senle beraber olsam da sevgilim,
ayrılsak da ölsek de bu yolda
hep yalnızlık yavrum yalnızlık ömür boyu
yalnızlık ömür boyu
senle beraber olsam da sevgilim
hiç görmesek birbirimizi,özlesek
ömür boyu bağlansak da,sevinsek de,üzülsek de
yalnızlık ömür boyu
birden sen gelsen aklıma,seni unutsam bazı bazı
meraklansam gizlice, delice kıskansam seni
hep yalnızlık var sonunda,yalnızlık ömür boyu
hep yalnızlık var sonunda,yalnızlık ömür boyu
herkes yalnızdır aslında, kimsesiz tek başına..bazen kabul etmek istemez ama ömür boyu kendiyle yüzleşmeye mahkumdur...belki arada birileri yalnızlığını unutturur ama en sonunda yine kalır kendinle baş başa..
bilirsin önce kelime doğmuştur sonra yalnızlığı tanımlamıştır..nefes alıp verdiğin sürece yalnızsındır..bir de saçma sapan bir radyoda bu parça çalmaya başlar..boşluğa bkıp gülümsersin yapacak pek bir şey kalmamıştır..
insanın kendi kendine ayar verip gece vakti okyanusun ortasındaki fırtınaya atılmak istemesine ya da gecenin bir vakti kendini yollara vurmasına sebep olabilecek ama bir yanda da tene melodi ekleyen püfür püfür bir yaz rüzgarında ilk kıvılcımın şapşallığında avuntu bulmasına yarayabilen geleceğe ve geçmişe ışınlanmış evren şarkısı...
mfö'nün üç kişilik koro tadını yakaladığı, bas gitarın sanatsal noktalara ulaştığı, hangi boyutta incelenirse incelensin aşmış olduğuna kanaat getirilen hayatın özü, şarkıdan çok öte bişey, kozmik bir bilinç düzeyi, tayfın yedi rengini taşıyan ama bir o kadar da duru bir prizma.
annemizin karnında bile yalnızız aslında.bilmediğimiz bir yerde,tek başımıza...doğdugumuzda ailemiz yanımızda olsa da kocaman bir yalnızlık var yine. sonra zaman geçip büyüdüğümüzde arkadaşlarımız oluyor okulda,apartmanda,v.s. ama eve dönüp odamıza girdiğimizde yalnızız;tamamen kendi başımızayız.ileride evleniyoruz,evimizi,yatagımızı,hayallerimizi,hayatımızı paylaştıgımız bir insan oluyor yanımızda. hastalıkta,sağlıkta hep yanımızda...her ne kadar o yataga beraber yatsak da yalnızız;bedenen olmasa bile ruhen.
insanoğlu yalnız gelmiştir bu dünyaya ve yalnız terk edecektir bu dünyayı.öldüğünde yanında çok insan olsa da doğumda yalnız doğdugu gibi ölürken de yalnız ölür.her zaman yalnızlık ömür boyudur.
"yalnız doğdum,yalnız mezara giricem. o zaman senin de işin olmaz hayatımda" diyen insanların hayatını anlatır. bu insanlar yalnızlıktan sıkılmazlar, aksine yalnız kalmak için özel bi çaba harcarlar. yalnızlığa aşık olurlar.
öyle zamanlar gelirki,hayatın acımasız olduğunu tüm yalınlığıyla gördüğünüzde, bu dünyada yalnızlığın en iyi dost olduğunu anlarsınız ve bırakmamacasına sarılırsınız yalnızlığa.
öyle olaylar olur ki canım denilen insanların aslında o kadar da candan olmadığı keşfedilir. yalnız olmak koyar belki ama yalnızlık kazık atmaz. belki de güzel bir melodidir yazı yazarken eşlik eden. en önemlisi yalnızlık dinlemeyi bilir ve ömür boyu sürer aslında kalabalıklardayken bile.
yağmurun şarkısı..
her dinlediğimde bu şarkıyı, yağmur yağıyor bir yerlerime, usul usul.. gözlerime desem değil, içime desem, dışıma desem değil.. tek bildiğim, garip bir huzur ve hüzün bulutuna eşzamanlı olarak giriyorum ben bu şarkıyı dinlerken..
yine yağmur yağıyor..
mfö'nün en hissiyatı yüksek şarkılarındandır. dinledikçe kişiyi ilişki(ler) ve yalnızlık üzerine düşünmeye iten ve ittiği gibi orda bırakıp, dalıp gitmesine yol açan hoş ezgidir....grubun 1984 yılında piyasaya çıkan "ele güne karşı yapayalnız" adlı albumünde bu şarkıya rastlanılabilmektedir.sözleri mazhar alanson'nun, müziği ise fuat güner'indir."hep yalnızlık yavrum yalnızlık ömür boyu"...
insan yaşadığı süre içersinde, gülerken dostları vardır yanıbaşında. beraber gülerler, eğlenirler. akşam olupta odaya çekildiği zaman insan ağlar, çünkü yalnızdır.
sağ tarafı bozuk olan bi kulaklıkla şarkının girişi dinlendiğinde "bu şarkıyı kim koydu lan benim mp3 üme" tepkisi verdiren, sonra şarkının sözleri de girdiğinde "haaa" dedirten mfö'nün kral şarkılarından birisidir. şarkının resmen melodisi değişiyo. bunun kadar kral olan bir diğeri:
(bkz: gözyaşlarımızı bitti mi sandın)
neyin var diye soranlara hiç diyorum... hiç!
bir şeysizlik sanıyorlar içinde bulunduğum durumu.
nedir hiç? bir insanın kocaman bir hiçinin olması!
büyük bir yalnızlıktır hiç geceyarılarında; soğuk yataklarda üstüne bir toprak gibi kapanır yorgan,
kalbin batar göğsüne: sıkışırsın...
büyük bir sevgisizliktir hiç, rüzgârın boynuna dokunduğu günlerde; beyaz bir sigara filtresiyle öpüşür dudakların, deniz tuzu dolanır teninde; yanarsın...
içindeki derin boşluğa nikotinli nefesler doldurursun,
çalan türküler unut derken, sazdan çıkan tınılar kulaklarını parçalar,
yine de yüreğini dağlayan ezgilere sığınırsın.
büyük bir susuştur hiç; içinin hiç susmayan çığlıklarında rağmen,
kendi haykırışlarını kendin duyarsın sesin çıkmaz boğazından: hep susarsın! siyah- beyaz olur renkler adındakilere değin; boyayamazsın bir şeyi.
büyük bir yorgunluktur hiç, yara almış yüreğinde;
sevgiden vazgeçersin, hiç sevilmemişsindir çünkü.
gözyaşların akar, ıslatmadan göğsüne dolar;
bir yokluğa ağlarsın, bir yalnızlığa,
bir sevgisizliğe, bir ölüme belki de!
koca bir hiçe sarılıp uyursun bir top olduğun yatağında, gölgelerle yaşarsın hiçlikte;
kendin kendine konuşuyorsun sanırlar gölgeleri bilmeyenler.
büyük bir açlıktır hiç yalnızlıkta ve aşkta;
yalnızlığın bitmez, aşkın bulmaz bedenini... ruhun doymaz!
bak sevgilim göğsümde bir hiç!
rüzgâr dolanır, deniz dokunur, tütün öper kocaman bir hiçin içinde.