bir örneği vardır ki; o an çok yardırmıştı.
m: eğer böyle davranırsanız, ben bu davranışınızı, öğretmeninize saygısızlık olarak belirler ve şu maddeye sokarım...
ö: bende sokarım o maddeye
m: ?!!!?!?**/-/*
m: oğlum sizi izliyorum. sürekli takip ediyorum. sizin bu harketlerinizi spastik insanlar yapmaz. yarın sabah arıyorum bakırköy'ü, 7 tane ambulans istiyorum. siz raporluk delisiniz.
ö: hocam deli raporu aldıktan sonra biz birini fena halde dövsek ceza almayız değil mi?
m: öhöm!.... yahu anlamıyorum ki sizi. ne güzel tertemiz giyinmiş çocuklarsınız. kardeşlerinize örnek olun gençler. lütfen.
ö: çok haklısınız.
(bkz:
lise hatıraları)
ö: hocam izin alacaktım ben.
m.y.: yahu dsca. yine ne oldu?
ö: annanem köyden gelecekmişte. yükleri varmış onları taşıyacam.
m.y.: evladım annanen 1 ay içinde en az 3 kere geldi, babannen desen sayısını unuttum. ama bu kadarda olmaz ki.
ö: ne yapayım hocam. koca koca kadınlar.
m.y.: bu seferde veriyorum izini. bir dahakine daha sağlam yalanlar bul.
ö: tam size layık olanlarla geleceğim hocam. okul numaram 491. mucks.
okulun ilk günüdür...taze mezun olmanın verdiği kendine güven ve yeni uzatılmış lise 3 sonu saçlarla karizmatik takılma amaçlı eski liseye gidilmiştir
m:oğlum o saçları kesiceksin...ayrıca forman nerde...siktir git lan bu okuldan
ö:hocam şimdi daha iyi anlıyorum liseden mezun olmanın dayanılmaz hafifliğini...
m.y.: bu çantayı kim astı lan pencereye?
dsca: ben hocam.
m.y.: sebep?
dsca: kaybolmasın diye?
m.y.: yalancıya tezavüz etsinler mi?
dsca: sizin takdirinizdir hocam.
(bkz:
hepsi gerçek)
okulda proje yapılmaktadır. atölyede öğrenciler açlıkla boğuşmaktadırlar. gecenin 3 ü olmuş ve lojmandaki müdürün kapısına dayanılmıştır. müdür yarı korkak kapıyı hafif aralar.
m: ne oldu çocuklar bu saatte?
ö: hocam acıktık.
m: yemek mi getireyim size bu saatte?
ö: paramız yok hocam.
* kapı kapanır. 5 dakka sonra aralanır tekrar. aradan bi 20 lik çıkar. kapı kapanır. o zamanlar 20 milyon sağlam bir para. bir kaç arkadaş yemek almaya gider. o saatte nereden buldularsa cin, vişne suyu, muz alıp dönerler. alkol alan arkadaşlar dayanır içkiye. biz garibanlar muzla idare ederiz. ertesi sabah atelyede herkes sızmıştır. hoca girer içeri. öğrencileri uyadıramaz. müdürü çağırır. müdür içeri girer. o anda bi arkadaş uyanır.
m: ne oğlum bu haliniz. ne yaptınız siz?
ö: yorulmuşuz hocam.
m: ne kokuyor burası böyle?
ö: bilmem ne kokuyor?
m: allah allah. neyse.
ö: hocam para için sağolun.
m: ne oğlum terörist gibi haraç mı kesiyorsunuz gecenin bir vakti.
*öğrenci 32 diş sırıtmaktadır. meğer korkusundan vermiş parayı pezevenk. acıdığından değil.
yaran okul müdürü lafları ile karıştırılmaması gereken konudur. zira burada diyalog geçmektedir.
eğer
yaran okul müdürü lafları diyalog giriliyorsa hata ediliyordur. zira o başlığın girileri aforizma tadında olmalıdır.
