yalnızlıklar 

adana çık aradan

  1. hasan ali toptaşın muhteşem eseri..
    bir yalnızlık manifestosu.. yaşadıklarınıza anlamlı birkaç sesin eşlik etmesini istiyorsanız okuyun derim..
    şöyle bir iki satır örnek vereyim, bana hak verenler acilen edinsinler bu kılavuzu:

    yalnızlık alıp karşına kendini,
    öteki kendinlerle konuşmaktır.
    bakışmaktır, öteki kendinlerle;
    dövüşmektir.
    kimi zaman da öldürmektir
    içlerinden sana en çok benzeyeni,
    benzemiyor diye.

    yalnızlık, öldürmektir.

    hamiş: yalnızlıklar hollanda'da flemenkçe sahnelenmiştir. ülkemizde de sahnelenmesi düşünülmektedir ancak kimsenin henüz o kadar cesareti yok sanırım...
    (betty blue, 05.04.2006 01:40)


  2. yeni sezonda mahir günşıray'ın tiyatrosunda sahnelecek, muheteşem hasan ali toptaş eseri..
    eserin yönetmeni, hollandada sahneleyen kişi, başrol ise mahir günşıray'ın.
    perdelerini berlinde açacak olan oyun, yeni sezon itibariyle istanbulda, kasım ayı festivalinde de ankarada sahne alacaktır. yaşasındır. çok mutlu oldumdur..
    (betty blue, 26.04.2006 15:59)
  3. belki yalnızlık üstüne okuduğum en güzel sözleri içeren tek kitap..

    "yalnızlık hadi gidelim'dir çoğu kez, hadi n'olursun.."
    evet evet eminim, daha güzelini okumadım..
    (betty blue, 31.05.2006 11:30)
  4. yalnızlıklar şiir değildir!!!

    oyunlaştırılmasıyla gündeme gelen eser, yazarı hasan ali toptaşın ısrarla şiir olmadığını vurgulamasına rağmen söz konusu türe dahil edilmeye çalışılmaktadır.

    bu kadar kalıpçı olmayın lütfen. bir anlatı formu başka anlatılar için kullanılabilir. dolayısıyla biçimden içerik hesapları yapmak yanlıştır, hatadır. ve hatta cehalet belirtisidir.
    (betty blue, 22.02.2007 19:19 ~ 19:20)
  5. müfrezelerin peşimde olduğu kaçmamdan belliydi çünkü;
    koşmalıydım ben ve koşardım
    ve bir süre sonra koşa koşa,
    koşmak durmaya benzerdi.
    durmanın dışında koşmak bulamazdım o anda;
    dururdum ve bir uçurum dolanırdı ayak bileklerime.

    yalnızlık, uçurumları giyinmektir biraz da."


    kelime de bitiyor ve insan uçurumları giyiniyor biraz.... defalarca okuyup her defasında ahh ulan ahhh diye belli belirsiz bir serzeniş içerisinde rakımı diplediğim müthiş metin...

    (kişisel not= bir de birisine ismi lazım değil bu oyunun afişini verecektim ben ama bir türlü görüşmek nasip olmadı ..anladın sen anladın...)
    (hayatberbat, 28.02.2007 17:43)
  6. (bkz: hasan ali toptaş yalnızlığı)
    (hayatberbat, 15.05.2008 15:29)
  7. "
    ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde.

    o yıllarda söylenceler eşkıya türküleriyle başlardı
    ninemim sesinden keklik ötüşmeleriyle çınlayan
    keklik kokulu ormanlar geçmezdi hiç;
    dağlar geçerdi
    geçerse;
    kanlı,
    fermanlı
    ve dumanlı dağlar geçerdi.
    ..

    ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde.

    o yıllar henüz elektrik gelmemişti baklan'a
    geceler şeytan kandilleri ve çıralarla aydınlatılan
    birer yalnızlıktı.
    güneş görme yetimizin sınırında batınca,
    dağlar el ele verirdi hemen;
    cinler çoğalırdı yavaş yavaş
    ve cinler nedense
    hep ninemin tanıklığında evlenirlerdi.
    ..

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.

    yüzün gelirdi bir yerlerden bir ülke,
    kokun gelirdi bir bahar
    ve gülüşün gelirdi ve bir düş gibi,
    ille de kendini kendine vurmuşluğun gelirdi de;
    ben hep şarkı sanırdım gökyüzünü
    kim bilir kimin söylediği.
    ..

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.
    (yalnızlık bende bensizlikti oysa;
    ya da bende birçok ben.)
    ..

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.

    sensiz kalmamak için sendim o vakitler
    seni uyuyordum sürekli,
    seni içiyordum çay diye,
    cennet diye seni düşlüyordum
    ..

    ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde.

    tenler coğrafyası alışkanlıkla geçiliyordu o vakitler.
    sevişmeler tek başına değildi henüz;
    her dudakta bir toplum nefes alıyordu,
    her bakış pencereler kadardı
    ve her dokunuş dokunuşlardan kopmuş
    küçük bir bağıştı;
    adı vardı sevişmenin,
    mühürlenmiş rengi sonra,
    tanrısı,
    hep vardı.
    ..

    ben sizsizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde.

    laleleştirilmiş bir lale açmıştı o gün yastığımızda,
    gözleri çırılçıplak bir arzu'ydu güler'ken;
    ve biz bedeni küçülmesin diye
    adını almıyorduk ağzımıza.
    öpe öpe büyütmüştük çünkü onu;
    öpe öpe geçmiş
    ve gelecekten.
    çünkü her zamanki gibi,
    şimdi,
    şimdide değildi.
    ..

    ben sensizliği yalnızlık sanmıştım her keresinde,

    alevin cürmüydü kum düşü;
    bir elma hangi nakışa yakışırsa
    ordaydı yaprağın ölümü
    ve her pusula kendini gösteriyordu önce,
    her bıçak kendine batıyordu
    ve gerçekler öyle yalandı ki o yıllarda,
    böcekler bile herşeye inanıyordu;
    otlar ve taşlar bile,
    her şeye.
    ..

    ben neyi yalnızlık sanmıştım bir keresinde?

    sulardan bana akanı bilmiyordum o vakitler,
    elmalardan, vitrinlerden, bebeklerden
    bana akanı bilmiyordum.
    pencere camı çatlasa
    içimde bir cam fabrikası yıkılırmış bilmiyordum.
    güzelliklerim güzelliklerinizdendi
    güzelliklerimi bilmiyordum.
    çirkinlikler varmış insanı büyüleyen,
    bilmiyordum.
    ..

    ben yalnızlığı ne sanmıştım bu keresinde?
    ..

    "
    (provezza, 07.06.2008 15:46 ~ 15:50)