dizi türk dizi tarihinin en çok ve en büyük mantık hatalarına sahip dizisidir. hele dizinin sonunda, hesaplaşma gecesi seren'in evine en az 3-4 kişinin çok doğal birşeymiş gibi balkondan girip çıkması, emrah'ın girişinde seren'in "katilsin sen katil" yumruklaması, hemen sonrasında boynuna sarılması evlere şenliktir.
(bkz: http://uk.youtube.com/...)
(bkz: http://uk.youtube.com/...)
|