(bkz:
bana işimi öğretme muhterem)
bir önceki gün kaloriferlerin çalışmamasını protesto amacıyla bütün sınıf okuldan kaçıldı.
*ertesi gün sabah ilk ders. müdürün elinde savunmamızı yazmamız için beyaz kağıtlar vardır sınıfa dağıtır:
m: niye kaçtınız lan okuldan? savunmanızı yazın disipline gidiyorsunuz.
*bütün sınıf aynı dilekçeyi yazar. ana fikri "hastaydık, daha fazla üşüyüp hasta olmamak için okulu terk etmek zorunda bulunduk." kağıtlar müdüre teslim edilir.
bir ders sonra müdür elinde 1 metre uzunluğunda 5-10 kalasla sınıfa dalar.
m: demek hastaydınız. aha ilacınız.
*bütün sınıfı perte çıkartır.
lise yıllarının unutulmaz hatıralarının temel taşlarını oluşturur bu diyaloglar. hayatından bezmiş bir müdür ve dünyayı sikinde sallayan bir kaç öğrenci baş kahramanlarıdır. çok çektirilmiştir bu müdürlere. bazıları hak etmiştir bazıları etmemiştir.
iki öğrenci boş olan derslerinden kaçıp eve gitmek derdindedir.
okulun müdürü öğrencileriyle kanka olmak derdindedir, okuldan çıkıp gitmemiz için izin verir.
tam okulun bahçesine çıkmak üzereyken arkadan müdür yardımcısı hanım ciyaklar:
-nereye gidiyorsunuz bakiiem?!?!
-eve gidiyorduk biz?
-olmazz öyle şeyy! siz kimden izin aldınız?!
-müdür beyden!
yaran bu diyalog değildi, zavallı kadının surat ifadesiydi.
o gün okulda nöbetçisinizdir. telefon gelir müdürün sesi biraz yorguncadır odasına çağırır. gidilince yaka bağır açmış yüzü kızarmış müdürle yüzyüze gelinir daha sonra karısından azar işittiği öğrenilecektir.
müdür: spazmol al şu su faturasını kadıköye git yatır al şu parayı da. bak oyalanma ha minübüse bin taksi tut naparsan yap yatır şunu.
ben: tabi hocam yatırmaz mıyım hemen.
okulun ameleliğinden kaytarmanın verdiği mutlulukla kadıköye gidilir gezilir tozulur bahane hazır "çok sıra vardı hocam dencektir". fatura yatırma da ihmal edilmez hemen yatırılır. okulun çıkışına doğru da gelinir. müdürün odasına gidilince müdürün sert bakışlarına mağruz kalınır. sekreterin olmamasını fırsat bilen müdür:
- nerdesin lan götünle su mu taşıdın.
ben: (ufak bi dumur tabi) şey hocam çok kuyruk vardı o yuzde....
müdür: sen git babanı kandır eşşoğlusu. yarın da nöbetçisin hadi yaylan şimdi.
ben: ama hocam ben görevi...
müdür: ulan zaten karıdan yedik azarı bi de benden yeme dayağı git hadi.
ben: ......
yer:
istanbul atatürk fen lisesi
kahramanlar:
tori, yücel, ibidi (hakkı), müdür ve okulu kazanack puanı yapmış okul hakkında bilgi edinmek isteyen başarılı öğrenciyle ailesi
zaman: üç yeminli fişek olarak okuldan yeni mezun olmuşuz
müdür:
- okulumuzun üniversite başarısı çok yüksetri falan fistan ama tabi ki çocuğunuzun kendi çabası da önemli. bakın mesela bu çocuklar hiç çalışmadı. ne zaman görsem bahçede basket oynuyorlardı. kaç kere uyardım ama dinlemediler. hakkı evladım sen kaç puan...
tori:hocam ona sormayın bana sorun
müdür ter ters bana baktıktan sonra:
evet hakkı kaç puan yaptın sen?
ibidi: hocam ben derece yaptım. türkiye 15.si oldum
(tori, 03.06.2007 01:55 ~ 01:56)
m: adam resmen denizden şalvarsız çıktı muhterem
ö: hocam ama don var hala...bu iyiye işaret
m: dur iki takılıyım şu adama
ö: hocam hayatı boyunca sizinle uğraşır
m: sus lan sen iki gıdım çaylak beyninle...sanane hem..
müdür atölyeye dalar. hoca derstedir.
m: hocam iyi dersler. bu sınıftan salağın biri gözümün önünde su borusunu patlattı.
*hoca sınıfın en fırlamarından birisini kurban göstererir. kurban kısaca; x
h: aha bu salak mı?
m: hayır, onun yanındaki salak.
h: x değil mi?
m: hocam o da salak ama boruyu patlatan öbür salak.
*sınıf, "noluyor lan" edalarında dumurdan dumura sürüklenmektedir.
h: peki hocam. siz bilirsiniz
m: aslında bu sınıfın hepsi salak. geçende bilardo sopasını kırmışlar hep beraber.
h: hobaaaa!....
sınıf; iyice boku çıkartılmışlık seviyesinde sırıtmaktadır.
o gün birazcık baş ağrısı vardır ve müdür yardımcısına sevk için gidilir. müdür yardımcısı:
-valla oğlum sevkler artık müdürün elinden çıkıyor sonra hasta olmayana sevk verdik diye bize çatıyor ona danış.
o sırada müdür içeri girer:
- ragıp bey 10 a nın dersi boş heralde hepsi dışarda bi hoca yollayalım oraya ben de bir okul turu yapim bakalım neler var. (beni gösterir neşesi yerindedir belli) ne istiyo bu yakışıklı.
m. y. : hocam sevk istiyo hastaymış.
m. : (surat birden volkan gibi patlar kırmızı olur) ulan ne bu hepiniz hastasınız başka bahaneniz mi yok nen var bakim senin.
ben: hocam mide bulantım var bir de kasıklarım ağrıyo zor hareket ediyorum.
m. : (kasık deyince iyice coşar) ulan tabi her tenefüs asılırsanız olacağı bu kopartacaksınız sonra porno dergi topluyoruz tuvaletlerden.
ben: (suçsuz olan ben) ama hocam alakası yok ben gerçekt...
m. : (o gün gerçekten keyfi yerinde olduğu bellidir) ver ragıp bey ver gitsin eşşeksıpası zaten vermesek kendi kaçar zibidi.
ben: ......
zaman: lise
yer: haydarpaşa anadolu lisesi
durum: gömleği dışarda, kravatı olmayan, saç-sakal birarada bir öğrencinin içeriye girerken müdürle karşılaşması
gelişen diyalog:
müdür: lağn oğğlum okkula mı geliyon sen?
öğrenci: (gerçekten anlamamış bir ifadeyle) nasıl hocam? evet okula geldim
müdür: lağn hayvan herif uykudan galkınca hazırlanır insan, gözünün çapakıyla gelseydin bari
öğrenci: ya ama hoc...
müdür: keess cevap verme lise zorunlu değil oğğlum defol git koruya ne pohhk yersen ye zibidi herif!
(okulun arka kapısı validebağ korusu'na çıkar da..)
(marjane, 05.06.2008 21:13 ~ 21:15)
sigara içmek için kaçılmış dönülmektedir müdür cam'dan..
-oo gençler gelin gelin size koleksiyonumu göstereceğim..
-hehe hocam soda aldık gaz yapmıştı yediklerimiz kantinde yok biliyorsunuz.
-tabi tabi gelin yukarı..
yukarı çıkılır ceketler giyilir. müdür dolabını açar
-seçin bakalım
*
-heheh ben ince olanı sevdim.
-son da ki olsun.
-kızılcık alayım.
(anduril, 05.06.2008 21:22 ~ 21:24)
- niye giyiyonuz evladım siyah kumaş dedikçe kot giyip gelmeye başladınız
-hocam ha kumaş ha kot ikiside siyah
-olur mu kızım vücut hatlarını belli eder kot
-ee sizde bi zahmet bakmayın hocam
-!!??
yaşanmıştır....
zamanında sevk kağıdı alma gibi bir uygulama vardı okulda. bilmiyorum hala var mıdır. müdürün odasına girilir sevk kağıdı almak için
+hocam benim sevk kağıdı işi vardı.
- tamam oğlum hallediyorum şimdi.
kapı bir daha açılır biri daha girer.
+hocam hikmet hoca labaratuarın anahtarını istiyormuş.
-tamam yavrum şurda bir yerde olacak veriyim şu sevk bitince.
kapı tekrar bir daha açılır. elemanın teki heyecanlı bir şekilde dalar odaya.
+hocaam. aşağıya bir kamyon gelmiş. yeni sıraları nereye bırakacaklarını soruyorlar.
- ulan hangi birine yetişeyim ben bunların. ford motoru taktırdım sanki götüme.
o zamanlar daha lise öğrencisiyiz ancak ürkek ürkek gülebildik. şimdi olsa kıçım yırtılana kadar gülerdim.
olay deprem tatbikatı,kucakta 1 kızla okulun içinden cıkarken,müdür yakalar...
m : oğlum nabıyosun sen !?
ö : hocam tatbikat ya hani gerçeki olsun die şettirdim...
m : ne şettirdin yavrum !? burdan öyle gözükmüyor...
ö : hocam deprem oldu bayıldı bu safta,göçük altında kalsın diye bıraksamıydım ?
m : bırak kızı,dışarı cıkın hadi !
müdür: renkli kazak giyiyorsunuz. okul kurallarına aykırı. bir daha ceket yerine renkli kazak ve mont giyen görürsek kazağını alırız, sene sonuna kadar da vermeyiz.
öğrenci grubu: ama hocam yaaa...!
müdür: ayrıca özellikle kız örencilerin ağzında sürekli sakız görüyoruz. çok çirkin.
öğrenci grubu: bir daha sakız çiğneyen görürsek sakızını alırız, sene sonuna kadar da vermeyiz.
müdür: ?!?!?!?!?!?!?!?!?!
+ kaymakam olabilmek için, siyasal bilgiler, hukuk veya iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden birinden....
- hocam çok hızlı söylüyorsunuz yetiştiremedim
+ nerde kaldın söyle
- kaymak?
is there something to do lise yıllarının ilkinde, küçük bir afacanken okulunda dolaşmaktadır. okulda değişik bir hiyerarşi vardır, büyükler (lise tayfası) giyim konusunda çok rahatken (kravat yok, ceket hiç yok filan), hazırlık öğrencileri ceket&kravat modunda efendi efendi takılmaktadır. hazırlık ve lise binalarının ayrı olduğu okulunda boş bir derste ceketsiz dolaşan
is there something to do, "dur lan şu kravatı da bir çıkarayım" modunda sınıfına çıkmaktadır. zaten ders saatidir, kimseyle karşılaşmayacağını ummaktadır ve ayrıca okulun tüm yönetimi de lise binasındadır nerdeyse. fakat bir şanssızlık eseri, merdivenlerde asabi okul müdürüyle karşılaşır.
-hoeeevladımrgh! horaoroararoaoroaoraa! (müdür burada kravatı soruyor olmalı, ceketi de soruyor olabilir tabi)
-ehe cebimde hocam (afacan burada ceketten bahsetmiyor olmalı)
-hemeeanhgrh! (hemen tak diyor kravatı, ceketten de bahsetme ihtimali var)
bir daha da çıkarmadım liseye kadar kravatı.