"sarhoşken yanlışlıkla aldığım nikim" diyerekten girdiğim nick altı giriden sonra "ahahah hadi oradan hopaşinanay" tarzı 8-10 mesaj aldığım için açıklama gereği duyduğum pek çok şey var . evet haklısınız, mallık var biraz bende lakin yankee ile yaqui yi karıştıracak kadar embesilleşmedim nihayetinde.
hakkımda:
benim büyük babam insan bilimciydi. antropologdu anlayacağınız. bir gün, tabi çok çok evvelinden bahsediyorum, punduna getirip çalıştığı, bağlı olduğu şirket vasıtası ile yurt dışına çıkma fırsatı bulmuştur. burada,ülkemizde inceleyebileceği pek çok insan türü olmasına rağmen o yurt dışına çıkıp böyle mu, kayıp şehir atlantis, aztek, maya triplerine girmeyi, bu sayede hem iş hem fuhuş geyiğine çevirmeyi düşünmüş işini. tabi o zamanlar bekar, yağız, aslan gibi bi türk genci. abi gitmiş mi bu latin amerikaya? ohh ortam güzel, karı kız, çikolata ablalar oynuyor bıngıl bıngıl memeler filan.kim siker atlantisi mayayı.. bu bizimki "eyyyt" demiş, sikmişim anasını da antropolojisinide ,bi güzel yerleşmiş mi oraya?.. bi elinde ananas, bi elinde bananas gününü gün eder, o koko senin bu karı benim ortamların gülü kıvamına gelmiş mi?ohh değmeyin beyimin keyfine.. işte aradan 3-5 yıl geçmiş bu şekilde tabi çalıştığı şirketten de çoktaaan şutlanmış o ayrı. neyse efendim günlerden bir gün bir mektup gelmiş, önemli, saygın bir firmadan(bana öyle dedi, ne olduğunu, kimden geldiğini asla söylemedi)...kızılderililere ülkemizden en yakın konumda kendisi olduğu için bir , kendisinin de eski bir antropolog olduğu için bir inceleme istenmiş. hayvan gibide para vermişler ha.. tağam demiş bizimki, "zati parada suyunu çekti,ya bismillah" demiş.. neyse araştır taraştır, sorup soruştur yaqui diye bir kabile keşfeylemiş. böyle denizin kenarında yaşayan ibne bi kızılderili kavmi.. ibne dediğim mübalağa değildir ha, yanlış anlamayın.. adamların çoğunluğu safkan ibne, topitoş.. bizim beyaz süloya yazan yazana.. neyse. normal normal takılmış aralarında, incelemelere koyulmuş.. bu sırada ordan
mezolna adında bir kızılderili kızıyla kesişir, kaçamak bakışlarla sevişir olmuş.. günler günleri ,haftalar haftaları kovalamış, bizim sülo kızıldarili kıza abayı yakmış olduğunu incelemelerini bitirdiği, artık dönmesi gerektiğini idrak ettiği anda anlamış..çantasını göz yaşları içerisinde toplarken o kızılderili kız ile bir kere dahi olsa konuşamamış, iletişim kuramamış olmanın hüznü içerisinde boğulurmuş çünkü yaqui kabilesinde bir yabancı asla köyün dişileri ile iletişim kuramazmış.. birden "aşk için ölmeli aşk o zaman aşk" felsefesini derinlerinde hisseden büyük babam kıvrak bir hamle ile haftalarca yaptığı tüm incelemeleri yırtıp bir kez daha "eyyyyt sikmişim anasını" diye bağırmış.. gitmiş kızın babasından allahın emri peygamberin kavliyle istemiş kızı.. allahtan peygamberden bi haber kızılderili kız babası " ne diyo lan bu yarrak" der gibi bakıp büyük babamı başından siktir etmiş.. büyük babam kendi kendine "lan zati incelemeleri yırtıp bi bok yedim, eli boş dönmek olmaz artık,yakışmaz bize" diyerekten kızılderili kızı kaçırmış... neyse efendim çok uzatmıycam.,..benim babannem kızılderili olur, yaqui kabilesindendir kendileri.adı da
mezolna dır..
