1. bu sözün yazılı olduğu kitapta şunlar da yazılıdır:
    (örneklerden birinin, bu sözün geçtiği sureyle aynı surede olduğuna dikkat ediniz)

    bakara suresi:

    62 - şüphesiz, inananlar (müslümanlar) ile, yahudiler, hıristiyanlar ve sâbiîlerden (her bir grubun kendi şeriatında) “allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).

    maide suresi:

    69 - şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile yahudiler, sabiîler ve hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir.)

    ayetler diyanet sitesinden alınmıştır:
    http://www.diyanet.gov.tr/...
  2. ateizmin düşünce yapısına son derece uygun bir ayet. daha doğrusu ayeti kerime'nin bir bölümü. koskoca kur'an-ı kerim'de gayr-i müslimlerle ilişkilerimizi ele alan tek ayet bu mudur? elbette hayır. öyleyse sadece bu ayetin gündeme getirilmesinde bir kasıt olduğunu sanıyorum. bu ayet, ateizme karşı müslümanların ehl-i kitab ile iş birliği kurmasına mani olmaktadır. tabii diğer ayetler incelenmediği zaman. oysa ki allah mümtehine suresi 8. ayette kimlerle dostluk kurup kimlerle kurmayacağımızı apaçık belirtmiştir. dolayısıyla bu ayet, "hangi yahudi ve hıristiyanlar ? " sorusunun cevaplanması ile anlaşılır:

    "allah, din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. allah değer bilenleri sever. allah sadece, din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurdunuzdan çıkarmış ve çıkarılmanıza destek vermiş kimselere yakınlık göstermenizi yasaklar. onlara yakınlık gösterenler zalimlik etmiş olurlar." (mümtehine 60/8–9)

    ayetlere göre gayrimüslimlerle ilişkide üç kırmızı çizgimiz vardır:

    1- dinimizden dolayı bizimle savaşmaları,
    2- bizi yurdumuzdan çıkarmaları,
    3- yurdumuzdan çıkaranlara destek vermeleri.

    bu çizgileri çiğneyenlerle dostluk kuramayız.

    kaldı ki peygamber efendimizin gayet güzel yahudi ve hıristiyanlardan dostları vardı. ashabın da öyle. sırf bu ayeti ele alarak değerlendirme yapmak aklı başında olanların işi gibi gözükmemektedir. ancak müslümanlara karşı kastı olanlar ve müslümanların ateizme karşı ehl-i kitapla işbirliği yapmasını istemeyen insanlar bu ayeti tek başına ele alıp, müslümanların gözüne sokmaktadır. aldanmamak gerekir. yapılacak şey abdestini alıp ayetleri adam gibim incelemektir.
  3. kesin yanlı kimseler tarafından yapılmış bir çeviridir. kuran ı okuyup yansız mealleri bulduğunuzda, benim gibi en fazla bok yiyen insanlar bile tanrıyı ve kuran ı sever. çok yanlış öğretiliyor, çok.

    edit: yanlı değilmiş. olsun yanlı çevirilere dikkat çekeyim o zaman.
  4. bektaşinin biri namaza gitmeye niyetlenmiş, tam abdesti almış camiye girecekken vazgeçmiş geri gitmiş, hemn biri koşup hayırdır babaerenler niye vazgeçtin camiye girmekten demiş.
    bizim bektaşide duymadın mı birader hoca ne dedi? sakın namaza yaklaşmayın dedi. demiş. bizim diğer birader ama o ayetin bir başı sonu var demeye kalmadan bektaşi ben anlamam hoca namaza yaklaşmayın dedi mi demedi mi? ben ona bakarım. demiş.
    gökten üç elma düşmüş...
  5. bu tek cümle üzerinde konuşulup tartışılamayacak konudur. zira kur'an'dan bir ayetin mealini alır ortaya koyarsanız şuna benzer anlamlar çıkabilir ortaya, en basitinden
    (bkz: @1161380)
    zaten bilen bilir ki, kur'an ın türkçe çevirisinden şu farzdır bu sünnettir o da vaciptir gibisinden çıkarımlar yapılamayacağı gibi, bu konu da böyleymiş gibisinden yargılara da varılamaz. çünkü kur'an'ı türkçesinden okumak stanley kubrick filmini dublajlı izlemek gibi birşeydir, anlamın büyük kısmı gider çeviride (teşbihte hata olmaz). başlığın ilk girisinin ortaya öylece bırakılması açıkça tahrik amaçlıdır, zaten alışılmıştır artık; kimse de yutmamıştır, yüzümde tebessüm oluşturmuştur bu durum.