gotham city tadındaki klibide çıkmıştır geçen hafta içinde.
(bkz:
http://www.youtube.com/...)
(troke, 16.03.2007 00:15)
gecenin bir saatinde , yak ışıkları gelir iyi kalpli periden..dinlemeye başlarsın ,çok güzeldir sözler .artık sürekli dinlenenler arasında yer almaya aday olmuştur bile ilk seferindeyken.. ses o kadar güzel bir tınıda gider ki , 'sadece susuyorum' kısmında seni yalnız bırakmayan iki damla gözyaşıda açıklar herşeyi.aslında o susmak , dünyadaki tüm seslere bedeldir , ama susmanın ardında gizlidir..
"ölmekten beteri varmış" durumunu deneyimleyenlerin şarkısı.
an itibaryile
palanthaserin
dört adlı radiyo programında çalan şarkı,,
canlı dinleyince yalnızkenki etkiyi yapmıyor. kalabalık bi yandan kafanın bi milyon olması bi yandan çok da koymuyor ama (burda yazar özüne döner) nasıl bir şarkıdır bu ulan nasıl bir ruh halidir ?!! ağzına sıçıyor insanın her dinlenildiğinde.
ilk dinlediğimde '' kim? hani ? nerde ? nasıl yani !?! '' şeklinde anlamsız bir tepki vermeme neden olmuştur. hele ki ilk dinleyişim olduğundan daha da bir garip hissetmeme neden olmuştur. o geceden sonra en sevilenlerim arasına girmiştir.
yazmak istedim...
sayfalar dolusu yazmak, anlatabilmek tüm hislerimi, kırılmışlığımı...
sonra durdum - uzun süredir yapamadığım şeyi yapmak- düşünmek istedim
günlerce, haftalarca, kendi içimde boğulana dek...
yine toparlayamadım cümleleri, kayboldum beynimin kıvrımlarında ve...
yine durdum...
başladığım yerdeydim, belki daha bile geride
kulaklarımda tanıdık bir şarkı belirdi, yüreğimin derinliklerinden gelen notalarla, hatırlamak için hiç uğraşmadan, kendiliğinden dile geldi tüm mısralar...
"gördün mü?ne kadar iğrenç olabilirim
kördüğüm bu bırak ben kendim çözebilirim
yenilmiyorum,hayır sacede susuyorum
cümlelerim eskiyor , sadece susuyorum"
kördüğümdü evet... ama kendim çözemiyordum işte, hastalıklı bir hal almıştı tüm yaşananlar, ne gidebiliyordum, ne de kaldığımda hoşnut olabiliyordum...
kızıyordum ona, umursamazlıklara, ama en çok da kendime, cesaretsiz kalan benliğime...
geçmişi özlüyordum, çok geçmişi değildi hem de, başladığım anı, yeniden hayata döndüğüm, onunla yeniden nefes aldığım anı istiyordum...ilk aşk ya da eski sevgiliyi değil, onu özlüyordum yine
onu onunla aldatıyordum...
kırılıyordum çok şeye, ama en çok da terketmeden beni öylece bırakıp gitmesine, hiçbişey söylemeden her an daha da uzaklaşmasına, bişey söylemesine bile gerek kalmadan soğukluğuyla beni paramparça etmesine...
"kırıldın mı? ölmekten daha beteri varmış
cesedimi caddenin ortasından kim kaldırmış?
kazanmıyorum,hayır, sadece dağılıyorum
atomlarıma ayrılıp sadece dağılıyorum"
çıkmazdaydım...bir ışık arıyordum tüm bunlardan kurtaracak, kördüğümün içinden çekip çıkaracak bir ışık...
oynadığımız oyunun kurallarını çoktan unutmuşken, şımarık bir çocuğun mızıkçılıklarına katlanmaya çalışıyordum, bu oyunu -yanlış olduğunu bile bile- kendi kurallarına göre oynamasına, beni de zamanla bir oyuncak olarak görmesine göz yumuyordum...
her gün daha da zorlaşarak, her doğan günün bizi biraz daha uzaklaştırmasına seyirci kalarak...
ve hadi şimdi...
"yak ışıkları oyunu boz, kuralları sen koy
söndür ışıkları,karanlığa ver"
yerden yere vuran şarkıdır. yıllardır canım ne zaman sıkılsa sığındığımdır bir de. sığınırsın, sarıp sarmalar, başını okşarken yüreğine bir şeyler saplar, rahatsız eder, hem kucak açar hem kendinden iter.
ölmüyorum hayır, sadece yaşlanıyorum
hücrelerim eskiyor, sadece yaşlanıyorum...
sadece yaşlanıyoruz evet, atomlarımıza ayrılıyoruz çoğu zaman, kördüğüm oluyoruz ama yenilmiyoruz, susuyoruz hep, kalbimiz yavaşlıyor ama ölmüyoruz, ışıkların sönüp, karanlığı bulduğumuz ana kadar...
yanılmıyorsam şarkının klibinin çekildiği yer alsancak'taki
hayalbazlokali. şarkı mı? sarmadı pek, sanırsam gruba olan önyargımdan kaynaklanıyor, canlı dinlemek zorunda kaldığımda gördüm ki ayaklar altında gezen bir populistliğin ürünü şarkılar seslendiriyor bu arkadaşlar haliyle tiksinerek terkettim mekanı, ha günahını almayayım belki mekanda metrekareye düşen tiki ve concon sayısının aşırılığını adamlar da farketmiş ve ona göre çalmışlardır ya da belki de grup onlara hitap ettiği içindi bu aşırılık bilemiyorum. ha grup mu?
başıbozuk mekan?
silence
gördün mü ne kadar iğrenç olabilirim
kördüğüm bu bırak kendim çözebilirim
yenilmiyorum hayır sadece susuyorum
cümlelerim eskiyor sadece susuyorum
kırıldın mı?
ölmekten daha beteri varmış
kazanmıyorum hayır sadece dağılıyorum...
sevdin mi ben artık tanrıdan çok uzaktayım
çürüyüp sararıp ezilip yavaşlıyor kalbim
ölmüyorum hayır sadece yaşlanıyorum
hücrelerim eskiyor sadece yaşlanıyorum...
başıbozukun en güzel şarkısıdır kanımca.
sersemeletiyor insanı bu şarkı. olduğu yere çakılıyor insan ve ne olduğunu anlamadan tekrarlamaya başlıyor.
yak ışıkları oyunu boz kuralları sen koy..
bir yerine nefret kaçmış gibi, durmadan solmak gibi.
yalın cümlelerle bu kadar iyi anlatılabilirdi bir hikaye.