|
|
- yalnızlığım şarkısında pek güzel işlenen olay.
- (bkz: sevgiden nefret etmek)
- yalnızlık bakidir..ordadır... hep te orda olacaktır... ister alışın ister alışmayın...herkes yalnızdır...
- ..insanoğlu huzuru hep yalnızlıkta mı bulacak..?- silver surfer
- dünyadaki en kutsal erdeme ulaşma yolunda atılacak ilk adımdır.
önce alışın,sonra da yalnızlık sularında kulaçlar atmaya başlayın.ve boğulun o sularda...
- hüzzam faslında yaşıyoruz artık. sevdalara küsmüşüz. çiçekçilerin önünden geçemiyoruz. kırmızı karanfil görmeye dayanamıyoruz. unutulmuş eşyalar gibiyiz. tozlar içindeyiz. uzaktan geçen vapurların dumanlarına suretler nakşediyoruz. hüzzam sevdalar çekiyoruz ve "seni onca anlamazken, çekip gittin" diye yakınıyoruz.
güz aynı zamanda ayrılıklar mevsimi çünkü. gidenler geri gelmiyor ve biz yalnızlığa alışmak zorundayız.yalnızlığa alışmalıyız. sinemaya, vapura, tramvaya tek kişilik bilet almaya alışmalıyız. artık çalmayan, ya da kırk yılda bir çalıp o da yanlış çalan telefonlara alışmalıyız. okunmadan başucumuzda yığılıp kalan gazetelere, son ödeme tarihi çoktan geçmiş faturalara, kapatmayı unuttuğumuz elektrik lambalarına alışmalıyız. eve ekmek almayı çoktandır boşladığımıza alışmalıyız.
yalnızlığa alışmalıyız. durduk yerde gözlerimizin dolmasına, durup dururken kentin en ıssız mahallelerine dalıvermemize, mavi önlüklü okul çocuklarını gördüğümüzde burnumuzun direğinin sızlamasına alışmalıyız. güz günleridir bunlar. ayrılık günleridir. yalnızlığa alışma ve dayanma günleridir bunlar.
yalnızlığa alışmak
kuzguni bir susuştur şimdi benimki,
bu girift gecelere inat.
duyabilen de varsa eğer bu kör çığlığımı,
elimi aramasın tutmak için,
canı yansın istemem kimsenin.
kıstırılmış bir köşede,
gittikçe daralan kızgın duvarlara,
elimde kalan son pastel boya kalemini sürdükçe,
eriyip giden bir huzur şimdi benimki.
ihtimalleri kanla tükürüp paslı bir gündüze
ruhumu kusuyorum yavaş yavaş;
gözlerimde tomurcuk yağmurlarla,
uzakta kör bir çığlık duyuyorum
ve canım yansın diye bir kez daha
çivilenmiş günaydınlara uyuyorum!
iskender ada(te5ir, 24.06.2007 23:42 ~ 23:43)
- yanında başkalarının olmamasına alışmak. (bkz: yalnızlık)
- önce tuhaf gelir, konduramazsın kendine... yalnızlık, yalnız kalmak, sessizlik... ne kadar da uzak kavramlardır ya da kavramlardı mı desem? işte zor olan da budur, ilk adımdır kabullenmek adına. uzak değildir bu kavramlar; üstelik tam da yanı başındadır artık. an be an solursun onu; yalnızlığın o küflenmiş mi desem rutubetli mi desem ayırdına varılamayan o kokusunu...
kapı mı çaldı? neden kimse yok?
çocuklar çalıp kaçtı galiba. hala kendimi mi kandırıyorum? düpedüz bana öyle geldi işte.
sanrılar isteklerin somut hali mi acaba? şimdi mantığım düşüncelerimi onaylamaya başladı işte. mantıksız mı hareket ettim şimdiye kadar? yok imkansız bu; gayet de mantıklı hareket ettiğim söylenir aslında. bir insan diğerlerinin söylediği kadar mı insandır? yani biri mantıklı bir insan olduğumu söylediğinde ben mantıklı bir insan mı olmuş oluyorum. bu kadar basit mi? nasıl bilirdiniz dendiğinde kötü bilirdik diyen çıkar mı oturmuşken musalla taşına? o halde kötü nedir? nerededir? bu neden bu kadar mühimdir? nerede kalmıştım? yalnızlığa alışıyordum...
tam oldu, yalnızlığa alışmak; "ölüm" sözcüğünü de zikretmeye başladım işte. alışmaya başlamak bu mudur yalnızlığa? hayır. mantık ve "ben" çelişmeliydi bu noktada. ama çelişmedi işte; bu sefer ikisi de hemfikir bu konuda. hayır alışmayacağım yalnızlığa. gerek yok böyle bir şeye.
telefon mu çaldı?
- çok yakında bencil bir insan olup çıkacağınızın habercisidir.
(bkz: yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsa yalnızlık olmaz)(charlie, 19.07.2007 21:47 ~ 21:48)
- farkedildiğinde dehşete düşüren durum. yalnızlığa alıştığınızı farketmek için, yalnızlığınızı paylaşacağınız biri ortaya çıkar ve siz acıyla anlarsınız ki, o kadar alışmışınız ki kendi nefesinizi sadece aynayla çarpıştırmaya, çok gelmeye başlar ikinci bir nefes her an yanıbaşınızda.
- (bkz: belki alışman lazım)
- en güzeli. yalnızlık özgürlük bir anlamda. yalnız gider yalnız dönersin, otobüste müzik dinlersin, arkadaşlarınla rahat rahat takılırsın hesap soran olmaz. içersin karışan olmaz. en iyi tarafı da eve geç saatte eve dönerkenki zafer anıdır. hiç kimsenin seni eve bırakmasına ihtiyacın yoktur geç saatte bile.
biraz girl power tadında oldu ama idare edin artık.
- aşka alışmaktan yaklaşık 10 kat daha uzun süren şey.
bir iki yıllık yalnızlıktan sonra bile biriyle beraber olduğunda hemencecik alışıveriyor bünye.
halbuki bu beraberlik 1 ay kadar kısa sürse ve ayrılsan bile,sanki hayatın boyunca sevgilin olmuş,sanki öncesinde aylardır yalnız olan sen değilmşsin gibi yadırgıyor tek başına olmayı.
her aşık olduğunda sanki eski ve alışkın olduğun bir şeyi hatırlıyorsun,
ama her yalnızlığında ona baştan alışıyorsun.
- aynadaki aksinizin bile yabancı gelmesidir.
- iki telefonunuz varsa, evin içinde kaybolan ikinci telefonunuzu ilk telefonunuzdan arayarak bulmaya alışmaktır.
ikisi de sessizdeyse evin içinde kaybolan telefonları sabahtan akşama bulamamaktır.
bulduğunuzda telefonde turkcell ya da avea yazısını görmeye alışmaktır.
şahanedir.(böcek, 19.12.2007 00:23)
- bir zaman sonra insan alışmaktan çok kabulleniyor yalnızlığı. birçok zaman yalnız kalmak kafa dinlemek istiyor ama yinede birzaman sonra insanın canına tak ediyor yalnızlıkta. ne onunla ne de onsuz oluyor bir bakıma.
ama yalnızlığa olduğu gibi bir çok şeye alışmamak gerek, yapışıyor insanın üstüne kopmak zor oluyor sonra en iyisi herşeyi kıvamında yerli yerinde yapmak.
- alışkanlıktan vazgeçemeyip aşkı yeniden bulmanıza da engel olur...
sanırsam en kötü yanı da budur.
- son sevgiliyle yeniden bir araya gelemeyeceğinizi kabullendiğinizde, eski arkadaşların artık o kadar yakın olmadığını kendinize itiraf ettiğinizde, içlenince duvar, çiçek, hayvan veya peluş oyuncağa dert anlattığınızda, bir yere giderken davet edecek insan bulamadığınızda, ikincisi hediye olan yemek, sinema bileti gibi şeyleri paylaşamadığınız için haftanın belli günlerinde belli yerlere gitmek aklınızın ucundan geçmemeye başladığında, şarap açınca bir bölümünü buzdolabına kaldırmanız gerekince, yaptığınız tatlıları kendiniz yediğinizde, hep istediğiniz çikolatayı alabildiğinizde, üşüdüğünüzde sarınacak birşeyleri içerden sizin almanız gerektiğinde, "şerefe" diyemedediğinizde, bulaşık makinasını 1 haftada dolduramadığınızda...
|