belki ilginizi çeker
  1. · saint joseph
  2. · yüzde otuz ingilizce eğitim
  3. · yabancı dille eğitim yapan okullar
  4. · yabancı dilde eğitim
  5. · anadolu liselerinde türkçeye dönülmesi
  6. · yüzde yüz ingilizce eğitim
  7. · hazırlık okumak işkencedir
  8. · finallerden sonra yapılacaklar listesi
gündem
  1. · aşk
  2. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  3. · colin kazım richards
  4. · bir kadının bilmesi gerekenler
  5. · dünyanın en seksi şarkısı
  6. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  7. · mutluluk veren küçük şeyler
  8. · cumhuriyet gazetesinin reklam filmi
  9. · ayak bacak fabrikası

yabancı dille eğitim  

 sayfa  / 3
  1. sömürge ülkelerine has en bariz özelliklerin en birincisi,
    yabancı dille eğitim veren ülkeler kendi rızaları ile yok olamaya mahkumdurlar...
    (emru17, 04.05.2004 02:49 ~ 02:49)
  2. türkiye gibi batı empeyalizmine karşı çıkmış bir ülkede böyle bir uygulamanın olması insanı, yüzbinlerce şehidi niye verdik, bunca cefayı niye çektik, 1920'lerde sömürge olaydık ta kurtulaydık diye düşündürten bir kara mizah durumu...
    (emru17, 04.05.2004 02:52)
  3. üzücü ama gerçekliğinden de kaçamayacağımız ayıp.(bkz. yozlaşma)
    (tekne, 04.05.2004 08:57)
  4. ülkemizde anayasaya aykırı olarak olagelmekte olan ve eğer atatürk bugün geri gelseydi ve bunu görseydi bu durumu meydana getirenleri toptan katlederdi diye düşündürten ve atatürkçü'yüm demelerine rağmen birçok aydın ve profesömüzün yabancı dille eğitim konusunda hemfikir olmalarına hayret ve üzüntğyle baktığım,
    gaflet ve delaleti aşıp hıyanet mertebesindeki uygulama.
    (emru17, 04.05.2004 10:16)
  5. devlet üniversitelerinde odtü ve boğaziçi ile özdeşleşmiş, özel üniversitelerin bazılarının katı kurallarla bağlandığı, bazılarınında bölüm bazlı benimsedikleri anadili türkçe olan bir devlete ters eğitim anlayışı..
    (luccy in the sky with the diamonds, 28.10.2004 02:11)
  6. şahsiyetsizlik , kişiliksizlik , eziklik gibi özellikleri bünyesinde barındıran kişinin almayı oldukça hakettiği , geri kalanların da yandığı eğitim modelimsisi.
    (skuba, 28.10.2004 02:13)
  7. (skuba, 28.10.2004 02:13)
  8. (atlantis, 28.10.2004 16:56 ~ 16:56)
  9. yurt dışında staj yapmak isteyenlerin üniversitelerde aradığı öncelikli özelliklerden biri.
    (azwepsa, 29.10.2004 15:19)
  10. ilkokul-üniversite arasında 7 sene çektiğim boktan eğitim. ilkokuldan mezun olduğumuzda daha kendi dilini doğru düzgün konuşamayan yumurcaklardık. ama hazırlık bittikten sonra feni, kimyayı dahi ingilizce görmeye başladık. okulda öğrendiğimiz terimler, türkçe kitaplarda bambaşka tarif edilirdi.

    aramızdan başarılı olanlar çıktı tabii. bizimle aynı dönemde, benzer kolejlerde okuyan onlarca, yüzlerce akranımız çeşitlil başarılar kazandı. fakat onlardan kat kat fazla sayıda öğrenci de istediği işi yapamadı, istediği bölüme giremedi. kimya dersini delice seven biri bile ingilizce'yi sevmeyince o derste başarılı olamadı. türkiye'de bilimden ve fenden anlamak, akademik kariyer yapmak istiyorsan önce bu dili öğreneceksin dendi bize. bırak türk edebiyatını, aruz veznini.. önce practice hall literature öğren dediler. iskoç ve ingiliz kültürü senin kültüründen daha önemli dediler. türkiye'de türk gibi yaşar, türkçe konuşursan dünyada yalnız kalırsın dediler özetle.

    bizler ortaokula, liseye giden küçük çocuklar, genç beyinlerdik o zaman. aramızda bazı arkadaşlarımızla bu sistemin yanlış olduğunu düşünerek tartışırdık. fakat ailelerimizden aldığımız cevap, okula milyonlarca para verdikleri ve bizim başarısızlığımız nedeniyle çeşitli bahanelerin arkasına saklandığımızdı. öğretmenlerimizden ise okulun ve sistemin ne kadar iyi olduğuna dair övgüler alırdık sadece.

    sonuçta ne oldu? bir çok arkadaşımız nefret etti ingilizceden. bu ingilizce nefreti onların matematik zekasını da etkiledi. üniversitede istedikleri bölümler sayısal başarı ile öğrenci alırdı. ama onlar bu dersleri türkçe olarak göremedikleri için üniversitede neresi çıkarsa oraya gittiler. gittikleri üniversitelerde ingilizce oranı %30'a düşürüldü, denize düşen yılana sarılır dediler ve hallerine şükrettiler.

    biz de sevmedik ingilizceyi ama öğretmenlik kolay geldi, heveslendik öğretmenliğe. öğretmen olalım, hem de ingilizce öğretmeni olalım ki şu boktan sistemin değişmesine katkıda bulunalım diye ümitlendik. ama yıllar geçip kafalar daha iyi çalışmaya başlayınca bunun da imkansız olduğunu anladık. lise öğretmenleri etkisiz elemanlardı çünkü. öğrenci milleti de türkiye'nin geleceği, genç kuşak olarak dillendirilen ama kimsenin umursamadığı kravatlı ve pileli etekli bir sürü olarak kabul edilmişti.

    şimdi ilkokullara kadar indi ingilizce eğitim. en küçük kardeşim ilkokul 3. sınıfta hello dedi ingilizceye. ve her günü daha faydalı şeyler yerine ingilizce öğrenmekle geçti. abisi ingilizce öğretmeni olduğundan, ayrıca ingilizce boktan ve kolay bir dil olduğundan şanslıydı belki. ama çok daha önemli olan sosyal ve sayısal dersleri açısından o kadar şanslı değildi.

    bir kuşağın hikayesiydi bu özetle. bir kuşak heba edildi ingilizce sevdasına. lazım olan olmayan, gereken gerekmeyen ingilizce biliyor şimdi. ve bu ingilizceyi ne ingilizler anlıyor ne türkler anlıyor. türkçe cümlelerde ingilizce kelimeler kullanmadan konuşamayan bir kuşak çıktı ortaya. bazıları bunu da başarı kabul etti, ingilizce kelimelerle konuşmanın bir üstünlük belirtisi olduğunu düşünen, üniversite yıllarına kadar aldıkları ingiliz dili ve kültürü eğitimi sonucunda kendi kültürünü beğenmeyen, kendi dilini konuşamayan zavallılar türedi.

    yazık. çok yazık. buna üzülüyorum gerçekten. bağımsız bir cumhuriyetin bağımsız halkı birbirine üstünlük sağlamak için bir başka ülkenin kültürünü benimsemeyi başarı saydı. savaşla, kanla kazanılan bağımsızlık, ingilizce eğitimle yavaş yavaş kaybedilmeye başlandı.
    (aqua, 29.10.2004 16:01)
  11. (skuba, 02.11.2004 01:20 ~ 01:20)
  12. müstemleke ( sömürge) ülkelere has bir eğitim anlayışı. galiba ya biz sömürgeyiz ama farkında değiliz yada içimizdeki ve dışımızdakilerin çabalarıyla sömürge olmaya doğru gidiyoruz...
    (husatin, 10.02.2005 12:22)
  13. iki veya daha fazla türk'ün kendi aralarında ingilizce konuşmasını gerektiren ve dolayısıyla inanılmaz derecede anlaşılmaz ve saçma olan olgu.
    (turambar, 09.03.2005 02:11)
  14. ayrıca marmara'nın bazı bölümleriyle hacettepe tıp da yüzde yüz ingilizce eğitim vermektedir. bu okuldan bir örnek vermek yerinde olacaktır.
    hoca ve yirmi kadar öğrenci kadavra üzerinde inceleme yapmaktadır. konu deriyle ilgilidir.
    öğrencilerden biri soru sorar;

    öğrenci: how thick is the skin?
    hoca: anlayamadım
    öğrenci:how thick is the skin?
    hoca diğer öğrenciye bakar;
    diğer öğrenci: skinin kalınlığını soruyo hocam.

