|
|
- insanın içinde giderilmesi zor bir eksiklik hissi bırakan şeylerdir. biten şeylere göre acısı daha fazla olur. bazı yarım kalan şeylerin telafisi mümkün değildir. mesela bazı durumlarda sevdiğiniz kişiye sevdiğinizi söylememiş olmak. bu durumda birşey eksik, yani yarım kalmıştır sizde. bunu söylemek -allah gecinden versin- kötü bir nedenle iyice imkansızlaşmadan ve bu acıyı ömür boyu içinizde taşımadan yarımı tüme tahvil etmekte fayda vardır.
ha bir de bittiği halde kabullenilemeyen ve yarım kaldı gözüyle bakılan şeyler vardır ki gerçeklerin boyunun beklentilerimizin boyundan kısa olmasından kaynaklanır. ama gerçekler ortada öylece -acıtsa da- abide gibi dururken beklentiler nedeniyle durumu zorlamanın alemi ve manası yoktur. bu durumlarda "artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz" psikolojisine derhal girilmesi gerektiği kanatindeyim.
- expo 2015 in izmir de gerçekleştirilememesi durumu.
- ayrılığın ardında bıraktığı şeylerdir.her insanın zihinin bir yerlerinde mutlaka barınmışlığı vardır.
kalındığı yerden devam etme halini düşündükçe acıtır,incitir.
- bazen içimden ne geliyorsa öyle hareket etmek istiyorum.
yolda giderken, sanki sek sek oynarmış gibi yaparak sıçramak,
yenikapı sahilinde, kayalıkların üzerinde bira içmek,
baharın geldiği şu günlerde, üstümün kirlenmesini düşünmeden, yeni yeşeren çimlerin üzerinde yuvarlanmak, toprağın mis gibi kokusunu koklamak,
gecenin serinliğinde, sıkıca sarıldığım montumun altında denizin sesini dinlemek.
insanların tuhaf bakışlarına aldırmadan, tanımadığım insanlara merhaba demek.
sabaha kadar sessizlikte oturup düşünmek, akşama kadar miskin miskin yataktan çıkmamak.
hiç televizyon seyretmeden, telefon sesi duymadan bir gün geçirmek.
karnım acıksa da yemek pişirmemek, içtiğim çay ve kahve fincanlarını masanın üstünde biriktirmek.
küçük bir çantayla terminale gidip, ‘’nereye’’ diye düşünmeden, bir otobüse binip bilinmeyen bir yerlere gitmek istiyorum.
içimdeki ses’’ neden ‘’ diye soruyor. ‘’neden yapmak istiyorsun bunları.’’
galiba yoruldum. vücudum yorgun, beynim yorgun, cebim yorgun.
dinlenmek, arınmak istiyorum.
yaşadığım yılların yorgunluğu, bedenimi zorluyor artık. yaş/lanıyorum galiba.
‘’gençlikte gezelim, tozalım, eğlenelim’’ dedik yorulan bedenimizin farkına varamadık.
yeni evliyken, ha eşyamızı alalım, ha evimizi düzelim, aman çocuk oldu iyi yetiştirelim, başımızı sokacak bir ev alalım, ‘’genciz, borcumuzu ödemek için daha çok çalışırız, sabrederiz’’ dedik yıllara yorulduk.
o, onu demiş, bu, bunu demiş dedim, üzüldüm ağladım, derdimi söyleyemedim, yorulan beynimin farkına varamadım.
kimseye ‘’hayır’’ diyemedim, kıramadım. ben omuz arayınca kimseyi bulamadım.
dönüp arkama baktığımda, yılların ne çabuk geçtiğini, önümde daha ne kadar zamanımın kaldığını bilemeden, bedenimin, beynimin benden çok şey götürdüğünü fark ettim.
ve bu yüzden artık içimden geldiği gibi hareket etmek istiyorum. bir anlık bile olsa, kendimle kalmak istiyorum. ve bana müsade diyorum. yarım kalan şeylerimi tamamlamaya gidiyorum.
|