bir
mşş şaheseri.
ayrıca an itibariyle kendime sorup durduğum gereksiz soru. ve her gereksiz şey gibi kafamı en çok kurcalayan..
boğulduğunu, kapıların üzerine kapandığını hissettiğin anda ve kimse yetmediğinde; kimseye yetemediğinde bırakıp kaçabilir misin? yapabilir misin?
seni ilgilendiren, ilgilendirmeyen herşeyden umarsızca uzaklaşabilir misin? ne kadar istesen de gözlerini kapatmaya yeter mi gücün?
eskisi gibi umursamaz, ne olursa olsun diyebilir misin; yoksa bir yandan derken diğer yandan kendine yalan söylemenin saçmalığını mı hissedersin beyninde?
karanlık bir bahçede; serin bir havada odanın bütün pencerelerini açıp, tüylerin diken diken olurken hem soğuktan hem sıkıntılarından, toprak kokusunun cazibesi iki adım ötendeyken üşenir misin eğilip koklamaya; ve boşver mi dersin, diyebilir misin?
attığın her adımın ve vereceğin her kararın en iyisi olmasına alıştırmışken bunca yıl kendini; bocaladığın her saniyede yol ayrımında kaldığında ve arada kaldığında kendin ve başkaları arasında, kendini seçebilir misin, düşünmeden önce ben diyebilir misin?
gece bütün karanlığıyla üzerine gelirken bir ay ışığından mı yardım istersin yüzünü aydınlatması için; yoksa karanlığa daha mı gömersin kendini karanlıktan korktuğunu bile bile?
bütün bu çelişkilerin beyninde cirit atarken, kalbin başka şeyler başka duygular için çarparken; saymayabilir misin onun ne dediğini? yoksa ondan da mı vazgeçesin gelir, kalbinden, yapabilir misin?
diye diye de sorduğum ve ;
yapabilirsin.. ama yapmayacaksın. hayat herkese kolay olacak diye birşey yok, bazen gerektiğinden fazla sorumluluklar yüklenebilir; taşırım diyebileceksin, diyeceksin ki ab ı hayat olmanın bir anlamı olsun, bir şeyler ifade etsin birileri için, ölümsüzlük versin suyum, yaşatsın diye de cevapladığım soruların yüklemi..
ve bilinmezliklere alışacaksın artık yavaş yavaş..yapabilirsin..bütün çıplaklığınla bekleyeceksin sana dolu dizgin koşan hayatı..kucaklayacaksın..
yapabilirsin..