bir gün napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş.
bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. bakkal da napolyon'u müsait
bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da 'az evvel biri koşarak şu
tarafa kaçtı.' diye savuşturmuş. nihayet biraz sonra napolyon'un
muhafızları yetişmişler. bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı
napolyon'a sormuş: 'efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli
burun buruna gelmek nasıl bir duygu?' napolyon birden öfkelenmiş. 'sen kim
oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?' diye
bağırmış. hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş.
askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. mermiler
namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... adamcağız içinden 'ah,
ne yaptın sen? şimdi ölüp gideceksin diye düşünürken, arkadan bir çift el
uzanmış, gözündeki bağı açmış.
karşısında napolyon varmış. tek cümleyle cevaplamış napolyon: 'işte böyle
bir duygu!'
yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir.
(viola, 06.10.2005 05:38)
kimi zaman bedeli ağır olan.
zor bir matematik problemini kimseye sormadan, kendi kendine uğraşarak çözmeye benzer. birinin size problemi çözerek anlatmasından çok daha fazla konuya hakim olursunuz ve kesinlikle unutmazsınız. evet harcanan zaman fazladır ama kısa vadede kayıp gibi görünen bu hadise sonuca bakınca aslında sizin lehinize olduğu anlaşılır. yaşayarak öğrenilenler de kişide derin izler bırakır, unutulmaz. hatta bazıları ekstra acı çekmeye sebep olur. ama geri dönüşümü mutlaka kişinin yararına olur.
bir şeyi öğrenmenin en etkili yolu.
öğrenmek, tecrübe edinmek istenilen şeyin ağır sonuçlar doğurma ihtimali varsa;
büyükler, sizden daha zeki olanlar(!) ve hayatta sizin isteyebileceğiniz şeylere sizin adınıza karar verebileceğini düşünen insanlar tarafından pek tavsiye edilmez. ve kimilerine göre tecrübe edinilen şeyi tekrar tecrübe etmeye çalışmak salaklıktır.çünkü o tecrübe edilmiştir bir kere zaten. senin onu yaşayarak öğrenmene ne gerek var?
bu sözler doğru olsa bile, uygarlığın ve teknolojinin bu noktaya gelmesine katkıda bulunan insanların, bu sözleri dinlemedikleri kesindir.
yaşayarak öğrenmek hiç bitmicek gibi görünen koca bir kalıp çikolatanın son parçasını da yediğinizde hissedilendir. bazen hüzün, bazen huzur...
bir işi doğru yapmanın üç yolu vardır:
birincisi "akıl yürüterek" ki en saygıdeğeridir.
ikincisi "benzeterek" ki en kolayıdır.
üçüncüsü "tecrübeyle" ki en acısıdır!
konfüçyüs
öğrenerek yaşamaktan daha sağlam anılar bırakan öğrenme yöntemi.
birileri bir şeyler anlatır ya da anlatmaya alışır ama anlatılan kişi pek fazla konuya kanalize olamaz. böyle bir durum da kişi anlatılan konuya tam olarak kanalize olabilmesi için örnekler görmesi ve bu örnekler sayesinde anlaması gerekir. bunu da en iyi şekil de hayatın içerisinde bulacaktır.
bir söz vardı..hayat öyle bir öğretmendir ki önce sınav yapar sonra öğretir diye..herşeyi açıklar.
tek yöntem yaşayarak öğrenmektir ve deneme yanılma da denilir.yaşamadan öğrenemezsiniz sadece başkalarını görüp taklit edersiniz.
hiç bilmediğiniz bir dilde merhaba diyebilmek gibi, ya da bir matematik problemini ne yaptığınızı bile bilmeden yanınızdakine bakarak çözmek gibi..taklit öğrenmek değildir, bir gün gelir başka yerden yakalar, o yüzden ne kadar erken başlanırsa öğrenmeye o kadar iyidir, sadece korkmamak gerekir.