yüksek lisans yaparken bilimsel hazırlık kapsamında 1. sınıflarla ders almak zorunda kalanların farkına vardığı biyolojik gerçek
(bkz: bunlar daha çoluk çocuk)
yaşam biçiminin ve alışkanlıkların daha da hızlandırdığı bir olgudur. içilen aşırı kahve, kola, çay, alkol; yenilen yağlı ve sağlıksız yemekler sonucu insanın hücreleri bayram etmez tabii ki. bunun dışında gecede 8 saatten az uyumak, stresli bir iş yaşamı, yeterince dinlenememek de sürece olumsuz etki eder.
can yücel'in de dediği gibi, yaş bir iştir yaşlanmak.hayat boyu insanlarla uğraştığınız yetmiyormuş gibi bir de durmadan arıza çıkaran vücudunuz ve psikolojiniz girer işin içine.
çocuklarınıza bakmak yerine, çocuklarınızın size bakması, onların sağlığı ile ilgilenirken, onların sizin sağlığınızla ilgilenmesi, onlara tavsiyelerde bulunup, yol gösterirken, artık birşey söyleyememe, mevsimlere göre fiziki rahatsızlıkların ortaya çıkması, hoşlanacağın herhangi birşeyin kalmaması, ilgi alanının olamayışı gibi durumlarla yaşamak durumunda olmaktır.
hiç bir şeyin geri döndürülemeyeceğini bilerek ve sonun yaklaştığını hissederek, yaşamata gaye bulumamaktır bazen. arkadaşların ölüm haberlerini alarak psikolojik yıkım yaşamaktır. gençlik anılarını anlatrak şu anki haline üzülmektir. ihtiyaç hissettiğin anda kendi işini kendin görmeye çalışırken karşılaştığın zorluklara yenik düşmektir.
zordur velhasıl... genç yaşta ölünmedikçe, hepimizin yaşayacağı bunalımlarla dolu anları yaşamaktır.
fiziksel olarak çökmek, yıpranmaktır, ruhsal olarak enkaz olmaktır.
'şimdi kalkıp mutfağa gidip üç kere zıplarsam o sevgilim olucak hihoho' yada 'eğer perdeyi iki kere açıp kapatırsam şu sınavdan geçicem' gibi hurafeleri yapmaya üşenmek.