bir arkadaş cep telefonunu diğerinde unutur. diğeri de mesaj atar:
-abi telefonun bende merak etme.
arkadaş evden çıkar, 15 dakka sonra geri gelir, "akbilimi unutmuşum" der. ceketinin cebinden akbilini alır, tekrar çıkar. yarım saat sonra tekrar eve gelir. arkadaş akbili yerine ceketinin cebindeki banka kartını almıştır. bu sefer akbilini alır....
(yıllar sonra edit: akbil dediğim öğrenci pasosu işte.)
(simsiyah, 25.04.2004 20:15 ~ 22.12.2007 10:06)
yanına ehliyeti aldım diye itü kartını almak, bi de polise göstermek
aşağıdaki gibi bir örnek:
bir arkadaş ,2 hatlı olan bir arkadaşa bir gün mesaj atar
2 hatı olan arkadaş kontoru bitince diğer numarasını telefona takar ve az önce attığın mesajı bu telefona at diye mesaj atar
diğer arkadaşsa of bana yine mesaj parası yazdırma oraya attım diye mesaj çeker..
(despinaa, 25.04.2004 21:50 ~ 24.09.2006 17:12)
bodrumun o meşhur dar sokağında yürürken bir turisti arkadaş sanıp gidip arkasına vurarak "naber lan?!" diye bağırmak. arkasından turistin dönüp gavurca bilimum küfürleri etmesi. ve en sonunda ortamdan koşarak uzaklaşmak.
aslında arkadaşa atılması gereken (sevgilinin okuması durumunda kötü olayların cereyan edeceği) mesajın yanlışlıkla sevgiliye gönderilmesi.
iki hattı olan bir arkadaşımın her iki hattını da birbirine yönlendirmesi ve iki hattan da ulaşılamaz olması..
takside bebek unutmak.ingiltere bununla ilgili istatistik bile var
"yeni telefon numaram bu,diğer numara iptal oldu.görüşürüz."diye isimsiz gelen bir mesaj...
(husatin, 22.04.2005 18:23 ~ 06.09.2006 00:38)
sarhosken barda oturan adamı can dündar sanıp yanına giderek hayranlığımı dile getirerek öpmek,yanındaki kız arkadasına telefonumu uzatarak yüzsüz bir biçimde resmimizi çekmesini istemek,havaya girmiş çocuğun resmi kendisine ulaştırmam için kartını vermesi üzerine,kişinin can dündar değilde dezenfektan buklet ve pazarlamacısı olduğunu ögrenerek bünyeyi daha bir alkole vermek.
konser biletini aklının başına geldiği yerden yaklaşık 2 saat uzakta kalmış olan evde unutmak.
40 metre yükseklikteki kayalıklardan denize dalmak.
sabah 11 de kalkıp "öğle tatili olmadan bankaya yetişeyim" diye koştura koştura leventten ziraat bankası galatasaray şubesine saatinde yetişip kapıyı zorladıktan sonra günlerden pazar olduğunu hatırlamak hayatımın en kötü tecrübesiydi.
babanın eline içinde 8 aylık kardeşin bulunduğu bebek arabasıni vererek ekmek almaya yollamak,babanın dönüşte ''ulan benim elimde bişey vardi ama ne''diye düşnürken kardeşi unuttuğunu hatırlaması,bakkala ''ben bebeği unutmuşum''demekten utandığı için bizi yollaması.(burada tartışılması gereken babanın dalgınlığı mı, yoksa bizim babanın dalgın bir insan olduğunu unutarak yapmış olduğumuz dalgınlık mıdır bilinmez)
kardeşimin kapıya "anahtar paspasın altında" diye not bırakmasıdır.
arkadaşla telefonda konuşurken kapının çalmasıyla "bi dakka" denilerek ayrılınıp arkadaş telefonda unutularak hayata devam edilmesi.
arabadayken köprü için para, itüden çıkış için kimlik kartınızı hazırlarsınız. okul çıkışı sıra size gelir ve bir türlü bariyeri kaldıramaz kartınız.arkanızda onlarca araba kornaya basar, kuyruk olur..ta ki kapı görevlisi gelip "hanfendi parayla öteki taraftan geçiliyo" deyince diğer eldeki kimlik kartı okutulur ve son sürat okuldan uzaklaşılır..
ikiz arkadaşlarınızdan birinin doğum gününü kutladıktan sonra, diğerine e peki senin doğum günün ne zaman diye sormak.
(bkz:
ekşi sözlükten araklanan başlıklar)
hmmm editi: bunun kötülenmesine bayılıyorum. bir iafde tıpatıp aynı aktarılmaz farklı kişilerce... bu bariz araktır. kendi ifadenle başlık belirleme yetersizliğidir. arakçılar bunu kötüler, çok da takılmalıdırlar, fikrini iafdenle bilirtemiyorsan takılmazsın ki... kötülenen girilerimi daha çok severim evet. eksi oyla ilgili kaygı duymak gibi aptalca dalgınlıklarım yoktur. olay araklamanın inkarıdır.
(greeen, 04.10.2005 23:41 ~ 04.06.2007 22:24)
ders yapılacak sınıfın kapısı içerde bolca pahalı teknolojik alet olması dolayısıyla kapalıdır. sınıfın kapısını erkenden açmak için dersi veren prof. hocaya (ki kendisi bölüm başkanı olur aynı zamanda) gidilip anahtar istenir. anahtar elde odadan çıkılır, kapı kapatılır bir de üstüne, hoca içeride olmasına rağmen hocadan alınan anahtarlarla ısrarla kapı kilitlenmeye çalışılır, olmadı anahtarlıktaki diğer anahtarlar denenir. şangır şungur anahtar sesiyle birden kendine gelinir ve arkaya bakmadan hızla mekandan uzaklaşılır. ders sırasında da hocanın yüzüne bakılmaz.
18 kişilik listenin 16'sının online olduğu, kalabalık bir perşembe gecesi msn'de takılırken, yemek almak için dışarı çıkmak, 'ne dinliyorum' özelliği açık bir
media player penceresini -insanlar müzik zevkimden habardar olsunlar falan ayağına- açık bırakmak ama şimdi çalınıyor listesindeki eşşek kadar "
paris hilton sex tape - 37 min both scenes complete" yazan dosyayı unutmak, netekim bir saat sonra eve gelindiğinde içerden "what a nice pussy, will you suck my cock bilmemne" sesleri duymak, çığlıklar içersinde monitör açıldığında, yanıp sönen birsürü msn konuşma penceresiyle karşılaşmak, tüm listedekilere rezi olmak, yerin dibine geçmek, bir daha msn açmaya utanmak..
anneanne banyodaki takma diş bardağını rica eder. takma dişler suyun içinde öyle mide bulandırmaktadır, alınır ve tam anneanneye götürülürken mutfaktan anne çağırır, "git marketten falanca al, filancayı şu bankaya yatır" söylemler. o esnada mutfaktan içmek üzere su alınır. sol elde takma diş bardağı, sağ elde içilmek üzere bekleyen su bardağı bulunmaktadır. anne'ye cevap vereyim derken kafa iyice karışır ve sol eldeki bardaktan bir yudum alınır...
cuma akşamı büyük bir mutlulukla yatılır. bütün hafta erken kalkılmıştır; cumartesi sabahı deliler gibi uyunacaktır.
cumartesi sabahı, vücut angaryası ile sabah 8 gibi tuvalete kalkılır, ama no problem; ardından tekrar sıcak yatağa dalıp uyuyacaksındır öğlene kadar.
fakat, elleri yıkarken dalıp; yüze de çap çap suları vuruverirsin alışkanlıkla. sinirden ne uyku kalır ne neşe...