görseller
yaran mülakatlar 
  
belki ilginizi çeker
  1. · fantastik tdk mülakatı
  2. · iş görüşmesi diyalogları
  3. · yaran serisi
  4. · mülakat
gündem
  1. · okan bayülgen
  2. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  3. · aşk
  4. · prison brake
  5. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  6. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  7. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  8. · yaran telefon mesajları
  9. · dizel vibratör

yaran mülakatlar  

 sayfa  / 2
  1. yardığımız yada yarıldığımız iş görüşmeleri vardır ya hani. müdürün saçma bir lafı yada sizin öküzlüğünüz, dalgınlığınız yada sazanlığınız sonucu bir anda oluşur, zaman 1 saniye durur sonra ne olacağını allah bilir.

    - işyerimize ne katabilirsiniz?
    - neşe katarım...
    (gblack, 08.03.2005 10:32 ~ 12:49)
  2. - ingilizce biliyor musunuz?
    + boğaziçi mezunuyum.
    - onu sormadım. ingilizce biliyor musunuz?
    + ????
    (hansvoralberg, 08.03.2005 10:35)
  3. - neden bizimle çalışmak istiyorsunuz?
    - evime yakın olduğunuz için
    (gblack, 08.03.2005 12:06)
  4. bir afs mülakatında arkadaşımın başından geçenler:
    -ilgi alanlarına dans etmek yazmışsın!?
    +evet.
    -bizim için burda dans edermisin o zaman?
    +....

    arkadaşın dans etmesiyle son bulan diyalog.(bkz: maymuna dönmek)
    (martin hayda gel, 08.03.2005 21:52)
  5. mithat bey: işte şartlarımız bu, maaş da şu; ee disko bey teklifimize ne zaman yanıt verebilirsiniz?
    d.e: (masada aranarak) kaleminiz varsa şimdi. (ulan yanlışlıkla önerdiler heralde farkına varılmadan resmiyete dökmem gerek)
    mithat bey: nasıl?
    d.e: işte böyle (masada bir kalem bulur ve imzayı çakar)
    (diskonnektus erektus, 14.04.2005 22:35)
  6. işveren: cv'nizi ingilizce yazmışsınız..?
    diğeri: evet.
    işveren: ne güzel.
    diğeri: anlamadım?
    işveren: iyi günler.

    (bkz: fantastik tdk mülakatı)
    (neverland, 14.04.2005 23:03)
  7. -evet cv'nizi okudum,gayet güzel..hem seyehat hem seks içeren bir iş istiyorsunuz demek.
    -ehe ehe
    -yalnız beni mail adresiniz şaşırttı
    -niye ki
    -pentagram4501587@hotmail.com...
    -eed pentagram fanıyım ben
    -mmm size hem seyehat hem seks içeren bir iş vereyim
    -nedir
    -siktir git
    (close2death, 27.05.2005 17:13)
  8. işveren(hümeyra hanım):siz emre beydi değil mi?
    emre bey:evet
    işveren(hümeyra hanım):beyefendi siz de ömer siniz sanırım?
    ömer bey:ömerim abla hemde nasıl!..
    işveren(hümeyra hanım:pardon anlamadım?
    emre bey:yok birşey hanımefendi,evet o da ömer bey oluyorlar,aynı zaman da biraz da şakacı kendisi.
    ömer bey:evet öyleyimdir biraz.
    işveren(hümeyra hanım):birşey anlamadım ama neyse,biz konumuza dönelim beyler.çalışma şartlarımız şöyle,ileri seviyede ingilizce arıy....
    (martin hayda gel, 30.06.2005 18:22)
  9. askeri okul mülakatı;

    subay: pekii kız arkadaşın var mı?
    eleman: var efendim?
    s: ne yapıyorsunuz kız arkadaşınla?
    e: sinemaya gidiyoruz kafeye gidiyoruz.
    s: başka birşey yapmıyor musunuz?
    e: vallaha başka birşey yapmıyoruz, yapamıyoruz, zaten izin vermiyor.
    (barkingcat, 22.09.2005 09:58)
  10. based on a true story

    kuleli askeri lisesi her yıl olduğu gibi o yıl da subay olmak isteyen genç ve diri beyinleri bünyesine katmak için düzenlediği mülakatları tekrarlıyordu..babasının subay olmasından mıdır nedir kaliteli anadolu liseleri kategorisinde kendine yer bulmuş beşiktaş atatürk anadolu lisesi öğrencisi olmasına rağmen rafael "ben kuleli askeri lisesi'ne girecem.." diye tutturdu..babası onu ne kadar bu kararından döndürmek istediyse de başaramadı..kayıtlar yapıldı ve mülakat günü beklenmeye başladı..

    saat sabah 7:30

    inanılmaz bir kuyruk..erzurum'dan trabzon'una kadar memleketin dört bir köşesinden gelen gençler ve onların aileleri..kimi otelde kalıyor, kimi tanıdığında..babasıyla gitti o gün rafael mülakata..herkes tip tip bakıyordu.."ulan şerefsiz kesin torpilli.." sözlerini işitmeye gerek yoktu, hissediliyordu..her normal insan gibi sıraya geçişince hepsi sustu..

    saat 9:45

    hele şükür sıra geldi..belgeler verildi, kontrol edildi..içinde tatlı bir heyecan vardı rafael'in..daha neyle karşılaşacağından tam olarak haberi yoktu, kulak dolgunluğu vardı sadece babasından.."önce vücudunda iskelet ve kas olarak bir bozukluk olup olmadığı kontrol ediliyor, sonra spor mülakatları, en son sözlü mülakat.." ne kadar zor olabilir ki?

    saat 10:30

    10ar kişilik gruplara ayrıldık..her şey gayet normaldi karnımın açlığı dışında.."oğlum boy-kilo oranın tutmazsa direk atıyorlar.." dendi..1 hafta bir şey yememiştim doğru düzgün..babamın dedikleri çıkmaya başladı..boyumuzu ölçtüler, kilomuzu ölçtüler, hemşireler alıcı gözüyle baktılar..yırttık..

    saat 12:00

    spor mülakatlarına geldik..öğlen sıcağı olması onların umrunda değildi ama bizim umrumuzdaydı..anamızdan emdiğimiz sütü bütün gözeneklerimizden çıkarmaya kararlıydılar..önce 400 metre koşu, ardından durduğun yerden ileriye doğru atlama, ardından şınav, barfiks, mekik vs.. baba allah belanı vermesin niye ikna etmedin beni girmemem için ?

    saat 18:30

    spor mülakatları bitmişti, ama biz de bitmiştik..sıra sözlü mülakata geldiğinde bu yorgunluk ve bu mideyle asla beceremeyeceğimi anladım..hemen en yakın kantinden kendime yiyecek bir şeyler aldım..

    saat 20:00

    sözlü mülakat odasına girdim..daha önceden oraya girip çıkanlar "böyle bir kutu gibi bir şeyde sorular çektiriyorlar, ühü ühü ühüü.." diye çıkıyorlardı..daha öncesinde subay karşısına çok çıktığım için onlardan korkmuyordum..içeri girdim..dünya tersine döndü..karşımda 1 yarbay, 3 yüzbaşı ve birkaç teğmenden oluşan komite duruyordu, bayılacağım sandım..başladılar mülakata :

    - şuradan bir soru çek bakalım..
    + buyrun..
    - evet işte sorun : "eski zamanlarda mısır'da kullanılan bir çeşit kağıt.."
    + papirüs.. ( yüzde allah din hocasından razı olsun efekti )
    - güzel..peki halifeliğin kaldırılışının tam tarihi..
    + gün ay yıl olarak mı?
    - tam tarih ne demek?
    + (hafif sinirle ve unutmuş olmanın verdiği bozuklukla) 3 kasım 1924..
    - peki halkçılık nedir, tam olarak açıkla..
    + ( elden geldiği kadar açıklanır )
    - tamam çıkabilirsin..

    saat 21:30

    mülakat sonuçları belli oldu..reddedildi..başımdan aşağı kaynar sular döküldü.."ulan sabahtan beri boşu boşuna mı kaba etimizi yırttık bee.." diye bağırmak geldi içimden..allah'tan ortalığı yıkmadan teğmenden olması gereken sözler geldi : "itiraz edebilirsin, yeniden mülakat yaparlar.."
    edeceğim tabi..ben de buradan "kabul edildi" kağıdını almadan çıkmazsam bana da çağlar demesinler..

    saat 23:00

    uzun bir bekleyişin ardından ikinci defa mülakata girdim..komite beklerken karşımda bir adet albaydan başka bir şey durmuyordu..oturdum karşısına, bütün günün yorgunluğu üzerimdeydi ve reddedilmenin siniri hala geçmemişti :

    - merhaba evlat..
    + merhaba efendim..
    - önce bana şunu söyle hangi takımlısın..

    nası yaa? bu muydu mülakat sorusu? bu muydu gecenin bir yarısına kadar beklememin sebebi..ya fenerliyse? amaaan yalan mı söyleyeceğim, olmazsa olmaz ne yapayım..

    + galatasaray efendim..
    - peki, işte sorun galatasaray hangi yıl uefa kupasını aldı?

    dalga mı geçiyor bu adam benimle? zaten kafayı yemiş vaziyetteyim..

    + 17 mayıs 2000 efendim..
    - güzel peki al şu soruyu çöz bakalım..

    bu ne yaa? çarpanlara ayırma sorusu..beynim durdu, hiçbir şey düşünemiyordum..5 dakikada çözebildim..

    - tamam çıkabilirsin, tebrik ederim..bu arada ben de galatasaraylıyım..

    oh be bitti..evime gidebilirim artık

    saat 00:00

    bırakmadılar..psikolojik envanter bilmemnesi yapacaklarmış, mülakatı geçen herkese yapmışlar..mülakatla alakası yokmuş..delirme noktasındaydım, verdikleri absürd sorulara baktım, standart bir iq testine benziyordu.."banane yaa, gerzek bilsinler dedim.." halı motifleriyle süsledim cevap kağıdını..

    saat 00:30

    çıktım en sonunda, özgürüm..dışarıda annemle babam beni bekliyordu, ağzımdan cümleler taneyle ve penseyle çıkıyordu :

    - çıkarın beni buradan..bir daha buranın kapısının önünden geçersem..

    geçmedim de..
    (rafael, 22.09.2005 13:06 ~ 16:28)
  11. mülakattan çıkan bir önceki aday kapıyı kapatırken kapının kolu düşmüştür.
    sonraki aday girer ve:
    -arkadaşı kesin işe aldınız sanırım
    işveren - neden?
    -arkadaş tuttuğunu koparıyor da ehehe
    işveren - ?
    gerçektir ve espritüel(!) kuzenin işe girememesinde etkili olduğuna inanılır.
    (tifosi, 20.12.2005 18:37)
  12. + insanlarla ilişkileriniz nasıldır?
    - erkek....kadın?
    + ne farkeder efendim?
    - farketmez mi? erkekle...yok..ya iş için de olsa olmaz.kızlarla...işte iyisin derler.
    + yanlış anladınız. neyse, peki analitik düşünebiliyor musunuz?
    - herzaman icabında, anal , oral... her türlü..
    + efendim ne diyorsunuz?
    - sorularınıza cevap veriyorum.
    + ya sabır. neyse son olarak grup çalışmasına yatkınlığınız nasıldır?,
    - ulan siz pornocu mu arıyorsunuz lan?
    + ne pornosu... bu sizin kariyeriniz için.
    - bak hala karı marı diyo... senin karının her yerine şimdi...
    (yuziko, 28.12.2005 13:39)
  13. yakın bir arkadaşım iş görüşmesinde.. usta bir insan kaynaklarının ellerinde* insanlık hali abartmış kendini de biraz..

    - pekii bana biraz hobilerinizden söz edebilir misiniz?
    + satranç oynarım ben
    (bilgisayara karşı bir iki kere oynamıştır sadece. bir abluka ismi dahi bilmez)
    - kız arkadaşlarınızla mı erkek arkadaşlarınızla mı oynarsınız.
    + farketmez.
    - iki kız bir araya gelince dedikodu yapacağınıza satranç mı oynuyorsunuz?*
    + eheh.. kem küm..* arada sırada. dedikodu da yapıyoruz da. hadi bi satranç da oynayalım deriz bazen.
    - *
    + saçmalıyorum di mi?
    - biraz
    + e ben gideyim o zaman.
    - siz bilirsiniz..

    bir de "estağfirullah siz bilirsiniz." deseymiş olayı kopartırmış bence..
    (juda, 02.08.2006 12:16 ~ 12:19)
  14. işveren(kalıp fabr.)-tahsiliniz nedir ?
    ben- üniversitede makina bölümünde okuyorum
    işveren- sen mezun olunca çok para istersin bizde veremeyiz kusura bakma işe alamıyoruz...

    askerden dönünce nasıl bir iş olursa olsun dedim dışbanka cv yolladım
    işveren- neden özellikle güvenlik ?
    ben- özellikle değil dışbank güvenlik alıyor dediler bende cv yolladım
    işveren- biz şöförde alıyoruz ama
    ben- ben sadece güvenlik diye duymuştum
    işveren- ama alıyoruz(deli olucam) hangisini tercih edersin ?
    ben- tercih yapmam, askerden yeni geldim iş arıyorum farketmez benim için
    işveren işe aldık desem hangisini seçersin
    ben- şöför
    işveren- neden ?
    ben- insanlar sevdiği şeyleri yaparsa daha mutlu ve verimli olurlar
    işveren- biz size haber vereceğiz
    bir hafta sonra işbaşı yaptım.


    dışbankta benimle birlikte güvenlik olarak işe başlayan arkadaşı daha önce 3 kez daha mülakata çağırmışlar ve en son mülakatta,
    işveren, arkadaşın suratına şöyle bir bakıp biz senin suretini unutmamak için çağırdık şimdilik gidebilirsin biz seni haberdar ederiz demiş...
    (kötüböcek, 02.01.2007 01:57 ~ 01:59)
  15. spontan macera...

    b:ben, i:işveren, m:mahmut

    i : ne iş yapıyordun daha önce sen ?
    b: öğrenciydim. yeni mezun oldum.
    i: oo paso s.kiş yani! ehe eheh
    i: mahmut, asistanım yapın bunu!
    m: emredersin abi
    (deniz büyücüsü, 14.02.2007 22:07 ~ 22:08)
  16. -siz buraya sadece mülakat için gelmediniz.buraya neden geldiniz lan biriniz açıklasın.
    +(kimseden ses çıkmaz haliyle)
    -neyse görücez artık.

    saatlerce sıra halinde aynı yerde çizilebilecek tüm geometrik şekilleri çizdikten sonra yaklaşık 50 kişi mülakat sırasına girdik. herkes telaş içinde mülakattan çıkanlara sorular soruyordu. etraftan şöyle diyaloglar duyuluyordu.

    diyalog 1:

    -ne sordular?
    +çemberin alanını.
    -ne dedin
    +pi*r'2
    -soran ne dedi.
    +elendin dedi.
    -neyse abi üzüldüm adına sağol.

    diyalog 2

    -ne sordular?
    +son osmanlı padişahını.
    -ne dedin
    +bilmiyorum dedim
    - ne dedi
    +elendin çık dışarı.
    -tamam abi neyse canın sağolsun.

    diyaloglar bu şekildeydiler. mülakattan çıkan herkese seri halde sorular soruluyordu. çıkan kişi ne diyeceğini şaşırıyordu. sorulan sorulardan herhangi birinin cevabı henüz mülakata girmemiş olan başka biri tarafından duyulduğunda ise "lan ben onu biliyordum ya üff" şeklinde sesler geliyordu etraftan. hatta bir ara güneşten beynimiz o kadar sulanmıştı ki, astsubay başımızdan biraz uzaklaşınca bir birimize sorular sormaya başlamıştık.

    -türkiye cumhuriyeti'ni kim kurdu?
    +abi ne yaptın ya onu bilemeyecek bir insan mı var?
    -söyle sen
    +atatürk tabiki.
    -al işte baştan kaybettin sen mustafa kemal atatürk diyeceksin yoksa saymazlar.

    herkes stres olmuştu. artık felaket senaryoları yazmaya başlamıştık. kimisi "sorunun cevabını eksiksiz şekilde vermezsen cebanını doğru saymıyorlarmış" kimisi "abi bak bunu hep soruyorlarmış.bir teknedesin ve teknede sadece sen, atatürk ve hz. muhammed var. ikisi** aynı anda denize düşseler önce kimi kurtarırsın?" diyordu. zaman ilerlemişti. güneş iyice etkisini göstermeye başladı ve insanlar birbirlerini rakip gibi görmeye başladılar. herkes susmuştu. sanırım herkes kendi zihninde "oha şundaki boya bak bunu kesin alırlar", "bunun gözleride yeşilmiş ve çok yakışıklı kesin girer bu kesin" gibi düşünceler kuruyordu. sonra aramızdan bir grubu başka bir tarafa aldılar. aralarında suskunluk başlamış olan grup birden tekrar dile geldi. bu seferde "onlar kesin girecekler bak burada bile bekletmediler içeri aldılar onları" gibi cümleler duyulmaya başladı. muhtemelan aynı cümleler diğer grup içinde de duyulmuştur. her neyse herkes sırayla içeri girmeye başlamıştı. ben 7. sıradaydım. önümdeki çocuk içeri girer girmez çıktı."ne sordular" bile diyemedim çünkü yanımda bir astsubay vardı. sonunda bende mülakat odasına girdim. karşımda bir yüzbaşı, bir bayan teğmen ve birde astsubay vardı. mülakatım başlamıştı. soruları yüzbaşı sordu.

    -merhaba welcome home.
    +merhaba.
    -senin baban kaptanmış welcome home.
    +evet efendim.
    -ve tarabya'da yaşıyormuşsun sen.
    +evet
    -o zaman bir soru soralım sana değil mi?
    +(gülümsemiştim o an)
    -söyle bakalım bize televizyon izler misin?
    +yeterince izlerim.
    -peki o zaman tarabya etiler olayını bilir misin?

    ben o an "acaba tuzak mı" bu diye düşünmüştüm. 3 saniye içinde aklımdan kim bilir neler geçti ama böyle bir soruyla karşılaşınca zaten "beni alma gibi bir niyetleri yok" dedim kendi kendime.

    +bilirim efendim.
    -söyle o zaman bize.
    +tarabya'da uşaklar etiler'de yumuşaklar.

    ve bayan subayın sesini duymuştum ilk defa "koşullarımıza uygun değilsin welcome home elendin".

    dışarı çıktım bana "ne sordular abi" diyenlere "şimdi ki genel kurmay başkanı kim dediler abi" dedim ve girmeyi çok istediğim deniz lisesi karasularından ailemle birlikte ayrıldım. giremedim, almadılar beni ama mutluyum ben yine de.
    (welcome home, 17.02.2007 22:52 ~ 22:57)
  17. -okulunuzu 4 sene uzatmışsınız?
    +evet uzattım.
    -neden uzadı?
    +çünkü karadeniz bölgesinde dağlar denize paralel uzanır.
    -şu kapıdan uzar mısın?
    +ok bye.
    (jugis nomen, 16.04.2007 20:27)
  18. will smith'in başrolünü küçük oğluyla paylaştıgı "umudunu kaybetme" filminden bi sahnedir. kahramanımız, mülakata gideceği günün gecesi evinde boya yaparken, vergi borcu dolayısıyla polisler tarafından polis merkezine götürülür ve geceyi nezarethanede geçirir. mülakata sayılı dakikalar kala serbest bırakılır, üzerinde boyalı atleti ,eski pantolonuyla görüşmeye gider. ve patron sorar;
    -sen benim yerimde olsan, görüşmeye gömleksiz gelen birini hangi sebeple işe alırdın?
    -herhalde pantolonu iyiymiş, derdim.
    (kabuklu badem, 24.04.2007 23:25 ~ 20.08.2007 11:02)
  19. tam olarak yarmasada son işimde mülakat sonrası şahsıma bir adet smirnoff ve bir adet çikolata hediye edilmiştir. ha işe tabiki alındım.
    (gulersem, 13.06.2007 15:23)
  20. yüksek lisans mülakatından;

    öğretim görevlisi:ö
    bahana:b

    ö:bahana kendini anlat bakalım
    b:(ortaokul çok geride kaldı liseden başlayayım diye düşünür) fen lisesi mezunuyum....
    ö:zekiyim diyosun yani
    b:yok hocam aslında öyle değil...(diye sürüp gitti bu)


    ö:bahana medyada çalışmışsın
    b:evet hocam çalıştım
    ö:belli zaten notların düşmüş
    b: (cevap vermek istemedim,çünkü çalıştığım dönemki notlarım çalışmadığım dönemden daha yüksekti)

    mülakattan çıktım.annemi aradım ve olmayacak bu iş falan dedim.ama kabul edildim.sanırım bu bir stres mülakatıydı.
    (bahana, 22.06.2007 12:31 ~ 12:33)
  21. 27 yaşındayım ama beni görenler 19 yaşında zannediyorlar. küçük gösteriyormuşum. genelde yeni tanıştığım işverenlerin ilk sorusu kaç yaşında olduğumla ilgilidir. artık bi noktadan sonra bu soru baymıştır beni. yine bir mülakat ve patronun ilk sorusu yine aynı.


    p: kaç yaşındasın sen? (yüzünü buruşturmuş ve küçümser bi ifadeyle sormuştur)
    i: küçük gösteriyorum öyle değil mi? evet, evet küçük gösteriyorum zaten herkes öyle söylüyor. 19 yaşında gösteriyorum ama 27 yaşındayım. genlerim sağ olsun. bizim ailenin kadınlarında öyle bir gen var hiç yaşımızı göstermeyiz. annemde hiç göstermez yaşını bende ona çekmişim. ne güzel değil mi?
    p: hmmm. anlıyorum. sana küçük bir eleştiri. daha çok gençsin beynin çok hızlı çalışıyor aklına ilk geleni insanlara söyleme olur mu?
    i: tabi tabi yeter ki iste.

    sonuç: işe alındım.
    (işinegeleniduyanvurdumduymaz, 09.07.2007 17:26)
  22. +gözlerinizi kapatıp 10 parmak klavye kullanabilirmisiniz?
    - neden öyle bişey yapayım ki?
    +........
    (hımhımdahımhım, 10.07.2007 11:03)
  23. - ingilizce seviyeniz yetersiz bulunduğu için sizi işe alamıyoruz üzgünüm.
    - neee!! fuck mee!!!
    - gördün mü?
    (dereye inip taş bulamayan adam, 19.08.2007 13:19)
  24. -ingilizce var, bilgisayar var, boğaziçi mezunuyuz, yaş 25, askerlik yapılmış, ikinci dil olarak fransızca mükemmel seviyede, pasaport, ehliyet var, prezentabl görüntünüz mevcut, yakışıklısınız da, boy kaç 185 cm var heralde, amerikada master yapılmış......neden sizinle çalışmak isteyelim??
    -hasta mısın?
    -böyle böyle battık biz!
    -anlıyorum!!
    (diazepam, 04.12.2007 15:56)
  25. bir öğrenci değişim programı mülakatı..

    mke : (mülakata katılan eleman)
    mbsbi: (masa başındaki sinir bozucu insan)

    ......
    ..
    ......
    ..

    mbsbi: "oda arkadaşın eşcinsel, sana ilişki teklif ediyor ne yaparsın?"
    mke : "ona türk'ün gücünü gösteririm!"

    (bkz: biz sizi arayacağız)
    (konchuy, 19.12.2007 01:17 ~ 01.08.2008 01:13)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil