bahsi geçen ayet maide suresinde geçmektedir. surenin tamamı için diyanet işleri başkanlığı resmi sitesine bakabilirsiniz.
surenin başında, sure ile ilgili olarak, "medine döneminde inmiştir. 120 âyettir. sûre adını, 112. ve 114. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. sûrede başlıca; verilen sözlerin yerine getirilmesi, israiloğullarının sözlerinde durmamaları, hristiyanların yanlış inançları, dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları, müslümanlar için bazı talimat, uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir." denmektedir.
tamamını okumak isteyeni elbette kimse tutmaz ama bazı ayetleri de buraya yazayım istedim...
misal...
12. ayet
andolsun, allah israiloğullarından sağlam söz almıştı. onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. allah şöyle demişti: “sizinle beraberim. andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
13. ayet
işte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (ey muhammed!) içlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. yine de sen onları affet ve aldırış etme. çünkü allah iyilik yapanları sever.
14. ayet
“biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!
18. ayet
(bir de) yahudiler ve hıristiyanlar, “biz allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. de ki: “öyleyse (allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz.” (allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı allah’ındır. dönüş de ancak onadır.
41. ayet
ey peygamber! kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “inandık” diyenler (münafıklar) ile yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. onlar, (yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler (*** âyetin bu cümlesi “onlar yalana kulak verirler. sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir.” ), sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. o verilmezse sakının.” allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. onlar, allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.(*** çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır.) onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.
50. ayet
onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü allah’ınkinden daha güzeldir?
51. ayet
ey inananlar! yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. şüphesiz allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.(*** bu âyette müslümanların, yahudileri ve hristiyanları, inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta, onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. bakara sûresinin 102. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir.)
101. ayet
ey iman edenler! size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın.(*** bazı kimseler hz. peygamber’e, “hac her yıl mı farz, yoksa ömürde bir defa mı?”, “benim babam kimdir?” “babam cennette mi, cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. bunun üzerine âyette, kişinin üzerine lazım olmayan, nezaket kaidelerine uymayan, cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. ) eğer kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (halbuki) allah onları bağışlamıştır. allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
102. ayet
sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
...
umarım bu kadarı,
yahudi ve hristiyanlarla dost edinmeyin cümlesinin içinde geçtiği surenin, aslında ne anlatmak istediğini anlatmaya yetmiştir. ama yine de maide suresinin okunmasını tavsiye ederim...
not: parantez içinde olup başında *** olanlar, dipnot olarak diyanet işleri başkanlığının ekledikleridir.