yapıbozum   

adana çık aradan

  1. bir şeylerin içini kurcalayıp, çelişkilerini, tutarsızlıklarını(bozup bozup)ortaya koyan yöntem. kesinlikle pragmatist bir yaklaşım değildir.*
    (chaconne, 05.02.2005 11:18 ~ 11:19)


  2. (bkz: so fucking what)
    (radiance, 05.02.2005 12:07)
  3. (bkz: destruction)
    (right lane must exist, 23.04.2005 16:12)
  4. yöntem daha eskiye dayansa da kelimenin -deconstruction- dünya literatüründeki kullanımı jacques derrida (1930-2004) tarafından gerçekleşmiştir. bir metni parçalara ayırarak o parçaları ve parçalar arasındaki ilişkileri farklı okumalara tabi tutan bir yöntem olarak tanımlanabilir. felsefeciler "yöntem" den çok "girişim" demeyi yeğlerler ama ben bunun sebebini anlamadığım için o konuya girmesem daha iyi olur.
    (ynitm ynits, 02.07.2006 16:34)
  5. bağ bozumu olmadan yapıbozum olmaz demek istediğim kavram.
    (ornitrin, 07.03.2007 09:09)
  6. derrida nın geliştirdiği okuma metodudur. derrida yaptığı yapısökümcü okumalarda çeşitli stratejiler izleyerek, klasik felsefe metinlerinin bilinçdışı kaynaklı dile getirilmemiş yönlerini ortaya serip metnin üstüne kurulduğu ikilikçi yapıyı çökertmeyi amaçlamaktadır. buna bağlı olarak da metnin içinde ilk okunuşta tutarlı ve mantıksal olan ayrımların gerçekte kendi içinde tutarsız ve mantıkdışı oldukları gösterilmiş olmaktadır.yapısökümcü yaklaşımda, anlam metnin dışında bırakılandır ya da metince görmezden gelinip kendisine karşı suskun kalınan. nitekim yapısökümcülük tam da kuramlar ile kavramsal dizgelerin varlığına meydan okumak olduğu için, gerek derrida gerek onun yolundan yürüyenler mantıksal tanımlara, ussal temellendirmelere, felsefe uslamlamalarına daha bir dikkatlice yaklaşmakta, bunların yerine metnin gidimli ve çizgisel olmayan yönlerini, metinde dillendirilen sözcük oyunları ile retorik öğeleri daha bir öne çıkarmaktadırlar. derridanın dil anlayışına göre,gösteren doğrudan doğruya gösterilene bağlı olmadığı gibi aralarında birebir karşılıklı ilişkiler de yoktur. sözcük ile şey ya da düşünce gerçekte asla birlikte ve var olamazlar. nitekim gösterge bir ayrımlaşım yapısıdır,bir yapısı her zaman orada bulunmaz; diğer yapısı ise her zaman o değildir.gösterenler ile gösterilenler sürekli olarak yeni birleşimler içinde koparlar ya da bir araya gelirler. gösteren ve gösterilen sayfanın iki yüzü gibi birbirine yapışıktırlar. bir sözcüğün anlamına bakmak istediğinizde karşınıza yeni bir gösterge çıkar. bu gösterge silsilesi sonsuza kadar devam eder. anlam apaçık değildir ve bu süreç zarfında ertelenir durur. dil zamansal bir süreçtir ve saussure ün sözünü ettiği çizgisel göstergenin sonunda ancak anlamdan bahsedilebilir. fazlasıyla oynaktır ve hiçbir öğesi hakkında salt bir tanımlamaya gidilemez.
    not:yapısökümün zaaflarını da anlatacaktım ama çok uzun olacak diye vazgeçtim
    (umran, 13.10.2008 00:33)