    sınıf yıkılır.
    (lightblue, 10.05.2005 21:43)
  15. önce sömürge sonra tam anlamıyla köle olmanın ilk adımıdır.
    'anaokulundan itibaren ing. eğitim gören bir insan grubu, 1.5 kuşak sonra kendi dillerinin büyük bir kısmını kullanamaz hale gelir. bu durum çoçuğunuzun anneniz ile konuşamaması anlamına gelir.' not: oktay sinanoğlu' nun bir sözünün yorumu.
    (youaremywonderwall, 02.01.2006 21:25)
  16. (bkz: ukrayna)*
    (camel, 02.01.2006 21:30)
  17. türk hocanın türk öğrencilerine değişim programlarıyla gelen öğrenci bulunmayan bir sınıfta yabancı dille ders anlatması, hele 1 sene hazırlık okuyarak o dili öğrenmesi beklenen üniversite öğrencileri karşısında, işleri zora sokma ve verim düşürmeden başka bi şey değildir. bir mesleğin kısmen yabancı dilde öğrenilmesi öğrenenin ufkunu açar, çalışma imkanlarını arttırır ancak bu, anlatanın kendini ifade etmekte güçlük çektiği, dinleyenin de dinlediğini anlamadığı bi ortamda illa uygulancak kadar önemli bi avantaj değildir. eğitimin öncelikli hedefi öğrencinin konuyu kavraması ve üzerinde düşünmesiyken adam gibi öğretilmemiş bir yabancı dil karşısında öğrenci dili anlamaya çabalamaktan dersi derste öğrenemez, itüde verilen hazırlık eğitimin kalitesiyle aksinin gerçekleşmesini beklemek salakça bi iyimserlik örneğidir.
    ha yabancı dilde eğitime karşı mıyım, kesinlikle değilim. yabancı dilde eğitim verilen bi liseden mezun oldum, bundan gurur duyuyorum ve faydasını görüyorum. bi insanın kendini birden fazla dilde ifade edebilmesinin ve mesleğiyle ilgili gelişmeleri evrensel ölçekte takip edebilmesinin, araştırma yaparken farklı ülkelerin kaynaklarına ulaşmasının, ufkunu geniş tutmasının, dünya standartlarında iş çıkarmasının gerekliliğine inanıyorum, özellikle de lisans seviyesini geçmiş biri için şart olduğunu düşünüyorum. ama bu ufku genişletme hadisesi verimsiz bi dil eğitimi almış öğrencilerin karşısına geçip kendisi de dile hakim olmadığı için defterden okuyan hocalarla olcak iş değil. lisede yabancı dilde eğitim görmek saça gelmiyordu çünkü matematik hocam etiyopyalıydı, beden hocam siyahi bi fransızdı, çağdaş sanat hocam ingiliz, dünya edebiyatı hocam amerikalıydı. onlarla iletişim kurmak için ortak bi dili konuşmamız gerekiyodu ve bunu yadırgamıyodum. 2 taraf da dile hakimdi, dil iletişimde verime engel olmuyordu. sonuç olarak farklı ülkelerden insanlar tanımış oluyoduk, ve bunlar sadece yabancı oldukları ve istenen dili konuştukları için rastgele seçilmiş insanlar değil, iyi eğitmenlerdi.
    eğitim iki tarafın en etkin şekilde iletişim kuracakları dilde yapılır. eğer yabancı dilde olmasının dil eğitimi dışında bi katkısı varsa, öğrenci farklı bir okuldan beslenecekse gereklidir. daha da önemlisi mesleki uzmanlık dil öğrenmeden önce gelir, eğer bu konuda yeterli eğitmenler varsa uzmanlık dersleri öğrencinin en iyi anladığı dilde verilmelidir. dil eğitimi uzmanlık dersleri dışında alanlarda da sağlanır, zaten kendini geliştirmek isteyen öğrenci buna ihtiyaç duyacaktır. araştırma yaparken eksikliğini hissetmemek mümkün değildir. üniversitenin sağlaması gereken uluslararası platformda çalışma, staj ve atölyelere katılım imkanları, dünya çapında etkin çalışmaları olmuş kişilerden eğitici seminer ve kurslar, daha iyi bir hazırlık eğitimi, mesleki dil dersleri, belki terim öğrenilmesi için uzmanlık içermeyen matematik gibi temel bilim derslerinin yabancı dilde açılması, farklı ülkelerle etkileşim imkanı, türkçesi bulunmayan yabancı dildeki kaynakları da içeren bir kütüphane ve öğrenciye kendini geliştirme arzusu aşılayan bi eğitim sistemidir. öğrencinin mesleki yeterliliğini yabancı dilde eğitim karizması için riske atmak değil.
    (etipuf, 02.01.2006 21:59)
  18. ha bi de (bkz: dil dile değmeden dil öğrenilmez)
    yani, demek istiyorum ki, dil eğitimini öğrenciye sevdirmek önemlidir. ööyle türevle, mukavvemetle, barok şehirlerinde alan kullanımıyla* olmaz bu iş. önce sevcek, istiycek. anlatabiliyo muyum?
    (etipuf, 02.01.2006 22:09)
  19. en güzel bir örneği için:
    http://students.washington.edu/...
    (easy company, 03.01.2006 05:04)
  20. şimdi, adını vermek istemediğim, bir desten iki ayrı şubeye ders veren bir öğretim görevlisi var (itü'de değil). adam üniversitenin ingilizceyle eğitim prensibine rağmen (evet kuralı çiğneyip) dersi türkçe anlatmayı tercih ediyor. birinci şubede bir tane yabancı uyruklu öğrenci bulunduğu için dersi ingilizce işliyor. ne mi oluyor: birinci şubedeki öğrenciler adama inceden kıl oluyor, agresif buluyor, dilinin yetersiz kaldığını düşünüyor vs. vs. bunlar uzatılır. ikinci şubede ise; öğrenciler birincilerin niye böyle düşündüğünü, hocanın o dersi ingilizce ders anlattığını öğrenene kadar anlayamıyorlar. hocayı çok yumuşak olmasa da derste sıkmayan bir öğretim görevlisi olarak görüyorlar. kendi toprağınızdan birinin karşında yabancı bir dili konuşması sizi ona karşı yabancılaştırıyor. evet, belki yurtdışında öğrenimize devam etmek gibi bir planınız ya da hayaliniz varsa bu, duruma uyumunuzu hızlandırır, peki mezun olup bir an önce iş hayatına atılmak isteyen kısım ne olacak?

    belki şöyle denilebilir: "e bizim üniversitemiz uluslararası bir üniversite yabancılarla öğrenci alışverişi yapıyoruz." cevabım ise şu olur:"e bir avuç kadar yabancı için şu kadar vatandaşımıza zorluk yaşatıyorsunuz. üniversitede okutmak için türklere ingilizce öğreteceğinize yabancılara türkçe öğretiverin bir zahmet. hem türk gençliğinin üniversiteye gelmeyene kadar ingilizce bilmeyen kesimine bir yıl kazandırırsınız hem o kadar öğrenciyi hazırlıkta okutmanın masrafından kurtulursunuz. (özeller için gerçi yok böyle bir masraf öğrenciyi bir yıl fazla okutmak parasını bir yıl daha emmek anlamına geliyor bu tip üniversiteler için.)

    illa dersen "efendim ingilizce uluslarası bir dil, öğrenmek gerek" yine derim ki: "sen yine öğret lisans programı sırasında; zorunlu ders olarak koy, seçmeliye koy öğrenciyi teşvik et, bir şekilde yap bir şeyler. her şeyi de ben mi öğreticem?". ama başka planları olanlar; elin eline çalıp, kas kas gülüp "ehe ehe kassınlar ingilizce öğrenmeye ve dersleri ingilizce yapmaya ağzına zçalım türk gençliğinin iyice..." diyenler varsa bilemem.

    tanım yapmam gerekirse sadece dil eğitimi verildiğinde makul olan şey.
    (yedinin yedincisi, 11.03.2006 20:26 ~ 19.03.2006 20:13)
  21. öncelikle ahkam kesmeden önce şunları belirteyim: ortaokulu anadolu lisesinde okudum, fen ve matematik derslerini de ingilizce aldım, şu anda da bunların getirisini- götürüsünü hesaplayabilecek bir konumdayım. türkçe karşıtı amerikan özentisi bir insan asla değilim, türkçe konusunda da çok hassasım.
    ama dersleri ingilizce alma konusu tamamen başka bir şey, milliyetçilikle , dil sevgisiyle karıştırmamak lazım. bilim evrensel bir şeydir. dünyanın her yerinde aynıdır, dilden ve kültürden bağımsızdır ve sürekli paylaşılması gereken birşeydir ki geliştirilsin. bilgi alışverişinin ortak dili de günümüzde ingilizcedir. almanı da fransızı da yani dilleri çok geçerli olan ülkeler de uluslararası platformda bu dili kullanır. kaynak kitaplar genelde ingilizcedir ya da en azından ingilizcesi de vardır. üniversilerin çoğunda ingilizce oranı en az %30 dur( başka dilde eğitim veren bölümler dışında) ve hazırlık vardır. yani eğitimine devam etmek isteyenlerin buna gereksinimi vardır. ayrıca ingilizcesi öğreniliyor diye türkçesi bilinmeyecek diye birşey yok, çünkü kolay olan türkçesini öğrenmektir. terimlerin uluslararası geçerli hallerini öğrenmenizin yanısıra diliniz de bu sayede gelişecektir.

    şimdi gelelim bana: her ne kadar ingilizce bilen(iyi derecede) fen ve matematik öğretmeni bulmakta güçlük çekilmiş ve bu nedenle bazı derslerimiz boş geçmiş olsa bile iyi ki ingilizce okumuşum diyorum. ne fen lisesi sınavında ne de üniversite sınavında güçlük çektim. şu anda almanya'da okuyorum, tüm bu şeylerin ingilizcesini ve türkçesini bildiğim gibi bir de almancasını öğreniyorum. araştırma yaparken 3 dilden de kitapları kullanabiliyorum, almanca kitaplardaki ingilizce terimleri kolaylıkla anlıyorum. buraya gelmeden önce türkiye'de okurken de yabancı kaynaklardan yararlanabiliyordum. okulum bitip de çalışmaya başladığımda uluslararası platformlarda iletişim kurabilecek kapasitede olacağım.

    evet belki ingilizcesini anlamak türkçesini anlamaktan biraz daha zordur, belki 1 kere değil iki kere okursun anlamak için. ama sonucu yine de buna değer. yabancı dil nedeniyle derslerde başarısız olunduğunu söyleyenler kendilerini kandırmasın, bunlar işi kolay yoldan yapmak isteyenlerdir, ders türkçe olsa yalayıp yutacaklar mıdır acaba? başarılı insanlar zor olanı seçenlerdir.

    anadolu lisinde dersleri fransızca, almanca gibi ingilizce dışındaki dillerde görenlere de şunu söyleyebilirim. bu ülkelerle okumak veya bu ülkelerle direkt kontakt gerektiren bir işte çalışmak istiyorsanuz size çok yararı olacaktır. yoksa sadece dili pekiştirmeye yardımcı olur.

    tabiki ben burada okumuş olmak için okuyanlardan değil, gerçekten öğrenmek,kendini geliştirmek, ilerisi için iyi bir yatırım yapmak isteyenlerden bahsediyorum ki anadolu lisesi öğrencileri teoride bu sınıfa giriyor. yoksa zaten diğerleri türkçe görüyor ki doğrusu da bu.

    sonuçta kimse kimseyi kolundan tutulup zorla anadolu lisesine sokmuyor, burada öğrenim görmek isteyenler anadolu lisesinde yabancı dilde eğitim verildiğini bilerek buraya giriyorlar. eğer ingilizce eğitim olmazsa zaten anadolu lisesinin düz liseden bir farkı kalmaz. yabancı dilde eğitime karşı olanlar düz liseye gidebilir, anadolu liselerinin kuruluş amacı ve temel özelliği budur.
    ayrıca yabancı dilde eğitim vere tek ülkenin türkiye ve dengi ülkeler olduğunu düşünmeyin, doğru değil.

    edit: bu yazıyı anadolu liselerinde türkçeye dönülmesi başlığı için yazmıştım, buraya taşındı.
    edit2: ben burada görüşümü nedenleriyle açikliyorum, kuru kuruya ahkam kesmiyorum, yaşadım tecrübelerim var diyorum. siz benim gibi düşünmeyebilirsiniz ama en azindan "yaşamiş birinin görüşleri" diye saygi duyabilirsiniz.
    (nickini vermek istemeyen seyirci, 29.03.2006 19:37 ~ 30.03.2006 13:17)
  22. lisans düzeyinde eğitim almak ve bu eğitimin sonunda bir mesleki ünvan kazanmak amacıyla üniversite kurumuna gelen öğrencinin birinci amacı açıkça görünmekte ki o mesleğin gerektirdiği bilgi birikimini ve yeterliliği kazanmaktır. birincil olarak bu amacı taşımayan veya taşıyamayan kimselerin eğitimin diline bu kadar takılıp üniversite seçimini dil kursu seçimiyle özdeş tutmaları bu kimselerin üniversite kurumundan beklentileri açısından ağır şüpheye düşürücüdür.

    dile takılmak gereksizdir savıyla yabancı dille eğitimi savunduğum görüşü ortaya çıkarsa üzülürüm. eğitim dili sorunu üstüne bu kadar düşmemek seçimler arasında olan dillerin hepsinin öğretimi alan ve veren kimseler tarafından eksiksiz bilinmemesi durumunda bir lüks halini alır. türkiye'de de mevcut durum budur.

    eğer yabancı dille eğitim, getirdiği zorluk ve çarpıklıkları amorti edebilecek faydalar sağlasaydı her güzel şey gibi onu da savunurdum. ama bakalım yabancı dille eğitim, bu kadar uğraşı hakediyor mu?


    "yabancı dille eğitim görerek uluslararası bilim kaynağına rahatça erişilebilir. çünkü türkçe bir bilim dili değildir."

    türkçe'nin dünyanın onlarca diliyle aynı kaderi paylaşarak bir bilim dili olamadığı gerçeğine katılıyorum. bununla beraber kişinin ilgi alanıyla alakalı uluslararası literatüre erişmek ve ondan faydalanmak için yabancı dille eğitim görmesi gerektiği safsatası kim nasıl insanların aklına soktuysa dünyanın en saçma söylemidir. kimi zaman türkçe'sinin zor anlaşıldığı ağır teorik konuları derme çatma bilinen bir dille ezberleyerek öğrendiğini sanmak asrın büyük bir kandırmacasıdır. bu aşamada yabancı dille eğitimin kişiye kazandırdığı tek artı, terminolojiyi öğrenmek olabilir ki açıkçası kolumun uzanacağı uzaklıktaki sözlüklerden bu terminolojiye ihtiyacım olduğunda bakmak, kütüphane katırlığı yapmaktan kat be kat mantıklı gelmektedir.

    mühendislik dışında uğraştığım ikinci alanda bilgi birikimimi bunların türkçe'lerini bulmanın imkansız olması yüzünden sadece ingilizce edinebildim. bu konuyla ilgili birçok kavramı anlatmaya çalışırken bol bol ingilizce terim kullanmamın sebebi ya bu terimlerin türkçe'si olmadığından ya da bu karşılıkları bilmediğimdendir. bilişim konusunda bırakın yabancı dille olanını kendi dilimde bile formal bir eğitim almış değilim fakat bu işte profesyonel olarak uğraştığım zamanlarda sahip olduğum zorunluluklarım ve en çok da kişisel merakım sonucu bu kaynaklarla içli dışlı olmak zorunda kaldım.

    bir günden bir güne de zorlandığımı hatırlamam. demek ki yabancı dille eğitilmeyince de oluyormuş.

    belki ters gelecek ama türkiye'de şu an yabancı dille eğitimi en iyi kotaran üniversitelerden biri de itü'dür. teoride %30 olan ingilizce çoğu zaman eğitim öğretim üyelerinin kanımca çok yerinde yaklaşımıyla daha da aşağılara çekilmekte, hemen hemen herkesin anlayabildiği yazılı kaynaklar yabancı dilde incelenmekte ve pratik eğitim genelde türkçe yürümektedir. böylece hem literatüre aşinalık sağlanmakta hem de öğrenilmesi gerekenler yapılabileceğin en iyisine yakın biçimde öğretilmektedir. bu, bilinçli bir politika mı bilemiyorum fakat çok yerinde olduğu açıktır.


    "ancak yabancı dille eğitimle o yabancı dil iyi biçimde öğrenilebilir."

    kişi yabancı bir dili iyi öğrenebilmek için öncelikle anadilini iyi bilmelidir. 20 yaşını geçmiş, yıllardır türkiye'de eğitim görmüş, türkiye'de yaşayan nice salak biliyorum ki daha de bağlacını ki bağlacını ayırmayı, kesme işaretini nereye koyacağını öğrenememişken, bildiği türkçe kelime sayısı 500, kurduğu en uzun cümle 10 kelimeden ibaretken yarım yamalak bildiği yabancı dille harikalar yaratmaya çalışıyor. yabancı dil derslerinde karşılaştığı sorunların sebebini merak edenler bunun için önce kendilerine "şu an yaptığımı türkçe yapıyor olsaydım aynı sorunla karşılaşır mıydım?" sorusunu sormalılar.

    ingilizce veya almanca cümle kurabilmek için önce cümle kurmak öğrenilmelidir.


    "yabancı dille eğitim, uluslararası bir mesleki ve akademik yaşamın kapısını açar. okullara yabancı hocalar gelir eğitim verir vs vs."

    yine bir sapla samanı karıştırma durumu, yine mi güzeliz, yine mi çiçek? uluslararası arenada söz sahibi olmanın yolu iletişimden geçer, bu iletişimde bu sıralar kaideyse "buradan çin'e kadar yürüsek türkçe anlaşırız" ütopyasını bir kenara bırakırsak ortak dünya dili haline gelmeye başlamış ingilizce'dir. bu gerçeği reddedecek, ucuz milliyetçilikle güneş dil teorisi savunacak değilim ama yabancı dil öğreniminin tek yolunu o dille eğitim görmeye bağlamak son derece komiktir.

    yabancı dille eğitim görüp o dilde iki sayfa yazı okuyunca başı ağrıyan, o dille anlatılanları takip etmekte zorlanan nice insan tanıyorum. ben, lise eğitimimi çoğunluğun burun kıvırdığı bırakın yabancı dille eğitimi eğitim verdiği bile şüphe götürür bir düz lisede tamamladım. anadolu liselerinde okuduğunu, hazırlık okuyup yüzü kaplı kitaplara milyonlar bayıldığını ballandıra ballandıra anlatan insanların sallana sallana gelip yabancı dilde anlayamadığı basit şeyleri bana sorması ağırıma gidiyor, yazık günah diyorum. vatan millet sakarya edebiyatı ekseninde sömürgeleşme olayına değil, karşımdakinin salaklığına üzülüyorum ilk olarak.

