belki ilginizi çeker
  1. · dil dile değmeden dil öğrenilmez
  2. · yabancı dil öğretmek
gündem
  1. · ugg düşmanı ezik kızlar
  2. · ezel
  3. · zongul ducks
  4. · öğretmenler günü
  5. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  6. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  7. · boylumlama
  8. · semih şentürk
  9. · izmir ramazanda kaynaştık şimdi bozuşalım zirvesi

yabancı dil öğrenmek  

  1. sıkı bir çalışmayı, yüksek bir sabrı ve güçlü bir hafızayı, ve tabii ki bol pratik gerektiren eylemdir. bir de, yabancı bir dil öğrenirken türkçe düşünmemek gerekir derler..
    (neredesin soğuk kış, 28.02.2007 14:27 ~ 14:27)
  2. bir iddiaya göre bunamayı önleyen bir etkendir.
    (makaveli, 28.02.2007 14:47)
  3. ilk önce kendi dilini iyi bilinmesi gerekilip, sonra kalkınılması gerekilen işdir. zordur sabır ister bikaç yıl alabilir.
    (stay away, 28.02.2007 15:06)
  4. insanı bağlı olduğu kalıplardan kurtaran faydalı bir kişisel eğitim faaliyetidir. ancak dil ve onu oluşturan kelimelerin anlam hafızasını toplumun tarihi şekillendirir. bu nedenle örnğin fransızcayı sonradan öğrenen kişi ne kadar başarılı olursa olsun bir fransız'ın ihtilal kelimesinden anladığı şeyi anlayamaz. çünkü bunun için atalarınızın bir fransız ihtilali gerçekleştirmiş olması gerekir.
    (stairway to heaven, 13.03.2007 15:58)
  5. çok keyiflidir. öğrendikçe öğrenesin gelir. fakat o öğrendiğin dili kullanamadıktan sonra ne işe yarar bilinmez.
    (cappuccetto verde, 27.09.2007 15:04)
  6. kurs gibi yerlerde öğrenmesi bir hayli zordur.imkan varsa konusulan ülkelere gitmek iyi gelir.yada en iyisi o dili bilen bi kız/erkek arkadaş bulmaktır.
    (bkz: dil dile değmeden dil öğrenilmez)
    (kukumavkuşu, 26.08.2008 01:18)
  7. şarkı dinleyerek gerçekleştirilebileceği iddia edilmektedir. ama o kadar da basit değildir. bir dili öğrenmek, adam gibi öğrenmek bir ömür sürer. türkçe'yi bildiğini öne sürenler bile yaşadıkça bir şeyler öğrenmeye devam ettiğine göre bir yabancı dili okullarda, kurslarda öğrendikten sonra yaşamak gerekir. o dilin konuşulduğu bir yerde belli bir süre pratik yapmalıdır. kim ne derse desin, bu işin akademik düzeyde yapıldığı üniversitelerde bile native speaker dediğimiz insanlar olmadıkça gerçekçi bir dil eğitimi olmamaktadır. maalesef dil eğitimi sadece okuyup yazmak değildir. ne insanlar var okullarda sular seller gibiokuyup yazan, edebi eserlere yorumlar yapan, makaleler yazan ama bir native speakerla karşılaşınca tıkanıp kalan. özel kurslar ve okullar dışına dil eğitimi veren kurumlarda, devlet üniversitelerinde maalesef öğrenciler pratik yapabilecek birilerini bulamıyor. neyse lafı fazla uzattım sanırım. kısacası dil öğrenmek için en iyi yol teorik bilgiyi alıp sonra pratik yapmaktır. o dili yaşamaktır.
    (hayri potur, 26.08.2008 01:23)
  8. bazı durumlarda hayat kurtarır. tecrübeyle sabittir.
    (seashell, 26.08.2008 02:09)
  9. (seashell, 26.08.2008 02:16)
  10. yabancı dili öğrenmenin en sağlıklı yolunun dilin konuşulduğu bir yerleşkede yaşamak olmasının tek sebebi pratik yapma imkanı değil, öğrenilen dilin, içinde konuşulduğu toplum ve sahip olduğu kültürden ayrışmasının zor olması, kültürel bir altyapıya sahip olmayan ve alışkanlıklıklardan ziyade grameri içeren bir yapının öğrenilmesi/ezberlenmesinin dile hakim olmayı asla tam olarak getirmeyecek olması.
    (scherzi, 26.08.2008 03:30)
  11. zevkli ve sabır isteyen bir eğitimdir. en çabuk öğrenme yolu kendi dilinizdeki örneklere bakıp yabancı dildeki karşılığını bulmaya çalışmamaktan geçer. en temel öğrenilecek yapı taşlarından ilki gramer ve ikincisi ise kelime bilgisidir. genellikle kurslarda gramer bilen kişiler dili bildiklerini sanarlar ve her cümleleri birbirine benzer. asıl olan dili, ana dili gibi konuşan birisinin konuştuğu gibi akıcı ve öz konuşmak. yoksa cümleleriniz çorba tarifi verir gibi aynı şeylerle başlayıp aynı şeyler ile de son bulur. bir süre sonra karşınızdaki leb demeden leblebiyi anlar. sizde havalara girersiniz. halbuki arka tarafta sizin gramer çökmüş, sizde son dakikalarınızı yaşamaktasınızdır.

    diğer önemli noktalardan birisi ise; kesinlikle konuşulduğu ülkelerden birisine gidip bir müddet orada eğitim almaktan geçer. yalnız gittiğiniz yerde kendi insanlarınızı bulursanız, sizin eğitim "türkiye'de kursta ingilizce konuş, eve gel türkçeye devam"dan öteye gitmez.
    (bkz: ben demiştim demenin dayanılmaz hafifliği)
    (ethnica, 26.08.2008 06:36)
  12. kesinlikle özveri gerektiren bir eylemdir.

    dille içli dışlı olanlar bilirler. mükemmel bir ingilizce'ye sahipseniz bile, "ben dil öğrenmeye yatkınım, sözel zekam süper" havalarına giremezsiniz. ingilizce'ye yatkınlık bir kıstas değil bunun için, günümüz dünyasında zaten herkes az çok yatkın. dinlediğimiz şarkılar, izlediğimiz diziler, sokakta gördüğümüz tabelalar... pek çoğu ingilizce malum. bu nedenle ingilizce'nin pek çoğumuza kolay gelmesinin sebebi, küçüklükten beri bu dille içli dışlı olmamızdan ve hayatımızın her alanında bulunmasından kaynaklanmaktadır. muaf tutuyorum kendisini kusura bakmazsa, o yüzden.

    öncelikle, öğreneceğiniz dili sevmelisiniz. sevmelisiniz derken, should değil must kullanıyorum.fransızca'ya hayran olmadan o zor dili çözebilmek bir işkence gibidir. japon kültürüne ilginiz yoksa japonca'yı küfrede ede öğrenirsiniz. olmaz yani, normalde öğrenebileceğinizin yarısını bile zor öğrenirsiniz aynı sürede. kendimden örnek vereyim, almanca'yla alakam yoktur. ama benim seçme şansım yok bu konuda, o yüzden kıçımı yırtarak öğrenmeye çalışıyorum. her derste kendimi beceriksiz hissediyorum, "sen misin dil konusunda yetenekli olan" diyorum, kısacası kendime işkence ediyorum. sizin varsa seçme şansınız, şu dil popülermiş ya da şunu öğrenirsem iş olanaklarım artar diye düşünmeyin. yazık etmeyin, zorlamayın kendinizi güzel kardeşim.

    hoca çok önemli bir de. lisede, üniversitede seçme şansınız olmuyor tabii ama özel ders, kurs gibi yerlerde öğrenecekseniz eğer dili, hocayla diyaloğunuz çok iyi olmalı. yoksa başka bir hocanın rehberliğinde severek, kısa sürede öğrenebileceğiniz bir şeyden, daha en başından itibaren nefret edebilirsiniz. misal, kırk küsür yaşındaki babam ingilizce bilmemesinin sebebini lisedeki şirret ingilizce hocasına bağlar durur hala.

    özveri meselesine gelelim şimdi. daima pratik yapma şansınız olmadığı sürece, gramer de kelime bilgisi de çabuk unutulur. tekrar edilmesi, zihne iyice işlenmesi gerekir. bir süre boşlarsanız eğer, birkaç ay sonra bir kelime gördüğünüzde "ulan biliyordum ben bunu, dilimin ucunda" dersiniz ama bir türlü aklınıza gelmez. o yüzden, özellikle sözlü olarak sürekli tekrar edilmesi gerekir kelimelerin. gramerde ise konuyu bir kere iyi kavradıktan sonra sıklıkla üstünden geçmeniz iyi olacaktır.

    bir de şu düşünceden sıyrılınması lazım: dilin konuşulduğu ülkede yaşarsam bir süre, o dili bir daha asla unutmam. nice arkadaşlar var zamanında amerikalarda, fransalarda yaşamış olan. o zamanlar anadil gibi bilmenin verdiği güvenle, ülkeye dönüldüğünde tekrar edilmeye edilmeye paslanıyor bilgiler. o yüzden, böyle bir şansınız varsa eğer iyi değerlendirin. öğrendiklerinizin sizi birkaç yıl idare edeceğine değil de kalıcı şeyler olduğuna emin olun.

    ve son olarak en önemlisi de şu: önce kendi dilinize hakim olduğunuza emin olun. anadilinizi iyi bilmeden diğer dilleri oturtamazsınız. oturtsanız da eğreti durur, üzerinize yakışmaz. nice çeviriler okuyorum, bakıyorum adam daha kendi dilini kullanmasını bilmiyor ki diğer dilden doğru dürüst çeviri yapsın. pelin batu gibi dalga geçerler sonra sizle de.
    (lovestarved, 17.05.2009 16:36 ~ 16:39)
  13. hele ki çeviri de yaparsanız beynin her iki lobunu da çalıştırdığınız için bunamayı önlediği söylenir.

    henüz bir yararını görmedim ben..
    (zeynepp, 17.05.2009 16:38 ~ 16:38)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil