based on a true story
kuleli askeri lisesi her yıl olduğu gibi o yıl da subay olmak isteyen genç ve diri beyinleri bünyesine katmak için düzenlediği mülakatları tekrarlıyordu..babasının subay olmasından mıdır nedir kaliteli anadolu liseleri kategorisinde kendine yer bulmuş
beşiktaş atatürk anadolu lisesi öğrencisi olmasına rağmen
rafael "ben kuleli askeri lisesi'ne girecem.." diye tutturdu..babası onu ne kadar bu kararından döndürmek istediyse de başaramadı..kayıtlar yapıldı ve mülakat günü beklenmeye başladı..
saat sabah 7:30
inanılmaz bir kuyruk..erzurum'dan trabzon'una kadar memleketin dört bir köşesinden gelen gençler ve onların aileleri..kimi otelde kalıyor, kimi tanıdığında..babasıyla gitti o gün rafael mülakata..herkes tip tip bakıyordu.."ulan şerefsiz kesin torpilli.." sözlerini işitmeye gerek yoktu, hissediliyordu..her normal insan gibi sıraya geçişince hepsi sustu..
saat 9:45
hele şükür sıra geldi..belgeler verildi, kontrol edildi..içinde tatlı bir heyecan vardı rafael'in..daha neyle karşılaşacağından tam olarak haberi yoktu, kulak dolgunluğu vardı sadece babasından.."önce vücudunda iskelet ve kas olarak bir bozukluk olup olmadığı kontrol ediliyor, sonra spor mülakatları, en son sözlü mülakat.." ne kadar zor olabilir ki?
saat 10:30
10ar kişilik gruplara ayrıldık..her şey gayet normaldi karnımın açlığı dışında.."oğlum boy-kilo oranın tutmazsa direk atıyorlar.." dendi..1 hafta bir şey yememiştim doğru düzgün..babamın dedikleri çıkmaya başladı..boyumuzu ölçtüler, kilomuzu ölçtüler, hemşireler alıcı gözüyle baktılar..yırttık..
saat 12:00
spor mülakatlarına geldik..öğlen sıcağı olması onların umrunda değildi ama bizim umrumuzdaydı..anamızdan emdiğimiz sütü bütün gözeneklerimizden çıkarmaya kararlıydılar..önce 400 metre koşu, ardından durduğun yerden ileriye doğru atlama, ardından
şınav,
barfiks,
mekik vs.. baba allah belanı vermesin niye ikna etmedin beni girmemem için ?
saat 18:30
spor mülakatları bitmişti, ama biz de bitmiştik..sıra sözlü mülakata geldiğinde bu yorgunluk ve bu mideyle asla beceremeyeceğimi anladım..hemen en yakın kantinden kendime yiyecek bir şeyler aldım..
saat 20:00
sözlü mülakat odasına girdim..daha önceden oraya girip çıkanlar "böyle bir kutu gibi bir şeyde sorular çektiriyorlar, ühü ühü ühüü.." diye çıkıyorlardı..daha öncesinde subay karşısına çok çıktığım için onlardan korkmuyordum..içeri girdim..dünya tersine döndü..karşımda 1 yarbay, 3 yüzbaşı ve birkaç teğmenden oluşan komite duruyordu, bayılacağım sandım..başladılar mülakata :
- şuradan bir soru çek bakalım..
+ buyrun..
- evet işte sorun : "eski zamanlarda mısır'da kullanılan bir çeşit kağıt.."
+
papirüs.. ( yüzde allah din hocasından razı olsun efekti )
- güzel..peki halifeliğin kaldırılışının tam tarihi..
+ gün ay yıl olarak mı?
- tam tarih ne demek?
+ (hafif sinirle ve unutmuş olmanın verdiği bozuklukla) 3 kasım 1924..
- peki halkçılık nedir, tam olarak açıkla..
+ ( elden geldiği kadar açıklanır )
- tamam çıkabilirsin..
saat 21:30
mülakat sonuçları belli oldu..
reddedildi..başımdan aşağı kaynar sular döküldü.."ulan sabahtan beri boşu boşuna mı kaba etimizi yırttık bee.." diye bağırmak geldi içimden..allah'tan ortalığı yıkmadan teğmenden olması gereken sözler geldi : "itiraz edebilirsin, yeniden mülakat yaparlar.."
edeceğim tabi..ben de buradan "kabul edildi" kağıdını almadan çıkmazsam bana da çağlar demesinler..
saat 23:00
uzun bir bekleyişin ardından ikinci defa mülakata girdim..komite beklerken karşımda bir adet albaydan başka bir şey durmuyordu..oturdum karşısına, bütün günün yorgunluğu üzerimdeydi ve reddedilmenin siniri hala geçmemişti :
- merhaba evlat..
+ merhaba efendim..
- önce bana şunu söyle hangi takımlısın..
nası yaa? bu muydu mülakat sorusu? bu muydu gecenin bir yarısına kadar beklememin sebebi..ya fenerliyse? amaaan yalan mı söyleyeceğim, olmazsa olmaz ne yapayım..
+ galatasaray efendim..
- peki, işte sorun galatasaray hangi yıl uefa kupasını aldı?
dalga mı geçiyor bu adam benimle? zaten kafayı yemiş vaziyetteyim..
+ 17 mayıs 2000 efendim..
- güzel peki al şu soruyu çöz bakalım..
bu ne yaa? çarpanlara ayırma sorusu..beynim durdu, hiçbir şey düşünemiyordum..5 dakikada çözebildim..
- tamam çıkabilirsin, tebrik ederim..bu arada ben de galatasaraylıyım..
oh be bitti..evime gidebilirim artık
saat 00:00
bırakmadılar..psikolojik envanter bilmemnesi yapacaklarmış, mülakatı geçen herkese yapmışlar..mülakatla alakası yokmuş..delirme noktasındaydım, verdikleri absürd sorulara baktım, standart bir iq testine benziyordu.."banane yaa, gerzek bilsinler dedim.." halı motifleriyle süsledim cevap kağıdını..
saat 00:30
çıktım en sonunda, özgürüm..dışarıda annemle babam beni bekliyordu, ağzımdan cümleler taneyle ve penseyle çıkıyordu :
- çıkarın beni buradan..bir daha buranın kapısının önünden geçersem..
geçmedim de..