görseller
yannis ritsos 
  
belki ilginizi çeker
  1. · agamemnon
  2. · ritsos
  3. · grace
  4. · özdemir ince
  5. · son istek
  6. · 7 ekim 2007 şırnak terör saldırısı
  7. · herkül millas
  8. · sadece küçücük bir gül benim özlediğim
  9. · yannis ritsos
  10. · yorgo seferis
gündem
  1. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  2. · günün tek cümlelik özeti
  3. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
  4. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  5. · 28 kasım 2009 fenerbahçe kasımpaşa maçı
  6. · beşiktaş
  7. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  8. · kaşınan bir uzvu kaşımamak için inat etmek
  9. · twisted sister

yannis ritsos  

  1. ünlü, büyük yunan şairi. herkes okumalı, herkes onun şiirini keşfetmeli... http://www.geocities.com/...
    (bambaska, 14.10.2004 11:00)
  2. sözcüklerin simyacısı, ezilmiş bir halkın sözcüsü, adı barış, kalbi barış olan büyük yazar.
    (bambaska, 12.11.2004 12:17)
  3. ağzının ne kadar güzel olduğunu bilseydin
    görmeyeyim diye gözlerimi öperdin


    demiştir.
    (cagrilanyakup, 18.05.2006 14:45)
  4. odamda posterleri asılı tanrım benim.
    (bambaska, 03.02.2007 23:31)
  5. ''bedenini betimlemek istiyorum.
    sonsuzdur bedenin.
    bedenin ince bir gül tacıdır bir bardak temiz suda.
    bedenin bir yabanıl ormandır kırk kara oduncuyla.
    bedenin derin buğu basmış ovalardır güneş doğmadan önce.
    çan kuleli, akan yıldızlı iki gecedir bedenin, trenleri raydan çıkmış

    (...)

    betimlenemez senin bedenin.
    ve ben betimlemek istiyorum onu, bedenime sımsıkı bastırmak, onu kendime sığdırmak ve ona sığmak

    (...)

    yerim belirleniyor
    bir noktasında bedeninin.
    ve bu beden, dünyanın bedenine çıkan yoldur:
    kumsalda bedenin
    kum sıvanmış etine
    kum ellerinde
    dilinde
    o incecik engelin arkasında
    keşfediyorum seni
    ve saçlarımızdan dökülüyor kum
    yığılıyor sessizliğin dibine
    ve biz
    güzel yeni yıkanmış
    çıkmış kendi sularımızdan
    ışığına ve bedenine
    bu dünyanın...''

    (erotika, elenceden çevirenler özdemir ince, herkül millas)
    (emma, 14.02.2007 17:41)
  6. kovuşturmalara uğrayıp, sürgüne gönderilen ritsos'un epitaphios adlı şiiri atina'da zeus tapınağı'nda törenle yakılmıştır. yunan toprağı, imgelerin biriktiği uzun dizeler, seferis'in eliot çevirileri, kavafis'in günlük konuşma dili ve başucunda devamlı duran dostoyevski...

    başının gerisinden, pencereden vuran ışık
    ona bir bağışlama ve kutsallık tacı giydirirken o,
    kurnaz, aç, şehvetli, en suçsuz insan,
    evet'le hayır, istekle pişmanlık arasında,
    tanrının elinde bir kantar gibi kılı kılına dengede.
    (residuum, 22.04.2007 02:57)
  7. çağdaş yunan şiirinin genellikle en büyük adı olarak nitelendirilen şairi.
    1909- 1990 yılları arasında yaşamıştır. sayısız kez nobele aday gösterilmesine rağmen alamamıştır. ancak nobel alan diğer iki büyük yunan şairinden (seferis , elitis) daha çok tanınmış ve sevilmiştir. bunun bir nedeni de şiirlerinin çoğunun theodorakis gibi dünya çapında bir sanatçı tarafından bestelenmesidir.
    (bir nick bulamadım gün akşam oldu, 17.05.2007 19:25)
  8. çeviri şiirden hiç hazzetmememe rağmen severek okuduğum şair. ya da türkçe'ye çevirisi öyle iyi yapılmış ki, çeviri şiir tadı yok şiirlerde. varlık yayınlarından çıkan şiirlerinin çevirisini özdemir ince, herkül millas ve ioanna kuçuradi yapmış, ellerine sağlık diyelim.
    örümcek
    bazen rastgele, önemsiz mi önemsiz bir sözcük
    umulmadık bir anlam katar şiire,
    örneğin kocaman boş bir küp gibi
    kaç zamandır kimsenin uğramadığı
    terk edilmiş bir bodrumda;
    karanlık ağzında bir örümcek dolaşmaktadır, anlamsız,
    (senin için anlamsız, ama onun için değildir belki.)

