belki ilginizi çeker
  1. · yaran yaban diyalogları
  2. · fırat doğruloğlu
  3. · sen yaban üşümeez mi sanıyorsun
  4. · yalaaaaaaan söylüyorsuuuuun
  5. · yalan söylüyorsun
  6. · neeey
  7. · yakup kadri karaosmanoğlu
  8. · çocukluk döneminde zorla okutulan kitaplar
  9. · 100 temel eser
  10. · drosophila melanogaster
gündem
  1. · dersim katliamı
  2. · itü sözlük
  3. · ahmet kaya
  4. · annenin gençlik fotoğrafları
  5. · 15 kasım 2009 galatasaray fenerbahçe basket maçı
  6. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  7. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  8. · götü yere yakın olandan korkulur
  9. · kemalist eğitimin tarih dersleri

yaban  

 sayfa  / 2
  1. yakup kadri karaosmanoğlu'nun en önemli eserlerinden biri
    (lethe, 24.10.2004 14:38)
  2. filmi de yapılmış, sanem çelik'e 1996'da adana'da en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırmış roman.
    (stocky2001, 24.10.2004 14:41)
  3. kurtuluş savaşı döneminde anadolu'nun bir köyünde geçen bir roman. köyülülerin savaşa ve düşman güçlere bakışını anlatıyor. yapılan reklamlar propagandalar insanları nasıl yönlendirir okunursa anlaşılır. akıcıdır sıkmaz, ağlatır.
    (karoten, 17.03.2006 21:08)
  4. "yabancı, yerel halktan olmayan" anlamına gelir. yakup kadri'nin yaban romanında köylü halk tarafından, köye taşınan aydın karakterini (ahmet celal) nitelemek için kullanılmış bir sıfattır. örneğin, aydının anılarını yazdığı not defteri bulunduğunda, inceleme heyeti köylülere, not defterinin sahibini sorduğunda, köylüler, "o da senin gibi yabanın tekiydi." diye cevap verirler.
    (katalizör, 16.01.2007 21:25)
  5. kurtuluş savaşı döneminde halk ile aydın kesim arasındaki uçurumu anlatan muhteşem roman. '' burada yüzü düşmana dönük nice vatan mücahitleri savundukları kişilerin elleriyle sırtlarından vuruldu. burada vatan delisi, millet divanesi, ben harp malulu ahmet celal, yapayalnızım...'' satırlarıyla derinden yaralamıştır beni..
    (hayatııskalamalüksünyoksenin, 11.02.2007 14:40)
  6. ortaokul-2'de aldığım dönem ödevimin odak noktası roman...

    okuyup, özet çıkarmam istenmişti...

    zoraki iş yaptırılmayı (hele ki kitap okumak) sevmediğimden kitabın yarısına zar-zor gelebilmiştim... belki yarısına bile gelmemiştim...

    nihayet; kitabı okuyan, hatta üşenmeyip bir de özetini çıkaran bir arkadaşımın bitmiş dönem ödevini bir kere okuyup, aklımda kalanlarla hazırlamıştım ödevi... karakterleri falan da bildiğim için kolay olmuştu...

    60 falan almıştım, yırtmıştım türkçe dersinden...

    (bkz: @1355472)
    (van den budenmayer, 02.05.2007 18:54 ~ 18:55)
  7. genç türkiye cumhuriyetinin teorisyenlerinden, kadro dergisi ve hareketinin öncülerinden yakup kadri karaosmanoğlu'nun ilginç göndermeleri olan ve türk kurtuluş ve aydınlanmasının tezlerini barındıran romanı.

    romanda kurtuluş mücadelesine destek vermeyen iç anadolulu bazı köylülerle aydın ahmet celal'in çekişmesi anlatılır. ahmet celal kurtuluş mücadelesine destek vermeyen köylüyü durmadan suçlar; fakat yazar bir yerde sözü alır ve sonradan genç türkiye cumhuriyetinin eğitim anlayışını şekillendirecek o tarihi cümlesini kurar:
    (köylünün türk aydınlanma ve kurtuluş hareketine destek vermemesi kastedilerek)... "bunun sebebi türk aydını gene sensin! bu viran ülke ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptın? yıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
    anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. bir kafası vardı; aydınlatamadın. bir vücudu vardı; besleyemedin. üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. onu hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! ne ektin ki, ne biçeceksin?.." bundan ötürüdür ki cumhuriyetin ilanının hemen sonrasında türk aydını anadoluya gider ve türk köylüsünü enstitülerde eğitir. (bkz: köy enstitüleri)
    devamlayın,
    romanda atatürk ve hz. isa arasında bir benzerlik kurulur. benzetmenin yönü çobanlık üzerinden yapılır. bir anlamda nasıl ki isa israiloğullarına çobanlık edip onu doğru yola getirmişse atatürk de türk milletine çobanlık edip hem sürüyü yok olmaktan kurtarmış hem de sürünün kendi ayakları üzrinde durabilmesi için gerekli alt yapısal (ekonomik) ve üst yapısal (kültürel, sanatsal) değişiklikleri yapmıştır.

    işte bu yüzden yaban iyi okunması gereken bir romandır ve işte buyüzden yaban tezli bir romandır.
    (aytok, 20.06.2007 18:18 ~ 18:19)
  8. ilk aşk filminin yönetmeni nihat durak'ın 1996 yılında çektiği film. satışı olmadığı gibi tv'lerde de yayınlanmıyor.
    (kuklaların yaşamından, 20.06.2007 22:27)
  9. yakup kadri karaosmanoglu’nun romanı yaban anı biçiminde yazılmıştır. cumhuriyet halk partisi’nin 1942 de açtığı roman yarışmasında ikinciliği kazanan bu eserde “köylü-aydın” çatışması üzerinde durulur. romandaki olaylar kurtuluş savaşı yıllarında geçmektedir.
    (portakallı haribo mahmut, 23.05.2008 20:04 ~ 20:05)
  10. nabizade nazım'ın karabibik'inden sonra yazılan en önemli köyü ve köylüyü anlatan realist eserdir.
    yakup kadri karaosmanoğlu'nu bir zamanlar zor zamanlara sevk etmişse de türk edebiyatında değeri tartışılmaz bile.
    aydın-köylü kopukluğunu, anadolu köylüsünün istiklal savaşına bakış açısını objektif olduğu kadar acı bir yaklaşımla dile getirmektedir.
    çanakkale harbinde gazi olmuş ahmet celal kendini inzivaya çekmiş, askeri mehmet ali'nin köyünde yaşamaya karar vermiştir.
    köye gelirken büyük beklentileri hiç olmamışsa da asla bu kadar karamsar değildi ilk başta. ama köyde ne mehmet ali eski mehmet alidir ne de köylü olması gerektiği gibi azimli, sabırlı ve özverilidir.
    tek problemi tarlası ve tek korkusu askere alınmak olan zavallılar!
    ama suç onların mıdır yani?
    yoo asla, ahmet celal suçu kendisinde bulur; o ve onun gibi aydınlarda.
    "ne ektin ki, ne biçeceksin?" der.
    "yaban" diye anılır köyde bundan gayrı.
    hep bir kolunu onlar için kaybettiğini anımsatmaya çalışır: nafile.
    onlar gibi olmak bile ister bir ara.
    "onlar gibi giyinebilirim, onlar gibi konuşabilirim ama nasıl onlar gibi düşünüp onlar gibi hissedeceğim? bu mümkün mü?"
    mümkün değildi.
    gitti...
    "şuurlu intihar"ından döndü mü yoksa ne yaptı bilemiyoruz. çünkü köydekilere bu defterin sahibine ne olduğu sorulunca "de yabanın biriydi nerededir ne bilelim" dediler...
    (marjane und eudaimonia, 29.05.2008 19:53 ~ 10.08.2009 17:58)
  11. kurtuluş savaşı döneminde aydın - köylü çatışması ...

    ahmet celal (yaban) 1.dünya savaşı'nda sağ kolunu kaybetmiştir ve her şeyin bittiğini hisseder. ingilizler istanbul'u işgal edince emireri mehmet ali'nin anadolu'daki köyüne gidip yerleşir.

    salih ağa, şeyh yusuf gibi köyü manevi ve maddi yönden sömüren adamlarla mücadele etmeye , köylüyü kurtuluş savaşı konusunda bilinçlendirmeye çalışır ama başarılı olamaz.

    yunanlılar için barbarlar neyse, köylüler içinde ahmet celal odur, onu yaban olarak görürler ve ona düşman gözüyle bakarlar.

    yaban, bu geri kalmış, yoksul ve cahillikle kavrulmuş köyden nefret ederken, köylerin bu halinden kendisi gibi aydınları suçlu bulur ki romanın tezi de budur.

    bir de yaban'da geçen bir kaç cümle yazmak istiyorum,

    - türk entelektüeli, türk aydını ; türk ülkesi denilen bu engin ve ıssız dünya içinde bir garip yalnız kişidir.
    - eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek ... bunu yalnız şehirlerde olur bilirdim. meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.
    - insan hayvanların en iğrenç olanıdır.
    - vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malulü ahmet celal yapayalnızım.bunun nedeni, türk aydını, gene sensin! bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.
    - anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. bir kafası vardı, aydınlatamadın. bir vücudu vardı; besleyemedin. üstünde yaşadığı bir toprak vardı! işletemedin. onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. o, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. ne ektin ki, ne biçeceksin? bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? tabii ayaklarına batacak. işte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir.
    (una furtiva lacrima, 17.07.2008 12:44 ~ 12:46)
  12. yakup kadri aydın-halk arasındaki kopukluğu, kurtuluş savaşı'nın ilk yıllarını arka fon yaparak bu romanı yazmış. tanım olarak bu roman budur. içi yakar ama...

    kitap beni sürekli öfkelendirdi. halkın cehaleti beni öfkelendirdi, kayıtsızlıkları, vurdumduymazlıkları, insanların küçük kafaları içinde kendi bencil duygularına kendilerini kaptırmaları beni öfkelendirdi.
    kitabın aydın kahramanı ahmet celal aslında o kadar da entelektüel biri de değildi. sadece okumayı seven eski bir subaydı. köylü halktan farklı olarak gidişata bir anlam veriyordu o kadar. her şey gün gibi açıkken köylüden de aynı şeyleri düşünmesini istiyordu ya da aynı duyarlılığı göstermelerini istiyordu o kadar.

    ama halkın inandığı şeyler öylesine saçma ve öylesine içler acısıydı ki...
    yobaz, cahil kendini derviş ilan etmiş insanlara ya da yunan uçaklarından atılan kağıtlara inanan bir halk... cehaletlerinin farkında bile değiller ki bu cehaleti yüzlerine vurduğunuzda size bir karşılık versinler.

    bu durum ta ki kaçınılmaz sona kadar sürüyor. iş işten geçene kadar sürüyor bu cehalet.

    romandaki köylülerin cehaleti okuyucusuna sevgili türk seçmenini hatta açıkça söylemek gerekirse akp seçmenini de hatırlatmıyor değil.
    köyün adını türkiye yap içine bir kaç yozlaşmamış aydın yanına da sandık başına giden milyonlarca cahil ve püriten ahlak'a yenik düşmüş insan koy: aynısı... belki beni bu derece öfkelendiren de buydu.

    bunca yıldan sonra değişmeyen cehaletin boyutu mu kızdırmıştı beni?

    ama bu cehalet hakkında cahillere değil de aydınlara seslenmiş bir yerde yakup kadri, yüzlerine bir tokat atarmışçasına:

    "eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? kabahat benimdir. kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyan arkadaş; senindir. sen ve ben onları, yüzyıllardan beri bu yalçın tabiatın göbeğinde, herkesten, her şeyden ve her türlü yaşamak zevkinden yoksun bir avuç kazazede halinde bırakmışız. açlık, hastalık ve kimsesizlik bunların etrafını çevirmiştir. ve cehalet denilen zifiri karanlık içinde, ruhları, her yanından örülü bir zindanda gibi mahpus kalmıştır."
    (strangelove, 03.04.2009 13:35 ~ 13.06.2009 13:35)
  13. yaban romanından etkilenelere bir de aynı yazarın panaromasını tavsiye ediyorum. halkımızı en iyi tasvir eden yazarlarımızdan biridir yakup kadri karaosmanoğlu.
    (evli ve cocuklu, 13.06.2009 20:43)
  14. haneler adlı programın en iyi skecinde fırat doğruloğlunun canlandırdığı karakterdir.
    (bkz: sen yaban üşümeez mi sanıyorsun!)
    (ruhsuzkz, 24.08.2009 11:40)
  15. -neden üstünü çıkarttın yaban yoksa benimle sevişmek mi istiyorsun?
    -hayvanlarla sevişmeyi innsanlarla sevişmeye yeğlerim..
    -ney?
    -olmadı de mi?
    -olmadı yaban olmadı..

    ...

    -neden üstünü giyersin yaban?
    -üşüdüm uleeen..sen yaban bu esen rüzgardan çarpılmaz mı sanıyorsun?sen yaban cereyanda kalmaz mı sanıyorsun?
    (keklerinaq, 04.09.2009 23:50)
  16. - yaban bu hanım seni görmek istedi.
    + neden aldın bu kadını içeri.
    - sen gelen insanları bekletme içeri al demedinmi.
    + insanları al dedim. motorları garaja parkedeceksin.
    (eni viçi vokke, 05.09.2009 00:08 ~ 01:01)
  17. yakın bir zamanda yaran yaban diyalogları başlığının habercisi olan karakter.

    -al beni yaban, ormanındaki inine götür
    +götürürüm ama aynı yatakta yatmam, kendimi elletmem, kadınlara cinsel obje gözüyle bakmam, sana kendi şiltimi veririm, ben dışarıda yatarım, yağmur yağarsa çok seksi biçimde içeri girerim ama prensiplerimi bozmam, sarkmaaaaaaaaaaaaaaam


    bir kaç videosu için
    http://www.youtube.com/...
    http://www.youtube.com/...
    http://www.youtube.com/...
    (kuzen, 11.09.2009 21:05 ~ 21:15)
  18. son zamanlarda güldüğüm nadir şeylerden biridir. helal olsun diyorum başka da bir şey demiyorum.
    (kedikedi, 11.09.2009 21:11)
  19. kendisi küreselleşmeye karşı, son derece saldırgan, uyumsuz vahşi bir yaratıktır. edward filan hikaye, yeni favorim kendisi. tam sevilecek adam.

    ben de neden bi türlü aradığım gibi birini bulamıyorum diyordum. meğer sorun bendeymiş lan.

    -pınar benimle kaaaaaal!!

    bakalım bu hafta pınar yaban'la kalacak mı yoksa onu bu çetin yaşam savaşında yalnız mı bırakacak. heyecanla bekliyoruz.
    (ev yapımı domates sosu, 11.09.2009 21:17)
  20. (bkz: haneler/!antik acılar çarşısı)
    (antik acılar çarşısı, 11.09.2009 21:18 ~ 21:18)
  21. süper adamdır bu yaban bugünkü hanelerde ki macerasını kanal d ye yapışmış beklemekteyiz. pınaaaaaaaaaaaarrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
    (dextare, 11.09.2009 21:41)
  22. gülmekten beni benden almıştır. hastane bahçesinde pınar diye bağırması, hemşireyle konuşması, deliliğe yaptığı tasvirle koparmıştır. evin içinde kendi kendime güldüm diye deli damgası yiyecem. çok komik lan.

    unuttum lan: neyyyyy demesi de bambaşka zaten ahahah.
    (coolgirl, 11.09.2009 23:00 ~ 23:01)
  23. -mandaları severim ama amerikan mandası beni deli ediyor uleeyyn..*
    (keklerinaq, 14.09.2009 01:51)
  24. (bkz: yalaaaaaaan söylüyorsuuuuun)
    (blonde, 14.09.2009 02:46)
  25. zamanla içinin boşalmasından korkmakla beraber yine de haftasonu güne güzel başlatan karakterdir. (bkz: neeey?)
    beni koparan pınar'ı ofisinde yanına getiren yardımcısına "ben sana insanları içeri al dedim, motorları garaja park et demedim mi?" diye sormasıdır. pınar'ın kafasına (resminde) muntazaman açtığı delikler de cabasıdır. sevdik kendisini, artık somunla besleniyoruz.
    (ofisciftcininkaragundostudur, 14.09.2009 13:23)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil