1. bush iktidara gelir ve 'ne yapsamda iktidarımı kuvvetlendirsem'diye düşünür ve üzerinde resmi bulunan pul bastırmaya karar verir.pullar basılır, piyasaya sürülür ama bi sorun vardır:pullar zarfların üstünden patır patır düşmektedir.bush adamını çağırır:
    +oğlum bu pulların arkasına yapıştırıcı sürmediniz mi,niye düşüyolar' der.
    -efendim sürdük de insan lar pulun arkası yerine önüne tükürüyorlar..!!
  2. ilk duyduğumda bayağı gülmüştüm. bu arada karadeniz şivesiyle yazmaktan tiksinirim siz o şiveyle okuyun lütfen.

    temel yolda giderken karnının çok aç olduğunu hisseder. köşenin bitiminde gördüğü bir dükkandan içeri girer.

    - selamın aleyküm uşağım.
    + aleyküm selam buyur abi.
    - ben bir karadeniz pidesi alacaktım da. yalnız burada yemiycem mümkünse sarıver.

    adam bir an durup sorar:
    + afedersin abi sen karadenizli misin?

    temel bu soruya sinirlenir:
    - niyeki kardeşim? karadeniz pidesi yemek için illa karadenizli mi olmak gerekir? misal ben japon olmasam sushi yiyemeyecek miyim? ya da italyan olmazsam pizza vermeyecek misin?

    adam cevabı yapıştırır:
    + yok abi o yüzden söylemedim. burası nalbur.
  3. gülmekten alta sıçırtan fıkralardır.. (oooh tanımımı da yaptım)

    sıcak bir ramazan günü nasreddin hoca göl kenarında bir ağacın altına oturmuş yoğurtyemektedir.. iki köylü de yoldan geçerken nasreddin hocayı görürler ve "allah allah hoca'ya bak ramazan günü oruç tutmuyo mu" diye merakla hoca'ya doğru giderler.
    - hocaaa hocaaa.. sen oruç tutmuyo musun?

    nasreddin hoca durur ve cevabı yapıştırır:
    -ya tutarsam?!

    (bkz: cenk ve erdem)
  4. öğretmeni ali'yi matematik sözlüsüne kaldırmıştır. tahtaya mı kaldırmıştır sadece ayağa mı yoksa amuda mı bilemiyorum. sorar: "ali, ağaçta beş kuş var, birine taşı fırlattın kaç kuş kalır geriye?" ali düşünür ve doğal olarak hepimizin vereceği cevabı yapıştırır: "hiç kalmaz öğretmenim, hepsi korkup kaçarlar" "hayır" der öğretmeni, "matematiksel yaklaş olaya." "ha o zaman 4 kuş kalır" der ali. öğretmeni "şimdi doğru" der, "ama yaklaşımını beğendim". burasını diyalog yapiim, öbür türlü aç tırnak kapa tırnak zor oluyo.

    -öğretmenim! ben bi soru sorabilir miyim?
    -buyur yavrum.
    -karşınızda 3 tane bayan, ellerinde dondurma var. biri dondurmayı yalayarak, biri emerek, diğeri ısırarak yiyor. sizce hangisi evlidir?
    (öğretmen gözler parlayarak):
    -emerek yiyen!
    -hayır öğretmenim, parmağında alyans olan. ama yaklaşımınızı beğendim.

    buraya kadar gözünü yorup fıkrayı okuyan arkadaşlara sonsuz teşekkürler. "fıkra okunmaz anlatılır" diyenlere de saygılar. demek ki neymiş, fıkra uzadıkça boka sararmış. (this is the özeleştiri part, please proceed...)
  5. aha ben de yazayım bi dene
    adamın birinin çiftliği ve kümesi varmış, kümesin horozu ölünce adam yeni bi horoz almış fakat horoz cok sevisgen çıkmış. kümesteki tavukların alayını becerdikten sonra çiftlikte bulduğu her hayvanı, attır, eşşektir, köpektir demeden sıradan geçiriyomuş. horozun bu halini gören adam içinden "pompa uğruna genç öleceksin" falan diyomuş. sonra bigün bi bakmıs bizim horoz ayaklarini dikmis, dili bi karis disarda hareketsiz yatiyor, basında da bi tane akbaba dolaniyo, adam horoza bakıp senin sonunun böyle olacagi belliydi demis, horoz da adama "sessiz ol, akbabayı kacirtcaksin" demiş.
  6. nasreddin hoca göle maya çalarken temel bunu görmüş hayırdır hocam napıyorsun demiş.
    nh:göle maya çalıyorum.
    temel: yaa hocam ne yapacaksın o kadar yoğurdu...
  7. temel hergün evine trenle gidip gelmektedir.yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pezevenk der. temel şaşırır acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. adam yine pezevenk der.temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. olay çıkmaması için ilk durakda iner ve olayı evde karısına anlatır.
    -fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der.
    fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
    temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır.adam bu sefer temel'e bakarak şöle der:
    -dedikoducu pezevenk...