rüzgârın yardımıyla yüksek bir tepeden boşluğa uçmak üzere yapılan spor. adrenalin en yüksekte, heyecan had safhada. babadağ'dan atlayarak ölü deniz'in üzerinde süzülmek alternatif sporlardan hoşlananların mutlaka gerçekleştirmesi gereken bir deneyimdir.
yaran olaylar'a malzeme çıkarma konusunda sıkıntı yaşatmayan faaliyet.şöyle ki:
söz konusu paraşütçümüz,rüzgarında yardımıyla oldukça uzun bir mesafe kaydeder(30-40 km kadar).inmek için müsait bir yer ararken bir köy görür ve inişe geçer.köyün hemen yanıbaşındaki tarlalardan birine iner.çok geçmez,köyün hemen hemen bütün çocukları ellerinde taş,sopa ve sapanlarla koştura koştura gelip zât-ı muhteremin etrafını sararlar.esas oğlanımız olayı anlamaya çalışırken çocuklardan biri bombayı patlatır:
yapmasıda izlemeside gayet zevkli olan ama bi okadarda tehlikeli güzel spor.
kayseri ali dağı bu sporu yapmak için gayet uygun bir yer olup, geçtiğimiz hafta türkiye şampiyonası li dağında başlalmış, talas'tan hem gökyüzü hemde şehir gayet güzel izlenmiştir
gerçekten çok pahallı bir spor geçen kış bayağı araştırdım 5000 dolara mevzuyu çözüyorsunuz.fakat bu tür aktiviteler için kesinlikle malzemeler size ait olması gerekiyor sonuçta oldukça tehlikeli yılda 10 ile 15 kişi ölüyor.ülkemizde ciddi anlamda bir iki organizasyon bu sene içinde yapılmıştır
babamın yaptığı, sayesinde az çok bilgimin olduğu güzel spor. gerekli güvenlik tedbirlerini ve ekipmanlarını alırsanız öğrenme ve orta aşamada belki kaza yaparsınız, ama iniş kazaları olduğu için ölümcül bir şey olmaz. genelde kaza yapan pilotlar, iyi seviyede tecrübeye sahip, ancak akrobasi pilotluğu için amatör sayılabilecek pilotlardır, kazaları da akrobasi yaparken yaparlar genellikle. elbet bunun insanın kontrolünde olmayan bir yönü hava muhalefetidir (akla sadece kötü hava gelmesin, ısınan havanın yükselmesi sonucu oluşan yükseltici termik rüzgarları olsun, bir anda çökertebilen hava boşlukları olsun birçok normal durum süzülerek ilerleyen paraşüt için tehlikeli olabilir), bu sebepten dolayı olan kazalar da vardır.
zannedilenin aksine birçok yamaç paraşütü festivali yapılır, türkiye bu konuda pek cömerttir, birçok doğal yamaç paraşütü pistine sahiptir. bunların en bilinenleri, ölüdeniz, manisa, denizli, bozdağ gibi yerlerde yapılır. bu konuda bir şeyler öğrenmek bir mail grubuna üye olmak kadar kolaydır, organizasyonlar olabildiğince açıktır, aynı zamanda güzel kamplar yapmanızı da sağlarlar.
yamaç paraşütü sayesinde çok ilginç anılarınız olabilir, mesela manisa'da en yüksek yamaç paraşütü pistinden (spil dağı'nda bulunur) atlandığında iniş noktası batı kışla askeri tesisleri'ne yakın sayılabilecek bir yerdedir (bilenler bilir, mmm migros'un yanındaki boş alan). iniş noktalarını tam hesaplayamayan, iniş noktasını karıştıran, ya da hava durumunun azizliğine uğrayan pilotlar bazen mecburi de olsa askeriyeye inmek zorunda kalırlar. askeriyede sizi tutuklayan erlerin size casusmuş gibi bakışı görülmeye değerdir. böyle festival zamanlarında manisa havacılık topluluğu askeriye'den gerekli taleplerde bulunur, ancak standart prosedür gereği ifadeniz alınır, bu da sizin için ilginç bir anı olarak kalır.
bunun dışında bir köyün yakınlarındaki bir tarlaya inerseniz tarla sahibine bağlı olarak etrafınızı küçük köylü çocuklar çevirebilir, güzel muhabbet edersiniz size yardım etmek için can atan bu küçüklere. mamafih sizi karşılayan, domateslerini kurutan bir köylü de olabilir, ki kendisinin domatesleri üzerine inmenizi pek de hoş karşılayacağını zannetmem.
babamın yamaç paraşütü yapmasının bana diğer bir yararı da bana araba kullanmayı da öğrenmeme yardım etmiş olmasıdır, kendisini piste çıkarıp oradan geri dönerek öğrenmişimdir birçok şeyi.
adrenalin merakı içindeki sevdiceğin dünkü deneyimi.
hiçbir şey beni heyecanlandırmıyor bari bunu deneyeyim deyip kendini 1800 metreden ölüdeniz'e bıraktı ama nafile yine heyecanlanmamış.
video görüntülerini izledik sanki film izliyo ya da evin balkonundan aşağıya bakıyor sıfır heyecan.
ben olacaktım var ya ne çığlıklar atardım ve şebeklikler yapardım.
yeryüzüne ayak basışını bekledim,yere inerken görmek istedim.
sandaletlerinden tanıdım zaten canımı ve o da beni gördü el salladı ya minik bi çocuk gibi nasıl da tatlıydı.
uçmak kuşlara özgü sanırdım bebeğim uçana kadar...
üniversite yıllarında mutlaka yapılmalıdır.en azından benim ölmeden önce yapılması gerekenler listemdedir.tatil reklamlarında görüpte imrenmemek mümkün değildir.ayrıca fethiyede yaptığınızda takdirde etrafdaki müthiş manzaranın keyfinede varırsınız.mutlaka yapılmalıdır.!!
uçmanın en kolay yolu olarak tanıtılabilecek aktivite.
1 haftalık teorik eğitim ve ardından bir günlük yer çalışması sonrası kendinizi tek başınıza (eğitmen gözetiminde) ayaklarınız yerden kesilmiş, sadece rüzgarın sesini dinlerken ve o anlatılmaz yaşanır duygular içinde bulabileceğiniz spor.
ölüdeniz'de yapma fırsatını bulduğum aktivite. gayet zor geçen toz, toprak ve manyak virajlarla dolu babadağ'ına çıkılır. yol boyunca zaten içinizde bi heyecan falan varsa tüm adrenalini dağa çıkarken bırakmış olursunuz. atlaması, uçması o kadar güzeldir ki, yarım saat kesmez, hiç ayak basmak istemezsiniz yere.
televizyonların yaz aylarında 1 numaralı haber kaynağı. babadağ'dan her sene aynı kişiler atlayıp duruyorlar. sürekli malzeme tanıtımları yok burdan aşağısı süpermiş falan. memlekette başka spor kalmadı sanki. gezin kanalları şimdi, illaki yamaç paraütü nasıl yapılırı anlatan bir kanal vardır.
kafanıza kalkışta ve inişte bir de kask giydiriyorlar. pek bir faydası olacağını sanmıyorum ama kurallar gereği sanırım. yoksa 2100 metreden düşünce o kaskın bile parçası kalmayabilir. kişisel kanaatim uçak kadar emniyetli bir olay. günde en az 200 kişi uçuyorsa, sezonda 1-2 kişinin kaza geçirmesi yüzdeye vurulunca çok değil.
sanırım yapmak için en uygun ve en güzel yer fethiye'deki babadağ'dır. düşünsenize aynı karede eşsiz ölüdeniz'i, fethiye'yi ve göcek'i görebiliyorsunuz. daha ötesi var mı?
kesinlikle herkesin yapması gereken bir aktivite. önünüzde engin denizler, fethiye manzarası, ölüdeniz; duydunuz tekşey rüzgarın fısıltısı (arkadaki hoca denecek dallama sessizliği bozmadığı sürece tabi) ve tek eksik yanınıza almayı unuttunuz bi ufak jack...sanki hayalden gerçeğe geçer gibi boyut değiştirir gibi olursunuz; önce herşey küçüktür hiçbişeyin ne olduğu belli olmaz, vakit geçtikçe gerçeğe yaklaşırsınız, herşey büyür (sanki küçük bir çocuktan yaşlı bir adama dönmüşsünüzdür 45 dk içinde(ulan amma abarttım bea)) objeleri artık tek tek seçersiniz ve sonunda yerle buluşursunuz; yere indikten sonra elinizde kalan tek şey (kısa bi süre içinde kaybedeceğiniz) yere inmiş olmanıza rağmen kulağınızda yukarıdaki fısıltının, sessizliğin, büyünün devam etmesidir...