biraz tarih bilgisi ile irdelenmesi gereken kıyım. (ama kim yaptı?)
efendim; öncelikle 1500'lü yıllardan başlıyoruz ve yahudilerin engizisyon aracılığı ile ispanya'dan (bu ülkeyi unutmayın) kovulduğu günlere dönüyoruz. sizin de bildiğiniz gibi; bu kovulan yahudileri osmanlı bağrına basmış ve olası bir "yok olma" tehlikesinden kurtarmıştır. her ne kadar 1200 lerden beri danzig ve krakow da, kısacası polonya yöresinde yaşayan yahudiler olsa da, avrupa'lı hristiyanlar arasında mevcut "yahudi nefreti varken" yahudilerin müslüman bir ülkeye gelmeleri bir nevi onlar için kurtuluş olmuştur. çünkü zaten polonyalı yahudilerin güvencesi yoktu, töton şovalyeleri "kuzeyli barbarları" hristiyanlaştırdıklarından beri (ki bu da 1100'lü yıllara tekabül etmektedir.) yahudilerin etrafı sarılmış idi.
devam edelim; 2. dünya savaşına avrupa'da katılmamış devletler?
iber yarımadası, türkiye.
hitlerin "mucizevi bir şekilde" durdurulduğu sınır?
stalingrad çizgisi.
bu iki soru şimdilik akıllarda kalsın.
gelelim şu olguya. "vay hemuğa goyyyim hitlere bak lan herif de ne kin varmış." lakin burada unutulan nokta, bir insanın "kişisel kini" ile gaz odaları kuramayacağıdır. şu soru sorulur; "tüm alman halkı, nasıl oldu da militarist bir çizgiye geçebildi?"
bir insanın gözü kara bir biçimde askere yazılması için iki sebep vardır. bir; ya artık kaybedecek hiç bir şeyi yoktur; (bkz:
fransız lejyonları) ya da sadisttir. milyonlarca kişiden teşkil olan alman ordusunun hepsinin sadist olmayacağını, hadi gerçek üstü bir rakamla %50 sinin sadist olacağını kabul etsek bile, geriye kalan bu %50 yi oluşturan milyonlarca insan nasıl "kaybedecek hiç bir şeyi olmaması" konumuna düşmüştür?
bu noktada gerçek tarihe baş vuruyoruz.
alman, saygı duyduğumuz bir komşumuz vardı. 2. dünya savaşına 13 yaşında şahit olmuş... şöyle özetlerdi olayı. "kız kardeşim yahudi kerhanesinde idi ve babam onu geri almak istediğinde vurdular." "bir çok yaşlı alman, yahudi fırınları tarafından fahiş fiyata satılan ekmekleri yemeği reddederek ölmeyi tercih etti."
bu noktada "pis yahudiler, böüğğğ" diye bir çıkarım yapanlar şu yazıyı şu an terketsin. amaç bir ırkı yermek yahut yüceltmek değildir, bir nebze olsun, ne oldu ne bitti onu anlatmaktır. insanın olduğu her yerde bunlar olmaktadır. ama; "hitlere bak beaaaaah" diyenler, milyonlarca almanın bir sebebi de olduğunu bilsin. kısacası, mantıklı düşünülürse, sebep ne olursa olsun, milyonlarca alman bu savaşa gözü kara biçimde katılmışsa, "bir şeyler olmuş" demektir.
şimdi tekrar iberya yarımadasına ve türkiyeye dönelim; bu iki devlet de savaşa girmedi ise; ortak bir noktası olması lazımdır. ekonomik sebepler, ispanya'nın iç savaşı, türkiye'de ki iç sorunlar... bir sebep daha olmalı, çünkü ikinci dünya savaşına giren devletlerde de bu sorunlar vardı. istemeyerek de olsa ikinci dünya savaşına giren fransa da, sosyalist parti iktidara geliyordu ve ülkede iç çekişmeler ayyuka çıkmıştı... kısacası ispanya yahut türkiye de "istemeyerek de olsa" savaşa girebilirdi... bilhassa, ispanya italya'ya olan yakınlığı ve stratejik konumu nedeni ile savaşa girebilirdi...
neden?
iki ülkede de musevilik tarafından yasak ilan edilen "melezleşme" yer almıyordu, ispanya, engizisyon ile yahudi ırkını çıkarmış, türkiye de ki yahudi cemaat ise kendi içinde yaşamayı seçmiş, zaten müslüman olan bir halkla kaynaşmamıştı. polonya'da ki mevcut melezleşmenin birincil sebebi, hristiyanlığın bozulmuş olması ve kurallar dinamiğinin sarsılması idi. böylece musevi bir birey, tabii olarak, kendi dininden olmayan fakat herhangi bir dine de tam manası ile mensup olmayan bir birey ile daha rahat iletişim kurabilmekte idi. fakat dünya görüşleri tamamen farklı olan müslüman-yahudi ilişkisi evliliğe kadar gidemezdi.
kısacası artık cümlemizi söyleyelim...
ikinci dünya savaşı; bizzat art niyetli yahudiler tarafından; melez yahudileri "yer yüzünden silmek" amacı ile başlatılmış; kendisi de "melez bir yahudi" olan hitler (ki en son kendisi de ölmüştür) ve 25 yıldır yahudi tekelinin boyunduruğu altında yaşayan almanların hırsı "sponsor" edilmiştir.
gelelim tekrar tarihe.
neden stalingrad çizgisi?
basit bir matematiksel hesapla, 1200 lü yıllarda polonya'da başlayan yahudi yayılımının, 1900-1200=700 sene= 10 kuşak, batıda ingiltere, doğuda ise hazar denizi kuzeyine kadar ulaştığı düşünülebilir. ayrıca dünyanın şu an ki demografik yapısına bakılırsa, gerçekten de stalingraddan doğuda yahudi yerleşimine rastlanmayacaktır...
bu noktada, "ohaa lan herşeyi düşünmüşler, bi kışı düşünememişler aq" "ulan napolyondan hiç mi ders almadın be adam" "abi aklım almıyor, rusyanın batıdaki tüm ağır sanayii şehirleri işgal altındayken, ve moskova bile tehlikedeyken, nasıl oldu da bu kadar çok hata üst üste yapıldı ve almanlar geri çekildi?" gibi cümlelerin gerçek sebebi görülecektir.
elde mükemmel bir malzeme ve mükemmel bir zaman vardı. hırslı bir halk ve bu halkın düşman edilmesi gereken "melez bir halk."
elbette tüm dünya dengeleri bunun üzerine kurulmuş gibi bir mana çıkarılmamalıdır, hiç bir zaman "abi herşeyin arkasında yahudiler var" diyen klişe adamlarını sevmedim. lakin, evet; oyunun ana planı bu idi, ve diğer devletler "bu sahneye çıkarsak ne kazanabiliriz" (bkz:
japonya) mantığı ile haraket etmişlerdir ve bu da mantıklıdır.
kaldı ki, art niyetli yahudilerin en büyük doktrini "bakın çok düşmanımız var, kendimizi korumak için yaptığımız her şey meşrudur" fikrini yaymaktır. bu gibi bir "abi çok kıyıldık biz ya hep itildik, hep horlandık" olgusu denmezden evvel, önce hiç bir suçu olmayan masum melez yahudilerin bu oyunun içinde kıyılmasının ve zengin yahudilere neden hiç bir şey olmayışının hesabı verilmelidir.
stalingradda ölü eti yemeye mecbur bırakılan masum halkın da hesabı verilmelidir.
normandiya çıkarmasındaki taburların isimlerinin ekseri olarak iskoç isimleri olmasının da hesabı verilmeli, bu soykırıma da dikkat çekilmeli ve bu çıkartma esnasında bu adamlara neden gerekli techizatın sağlanmadığının da hesabı verilmelidir.
"geri dönen haindir, vurun" cümlesi ile sovyet ordusunun kendi içinde katliama giderek, yine masum insanları vurmasının hesabı da verilmelidir.
avrupa'da ölen milyonlarca masum sivil hristiyanın da hesabı verilmelidir.
asya'da seks kölesi yapılan genç kızların da hesabı verilmelidir.
kısacası, verilecek çok hesap vardır lakin tüm dünya ilginç bir oyuna kilitlenmiş, "vay be dayanamayıp ağlıyacağım, ne acı çekmiş adamlar" diyerek mendile sarılmıştır.
yahudi kardeşlerim şunu bilsin; evet; kandırıldırlar. bunu belki bir müslüman olarak söylüyorum ve objektifliğim tartışılabilir, ama yukarıdaki sorularıma cevap henüz bulunamamıştır.
melez yahudileri gözünü kırpmadan öldüren, zenginlere dokunmayan zihniyet, yine aynı zihniyet, bu gün filistin de işine kaldığı yerden devam ediyor...
bir "ari ırk" düşüncesi vardı, doğrudur, ama acaba kimin için?
unutulan cümle sebebi ile düzenleme:
üst yazıda "yahudi soykırımı yoktur" demenin suç olduğu bildirilmiş... ben de diyorum neden kapımda siyah giysili adamlar belirdi de, "bu bir kıyımdır" deyince gittiler... her zaman düşünce özgürlüğü diye "anıran" ve hangi art niyetin hegemonyası altında olduğu bu kanun ile iyice belli olan batıya selam eder, "sizin kanunlarınız varsa, bizim de hür irademiz var" diyerek yazıyı noktlarım, sevgiler saygılar. (bkz:
düşünce özgürlüğü) ve (bkz:
düşünce özürlülüğü)