yaqui 

adana çık aradan

  1. güneybatı amerikada, meksika sınırları dahilinde bulunan bir nehrin adı. nehir, ismini kıyısında yaşayan kızılderili kabilesinden almıştır.

    (bkz: yaqui kızılderilileri)
    (goyathlay, 22.12.2004 02:29)


  2. yankee yazacakken mayhoş kafa ile yaqui diye kayıt olan çaylak kullanıcının yazar olarak alınması ile götüne giren nicki.

    ama iyi olmuştur, kızılderili mızılderili böyle mistik bir hava yüklemiştir bu nick ona. belkide bu bir işarettir demiştir kendi kendine çünkü o sıralar lost izlemekten kayışı koparmış, balataları yakmıştır. ..
    (yaqui, 24.01.2008 10:35 ~ 22.02.2008 16:25)
  3. -kahvecide barmen mi olur kızım yaaa! bi' de ingilizce konuşuyo lavuk, yığacam şimdi baak! *

    yığmadı. ne onu yığdı ne de cevahir'in aşağı inen yürüyen merdivenlerinden, "yukarı doğru kapışalım mı?" diyerek gaz verip, normal merdivenlerden gayet güzel çıkıp, yukardan bunun debelenmesini kahkalarla izleyen beni... yığmadı.

    cop coplu vapur kahvelerinden, eminönü iskelesinde kızın babası tarafından basılan,akbili bitmiş civ'e kadar; mütemadiyen telefonda yalanmasını dinlediğim patatesten, sarımsak tozlu ishal yapan mısır tanelerine kadar -taa malezyadan geliyomuş a.q- , -bonibondan, eti pufa'dan, kahveden, kinder süpriz yumurtaya yoksa totoş'a kadar, tiyatro sahnelerinden, bar sahnelerine kadar; asmalı mescitte rakıdan, beyoğlunda biradan, herhangi bir yerde çantadan çıkan bir şişe şaraba kadar; o kadar... her günümde; her anımda.

    kişisel edit: hani fal bakmıştın ya bana; çıktı. gözün çıkmasın.
    (stellina, 25.01.2008 14:03)
  4. "bırak herkes sadece ne kadar büyük sıçtığını bilsin; sus anlatma başka hiçbir şey."

    -ben de seni kendime sakladım kadın.

    korktum ben cumartesi gecesi, çok korktum. anne-baba-abi üçgenini arayamadık da; bir avuç safkan salak oturduk hastanenin soğuk taşlarına; bekledik. öyle bekledik. faranjite davetiyelerimizi, bir yerlerde unuttuğumuz montlarımıza, sabahın ayazına, ardı ardına yaktığımız sigaralarımıza imzalattık; zarfı öptürdük; silinmeye yüz tutmuş bir ruj izi kaldı. oyun güzeldi. seyirci azdı ama interaktif oldu oyun; "reaktif seyirci gelmiş" dediler. ben anlamadım bi' şey; bu aralar pek bi' şey anlayamorum. replikler de ezberimdeydi; dansta oturma duam bile tutmuştu ve dualarımın diğer üçü de... seni de aramadık. bir pazar günü şakasına daha mı düşüyor olmanın şüphesini sesinde duymaya gücüm yoktu. ben yalancı çobandım. istesem de inanmazdın ki? inanmazdın ama gelirdin; şaka olduğunu bile bile. şaka gibiydi; inanmazsın.

    *** yuh, imalatçının telefonda bekletme şeysinde fast car çalıyor. ben en son my heart will go on'da kalmışım. time flies hun. öpcük veren smiley koyasım geldi.

    bir an zaman saçma sapan yavaş akmaya başladı; fazlasıyla gürültülüydü her şey. acilde bir transeksüel'le göz göze geldim;

    "iyi misin?" diyebildim sadece. şaşırmış gibiydi. polisin biri güzel sözler söylemedi ona. bana da omzunu silkti, kalktı, gitti. neden erkekler hep en teselli edici olur böyle zamanlarda? oysa ben de güçlüydüm. yine de "geçecek" dediler cinsiyeti erkek olanlar; "geçecek". tıpkı o en sevdiğimden ayrıldığım gün, bana "geçecek" diyenler gibiydi. et tırnaktan ayrılır mıydı be? ne geçmesi!!! geçti. bir serum şişesi, bir sedye...geçecek. et tırnaktan ayrılmaz, merak etme.

    sabahın altı buçuğunda aklıma geldin ve tam üç gün hiç gitmedin. biliyorum tek kelime çıkmayacak ağzından. çıkarsa; nasıl toplarız bilemiyorum. çok yanlış şeyler yapasım var; yanlışları bile doğru yapasım var. dilemma? ilahi çocuk.
    (stellina, 08.02.2008 16:52)
  5. "sarhoşken yanlışlıkla aldığım nikim" diyerekten girdiğim nick altı giriden sonra "ahahah hadi oradan hopaşinanay" tarzı 8-10 mesaj aldığım için açıklama gereği duyduğum pek çok şey var . evet haklısınız, mallık var biraz bende lakin yankee ile yaqui yi karıştıracak kadar embesilleşmedim nihayetinde.

    hakkımda:
    benim büyük babam insan bilimciydi. antropologdu anlayacağınız. bir gün, tabi çok çok evvelinden bahsediyorum, punduna getirip çalıştığı, bağlı olduğu şirket vasıtası ile yurt dışına çıkma fırsatı bulmuştur. burada,ülkemizde inceleyebileceği pek çok insan türü olmasına rağmen o yurt dışına çıkıp böyle mu, kayıp şehir atlantis, aztek, maya triplerine girmeyi, bu sayede hem iş hem fuhuş geyiğine çevirmeyi düşünmüş işini. tabi o zamanlar bekar, yağız, aslan gibi bi türk genci. abi gitmiş mi bu latin amerikaya? ohh ortam güzel, karı kız, çikolata ablalar oynuyor bıngıl bıngıl memeler filan.kim siker atlantisi mayayı.. bu bizimki "eyyyt" demiş, sikmişim anasını da antropolojisinide ,bi güzel yerleşmiş mi oraya?.. bi elinde ananas, bi elinde bananas gününü gün eder, o koko senin bu karı benim ortamların gülü kıvamına gelmiş mi?ohh değmeyin beyimin keyfine.. işte aradan 3-5 yıl geçmiş bu şekilde tabi çalıştığı şirketten de çoktaaan şutlanmış o ayrı. neyse efendim günlerden bir gün bir mektup gelmiş, önemli, saygın bir firmadan(bana öyle dedi, ne olduğunu, kimden geldiğini asla söylemedi)...kızılderililere ülkemizden en yakın konumda kendisi olduğu için bir , kendisinin de eski bir antropolog olduğu için bir inceleme istenmiş. hayvan gibide para vermişler ha.. tağam demiş bizimki, "zati parada suyunu çekti,ya bismillah" demiş.. neyse araştır taraştır, sorup soruştur yaqui diye bir kabile keşfeylemiş. böyle denizin kenarında yaşayan ibne bi kızılderili kavmi.. ibne dediğim mübalağa değildir ha, yanlış anlamayın.. adamların çoğunluğu safkan ibne, topitoş.. bizim beyaz süloya yazan yazana.. neyse. normal normal takılmış aralarında, incelemelere koyulmuş.. bu sırada ordan mezolna adında bir kızılderili kızıyla kesişir, kaçamak bakışlarla sevişir olmuş.. günler günleri ,haftalar haftaları kovalamış, bizim sülo kızıldarili kıza abayı yakmış olduğunu incelemelerini bitirdiği, artık dönmesi gerektiğini idrak ettiği anda anlamış..çantasını göz yaşları içerisinde toplarken o kızılderili kız ile bir kere dahi olsa konuşamamış, iletişim kuramamış olmanın hüznü içerisinde boğulurmuş çünkü yaqui kabilesinde bir yabancı asla köyün dişileri ile iletişim kuramazmış.. birden "aşk için ölmeli aşk o zaman aşk" felsefesini derinlerinde hisseden büyük babam kıvrak bir hamle ile haftalarca yaptığı tüm incelemeleri yırtıp bir kez daha "eyyyyt sikmişim anasını" diye bağırmış.. gitmiş kızın babasından allahın emri peygamberin kavliyle istemiş kızı.. allahtan peygamberden bi haber kızılderili kız babası " ne diyo lan bu yarrak" der gibi bakıp büyük babamı başından siktir etmiş.. büyük babam kendi kendine "lan zati incelemeleri yırtıp bi bok yedim, eli boş dönmek olmaz artık,yakışmaz bize" diyerekten kızılderili kızı kaçırmış... neyse efendim çok uzatmıycam.,..benim babannem kızılderili olur, yaqui kabilesindendir kendileri.adı da mezolna dır..mezolna ile dedm yıllarca mutlu mesud yaşadılar, hemde ülkemizde, çorumda. kimse bilemedi mezolna nın bir yabancı olduğunu, dedem yeni bir nüfus kağıdı çıkardı ona.. dini islam adı mesude oldu.. hatta dedem izleri tamamen silmek adına mesude nin baba adına samet dedi, götten salladı ismi anlayacağınız.. mezolna (mesude) dedemle her zaman mutluydu lakin sıla hasreti çekmekte, yanıp tutuşmaktaydı. vatanını, topraklarını özlerdi her daim. bu yüzdendir ki bir gün çekti beni yanına "bek torinum, ber gidemidum ami senin gitmenü istiyüm torpaklerüme, oralara git, bana topriğunu getir ben ülmediün" dedi.. evet aynen böyle dedi bana.. hem kızılderili olmasından , hemde yıllarını çorumda geçirmesinden ötürü böyle garip bir lehçesi, ağzı, şivesi vardı.... köyde füfürü mesude diye bilirlerdi onu... köylerde öledir, herkese bi lakap takar amcık aazlılar.bir de sarı pipi aziz vardı konuyla alakasız dillendirmek istedim.. neyse..

    vasiyeti yerine getirmem gerekiyordu, babannem benim için çok önemli bir şahıstı çünkü.. onun ceylan , tatanka , bufalo, sitaro avı gibi hikayeleriyle , yaptığı birbirinden garip ama lezzetli yiyeceklerle, voodo büyüleriyle büyümüştüm ben.. ayrıca ben okula başlamadan önce bana kendisi bakmıştır yıllarca.. her ne hal ise, para biriktirdim, gidecem ya kafaya koydum... yaz tatili geldi, hah zamanı dedim, vizeyi kaptım gidecem.. gitmeden babannemi arayıp "babannem isteğin yerine gelecek, yarın gidiyorum topraklarına" dedim, hüzünlendi, hülülü hülülü diye ağlamaya başladı (biraz garip ağlar).. bana "bek öğlüm, oradö sokutanto kayasi vor, o kayenin dibündö çizme üçünde taki var,onlaride ol" dedi.. sevinçten öyle bir zıpladım ki kapının eşiğine kafamı çarptım...oğlum boru mu lan? çizme içerisinde altın vardı, gani gani...eheheh zengin olmuştum artık, neyse.. kaptım sırt çantamı,aldım kavanozumu ver elini meksika...ordan sor soruştun yaqui kabilesinin yerini buldum.. böyle götünü başını yaprakla kapatmış garip tipler, bana boka bakar gibi bakıyorlardı.. dedemin öcünü almak amacıyla bende onlara "ne var lan yarrağım" bakışımı attım, tırstı ibneler.. çok geçmeden birine yanaştım , bağıra bağıra "sokutanto-sokutanto" diyor, kollarımı kaya mayetinde açıyordum iki yana.. anladı ne demek istediğim, beni takip et der gibi bi el işareti yaptı.. takıldım bunun götüne.. az gittik uz gittik, boş bi alanda bir kayaya denk geldik.. "bu" dercesine parmağıyla işaret etti ve koşa koşa geri döndü köyüne, gözden kayboldu.. neyse babannemin dediği gibi başladım kazmaya, kazdım kazdım kazdım... kazdığımdan artan toprakların bir kısmını da üzerinde "turkuaz turşu" yazan kavanoza doldurdum, babannem için.. sonunda çizmeye geldim, sevinç ile çektim çıkardım çizmeyi, anında ters çevirdim içindeki altınları alayım diye.. o da nesi? siktiriboktan bi koyle, üzerinde fil dişi kıvamında sikim sokum şeyler var, garipte bi yazı yazıyo.. bu ne amna koyym diye haykırdım dağlara taşlara...koşa koşa kabilenin yanına gittim, bu nedir diye sordum... şaşırdılar, o sen misin tanrım der gibi bişiler dediler..ben hala bağırıyordum oysa "watta fuck is this" diye

    erdemdir o dediler, "it s your sin, your destiniy" dediler,artık sen bir yaqui sin.. meğer ingilizce biliyormuş ibneler..

    edit:öyle işte
    (yaqui, 25.02.2008 16:29 ~ 06.05.2008 13:38)
  6. bu, memur bu. geceleri vokalist, haftasonları tiyatrocu. mütemadiyen fbi * * * ajanı. arsız bi' de; sandalye üstü stripper. kaldırım çiçeği.

    "eheheh gözü dönmüş yavrucağın.. relax dedim ben de, hatta be cool dedim ama nerde onda o ingilizce."

    ukêla martı...
    (stellina, 18.03.2008 15:41 ~ 15:43)
  7. @2290146 girisiyle beni bir hayli güldürmüş 5. nesil yazar
    (şair ceketli çocuk, 24.03.2008 15:34)
  8. "dünyatiyatrogününkutluolsun.seviyomseni."

    allan dünyasının tiyatro günü nerden senin oluyo, benimki de laf.
    (stellina, 27.03.2008 14:45 ~ 14:52)
  9. nickini her gördüğümde "bunu da yako'yla karışıtırıom her seferinde m.k" diye içten geçirdiğim bir adamdı. adam sen git benim lise zamanlarımdan arkadaşım çık. bir de mesaj yoluyla taşak geçiyor. nerdeen nereye? dünya küçük.
    (olahabeoy, 28.03.2008 16:04)
  10. çok yakında bir kısa film projesinde "tecavüzcü" rolü ile kamera karşısına geçecek olan zaat. öyle de çirkin, meymenetsiz bir adam. filmin sonunda tecavüz ettiği hatun bunun pipisini kesecek.

    edit:yok lan yok, pipi kesme sahnesinde pipi gözükmeyecek. lan ne meraklı adamlarsınız ya...
    (yaqui, 13.05.2008 14:13 ~ 14:14)
  11. sıradışı yazıları vardı, sözlüğe renk getirme eylemini yeni bir gökkuşağı oluşturma boyutuna kadar sürdüğüceğini sanmıştım bu adamın, bir gün takdir etmek için bir mesaj attım şu girin güzelmiş diye hemen "burası kasıyor msn var mı" diye sordu adam, tabi ekmek peşinde, tabi dedim verdim bir msn adresi. eklesin de görsün herkesten msn istemek neymiş diye. hemen ekledi, sıcakkanlı bir insan olduğumu göstermek amacıyla selam dedim, aldığım cevap dumur edici düzeydeydi : "cam var cam ?". bir de foto koymuş, fotoşoplu zannettim önce ama dikkatle bakınca bildiğin foto, hiç oynamamış. allaaaam böyle bişey olamaz; evladın olsa sevemezsin, quasimodo'nun yandan yemişi resmen. dumur olmuş fotoya bakarken cam açmayacağımı anlayıp atıp tutmaya başladı ansızın :"tiyatrocuyum, müşkil kenterle konuştum, konservatuar ....." falan derken yaşadığım şoktan çıktım. bu ney lan dedim hemen engelledim, sildim. sözlüktede cibiliyetsizlere ekledim, kurtuldum. böyle bir adam yok, böyle bir adama gerek yok.

    ayrıca o müşkil kenter değil müşfik kenter.
    (perception, 30.05.2008 16:11)
  12. sevilen bir sima.

    (bkz: @2473302)

    ara sıra sıçıp sıvar, hödüktür, ne bileyim paldır küldürdür falan ama iyi çocuktur ya, görseniz şeker mi şekerdir aslında. çirkin ama sempatiktir bide. valla..yani ben şey için, okuruz, güleriz , ehehe deriz ne bileyim, küçük mutluluklar peşinde.... neyse ya..
    (yaqui, 11.06.2008 16:31 ~ 16:50)
  13. biraz önce listeden rastgele birine "burası kasıyor msn varmı" diye mesaj atıp akabinde başka bir yazara "hakiki tosun paşa benim huleynn" demiş sakat kişilik. küçükken beşikten düşmüş, menenjit geçirmiş. hor görmeyin garibi..
    (yaqui, 24.06.2008 15:41)
  14. en sevdiğim yankee *
    (neva, 17.07.2008 21:42)