    "okullarınızda siz sadece türkçe olsun diye türkçe eğitim verecekseniz, bu ülkeden bilim adamı, dünyaca ünlü doktor gibi sıfatları olan insanlar biraz zor yetişir."

    zor da olsa yetişmiş. ben isim isim biliyorum, saymayayım. (bkz: biz bunları kitaplarımızda yazdık)


    biraz da eğlenelim köşesi:

    "adamlar çıkıyor, çatır çatır ingilizce konuşup 'bu türkler var ya ermenileri şöyle doğramıştır, böyle kesmiştir.' diye atıp tutuyorlar. bizim heyetlerimizde de çat pat ingilizce konuşanlar cevap veremiyorlar." (sonunu ben tamamladım)

    "türkiye neden dış politika alanında başarısız?" sorusuna son zamanlarda duyduğum en dahiyane cevaptı. tabi ya? hep ingilizce işte.
    (wondrous, 29.03.2006 21:45)
  23. orta üçte bir yıl boyunca su içine atılan cake soap'ın taşırdığı suyu hesaplarken, hocanın dahiyane çevirisi dolayısıyla kek kaşığı ammada su taşırıyo ya dememize neden olan sonra bunun kek kaşığı değil sabun kalıbı olduğunu keşfedip bide hocaya çaktıramadığımız salakça durumlara neden olan, insanların üniversitede çok iyi eğitim aldıklarını sanıp üç ay sonra akadlardan bahsettiklerini anlamalarını sağlıyan ezik rezil durum
    (nestor, 29.03.2006 22:03)
  24. ya yazmayayım diyorum ama dayanamıyorum.
    daha burnunu yurt dışına çıkartamamış, batıyı amerikan filmlerinden bilen, dar vizyonlu insanlar yok emperyalizim yok bilmem ne masallarıyla ne olduğunu tam bilmedikleri bir şeyi savunuyorlar. bir kere yurt dışına çıkmışlar mı bakalım yabancı dilde eğitim nerelerde ne kadar veriliyor, emperyalizm mi yoksa globalizm mi, insanların işine mi yarıyor yoksa gereksiz birşey mi birebir yaşamışlar mı/ duymuşlar mı?
    burada yazılanlara bakarsanız sanırsınız ki tek bir insan yok yabancı dilde eğitim görmek isteyen!
    heralde ben tek başıma çıkartıyorum %100 yabancı dil olan bölümlerin puanlarını diğerlerinin çok çok üstüne. madem yabancı dilde eğitim kötü, madem yozlaşma, madem gereksiz neden herkes bu bölümlere girmek için can atıyor? kendinizi kandırmayın lütfen.
    oktay sinanoğlu'nun birçok kitabını okudum, kendisi türkiye'nin en çok kafası çalışan adamlarından biridir ve görüşlerine hep katılmışımdır. ama bu noktada ona ters düşüyorum. kendisi ingilizceye hakim olmasaydı(amerika da okumamış olduğunu varsayalım) yurt dışında katıldığı seminerlerde ne yapacaktı? dil sonradan geliştirilmez demiyorum tabiki olur ama zaman alır, emek ister.
    türkiye'nin beyin takımının; bunun %1 i oluşturması halinde bile; yabancı dilde eğitime ihtiyacı vardır. vizyonu geliş yurtdışına yönelik planları olan (okumak olur , uluslararası firmada çalışmak olur...) insanlar için son derece yararlı ve gereklidir. geri kalan insanlara da bir o kadar gereksizdir. tabi bunu uygulayabilmek için düzgün bir eğitim sistemine de ihtiyaç vardır ki kimin ihtiyacı var kimin yok ayrılabilsin. (bakın kayıtsız şartsız yabancı dille eğitim mi diyorum, demiyorum. ne diyorum; buna gerçekten ihtiyacı olanlar, altindan kalkabilecekler seçilsin sadace ve sadece onlara verilsin. ayrica bunları seçebilecek bir eğitim sistemimiz de olsun. bazılarına yararli bazilarina da zararlı diyorum. bilmem anlatabildim mi)

    yabancı dilde eğitimne yozaşmadır ne emperyalizimdir; sadece ihtiyacı olanlara verilmesi gereken birşeydir. he bu abartılıyor mudur türkiye' de : evet!!! ama bu abartmaya sebep olan talebi de bizlerin yarattığını unutmayalım

    not: bu giri @743280 nolu girimin devamı niteliğinde yazılmıştır.
    (nickini vermek istemeyen seyirci, 29.03.2006 22:08 ~ 26.06.2006 23:54)
  25. yabancı dil eğitimi ile yabancı dilde eğitim farklı şeylerdir. yabancı dil eğitimi kişinin kendisiyle aynı dili konuşmayan insanla anlaşabilmesini sağlar.(en çok konuşulan dil ingilizce olduğu için tercih bu dilden yanadır.) eğitim bazında bakarsak yabancı yayınları takip edebilmesini sağlar. yabancı bir ülkede eğitime devam edilecekse oraya adaptasyon sürecini kısaltır. fakat yabancı dilde eğitim insanların kendi düşündüğü dilden farklı bir dilde konuşmaya zorlanmasıdır, türk öğrencinin karşısındaki türk hocayla ingilizce anlaşmaya çalışmasıdır, saçmalıktır. bunu söylemek dil sevgisi, milliyetçilikten çok bir gerekliliği dile getirmektir. ayrıca her öğrencinin yabancı dil öğrenme yeteneği matematiksel yeteneği kadar üstün olmayabilir yabancı dilde eğitimde öğrencinin yabancı dildeki yetersizliği matematiksel yeteneğini gölgeler. her öğrenci eğitimini almanyada abd'de sürdürecek diye bir kaide de yoktur.

    evet tekrar yazıyorum anadille eğitim bir gerekliliktir. bilim halka yayılmalı. eğer bilimadamları ingilizce konuşursa bilimi anlamak da ingilizce bilenlerin ayrıcalığı olur.

    bu ülkede dil devrimi diye bir şey oldu. bu dilimiz bütün yabancı kelimelerden arınsın, orta asyada atalarımız ne konuşuyorsa biz de onu konuşalım sevdasıyla yapılmadı. bu devrimin amacı bilim insanıyla,devlet adamıyla,hukukçuyla vs. halkın anlaşmasını sağlamaktı. eğer batılı devletlerin bilim alanında ulaştıkları düzeye milletçe hayranlıkla bakıyorsak (ya da kıskançlıkla) bunda onların bilim kitabını sıradan adama da okutabilme başarısının da payı vardır elbet. sonra diyoruz adamlar okuyor, adamlar bilinçli.

    avrupalı ama ingilizce konuşmayan güçlü devletlere bakın. bakın fransızlar nasıl da sahip çıkıyorlar dillerine (ingilizce bilmiyorlar mı?)ya da almanlar teneffüste almanca konuşmayanlara koridoru süpürme cezası vermekten bahsetmiyorlar mı?(ki bir okulda uygulamaya geçti bu)(yok bunu savunduğum sanılmasın kesinlikle ırkçe bir eylem ama örnek olsun diye yazdım. "bakın adamların bırak derste teneffüste bile almanca dışında dil konuşulmasına tahammülü yok" diye.) japonlar üşenmeyip yazılımlara kendi alfabelerini destekletmiyor mu? e peki bu kadar ülke salak da bir biz mi akıllıyız?

    ayrıca bilimadamlarının türkçe eser verebilmeleri için de bu gerekmekte. e türkçe eser olunca ne olacak diyorsanız. geçmişte türk bilimadamları da o zamanın bilim dili olan arapçada eserler verdi. edebiyatta da benzer şeyler oldu. şimdi ne oldu adamların türk olduğunu kanıtlayamıyoruz. soruyorlar: "hani türkçe yazmamış bu herif hep arapça/farsça yazmış?". ondan sonra da bilim dünyasına yaptığımız katkılar bilinmiyor ve "ne kadar kusur varsa bendendir. bende iyi olan her şey size aittir." diye batılılara yağ çeken adamlar çıkıyor.

    ne yapılması gerekir? tdkyı daha işler hale getirip türkçe bir bilim dili üretilmelidir. yeni terimler bulunur. zamanında çatır çatır bulunuyordu. ve zamanımız türk insanı triangle'a üçgen, kompütüre bilgisayar, prosesöre işlemci derken hiç bir gariplik olmuyor. türkçeleştirme çabalarıyla otugaçlı götürgeç cinsinden dalga geçilmez ve ciddiye alınırsa istenilen bir dil elde edilir. sıkı bir yabancı dil eğitimiyle de dışarı açılım sağlanır ki yabancı dil eğitimi olmazsa olmazdır. diyelim terim üretemedik en azından cümle yapısını türkçe kurabiliriz. tükçe yabancı dilden bünyesine sözcük almaya müsait bir dildir. isimler için zaten sorun olmaz, fiiller de söz konusu olduğunda arkasına etmek, eylemek , olmak tipinden bir ekeylem koymak sorunu çözer.(diverge etmek, oscillate yapmak)

    ilerde bilim adamlarımızın ingiliz filan sanılmasını istemiyorsak ve bilimi zümrelerin tekelinden çıkarıp halka yaymak istiyorsak türkçe eğitime bir şans vermeliyiz.(çok klişe bir kapanış oldu ama)

    bu arada biraz gaza gelip yazdım, hatalar, tümce düşüklükleri varsa lütfen kızmayın idare edin.
    (yedinin yedincisi, 29.03.2006 22:16 ~ 22:19)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil