1. galatasaray müzesi'ndeki yarım kupadır. hikâyesi şudur:

    ilk resmi türkiye şampiyonası 1945-1946 sezonunda başladı basketbolda. ilk türkiye şampiyonu ise beykoz'du. sonraki dört yılda üst üste galatasaray kazandı türkiye şampiyonluğunu.

    1950-51 sezonuna gelindiğinde galatasaray'dan türkiye şampiyonluğu bayrağını harp okulu aldı. ertesi yılın şampiyonu da yine harp okulu'ydu. sonraki sezonda türkiye şampiyonu yeniden galatasaray'dı. ertesi sezon ise modaspor.

    bir sonraki sezon: bir sonraki sezon türkiye spor tarihindeki en çirkin olaylardan birisi gerçekleşti. hep birlikte hatırlayalım.

    1954-1955 sezonunda türkiye şampiyonası, 19-25 nisan tarihlerinde altı takımın katılımıyla gerçekleştirildi istanbul spor ve sergi sarayı'nda: modaspor, galatasaray, fenerbahçe, harp okulu, ankaragücü ve altınordu.

    ilk günkü maçlarda galatasaray, fenerbahçe ve modaspor rakiplerini kolayca yendiler. ertesi günkü en önemli maçta modaspor galatasaray'ı yenmeyi başardı; 67-62'lik skorla. dördüncü günkü önemli maçta modaspor'u 55-47 yenerek şampiyon olmak için büyük bir avantaj sağlayan takım fenerbahçe'ydi.

    galatasaray'la fenerbahçe arasındaki şampiyonluk maçı 25 nisan 1955, pazartesi gecesi oynandı spor ve sergi'de. fenerbahçe'nin şampiyon olması için galatasaray'ı yenmesi yetiyordu. hatta altı sayıyla kaybetse bile yine de şampiyon olacaktı fenerbahçe. galatasaray'ın şampiyon olması için ezeli rakibini en az 7 sayıyla yenmesi gerekiyordu.

    bu önemli maçın ilk yarısını 25-20 önde kapattı galatasaray. ikinci yarıda ise farkı 13 sayıya kadar yükseltti. fenerbahçe'nin en iyi oyuncuları altan dinçer ve sacit seldüz beşer faulle oyun dışı kalınca galatasaray'ın şampiyonluğu neredeyse kesinleşmişti.

    tribünden inen bir çirkin adam

    ya da öyle sanıyordu herkes. tâ ki maçın bitimine 44 saniye kala galatasaray 40-27, yani 13 sayı öndeyken tribünden bir fenerbahçe yöneticisinin inmesine dek. türkiye spor tarihinin en çirkin kararlarından birine imza atarak fenerbahçe basketbol takımını sahadan çekti tribünden inen o fenerbahçe yöneticisi.

    tam anlamıyla şeytanî bir plandı bu. şöyle. fenerbahçe sahadan çekilip hükmen yenildiği için puan alamayacaktı o maçtan. böylece fenerbahçe sekiz puanda kalacak, modaspor'la galatasaray'ın puanları ise (9 puan) eşit olacaktı. böylece ikili averaj devreye gireceği için şampiyon, galatasaray'la oynadığı maçı kazanan modaspor olacaktı. galatasaray ise ikincilikle yetinmek zorunda kalacaktı şampiyon olması gerekirken.

    buydu işte o şeytanî plan. ancak bu plan federasyondan döndü o gece. çünkü kararlarını sahada yapılan şeytanlıkları görmezden gelerek değil, spor ahlâkını gözeterek veren yürekli insanlar vardı o dönem federasyonlarda. maçtan hemen sonra acilen toplanan basketbol federasyonu kupayı ikiye bölerek hem galatasaray'ı, hem de modaspor'u basketbolda türkiye şampiyonu ilan etti. (galatasaray'ın tarihinin en şerefli kupalarından birisi olan o yarım kupanın fotoğrafı yukarıda. o kupayı daha da yakından görmek isteyenler galatasaray kültür ve sanat merkezi'ni ziyaret etmeliler.)

    böylece 1954-1955 sezonu basketbolda ilk ve tek olarak iki takımın da şampiyon olduğu sezon olarak geçti tarihe.

    hani var ya hafta sonu oynanacak maç sonunda fenerbahçe'nin şampiyon olmaması için gönüllerinden galatasaray'ın yenilmesini geçirenler. unutmasınlar o sezonu. o yarım ama şerefli kupayı. çünkü tarih sadece şampiyonları değil, küçük oyunlar yüzünden şereflerini korumayan takımları, kulüpleri de yazar. hem de üzerinden tam 55 tane kocaman sene geçmiş olsa bile. hem de unutmamak ve affetmemek üzere.

    http://gayin-sin.net/...
    http://gayin-sin.net/...
  2. 1973 yılında eski futbolculardan reşat selamioğlu adına dörtlü bir turnuva düzenlenir...göztepe, fenerbahçe, galatasaray ve altayın katıldığı turnuvada, finalde göztepe ve galatasaray karşılaştı...finali 3-2 kazanan galatasaray yöneticileri bu günlerde asla yapmayacakları bir incelikle hakemin kötü yönettiğini ve daha iyi oynayan göztepe'nin kupayı hak ettiğini düşünerek kupayı göztepe'ye hediye ettiler...göztepe'li yöneticiler de ne olursa olsun kupanın galatasarayın hakkı olduğunu söyleyip kupayı geri çevirdiler...sonra orta bir yol bulundu ve izmir kemeraltında bir kuyumcu atölyesinde kupa ikiye bölünerek yarısı göztepe'de yarısı da galatasaray'da kaldı...