mezolna ile dedm yıllarca mutlu mesud yaşadılar, hemde ülkemizde, çorumda. kimse bilemedi
mezolna nın bir yabancı olduğunu, dedem yeni bir nüfus kağıdı çıkardı ona.. dini islam adı mesude oldu.. hatta dedem izleri tamamen silmek adına mesude nin baba adına samet dedi, götten salladı ismi anlayacağınız..
mezolna (mesude) dedemle her zaman mutluydu lakin sıla hasreti çekmekte, yanıp tutuşmaktaydı. vatanını, topraklarını özlerdi her daim. bu yüzdendir ki bir gün çekti beni yanına "bek torinum, ber gidemidum ami senin gitmenü istiyüm torpaklerüme, oralara git, bana topriğunu getir ben ülmediün" dedi.. evet aynen böyle dedi bana.. hem kızılderili olmasından , hemde yıllarını çorumda geçirmesinden ötürü böyle garip bir lehçesi, ağzı, şivesi vardı.... köyde füfürü mesude diye bilirlerdi onu... köylerde öledir, herkese bi lakap takar amcık aazlılar.bir de sarı pipi aziz vardı konuyla alakasız dillendirmek istedim.. neyse..
vasiyeti yerine getirmem gerekiyordu, babannem benim için çok önemli bir şahıstı çünkü.. onun ceylan , tatanka , bufalo, sitaro avı gibi hikayeleriyle , yaptığı birbirinden garip ama lezzetli yiyeceklerle, voodo büyüleriyle büyümüştüm ben.. ayrıca ben okula başlamadan önce bana kendisi bakmıştır yıllarca.. her ne hal ise, para biriktirdim, gidecem ya kafaya koydum... yaz tatili geldi, hah zamanı dedim, vizeyi kaptım gidecem.. gitmeden babannemi arayıp "babannem isteğin yerine gelecek, yarın gidiyorum topraklarına" dedim, hüzünlendi, hülülü hülülü diye ağlamaya başladı (biraz garip ağlar).. bana "bek öğlüm, oradö
sokutanto kayasi vor, o kayenin dibündö çizme üçünde taki var,onlaride ol" dedi.. sevinçten öyle bir zıpladım ki kapının eşiğine kafamı çarptım...oğlum boru mu lan? çizme içerisinde altın vardı, gani gani...eheheh zengin olmuştum artık, neyse.. kaptım sırt çantamı,aldım kavanozumu ver elini meksika...ordan sor soruştun yaqui kabilesinin yerini buldum.. böyle götünü başını yaprakla kapatmış garip tipler, bana boka bakar gibi bakıyorlardı.. dedemin öcünü almak amacıyla bende onlara "ne var lan yarrağım" bakışımı attım, tırstı ibneler.. çok geçmeden birine yanaştım , bağıra bağıra "
sokutanto-
sokutanto" diyor, kollarımı kaya mayetinde açıyordum iki yana.. anladı ne demek istediğim, beni takip et der gibi bi el işareti yaptı.. takıldım bunun götüne.. az gittik uz gittik, boş bi alanda bir kayaya denk geldik.. "bu" dercesine parmağıyla işaret etti ve koşa koşa geri döndü köyüne, gözden kayboldu.. neyse babannemin dediği gibi başladım kazmaya, kazdım kazdım kazdım... kazdığımdan artan toprakların bir kısmını da üzerinde "turkuaz turşu" yazan kavanoza doldurdum, babannem için.. sonunda çizmeye geldim, sevinç ile çektim çıkardım çizmeyi, anında ters çevirdim içindeki altınları alayım diye.. o da nesi? siktiriboktan bi koyle, üzerinde fil dişi kıvamında sikim sokum şeyler var, garipte bi yazı yazıyo.. bu ne amna koyym diye haykırdım dağlara taşlara...koşa koşa kabilenin yanına gittim, bu nedir diye sordum... şaşırdılar, o sen misin tanrım der gibi bişiler dediler..ben hala bağırıyordum oysa "watta fuck is this" diye
erdemdir o dediler, "it s your sin, your destiniy" dediler,artık sen bir yaqui sin.. meğer ingilizce biliyormuş ibneler..
edit:öyle işte