kitapları doğru düzgün okunmadan belirsiz haber kaynaklarından edinilen bilgi ile yargılanabilecek en son kişidir zira kitaplarını üstüste koysanız çoğu kişinin boyunu aşar.
yalçın küçük hakkında gerçekten okunmadan yorum yapılmaması gereken bir yazardır. sebatayist olayında da çok yanlış anlaşılmıştır. küçük'e göre bir insan sabatayistse şerefsizin önde gidenidir diye bir şey yoktur. küçük kendi ailesinin de sabetayist olduğunu açıklamış ayrıca çok sevdiği bazı insanların da sabetayist olduğunu söylemiştir. küçük bu olayı açıklarken sabetayistlerin bir dönem anadoluda ilericiliğin kaynağı olduğunu, ama israil devletinin kurulması ile beraber giderek amerika güdümlü politikalara ve siyonizme kaymaya başladıklarını söylemiştir. bunu da egemen sınıf içinde yer tutan sabetayistler üzerinden söylemiş sabetayist olan herkesi suçlamamıştır. zaten bir insanı mezhebi yüzünden kınamak yalçın küçük'ün yapacağı bir iş değil olsa olsa kafatasçıların yapacağı bir iştir.
ayrıca kendisi devrimci bir kemalist sayılabilir kendisini marksist saymadığını ifade etmiştir. türkiye'de hemen hemen hiç olmayan aydın gibi aydındır. yalnız özellikle son dönemlerinde zannedersem akıl sağlığını kaybetmeye başladı ve kendini aşırı beğenmiş bir insandır.
tayyip erdoğan 4 ay kadar önce yalçın küçük'ün 'isyan(1)' isimli kitabıyla ilgili olarak, yazara ve ithaki yayınevi'ne 40 milyar liralık tazminat davası açmıştı.ayrıca kitabın toplatılmasını istemişti.dava konusu bölümler daha önce gazete ve dergilerde yayımlanmış kimi röportajlardan alınmış parçalardı.bunları ilk okuduğum zaman çok gülmüştüm.mesela:
"...sorunuzun diğer kısmına gelince, bu başbakanlığa oturtulmuş kişi, islâm tarihinde yazılı cahiliye devri'nden kalma bir kişidir. bu, islâmı ve dinleri bilmeyen bilgi özürlüsü kişinin, bizim aleviliğimizin hazreti ali ile doğrudan ilgisi olmadığını bilmesi de imkânsızdır."
"... irecep irdoğan sağlıklı görünmemektedir.beyninde düzensizlikler görünüyor,patlamalarla karşılaşıyoruz.bunu uzun zamandır seziyordum,bu son düzensizlik ya da patlama kuşkularımı azalttı.(...)öyle sanıyorum, irecep irdoğan'ı derhal haberal'a götürmek gerekiyor. ecevit misali hastaneden kaçmaması için de, aytaç paşa'nın jandarmalarından ikisini, kapıya dikmek yerindedir. bilmem, iş doktorluktur ve irdoğan için "çalışmazlık" raporu almak mümkündür."
"...biraz tarih biliyorum, bana göre deli ibrahim'den sonra türkiye'de hükümet etmeye gelmiş en bilgisiz kimsedir. sabri ülker'in bisküvi kutularını saymayı bilebiliyor."
yalçın küçük'ü herkese tavsiye ederim,bazen paranoyak gibi görünebilir;ama ülkemizdeki en çalışkan ve renkli aydınlardan biridir.
5 kasım 2005 günü saat 16.00'da tarih ve toplum bilimleri enstitüsünde(beyoğlu'nda) "tarih yöntemi ve gizli tarih" başlıklı bir konferans verecek olan,yaşayan en önemli sosyalist aydın.yeni harman'ın kasım sayısındaki kendisiyle yapılan söyleşide attila ilhan'a da sabetayist diyerek akıl sağlığından şüphe etmemi sağlamıştır.artık tamamen akıl ve denge sınırlarını aştı;ama yine de onu okumak çok keyif veriyor.söyleşide söylediklerinden bir kısmı şöyle:
*(3 ekim ile ilgili olarak)
batılı dışişleri ve özellikle londra,çok daha ciddidir.dosyalarına bakarlar,ben de bakıyorum,orada on dokuzuncu yüzyıldan itibaren, "türkler her şeyi kabul ederler" yazılıdır.nitekim lord curzon lozan'daki direnişe şaşırmış,"sonra gelirsiniz yalvarırsınız demişti,curzon'un haklı çıktığını görüyoruz.
*(medya ve gazetecilerle ilgili soru üzerine)
...bırakalım,bir kez şunu tespit ediyoruz,"özel" olan kapitalist olan,"resmi" olandan,devlet olandan,çok daha müstebittir.özgürlük düşmanıdır.bu nedenle de özel olanda,firmada veya matbuatta veya vakfî üniversitede çalışanlar,devlette çalışanlardan daha kuldurlar.bu defa daha iyi gördüm,doktor arkadaşlarım,herhalde fazla zorladım,tam o sırada okuma ve yazmaya biraz ara vermemi söylemişlerdi,arada bir televizyon seyrediyordum.gördüm ki bunlar gazeteci ve televizyoncu değildirler,bunlar işportacıdırlar.
üç ekim'den sonra,ben artık baktıkça,gazeteci veya televizyoncu görmüyorum,kul'durlar,cariyedirler,ülke pazarlamacısı ve işportacıdırlar.sadece işportacı görüyorum.(...)şimdi ben,işportacıların olmadığı,bu gazeteci ve televizyoncu anlamındadır,sokaklar,kahveler ve lokantalar arıyorum.artık bunlarla aynı mekanda olmak kirlenmektir.
*bakın tayyip bey hakkımda dava açtı,mahkemeye bir klasör verdim.bu,bir yeni kitabımın içinde bir kitaptır.ben "türkiye bir diktatöryadır" diyorum.ama tayyip bey diktatör değildir,o yüzden şarlo'dan bahsediyorum.tayyip bey'in hiç bir işle ilgisi yok,pazarlamadan gayrı.diktatör değildir,pazarlamacıdır.ülke pazarlamacısıdır;memaliki satıyorlar.(...)diktatör oligarşidir.mehmet ali birand'ın patronu da bunlar arasındadır.
*avrupa "alternatif" demektedir.amerika ise artık açıkça,"girmezseniz üzülmeyin" demeye başlamıştır.grossman "avrupa yoksa amerika var" demiş ve ihlas ile türkiye'ye gelmiştir.
peki amerika nere türkiye neresi,avrupa'ya giremeyecek olan türkiye,ortadoğu'ya mahsus bir uçan halıya binip amerika'ya mı gidecek? hayır,amerika ortadoğu'ya gelmektedir."büyük ortadoğu" projesi bu anlamda,amerika'nın buraya gelmesidir ve ikiyüzlülüğü bırakırsak,türkiye'nin buna girmekte olduğunu görürüz.
*hürriyet'te ne var,bekir bey ile emin ağır gelmektedir.özkök ne yapacağını şaşırmış haldedir,imam ve hatip coşkun'u aldı olmadı ve şimdi turgut özakman'ı alıyor,olmayacaktır.özkök coşkun ve çölaşan için komplo peşindedir.durum şudur:özkök 1920 yılında yaşasaydı,bab-ı ali'den falih rıfkı ve yakup kadri'yi kovardı.bugünkü sorunu da aynıdır:bekir bey ve emin,şimdi 1920 yılındaki falih rıfkı ve yakup kadri'nin işini yapıyorlar.ulusal onuru savunuyorlar;talana ve yağmaya karşı çıkıyorlar.sorun budur,en geri gazetede bu iki sesin olması tarihin bir cilvesi ve aydın doğan'ın büyük meselesidir.
*...tayyip bey'in geldiği okul veya parti,geldiği gelenek ,ittihat terakki düşmanlığıdır,kemal paşa düşmanlığıdır.
*bir de şu var,iktisat biliminde,buna "yabancı sermaye yatırımı" demiyoruz.buna transfer diyoruz.(...)şimdi ne yapıyoruz bir,kamusal tekeli araplara devrediyoruz.iki,limanlarımızı yahudilere devrediyoruz.peki neden veriyoruz,dünyanın her yerinde en iyi inşaatı bizim yapmamızla övünmüyor muyuz,demek ki bildiğimiz işi ve tekel olarak yabancılara devrediyoruz.bu köksüzlüktür.bu tarih bilincinden yoksun olmaktır.bunu yapanların ve bu usulle yapanların yeri "bu dünyada ve ahirette" yüce divandadır.(...)buna eklenecek şudur, smith'den başlayan marx ile devam eden ekonomi politik iki "zor",birisi ekonomidir ve ikincisi devlet zorudur.ve eğer ekonomiyi,sermaye gücünü gayrı milli olanlar ellerine geçirirlerse,devlet zorunu yenerler,ve böylece devlet başkalarının eline geçmektedir.
*burada sorun şudur,böylelerine başbakanlık koltuğu verilmesi bence o ölçüde vahim görünmüyor.asıl vahim olan,cumhuriyet,nasıl bunları çıkardı;asıl mesele budur.(...)bu hükümetin kurulmasının iki nedeni vardı,birincisi paylaşımdır.uzan'lar,sabancı'ları çukurova'dan sürdüler,bu tımarı sabancı'lara iade ediyoruz.karamehmet fazla zengin göründü, bir bölümünü alıp koç'lara veriyoruz.
ikincisi,demirel hariç hiçbir hükümet ,birinci dünya savaşı sonuçlarını kabul etmedi.bunlar kabul etmiştir,bunlar hiçbir tarih bilinci yoktur.
*...nasıl durur yüksek komutanlar.biz ki sosyalistiz.ben yıllar önce "kemalizm bizi ileriye götürmez,biz kemalizm'den geri gitmeyiz" diyordum.şimdi 1918 yılındayız.dolmabahçe'de ülke toprakları parsel parsel satılırken bundan acı duymayanlara,bunu hakaret saymayanlara kemalist diyemeyiz.
*çılgın türkler,kemalizmin gecikmiş cenaze törenidir.artık yüksek komutanları kemalist sayamayız.bir cenaze töreni gerekiyor ve kışlalara çılgın türkler'i aldırıyorlar.(...)her zaman söylüyorum özakman,ilkokullar ve hatta anaokulları için yazıyor.alıyorlar,görüştüklerim o kadar çok değil;ama alıp da okuyanına rastlamadım.sonuçta bir cenaze töreni oluyor.çılgın türkler bir bitişe işaret ediyor.
*turgut özakman ile orhan pamuk arasındaki her tartışmada özakman haklıdır.bizim özakman ile tartışmamız bir iç tartışmadır.pamuk sömürgecidir.özakman,haklıdır.pamuk,türk tarihini bilmez.bildiği ve yazdığı yahudi tarihidir ve bir de kabala'yı yazıyor.pek de doğru bilmiyor.
*"benim adım kırmızı" kitabının 16.yüzyıl bir ibraniyet tarihi olduğunu,şebeke'de gösterdim.bir de "yeni hayat" kitabını okumuştum,"bir kitap okudum,yeni hayat başladı" diyordu,bu zohar'dır.kabala'nın en önemli kitabıdır.orhan pamuk gizlice ve yahudice yazıyor.hepsi budur.
*oligarşi için bu cumhuriyet çoktan bitmiştir.avrupa birliği veya "ortadoğu projesi" adıyla "büyük israel" içinde erime şimdiki alternatiflerdir.a- cumhuriyet ile ilgili kudsiyet teker teker profane yapılıyor,çiziliyor.dolmabahçe'nin,memalik'in pazarlandığı arap şeyhlerine peşkeş edilmesi,bu çerçevededir.b- daha mürekkebi kurumadı,"koçiye cumhuriyeti" demiştim,şimdi vehbi koç için pul çıkarıldığını öğrendik.yakında bayrağı da değiştirirler, yeşil yaparlar ve ay yıldız yerine bir koç koyarlar.belki küçük bir saban ekleyebilirler.c- hainlerin kahraman ve kahramanların hain yapılması dönemindeyiz.
hayatı boyunca hep doğru bildiği yolda gitmiş insan. bir tek kitabını değil okumak görmemiş olanlar tarafından müstehzi bir şekilde anılsa da o türkiyede yetişmiş, (türkiyenin yetiştirdiği demiyorum) en önemli fikir adamlarından birisi. muhteşem berrak beyni, onuru ve memleket sevgisiyle yalçın küçük türk'ten başka hangi ulusa mensup olursa olsun heykelleri dikilecek bir adamdır. yazık ki aramızdan birisidir ve doğal olarak anlaşılmayacaktır.
komplo teorisi üretmek konusunda uzman olan eleştirmen iktisatçımız.
bazen takdir edilesi şeyler de yazar lakin bazen de durumu abartır biraz.
(bkz: yorum ve aşırı yorum)
orhan pamuk ile ilgili düşünceleri okunmaya değerdir. (bkz: şebeke)
inanmak mı gerek inanmamak mı..insanları uç yerlere bu kadar keskin ayırdı bu düşünürümüz..kimileri inanır her kitabını okur ve bunları okumaktan gurur duyar diğer kesim okuyanlarla ve şahsın kendisi ile kafa yaparlar "yalçın küçüktür ama mide bulandırır" şeklinde henüz ben onun hakkında kararımı verebilmiş değilim ama bu kadar inanması ve güçlü bir şekilde savını savunması hoşuma gidiyor açıkçası
skyturk'te haftasonları galiba pazar günleri öğlene doğru gördüğüm normal olmayan insan...bilgisiyle,söyledikleriyle insanın küçük dilini yutmasını sağlıyor..geçen aylarda sabetay adlı bir yazısını da okumuştum,gerçekten çok şaşırtıcı ve de düşünülünce doğru olduğu kanaatine vardığım şeyler diyordu..
kendisini takip ediyor ve her konuşmasında bir yaşımıza daha giriyoruz,bu gidişle gencecik yaşta yaşlı bir ihtiyar olacağız..(bkz: iğrenç espriler)
x,y ise ben de nicole kidman'ım ayarını sıkça kullanan yazar.bir keresinde muhabbet esnasında ben de bu ayarı vermek istemiştim fakat dinleyenlerin şaşkın bakışları arasında kaybolup gidince tövbe ettim,bir daha asla..
bilimsel olmayan saptamalarla televizyona çıkıp ; bağırıp çağırarak , milletin -genellikle de ünlülerin- soyu sopu hakkında alakasız bağlantılar kurarak birşeyler elde edebiliceğini - hatta elde ettiğini - sanan yazar , aydın ve profesör.
not:"araştırdın da mı konuşuyosun layn!" diyenler için:
-değerli bir profesörümüzün(!) ismini araştırıp kitaplarını okuyarak değil de tvde kendini zorla ispat etmeye çalışırken duyarsak
-ispat eteye çalıştığı şeylerin gereksiz şeyler olduğunun farkındaysak
-bize kendini kitapları vasıtasıyla değil de gazetelerde ona buna laf atarak okutmuşsa
araştırmaya gerek yoktur , şayet kendileri yapmak istdğini gayet güzel yapıyor fakat bunu açık açık söylemiyordur.
en son izlediğimde seçimin tarihinin yaz tarihine denk gelmesine tepesinin fena attığını gördüğüm "temmuz olur mu!!! temmuz olur mu!!! temmuz'da bütün laikler tatilde" şeklinde bağırıp çağıran şahsiyet. tabi güzel ve çok şey vaadeden bir sınıflandırma laikler, laik olmayanlar sınıflandırması; compasino'nun dediği gibi ne güzel çatışma yaratmış büyüklerimiz ne uğraşıyoruz 1 mayıs'mış, hakmış hukukmuş (bkz: @1412839). kendisi sol cenahtan geldiğini iddia eden, ve hepsi sattı bi tek ben kaldım mealinde durmadan konuşan bir insan olduğu için merak ediyorum, acaba farketmediğimiz bir devrim mi gerçekleştirmeyi planlıyor ki, laikçilere yaz boyunca tatil garanti edecek, laik olmayanları ise 365 gün çalıştıracak? acaba şu anda halkın kaçta kaçı kendini her yaz düzenli olarak güneye, maldivelere, kanarya adalarına atıyor, veya işyerlerinde tatil günü sayısı ne kadar. ya da laikler tüsiad'daki büyüklerimizden mi oluşuyor, pardon o da olmaz çünkü onlar sabetaycı. e peki kim bu oyları eksik olursa ülkenin iran'a döneceği laikler merak ettim.
kavramların içini boşaltma tekniğinin son kurbanlarındandır kendisi. söylediği bazı şeyler abartılarak sanki o söylüyormuş gibi yansıtılıp daha sonra da "saçmalıyor ya bu, cahil ya bu, küçük ya bu" gibi mesnetsiz yargılara kurban gitmektedir bazı tespitleri. öncelikle yalçın küçük sentetik bir felsefe kurma iddiasında olan birisi değildir. fikirlerini tartışılamayacak kadar kesin yetkeliğe ulaştırıp yazan birisi değildir. fikirlerine "tez" der o. yani eleştirye açıktır fikirleri. her önüne gelene sebatayist ya da yahudi demez. ki dese de bu o insanlara kötü, pis dediği anlamına gelmez. yani yalçın küçük'ün yahudileri hedef gösterdiğini iddia edemez hiç kimse. devletin önemli kademelerinde görev alan bazı yahudileri ifşa etmiştir o. burada "evet neden böyle bir yapmıştır yalçın küçük" denilebilir ama samimi olan birisi çıkıp şunu da sormalıdır: "peki ama o insanlar neden gizliyor yahudi olduğunu, sabtayist olduğunu. " burası nazi dönemi almanya'sı mıdır ki saklıyorlar kendilerini " benim için önemli olmaybilir ama bu ülkede suyun başını tutanların samimiyetsizliğini merak edenler olabilir, yalçın küçük de bu merakı gideriyor/ gidermeye çalışıyor, hepsi bu.( önemli bir adamdır yalçın küçük. sosyalizmi bir şiiri anlatır gibi anlatır yalçın küçük.. )
onun bu kadar yerden yere vurulmasının altında yatan asıl bu sabetayistlik isnadları değildir. "türk aydını tercüme bürosunda doğmuştur" dediği için yerden yere vurulur o aslında. çünkü tanzimatla beraber kurulan tercüme bürosundaki "köksüzlerin" torunları bugün ya bir gazetenin sahibidir ya bir gazetede köşe yazarıdır ya da genel yayın yönetmenidir. bir de yeri burası değildir ama;
genç türkiye cumhuriyeti'ni kurmaya aday kadroların çoğunlayın selanik'te yaşadığı bir gerçektir bunu bilmeyen yoktur. ve selanik'in sabetayistlerin merkezi olduğu da açıktır. ve o dönemleri biraz okuyan varsa lütfen beri gelsin ve şu fikri açımlasın. atatürk sebatayistleri genç türkiye cumhuriyetinin fikir ve inşa aşamasında dışlamış ve onları bu hareketten uzak tutmuştur. buraya kadar itirazı olan? peki paşa bunu yahudi düşmanı veya antisabetayist olduğu için mi yaptı, hayır! sadece o insanların idealleri kurulacak genç cumhuriyetle bir hamur sorunu yaşayacaktı. bu yüzden kadroları da kendileri de tasfiye edidi. ama onlar sonraları yine de kadrolaşabildiler. ve yalçın küçük de bu kadrolaşmayı ifşa etti, ediyor şimdi.
dileğim onun fikirlerinin eleştiri süzgecinden geçirilerek eleştirilmesidir. yani mehmet ali alabora'nın eleştirdiği gibi eleştirilmemelidir yalçın küçük. onun hisleriye yaptığı tespitleriyle bilimsel makaleleri ayrılıp değerlendirilmelidir.
sonradan ek: bir de solcuların ona kızması vardır ki o da yalçın küçük'ün "80 öncesi solcular teori olmadan pratiğe önem verdikleri için türk soluna darbe vurmuşlardır, solu marksizmden uzaklaştırmışlardır" demesindendir.
anlattıkları ile aklımı çelen her nedense çokta sempatik bulduğum bilgin. pazar günleri erken kalkmamı sağlayan babamla uzun uzun anlattıklarını tartışmama sebebiyet veren zatı muhterem sabetaycılık ve yahudiler hakkında oldukça bilinçlendirmiştir bizi. söylediklerinin ya doğru oldunu düşünürsünüz yada dinledikten sonra gülüp geçersiniz. özellikle medya dünyasındaki ünlü isimlerin evlilikleri üzerinde oldukça dikkat çekici açıklamalarda bulunmuş aşiretlerin beşik kertmelerinin vs. geleneklerle önceden kararlaştırılmış olan evliliklerin iç yüzünü irdeleyen bu konuda da gülben ergenin aslında şöhret olma sebebiyetinden tutunda mustafa erdoğan ile evlenip oğlunun adını atlas koymasına varıncaya kadar geçirdiği hiç bir süreci tesadüfen yaşamadığınıda ispatlamaya çalışan insandır yalçın küçük. kalemler ve kılıçlar adlı programında bizleri engin kütüphanesinden hiç bir zaman eksik bırakmamaktadır daima söyleyecekleri olurken program bitmektedir bu yüzden ona haftada 1 saati çok az bulmaktayız değerini bilemediğimiz bir insandır buda bizim ayıbımızdır.