reşat nuri güntekin romanı, bir aile babasının ailenin parçalanması karşısında hissettikleri ve bu aile dramı üzerine kuruludur.
istanbul şehir tiyatrolarında oynanan çok güzel bir oyun
bir bir uçurulan yazarların ardından söylenebilecek söz
geçen sezon ağır eleştiriler almış, ancak bu yıl oyuncuların performanslarıyla olumsuz eleştirilerin hepsini silmiş güzel bir oyun. rolü çok az olmasına rağmen,
bennu yıldırımlara özellikle dikkat derim.gidilmeli,görülmeli
savaşlar ve ölümlerle acıya,kaosa,kana bulanmış sözcük grubu...gidiyorlar...birer birer,bir elveda bile diyememenin ağırlığı içinde.renkli rüyalar yerine karanlık ölümler görüyor çocuklar...ölümün kucağına bulutmuşçasına atlıyorlar...ortadoğu kaynıyor,yapraklar dökülüyor birer birer...son sonbaharlara bile erişemeden,yalnız gidiyorlar ve yalnız bırakıyorlar...
duygu asena'sı ve niceleri de yitip gidiyorlar yüreklerine hapsettikleri haklı savaşların gözyaşlarıyla...yapraklar dökülüyor...henüz sararmamışlarken,henüz sonbaharlara erişemeden...
şu aralar kanal d'de fonda
vivaldi çalan reklamı dönen,
reşat nuri güntekin'in aynı adlı eserinden uyarlanan,
halil ergün,
güven hokna,
bennu yıldırımlar gibi başarılı oyuncuların rol alacağı dizi. reklam çok etkileyici olmuş, bakalım dizi nasıl olacak.
oyunculukların ön plana çıktığı kaliteli bir dizi.özellikle şehir tiyatrolarındaki oyunda da aynı rolü oynayan
bennu yıldırımlar alıp götürüyor.sitesi de sade ve güzel.dizinin şarkısıda bu siteden indirilebiliyor.
(bkz:
http://www.yaprakdokumu.com/)
dün geceki bölümüyle beni çok etkilemiş kanal d dizisi. özellikle ali rıza bey'in leyla'yı pencerede görüp göz göze gelmeleri, leyla'nın doğduğu günü hatırlaması ve fonda şu şiirin duyulması beni gerçekten çok çok etkiledi. halil ergün oyunculuğunu konuşturdu diye düşündüm, gözlerimden yaşlar boşaldı...
leyla ela gözlü bir çöl ahusu
saçları bahtından daha siyahtır
bu akşam rüyamda leyla’yı gördüm
derdini ağlarken yanan bir muma
halil ergün'ün dün akşamki bölüm boyunca sadece eve gitmek istiyorum dediği,ama hiç konuşmasa da ağlatabilir olduğunu gördüğümüz dizi.sonundaysa artık koyverdi gözyaşlarını,böğüre böğüre ağladı.peki ne anladım bu bölümden,ülkemizde varolduğunu unuttuğumuz bir sorun gündeme geldi.bekaret sorunu.bir annenin,bir babanın hatta kardeşlerin, bir kız çocuğuna yüz çevirmesini gerektirecek kadar önemli midir bu sorun? izlerken sürekli ilerde çocuğum olursa böyle davranır mıyım diye düşündürdü beni.
24 ocak 2007 tarihli bölümüyle birçok insanın ilgisini çekmeyi başarmış dizi. başından beri seyrediyorum, oyunculuk çok başarılı evet, hikaye zaten tartışılmaz ama her çarşamba üzerimde kötü bir etki bırakıyor. dizi bittiğinde kendimi gerilmiş hissediyorum. dünkü bölümünde leyla
* nın önce kendisine tecavüz eden sonra da ayağına gidip birlikte olduğu oğuz dan olan çocuğunu merdivenlerden düşerek kaybetmesiyle olayları öğrenen ali rıza bey
* in yıkımını izledik. ve hayriye hanım
*ın ne kadar bencil olduğunu. kadın "yazık oldu emeklerime" dedi başka bir şey demedi. yahu senin kızın çocuk düşürmüş, hastanelik olmuş, zaten travma yaşıyor, "kanaman var mı yavrum" sorusunu sen soracağına komşun soruyor. anne misin sen şimdi? ali rıza bey tek kelime etmedi, necla
* bakışlarıyla öldürdü, herkeste leyla ya karşı derin bir öfke.. aslında her şeye sebep olduğu düşünülen ferhunde
* den çıktı en önemli söz.. "bu sizin aile için çok ağır bir durum olabilir, ama dünyanın sonu değil." sonra da devam etti. "herkesin başına gelebilir." o kız fazla saftı, salaktı belki, belki aşıktı ama tek gerçek var: herkesin başına gelebilir... herkesin.
süper ötesi mükkemmel bir dizi. herkesin izlemesini "şiddetle" tavsiye ederim.
*
bir ailenin başına bu kadar kötülük nerde gelebilir, hangi baba bu kadar yükü kaldırabilir. bu ne o"rr"ospu çocukluğudur ya rabbim.
her dakikası ayrı bir acı imtihanı, her dakikası bir kahkaha tufanı dizi. (harbi komik)
cidden izlenip nasihat alınması gerekir, çünkü bölümün başında gördüğünüz iki hareketle bütün bölümü izlemiş kadar oluyorsunuz. alınması gereken nasihat ne burda? tabii ki "gerçeklerden alınma bunlar yavrum, izle sen de böyle yapma sakın" değil.
türk dizi tarihi sabit olaylar üzerine kuruludur. aha da bu.
(bkz:
yalnız çocuğu kaybettik)
bunu doktorun geldiği sahnede daha "leb" demeden anlamayan/anlayamayan varsa yuh artık. gözüm o kız boşuna mı düştü o kadar merdiven.
mesela bugünkü bölümde de (muptelası oldum ben de)
ferhunde'nin
şevketin telefonunu araklayıp karşı komşunun kızını kıstıracağı ne kadar aşikardı değil mi.
bir girinin daha sonuna yaklaşırken, sapıtmadan konuyu kapatmak adına:
komik bir dizi, bir kahkaha tufanı, duygu seli.
(venom, 07.02.2007 22:50)
çekildiği konak
beylerbeyi,
şemsibey sokağından yukarı çıkarken 3.cü virajdan sonra sol tarafta bulmaktadır.
aynı konakta, şimdiye kadar bir çok dizi
** çekilmiş
yeşil çam'ın ünlü konağı gibi olmuştur.
meraklısına; beylerbeyi
ziraat bankasının karşısındaki rampadan yukarı çıkarak yeri bulunabilir. yalnız demir kapısı genelde kapalı oluyor.
(venom, 24.02.2007 16:53 ~ 16:55)
toygar ışıklı'nın başarıyla seslendirdiği sözleri insanın içini cız eden akıp giden hayat misali.
gün geceye varmadan
toz duman eder bu şehir
yalnızlığa inat
iklimler değişir
gün bitiyor yine
dün yitiyor kalbime
her mevsim bana sonbahar
dört duvar
gün bitiyor bak yine
dün yitiyor kalbime
her mevsim bana sonbahar
yaprak dökümü
avrupa yakası ile aynı saatte yayınlanması şanssızlık olan tv dizisi. her bölümü ayrı bi duygusal, ayrı bi komik. despot baba
halil ergün ve
bennu yıldırımlar zaten doğal olarak fırtınalar estirirken fettan gelin
ferhunde karakterini oynayan
deniz çakır da cidden bir ödülü hakediyor kanımca.
tüm dizilerin arasında insanlara satır arasında doğru mesajları veren tek dizi.
verdiği mesajlar, aile birliği, bütünlüğü, evlenmeden vermemek, zenginden hamile kalıp şantajla evlenmek değil.
araç içinde yapılan çekimlerinde oyuncuların emniyet kemeri taktığı belki de tek dizi. emniyet kemeri ile birlikte, biraz önce rast gelip, teletext kullanmaya üşenip, adını öğrenene kadar seyrettiğim bu dizide aracı kullanan adam kravatını emniyet kemerinin üzerine çıkartarak defansif sürüş tekniklerini uygulaması da cabası!
gerçi araç kullanırken konuşmamak da buna dahil ama bu kadarına şükür diyoruz.
zuhal olcay'ın, nurgül yeşilçay'ın dizilerinde araç sahnelerine denk geldiğinizde göreceksiniz ki, kemeri bile takmıyorlar.
soundtrackiyle beni benden alan dizi... fakat feci etkisi altında kalıyorum,depresyona giriyorum,zırıl zırıl ağlıyorum sonra...
güven hokna'nın embesil bir kadını mükemmel bi şekilde canlandırmasıyla oyunculuğu önünde eğilmeme sebep olan aile dizisi.
(styks, 04.04.2007 20:28)
güven hokna'nın
afet-i devran neriman'dan
* sonra kanımca en çok döktürdüğü dizi...
çok iyi oyuncuların bulunduğu,(özellikle bennu yıldırımlar) her an gerilimin üst safhada olduğu ekranların en seyredilesi dizisi
komik bir dizi değil. dram da değil. tıpkı gerçek hayat gibi. ama arada o kadar duygusal dokunuşlar yapıyor, duygularınızı o kadar kabartıyor ki... bir de bölüm sonlarında, jenerik müziğiyle birlikte seyircilerden gelen mutlu aile fotoğraflarını göstermiyorlar mı, "işte bu an benim bittiğim andır" deyip
*)" onmousedown="return bkc('1339250','%21%3A+kendime+inanamayarak%21%3A')">
* her seferinde zırıl zırıl ağlıyorum. evet!
tüm ailemi birleştiren tek program. ailemin fertleri hiçbir programı ortak tercih etmezken bunu seyrediyor, sanki o aileymişiz gibi yorumlar getiriliyor. ferhunde'nin yaptıklarına beraber kıl olunuyor, fikret'in muhteşem ayarları ile mest oluyor, ali rıza beyin içli cümlelerine üzüldüğü olunuyor.bazen o kadar komik yorumlar geliyor ki, çoğu zaman da kendimizi kaptırdığımızla gülüyoruz.
olayın ilginç boyutu ise, dizilerde mantık aramayan, ağa konak, paşa temalı veya kırdılı ya da sulandırılmış aşk hikayeli dizileri çerez gibi seyredip ,en az birimizin sıkıcı bulduğu türk dizilerine nazaran, bu dizinin birleştiriciliği ve kaptırıcılığına hayran kaldım. ailemden çıkardığım yegane sonuç ise, bu dizinin gerçekten yaşıyormuşuz gibi insanları yakınlaştırdığı. kısacası 16-17 senelik özel televizyon tarihimizin en iyi dizilerinden biri olmuştur, ya da adaydır.
yaprak dökümü
elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır
elli bin filim seyrettim yaprakların dökümünü gösterir
elli bin kere gördüm yaprak dökümünü
düşüşlerini sürünüşlerini çürüyüşlerini yaprakların
elli bin kere duydum ölü hışırtılarını kunduramın altında
avucumda ve parmaklarımın ucunda
ama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimi
hele bulvarlarda yaprak dökümüne
hele kestaneyseler
hele çocuklar geçiyorsa oralardan
hele güneşliyse hava
hele iyi bir haber almışsam o gün dostluk üstüne
hele o gün sancımıyorsa yüreğim
hele sevdiğimin beni sevdiğine inanıyorsam o gün
hele o gün insanlarla ve kendimle aram iyiyse yaprak
dökümüne rastlamak burar içimi
hele bulvarlarda yaprak dökümüne
hele kestaneyseler.
nazım hikmet ran
konusu gittikçe iç karartmaya başlayan dizi.bir ailenin başına hiç mi iyi şey gelmez, bu insanlar hiç mi birbirleriyle şakalaşmazlar, ne sıkıcı bir ailedir bu böyle?evin babasının gerginliği diziyi izlerken bana da yansıyor,ay aman şimdi ferhunde bir şey diyecek, fikret ona laf söyleyecek, ali rıza bey duyacak diye izliyoruz diziyi resmen.bu akşamki bölümünde annesinin neclayı dövdüğü sahnede sanki ben dayak yiyiyormuşum gibi fena oldum. güven hokna sanki televizyondan çıkıp bana da bir tane yapıştırıverecekmiş gibi geldi,tırstım.
seslendirmesi taksim gümüşsuyundaki
vipsaş dublaj stüdyolarında yapılmakta olan başarılı bir uyarlama.
dizinin son fragmanını gördükten sonra 'ahlak dökümü' dediğim dizi.
ancak reşat nuri güntekin öyle güzel bir eser vermiş ki, 'insanoğlu dün de böyleydi bugün de böyle' diye düşünmeden edemiyorum.
şunu belirtmeden de edemiyeceğim dizi çok başarılı ve tipe göre rol vermişler.