zamanla hayatındaki zorluklar karşısında yorulmak ,olumsuzluklar karşısında ezilmek umutsuzca savrulmak ,var olmadığını düşünmek ,hiç bir şeye inanmamak ,yanlışlar için üzülmek.
ölümden daha kötü bir olaydır. tersi, yani ölürken yaşamak ne kadar muhteşemse, bu olay bir o kadar kötüdür. allah düşmanıma bile vermesin denecek kadar acıdır..
nedensiz bir oksijen tüketimi, ruhsuz bir beden, belki de bitkisel hayat diye tanımlanabilecek bir olay. sevdiklerinizin başına kötü bir şey geldiğinde, içinizden kopan parçanın bıraktığı miras.
ölümün ne olduğunun bilinmemesinin verdiği gazla, zor şartlar içinde bulunan insanı ölüye benzetmek. bu nokta da belki de gerçek anlamda hayatla tanışmış kimseleleri ve kendimizi, ölmüş ilan etme şapşallığına ve acımasızlığına düşüyoruz.
hava sıcaklığı biraz daha artacak olursa (hatta artmasına gerek yok böyle kalırsa da olur) başımıza gelme ihtimali çok yüksek olan durum.
(bkz: off off kömür gibi yanıyorum)
gerçek ölüm buna tek çaredir, bir mucizenin dışında kurtuluş yoktur..ölümü allah belirlerken ve canınızı alırken, yaşarken ölülerin canını allah dışında bir varlık alıyordur ve genellikle o varlık allah kadar şevkatli değildir..sonuna kadar süründürür sizi..
aynı zamanda bu durumdan yakınan bir sürü şarkı da mevcuttur, aklıma gelen ilk sözler hatta şöyle.
hüznüm sizde görülür,saçım beyaz örülür,'yaşarken de ölünür'... (bkz: aynalar)
hatta bir tane daha şarkı aklıma geldi:
allah öldürür dünyadan alır, sen beni öldürdün hayatta bıraktın (bkz: tanrı istemezse)
yağmurlardan sonra büyürmüş başak
meyveler sabırla olgunlaşırmış
bir gün gözlerimin ta içine bak
anlarsın ölüler niçin yaşarmış
yağmurlardan sonra büyürmüş başak