    yannis ritsos
    (karamela, 07.07.2007 20:58)
  9. biliyorsun, ölüm diye bir şey yok, diyor adam kadına.
    biliyorum, evet, artık öldüğüme göre, diyor kadın.
    iki gömleğin de ütülendi, çekmecede,
    sadece küçük bir gül benim özlediğim.

    yannis ritsos
    (thalassa, 07.07.2007 21:15)
  10. yedide durmuş bir saattir.
    (kuklaların yaşamından, 08.07.2007 17:26)
  11. barba yanni
    (cagrilanyakup, 17.08.2007 13:27)
  12. "göklere inanırdım eskiden
    ama sen denizlerin derinliğini gösterdin bana"
    (gölge, 19.03.2008 13:49)
  13. görülmemiş bir çiçek açma

    haykırmak istiyordu
    daha fazla dayanamayacaktı
    sesini duyabilecek kimse yoktu orada
    kimse duymak istemiyordu.
    kendisi de korkuyordu sesinden
    içinde boğuyordu sesini.
    patlamak üzereydi susuşu.
    birden,
    havaya uçtu gövdesinin parçaları
    özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları,
    hepsini bir bir yerine yerleştirecekti
    delikleri kapamak için.
    ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,onlarıda toplayacak,
    kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı
    böyleydi,
    delik deşik,
    görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.
    (saki, 28.07.2008 19:19 ~ 19:19)
  14. sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede
    ama görmüyorsun.
    gece olmuş,insan neyi görebilir ki?
    artık,senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,diyor
    demek ki yalnız degilim,yalnız degilsin
    gerçektende bir şey yok sana gösterdigim yerde
    sadece bir araya gelmiş yıldızlar,yorgun,
    bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
    hayal kırıklıgına uğramış,aç,hiçbiri türkü söylemeyen,
    terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.
    ama ben direteceğim,diyor,görmekte
    ve sana göstermekte
    çünkü sen görmezsen,sanki bende görmemiş olacagım
    -hiç degilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim-
    ve belki bir gün buluşacagız,başka yönlerden gelip..
    (little sunshine, 01.09.2008 23:41)
  15. (salieri ve çiğnenen onuru, 12.11.2008 13:20)
  16. barış
    çocuğun gördüğü düştür barış,
    annenin gördüğü düştür barış,
    ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış;
    gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir
    gülümseme elinde yemiş dolu bir zembil ve
    alnında ter tomurcukları,
    pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi;
    akşam üstü eve dönen babadır barış,
    dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken
    ağaçlar diktiğimizde
    havan mermilerinin kazdığı çukurlara;
    yangının kavurduğu yüreklerde
    ilk tomurcuklarını açarken umut
    ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek
    yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir
    barış…
    barış yemek kokusudur tüten,
    aksamlayın
    arabanın yolda durmasının korkutmadığı,
    kapı çalınmasının dost demek olduğu,
    ve pencereyi saat başı açmanın renklerinin uzaktaki çanlarıyla
    gözlerimizin bayram etmesini sağlayan
    gökyüzü demek olduğu zamandır barış;
    barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır,
    uyanan çocuk önünde
    başaklar birbirlerine eğilip işte ışık ışık ışık dedikleri
    ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır barış;
    hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman,
    eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman
    geceleyin,
    cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş
    bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır barış;
    geçmiş gün yitirilmiş bir gün olmadığı, sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök ve kazanılmış bir gün hak edilen bir uyku olduğu zaman acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından güneşin hemen ayaklarını bağladığını duyduğun zamandır barış.......
    barış ışınlar demetidir yaz ovalarında iyilik alfabesin tanın dizlerinde,
    kardeşim dediğin yarın kuracağız dediğin zaman kuracağız dediğimizi kurunca
    türkü çağırdığımız zamandır barış;
    ölüm yüreklerde az yer kapladığı ve güvenli parmaklarla
    mutluluğu gösterdigi zaman bacalar;
    ikindi vaktinin büyük karanfilini
    ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır barış;
    insanların sıkışan elleridir barış,
    dünyanın masasındaki ekmektir,
    gülümsemesidir annenin
    budur yalnızca
    başka bir şey değildir barış
    ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar
    tek bir sözcük yazarlar,
    barış başka bir şey değil barış;
    dizelerimin rayları üzerinde
    buğday ve güller yüklenmiş geleceğe doğru yol alan bir trendir barış,
    kardeşlerim barış içinde derin derin soluk alıyor tüm dünya bütün düşleriyle
    verin ellerinizi kardeşlerim işte budur barış…..

    yannis ritsos çeviren: özdemir ince
    (zapotaj, 11.04.2009 00:16)
  17. ağzının ne kadar güzel olduğunu bilseydin
    görmeyeyim diye gözlerimden öperdin

    demiştir.
    (cagrilanyakup, 15.05.2009 10:22)
  18. dün tanıştım onunla.ama sohbet ettik diyemem.yalnızca o konuştu.ben yalnızca dinledim, yalnızca hayret ettim, yalnızca sustum...

    risalesi verilmiş elime, sonradan farkettim. kim verdi bunu bana ? devam etti sonra.

    ölü ev 'i anlattı uzun uzun.ölü bir evin ne demek olduğunu anlattı bana.en sonunda; 'yalnız -bunu fark etmeli- bu sınırdır.bunu fark etmeli' dedi ve gitti.

    bu uzun şiirini tekrar okuyup, onunla tekrar, tekrar tanışacağım.her birinde bir başkası olacak karşımda.bir başka üstad.
    (harputi, 22.05.2009 00:06 ~ 00:06)
  19. sabah

    pancurları açtı kadın. pencere pervazına serdi
    çarşafları. günü gördü.
    bir kuş baktı gözlerinin içine. “yalnızım” diye mırıldandı kadın.
    “yaşıyorum”. odaya girdi.

    ve ayna da bir penceredir
    atlasam oradan, düşerim kendi kollarıma.

    çeviri: özdemir ince
    (ispanyanın aranan kralı, 19.07.2009 14:10 ~ 14:13)
  20. sözlükteki rumuzumun sebebi, adı datçada bir sokağa verilen büyük şair. nazım, kavafis, neruda ve aragon ile birlikte benim favorilerimdendir.
    (yannis, 19.07.2009 14:35)
  21. ayrılıklarda, uzaklıklarda ve "ruhumu dinlendirmeliyim" zamanlarında okunmaması gereken şiirlerin şairi..
    çünkü her söylediği, o öyle istemese bile dokunuyor dokunacağı yere..
    (dirtypain, 19.07.2009 14:41)
  22. belki bir gün

    sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
    ama görmüyorsun. gece olmuş –insan neyi görebilir ki?

    artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok, diyor
    demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. gerçekten de
    birşey yok sana gösterdiğim yerde.

    sadece gecede bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
    bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
    hayal kırıklığına uğramış, aç, hiçbiri türkü söylemeyen,
    terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.



    ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte,
    çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım
    -hiç değilse senin gözlerinle gözlerinle görmemekte direteceğim-
    ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.
    (çilem82debaşladı, 21.11.2009 04:08)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil