görseller
ya arkadaşım bi dinle önceya arkadaşım bi dinle önce
  
belki ilginizi çeker
  1. · sözlükteki şeyh sait ayaklanması
  2. · ayda 36 dolara arçelik bilgisayar
  3. · ayna karşısında abuk sabuk hareketler yapmak
  4. · geçen haftanın en beğenilen girileri
  5. · ya arkadaşım bi dinle önce
  6. · yoklamadaki nicklerden şiir yazmak
  7. · 13 yaşındaki kızla sevişmesini anlatan zihniyet
  8. · güzellik yarışması
  9. · çocukken yapılan abukluklar
  10. · laf anlatmanın imkansızlığının kabul edildiği an
gündem
  1. · marjinal isim meraklısı aile
  2. · sanal seks yaparken hamile kalmak
  3. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  4. · itü sözlük e bir daha gelinse alınacak nickler
  5. · sözlük yazarlarının itirafları
  6. · okan bayülgen
  7. · sözlük yazarlarının hayalleri
  8. · sözlerin bittiği an
  9. · teneke kutusunu tekmeleyerek yolda götürme

ya arkadaşım bi dinle önce  

 sayfa  / 2
  1. gerçekten dinlemesini bilmeyen insanlara sarf edilen uyarı cümlesi.

    +ayşeyle geçen dışarı çıktık ...
    -verdi mi lan ?
    +abi yemek filan yedik ...
    -sizin evde mi
    +yok hayır beşiktaş civarlarında
    -ooo eve de yakınmış. ee naptınız verdi dimi ?
    +abi bi dinle önce * !
    (oyunbozan, 04.01.2009 15:33)
  2. iletişim kopukluğunun yaygın olarak yaşandığı ve herkesin birbirini kendi kategorilerine göre değerlendirdiği bu devirde -insanlar çoğu zaman dile getiremese de- kendilerini duyurmaya, kabul ettirmeye ya da gerçekleştirmeye çalıştıkları anlarda içinde bulundukları handikap anının resmi sloganıdır.
    (son neyzen, 04.01.2009 15:40)
  3. sempatik nickiyle dikkatimi çekmiş altıncı nesil bir yazar arkadaş. tamam yalan söyledim girileriyle çekti.
    (phillytominny, 04.01.2009 16:50)
  4. kişinin, kıza sarktıktan sonra kızın erkek arkadaşına söylediği söz.
    (bkz: dayak)
    (windydays, 04.01.2009 17:00)
  5. dersin yarısında hocanın mal bakışları karşısında çıktım sınıftan. elimdeki telefonu ve dişlerimi sıkıyordum o anda. dişlerimin arasından .nanı sikiym! .nanı sikiym! .nanı sikiym! diyerek üç dört kez daha okudum aynı mesajı. ne beter bir durummuş meğer böyle bir mesaj almak. beynimin sol lobu "ara!, söv!, ağzına geleni söyle" derken, sağ lobu "yakışmaz olum sana, ağır ol" diyordu. aramadım. beş dakika içinde ara vermişti bizim sınıf. merdivenlere oturmuş sinirden titrerken yanıma ilk gelen fatih'ti. "noldu lan dedi bana" gayet yavşakça. "hedesu" diyebildim. çok sevmezdim kendisini. yavşağın önde gideniydi çünkü fatih. "ne oldu olum ölmüş mü?" dedi. "yok lan keşke ölse" diye ekledim. yok gerçekten kimse ölsün istemem, arılar uçsun, çiçekler açsın, insanlar sevişsin hep güzel şeyler olsun isterim. ama hedesu'nun o an ölmesini istiyordum. fatih "hmm ayrıldı demek" dedi, "lan oğlum zaten fazlaydı o kız sana" diye devam ettirdi. o sıra kalkıp suratının ortasına yumruğu geçirmemek için zor tuttum kendimi. pişkin pişkin gülüyodu göt oğlanı. ben kendimi sakinleştirmeye uğraşırken fatih denen göt lalesinin kaşar sevgilisi geldi yanına. "aşkitom nolmuuşş" diye orospuca bir soru yöneltti sevgilisine. ben bu kaşar karıdan hiç hazetmezdim önceleri, fakat nedense bu kez böyle aşkitom nolmuuş derken "ağzının aldığı şekil bu karının muamelesi güzel olur lan" izlenimi uyandırmıştı bende. hatta öyle ki bu sinirli halimle bir an fantazi bile kurdum yani. fantazimi fatih götvereninin kahkahası bozdu. sevgilisine "hedesu koymuş tekmeyi ahahahahah" diyordu onun bunu çocuğu. kaşar: "ya öyle deme yaa, yazık" dedi yüzüne en acınaklı ifadeyi takarak. gelip "üzülme arkadaşım sen çok daha iyilerine layıksın" diyede ekledi. biliyorum lan zaten, aşifte! diyesim geldi ama gene sustum. bana koyan hedesu'nun benden çok sikindirik bir sebepten ayrılması ve bunu mesajla söylemesi olmuştu. bir an ilgiye aç çocuklar gibi hissettim kendimi. fatih'in sevgilisi "ay canım yaa, üzülme, geçer" dedikçe böyle kafamı iri memelerine dayayıp mırav mıravvv demek istiyordum.

    hedesuyu felan unutmuştum lan bir anda. fatih götverenine sırf benimle bu şekilde dalga geçtiği için çok süper bir oyun oynamak fikrinin ateşi sardı heryerimi. bu oyun tahmin ettiğiniz üzre sevgilisinin ırzına geçmek olacaktı. ve bir şekilde bunu da fatih ipnesine duyuracaktım. fatih götverenini çay almaya yolladık kantine. hatunla başbaşaydık artık. burda geçmeyecektim tabiki ırzına ama zemin hazırlayacaktım. "şöyle herkesten, herşeyden uzaklaşasım var" dedim bir anda. bu cümlenin bana ne getirisi olacaktı en ufak bir fikrim bile yoktu. "ahh keşke bende çok istiyorum öyle kafa dinleyebilecek 1-2 gün" dedi hatun. içimden "yürü bee" dedim. "vay vay benim dışımda derdi olan birisi daha varmış demek" dedim. "hiç sorma" dedi gözlerini öne indirerek. sustuk. fatih'i koridorun başında elindeki tepside 3 tane çay ile görünce bir hamle yapmam daha gerektiğini hissettim. "bir gün oturalım bir yandan içelim bir yandan dertleşelim, anladığım kadarıyla seninde çok büyük sorunların var" deyiverdim bir anda. çok sikindirik bir cümle olmuştu farkındaydım ama, aciliyetten olsa gerek düşünmeden söyledim. hatunun verdiği tepki karşısında göt olmuştum. bu acemice cümlenin ardından "bakarız" deyip geçiştirmesini bekliyordum ama hatunun kaşarlığını konuşturarak "cidden yapalım bunu, çok ihtiyacım var" dedi. tamam dedim. çaylarımızı içtik ve merkeze indik birlikte. gidip bir yerlerde bişeyler yiyelim dediler. yok ben eve gideceğim dedim, ayrılıp eve geldim.

    mutfağa dalıp, dünden kalan makarnayı ısıtmadan yedim. içeri gidip bilgisayarı açtım ve terddütsüz resimler klasörüne girdim. hedesuyla olan resimlerin bulunuduğu klasörü shift+delete tuş kombinasyonu ile geri dönüşümsüz sildim. sinirlerim yatışmıştı artık. yonja dan bu fatih götvereninin sevgilisinin sayfasını açtım. resimlerine baktım. iyice ağzımın suları akmaya başlamıştı. neden sonra telefonumu mutfakta unuttuğumu farkettim. bir yeni mesaj alınmıştı. hedesu dingili işte sen busun - musun ile başlayan bir mesaj atmış. tamamını okumadan sildim. msni açtım sonra. hedesu dingilini silecektim. açtım online olmadan sildim. sonra online oldum. online olmamdan yaklaşık 5 saniye sonra fatih'in kaşar online oldu.

    - nasılsın?
    +fena değilm :s
    - boşver arkadaşım ya, bizim var da noluyo (fatih'i kastederek)
    +hayırdır sizde de mi sorunlar var? (güzin abla mode/on)
    -hiç sorma canım ya, yetti artık canıma
    +hadi ya, o kadar kötü yani.
    +bak dinle beni
    +söylediğine göre sende bıkmış bunalmışsın. hadi hemen hazırlan, gidiyoruz. az sonra almaya geleceğim seni sizin apartın ordan. fatih'e de uyicam falan de, ben gelene kadar at bir yalan işte. dertleşeceğiz, konuşacağız, açılacağız sabahta dönüp geleceğiz. herkesten herşeyden uzak 7-8 saat. ne dersin?
    -delisin sen ya :)) nasıl olur bilmem ki. hiç böyle bir delilik etmemiştim daha önce
    +işte ilk olur, ve inan bana çok güzel olacak. 25 dk sonra ordayım.
    -sen ciddisin yaaa :)
    +sen daha hazırlanmaya başlamadın mı :), hadi ama bütün streslerden kurtulacağız bu gece, bu arada telini yazsana..
    -05xx xxx xx xx, çaldır beni
    +tamam, kaydet. ben sana çağrı yaparım sen inersin aşağıya,
    -tamam :d
    + hadi bye
    - byeeesss

    hemen şifonyerimin en üst çekmecesinden en sexi boxerimi buldum. kutu prezervatiften 4 tane aldım ve ruhsatın üzerine koydum. hemen banyoya yöneldim ve 5 dakikada uyduruktan bir duş aldım. saçları spreyleyip, gardropdaki en gözde kıyafetlerimden bir kombinasyon yapıp üzerime giydim. 149 lira verip aldığım parfümü fütursuzca sıktım üzerime. sözleştiğimiz zamanı 6-7 dakika geçmiştim. biliyordum onun da beni bekleteceğini, karı milleti ne de olsa. çağrıyı attım ve tam 12 dakika bekledim. "lan gelmeycek mi bu karı" yoksa diye içimden geçirirken derin göğüs dekoltesi ve siyah ince uzun topuklu ayakkabısıyla apartın kapısından çıkarken gördüm. ellerimi ovuşturdum müşteri bekleyen bakkal edasında. "canım biraz beklettim kusura bakma" dedi kapıyı açar açmaz. "önemli değil canım" diye ekledim. direk ana yol üzerinden yardırmadım. bir gören olacağından ve bu akşamın boka saracağından korktum açıkçası. malum küçük şehir di burası. kendi doldurduğum frank sinatra cdsini itekledim cd çaların içerisine. fly me to the moon çalmaya başladı. romantik olma çabası değildi lan bu, arabadaki tek cd frank sinatra'nınkiydi.

    pek fazla konuşmadık yol boyunca. bana "hedesu'dan bir haber var mı?" dedi, "yok" diye kestirip attım. halbuki mesaj atmıştı hedesu, söyleme gereği duymadım. "sen ne yalan söyledin fatih'e" dedim. "çok canım sıkıldı ben izmir'e gidiyorum 1-2 gün e dönerim dedim" dedi. "peki o ne dedi?" diye sordum, "öküzün umurunda değil ki" dedi. 70 in üzerine çıkmadım yol boyunca, buna rağmen 30 dakkadan önce vardık gökovaya. akyaka girişindeki marketlerden birinin önünde durdum. "ne içelim" dedim. "içecek miyiz" dedi. "beni içirmeden konuşturamazsın" dedim. "merak etme alkollü iken yola çıkmayız" dedim. "ee ne içersin" diye ekledim. "bilmem ama bira içmeyeceğim kesin" dedi. "peki votkaya ne dersin" dedim, "bilmem çok içmedim" dedi. "o zaman sen bana güven, ben seçeceğim" dedim. indim arabadan ve marketten bir şişe absolut raspberri ve 5 tane burn aldım, tabi bir pakette sigara. "abi nerden buz bulabilirim" diye sordum marketçiye, "ben satıyorum" dedi. teşekkür ettim ve çıktım marketten. buzları şimdi alamazdım erirdi. iyisi mi apart otel işini hallettikten sonra gelip buzları almaktı. absolut raspberri şişesinin güzelliğine vuruldu zaten hatun kişi. hemen deniz manzaralı bir apartın önüne çektim arabayı. bu apartı biliyordum. daha önce bir kaç kez hedesu ile de gelmiştik. zile bastım ve yaklaşık 70inde olan apart sahibi amca açtı kapıyı. "üst kat köşedeki oda boş mu" diye sordum. zaten pek dolu olmasına ihtimal vermiyordum, ekimin başında çok kalabalık olmazdı zaten akyaka. apartın en güzel odasıydı. denizi çok güzel bir açıdan gören bir balkonu vardı. odamıza çıktık. yerleştikten sonra. hemen bi koşu gidip buz aldım amcadan, bir de torpidoya koyduğum prezervatifleri tabi. malum çatır çatır seviştik sabaha kadar. ne hedesudan bahsettik ne de fatih götvereninden. hatunun benimle orgazmın doruklarına kadar ulaşması, beni fatih götvereninin bir bamya sahibi oldğu konusunda da haklı çıkartmıştı. 1 gün 2 gece kaldık akyakada.


    döndükten sonra hiç görüşmedik bu hatun kişisi ile. benimle birlikte aldığı derslere gelmez oldu. bende aramadım sormadım zaten birdaha. fatih pezevengide bir iki kez denk geldi, selam verip geçtim yanından. bu yaşanmışlığın taşıdığı derin amacı uygulamaya koymanın vakti gelmişte geçiyordu bile. sınıftan ve çevremden ağzı gevşek olan bir iki ibneye anlattım bu olayı. "karı istedi bilmem ne", o üzgün, derbeder halimde benden faydalandıya getirdim lafı.

    ocağın sonlarına doğruydu yanlış hatırlamıyorsam. telefonum çaldı bir kaç kere. uyku sersemi açtım. karşıdan bir ses "nasıl yaptın lan şerefsiz" diye başlayan bir cümlenin ardından ard arda küfürler saymaya başlamıştı. uykum çok uykum vardı ve ya arkadaşım bi dinle önce diyebildim sadece. "neyini dinleyeyim lan allahsız" diye devam edince de kapattım telefonu. mission complate.
    (ya arkadaşım bi dinle önce, 05.01.2009 14:29 ~ 14:32)
  6. sözlük hayatımda gördüğüm en büyük ayarı vermiş olan altıncı nesil yazar.

    ayar verdiği giri:

    (bkz: @2942407)

    ayarı verdiği giri:

    (bkz: @2946647)
    (alpilan, 07.01.2009 23:18)
  7. itü sözlükde bugüne kadar okuduğum en iyi yazıyı yazmış yazar. yazıyı okuyunca, benim gibi gecekondu çocuklarının hepsi onun yanına gitti. birlikte yaşadık o anları. ne istersin abisi dediği çocuk ben oldum mesela.. bana kara kutulu gameboy alır mısın? dikkat et zeynep teyzenin bahçesine giden topu patlatmasın.

    (bkz: kara kutu atari bmx bisiklet futbol topu ve çocuk/@2960006)
    (asayisberkendal, 10.01.2009 14:19 ~ 14:19)
  8. güzel nicke, güzel girilere, güzel ayarlara sahip yazar
    (sleeping with ghosts, 16.01.2009 02:49)
  9. dünyanın ne kadar küçük olduğunu fark etmemde ciddi pay sahibi 6.
    hoşgeldi ve memnun etti.
    (hatshepsut, 21.01.2009 02:09)
  10. gece geç saatlerde dışarı çıkmayı çok severim. şehrin ırzına henüz insanların geçmediği vakitler. dokunulmamış, kirletilmemiş... duru ve bakire... saf ve temiz... sahile inip denizi ve gökyüzünü seyrederim. fazla geçmeden hava ışımaya başlar. ayaz ve martı sesleri... güneşin benim için doğduğunu, kuşların bana şarkı söylediğini, şehrin tüm güzelliklerini ayaklarımın altına sermek için çabaladığını düşünürüm... hesabı almaya giderim çoğu zaman onlardan. kusursuzlar. amadeler her şeyleriyle...

    dönüyorum evime yatmak için. tek tük insanlar belirmeye başlıyor... gördükçe kızıyorum... içimden küfrediyorum yalnızlığımı elimden aldıkları için... boğasım, gebertesim geliyor. tutuyorum kendimi. sigaramı içime çekiyorum, onlara bakarak içimdeki zehri onlara boşaltırcasına suratlarına üflüyorum.

    yanımdan iki tane tinerci çocuk geçiyor. belli ki dışarıda yatmışlar. soğuktan titreyen bedenlerini ısıtmak için çorba parası istiyorlar. kafaları hala iyi. zor yürüyorlar. sallana sallana. yok diyorum. ısrarcılar. yine istiyorlar. yok diyorum peşimden geliyorlar. zihnimden onlarca tepki geçiyor. abi bi çorba parası bee, diyorlar ve döner dönmez birisinin burnunun ortasına yapıştırıyorum. kanıyor ve yere düşüyor. diğeri korkup kaçıyor. yerdekine vuruyorum huzurumu kaçırdığı için. vurma abi diyor ama ben duymuyorum vuruyorum... kolumdan, yoldan geçen 30'lu yaşlarda bir adam tutuyor. yapma arkadaşım vurma diyor. onu da duymuyorum ve vurmaya devam ediyorum. bağırarak, - ya arkadaşım bi dinle önce, diyor... ona dönüp, ben dinlemem sikerim diyorum ve yoluma devam ediyorum. o da, yerde yatan tinerci de, arkadaşı da. çünkü ben öyle olsun istiyorum ve öyle oluyor...
    (mutsuz, 21.01.2009 02:48 ~ 02:57)
  11. gece geç saatlerde dolaşmayı çok severim ben. özellikle de şehrin ırzına geçilmiş bölgeleri seçerim kendime. barların, pavyonların, gazinoların bulunduğu sokakların ayrı bir çekiciliği vardır benim üzerimde. o yaldızlı tabelaların mor, pembe ışıklarının vurduğu caddeler ve o alacakaranlık caddelerde hayat mücadelesi veren insanlar. tinerciler, hayat kadınları, travestiler, sarhoşlar…

    bir iki sarhoşun düşe kalka yürümeye çalışmasının dışında pek ilgimi çeken bir atraksiyon olmuyor bu gece. bu caddelerden istediğimi alamamanın üzüntüsüyle eve gitme yönüne doğru çeviriyorum rotamı. yavaş yavaş hava aydınlanmaya başlıyor.

    eve dönüş yolunda her zaman kullandığım bir ara sokağa giriyorum. sabahın keskin ayazını iyice bedenimde hissetmeye başlıyorum. kabanımın yakalarını kaldırıp iyice gömülüyorum içine. adımlarımı hızlandırıyorum. yaklaşık yüz metre önümde benimle aynı istikamete doğru yürüyen ince uzun boylu bir bayan görüyorum. gece mesaisi bitip evine dönen konsomatrislerden biridir herhalde diye geçiriyorum içimden. karşıdan iki tane çocuk beliriyor ve kadının peşine takılıyorlar. belli ki tinerci bu çocuklar. yoksa hangi çocuk sabahın bu saatinde, bu ayazda sıcacık yatağını bırakıp sokağa çıkar? sonra kadın ve çocukların yürümeyi kesip bir tartışmaya girdiğini görüyorum. git gide daha da yaklaşıyorum. ve o da ne! kadın çıkarttığı bir sağ kroşe ile çocuklardan birini yere seriyor. gece boyu arayıp da bulamadığım atraksiyonu bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. daha da hızlı yaklaşmaya başlıyorum kavganın cereyan ettiği bölgeye. diğer çocuk yalpalaya yalpalaya kaçıyor. yanımdan geçiyor ve elbiselerinden, kokusundan tinerci olduğuna kesin kanaat getiriyorum artık. kadın tek yumrukla yere serdiği çocuğu tekmelemeye başlıyor. tekmelerken de okkalı küfürleri peşi sıra saydırıyor. fakat o da ne. kadının sesinde alışılmadık bir ton var. bildiğin erkek lan bu diyorum kendi kendime. travesti.

    iyice yaklaşmaya başladığımda adımlarımın temposunu düşürüyorum. pataklamayı ağır adımlarla sindire sindire izliyorum. ama travestinin hiç acıması yok. çocuk “vurma abi” dedikçe kendisine ağır bir ithamda bulunulmuş gibi tekmelerin şiddetini artırıyor. demek travestilerin de böyle kompleksleri var diyorum. “abi” kelimesi yerine neyi tercih ederler acaba diye düşünüyorum. “abla”, “bayan”, “hanım”, “kardeş”, “hacım”,,,

    çocuğun kafasına aldığı tekmelerden neredeyse ölmek üzere olduğunu görüyorum. kendimi engelleyemeyerek kavgaya müdahil oluyorum. fakat travestiye nasıl hitap edeceğim konusunda kendimle çelişiyorum. en iyisi “arkadaşım” diye seslenmek. “arkadaşım” sıfatının en uygunu olduğunu kabul ediyorum. kolundan tutuyorum ve “yapma arkadaşım vurma” diyorum. vurmaya olağanca gücüyle devam ediyor. ben de sesimi daha da yükselterek “ya arkadaşım bi dinle önce” diyorum. “ben dinlemem sikerim” diyor. şaşırmıyorum. travestilerin ağızlarının bozuk olduğunu herkes bilir. kolundan zorla çekip çocuktan uzaklaştırıyorum. bana doğru dönüyor ve beni gözüne kestirememiş olacak ki kırmızı rugan çantasına sokuyor elini ve biber gazı çıkartıyor. sıkmasına fırsat vermeden eline vuruyorum ve çantasından çıkardığı metal kutulu biber gazının soğuk asfaltla yerçekimi sayesinde buluşmasından çıkan tiz sesi işitiyoruz ikimizde. yineliyorum “ya arkadaşım bi dinle önce”. “ne var ne istiyorsun” diyor bana kart sesiyle. “hıncını aldın yeter bak çocuk öldü ölecek” diyorum, “ben istedim oldu, sana ne!” diyor küstahça. “bak o da bizim gibi, hepimiz gibi yaşamaya, para kazanmaya çalışıyor, sana bir zararı dokunduysa bu sebeptendir” diyorum. “siktir lan, bizim gibi para kazanmak mı?” diyor ve kıyafetlerimi süzerek “sen masa başında milyarları kucaklarken biz sarhoş pezevenklere götümüzü satıp para kazanıyoruz” diye de ekliyor. “doğru sen de haklısın” diyorum. ayaklarımın ucuna sağlam bir tükürük atıp arkasını dönüp ilerliyor. bende yerde yatan tinerci çocuğa dönüp “abisi iyi misin?” diyorum. ses vermiyor. içim el vermiyor onu bu halde bırakmayı. 112 yi arıyorum ve bulunduğumuz bölgeye ambulans istiyorum. çocuğun cebine de cebimde o anda bulunan 300 lirayı sıkıştırıyorum. sonra ben de arkamı dönüp eve doğru yürüyorum.



    (bkz: ayarlardan ayar beğen)
    (bkz: @2946647)
    (ya arkadaşım bi dinle önce, 21.01.2009 10:42 ~ 10:53)
  12. bana "bu kadar da teadüf olmaz ki canım!" dedirten yazardır.oldukça güsel olan girilerini kimi zaman bir tebessümle ya da kahkaha ile ,kimi zamanda "yok artık!" diyerek ağzım açık bir şekilde okumamı sağlamaktadır.anladığım kadarıyla ela gözlü,bjk'li,ankara'lı.biyolojik açıklamalar yaparak yazdığı girilerinden sonra kesin biyolojiyle ilgili bir bölümde okuyordur bu yazar arkadaş diye düşünürken okuduğum başka bir girisinde biyoloji öğretmeni olduğunu yazmış ve en azından biyolojici kısmını tutturmuşum be diyerek sevinmemi sağlamıştır kendisi.ayrıca güzel ayar verme yeteneğine de sahip diye düşünüyorum.güzel girilerinin devamını diliyoruz efenim.


    (bkz: @2940484 )
    (bkz: @2922441) gibi...
    (n excantric matmazel, 26.01.2009 21:50)
  13. altıncı nesilin medar-ı iftiharı.
    (beyazleblebi, 02.02.2009 15:03)
  14. kafayı burnunun üstüne yemeden önce, son söylenen söz öbeği
    (kutsal palamut, 02.02.2009 15:07)
  15. (bkz: olmaz one minutes)*
    (kizilotesi, 02.02.2009 15:09)
  16. iki tane girisini okumamla kendimi yazar zannettiğimi fark etmeme sebep olan yazar.
    (bkz: saygılar hörmetler)
    (antisosyal, 02.02.2009 15:29)
  17. eskiden biyolojiyle kafayı bozan, şu aralar da kpss ye takmış olan altıncı nesil yazar. hoşgelmiş demekte geç kaldığım hata, diyorum.
    hoşgelmiş.
    (alpilan, 06.02.2009 00:17)
  18. tarışma sırasında arkadaşının açıklamasını dinlemeden söze atlayan kişi.genelde karşı tarafın söylediklerini kabul etmezler. dik kafalıdırlar dogmalardan kurtulamazlar.
    (değişim, 06.02.2009 10:15)
  19. hatır, gönül saymasıyla taktirimi kazanmış olan yazar. dediğim dedik çaldığım düdük diyen ibişlere benzemiyor.
    (kerkinilen kele, 09.02.2009 17:42)
  20. göbek adı ayda 36 dolara arçelik bilgisayar olan 6.nesil yazar. o babasının ellerini ne kadar öpse az.
    (aksamustune dogru kis vakti, 12.02.2009 19:32 ~ 19:47)
  21. anlayıp dinlemeden kendi çaplarında yorum yapan yazarlara söylemek istediğim cümle.
    onlar bilir kendilerini.
    (yasamaktır ask, 12.02.2009 19:33 ~ 19:34)
  22. bi ara baktığımda istatistik *te ilk 2 sıra onundu, ayrıca bir girisi de altlardaydı. sözlüğe geleli ne kadar oldu bilmiyorum. belki birkaç gün, en fazla birkaç hafta. 6. nesil bir yazar, gelişinden günler sonra istatistiğe 3 tane giri sokuyorsa o'nu tebrik etmek gerekir. yeni nesil içinde olumlu etki uyandıran, dikkat çekmeyi başaran 3-4 yazardan bir tanesi kendisi...

    bu güzel girilerin devam etmesini dileyip başarılar diliyorum.
    (damned, 12.02.2009 19:36)
  23. (bkz: wonderkid)
    (ucuruldukcaucurulanucurtma, 12.02.2009 19:55)
  24. pazar günüde işe gitmek zorunda olan arı.

    çok sinirliyim lan çoook. pazar sabahı işe giden tek canlı grubunun üyesi olmaktan bıktım lan.

    - kahrolsun öğretmenleri sömüren dershaneler,

    - kahrolsun atama yapmayan meb
    (ya arkadaşım bi dinle önce, 15.02.2009 07:12)
  25. son 2-3 haftadır geçen haftanın en beğenilen girileri istatistiğine en az 3 er giri ile girmeyi başarmış ama, sözlüğün anasını ağlatan catgirl, sarışınandzeki gibi yazarların yarısı kadar ilgi gösterilmemiş olan altıncı nesil yazardır.

    @3104295 nolu girisinde de bu konuya zaten değinmiştir.

    hakettiği ilgiyi görmesini dileyerekten, kendisine selamlarımı iletirim.
    (alpilan, 17.02.2009 01:31 ~ 01:43)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil