• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  1. kendi başına olmaktır. kendini dinlemektir.
    kendinize ait bir dünyadır, kimselerin giremediği bilemediği, çok şey yaşarsınız orda ufak mutluluklardır kargaşadan uzakta.
    bir arkadaşım demişti bir zorunlu yalnızlık var birde seçilmiş yalnızlık diye. bizimkisi seçilmiş yalnızlıktır, anlamayan zaten anlamaz anlayanda zaten bilir karşındakini yoruma gerek bırakmaz.
  2. insanın doğumundan kaçınılmaz sonuna kadar olan gerçeği kabullenmeden, bunun aslında sahip olmadığı bir şey olduğunu zannedip onu sevme eğilimidir.

    mesele, yalnızlığı seven insanın gerçeği görmesinde değildir. yalnızlığı sevmeyip de baudelaire'in dediği gibi "yalnızlıklarını kalabalıkla doldurduğunu sanan" zavallıların yalnızlığı aslında olmaması gereken bir şeymiş gibi görmelerinden kaynaklanır sadece.

    klişe olarak insan doğduğunda ve ölüm anında yalnızdır. ama sadece bu kadarla sınırlı değildir insanın yalnızlığı. büyük iskender'in insan olduğunu anladığı anlarda (uyku ve sevişme) da aslında yalnızdır kişi. karşısında biri ona bir şeyler anlatmaya çalışırken de yalnızdır. ve hatta koskoca bir stadyumda da yalnızdır.

    zira yalnızlığının sebebi herkesin yalnızca kendi olabilmesi ve benliğinin içine hapsolmak zorunda oluşudur.
  3. kendi isteğiyle yalnız olan bünyenin içinde bulunduğu durumdur. bazen o kadar çok şey yaşar ki insan yalnızlık güzel görünür gözüne. seçimi yalnızlıktan yana olur. güzel hatırlayacağı şeyler yaşamadığı için yalnız kalmayı tercih eder. güzeldir bazen yalnız kalmak. fakat dozunu iyi ayarlamak lazım. alışınca yalnızlığa birini hayatına dahil etmek zor geliyor insana. özlüyor hatta yalnızlığı.

    yalnızlığı sevmek lazımdır ama çoğu zaman uzaktan... dokunmadan, hissetmeden, yaşamadan sevmek.
  4. yalnızlığınıza birini dahil ettiğinizde farkettiğiniz hadisedir. yalnız başınıza yaşadığınız bir evde, akşamları kumanda size aittir, canınız ne isterse onu pişirir ya da sipariş eder yersiniz, canınız bişi çekmezse yemezsiniz bu kadar basittir. evde istediğiniz gibi giyinir kafanıza göre takılırsınız. ta ki bir gün biri çıkagelir bu kişi geçici bir misafir bile olsa artık her şey iki kişiliktir, su içtiği bardağı olduğu yerde bırakmasına sinir olursunuz önce, sonra sizin istemediğiniz bir programı açmasına ne kadar uyuz olduğunuzu farkeder ses çıkaramazsınız, yemek pişirirsiniz o'na, öve öve bitiremez sizi mutlu olursunuz filan ama yemekten sonra masayı, bulaşıkları birlikte toplamayı teklif eder ama siz bişeyleri kendi başınıza yapmaya o kadar alışmışsınızdır ki "hayır o oraya değil, masayı o bezle silmeee, bardakları şuraya" derken yorgun düştüğünüzü farkedersiniz. karşınızdaki iyi niyetli insan nolduğunu nerde hata yaptığını düşünerek şaşıradursun siz çoktan bir bira ve en sevdiğiniz müzik ile kendi krallığınızda tek başınıza hüküm sürdüğünüz günleri özlemektesinizdir.
  5. yalnızlığı sevmek; kendini sevmek ,kendine tahammül edebilmek ve kendine yetmektir... mutsuzluklarımızın birçoğu yalnız yaşamayı beceremeyişimizdendir.ayakta ve dik yaşamak için sevmeli yalnızlığı hem de herkesten ve herşeyden çoook...