• görseller

    • yaşar uysal
    • yaşar uysal
  1. öğrencisi olmaktan gurur duyduğum idealist hoca, insan.

    öğrencilerine yazdığı bir yazısı;
    `
    üniversiteli genç ve idealist olmak`

    insanın yaşam dönemlerinin her biri kendine özgü koşullara sahip olsa da, gençliğin bunlar içinde en özeli ve en güzeli olduğunu ifade etmek mümkündür. byron’un “ey güzel gençlik! kim sana yeniden dönmek istemez” özdeyişi bunu kısa ve güzel bir şekilde vurgulamaktadır.

    gençliği sadece bir yaşam dönemi olarak algılamak, kuşkusuz ki, eksik bir değerlendirme olacaktır. kişiliğin oluşması sürecini kapsaması, hayallerin en çoğunun ve en güzellerinin kurulabilmesi ve belki de hepsinden önemlisi aşkların en fırtınalısının yaşandığı deli-kanlılık dönemi olarak gençlik özeldir gerçekten. bir de, o çağdayken önemi/güzelliği/özelliği fark edilebilse...

    ortalama öğrenim süresinin 3.8 yıl olduğu, bir başka deyişle genel olarak ilkokul dördüncü sınıftan terk bir toplumda üniversite öğrencisi olmak, yani yaklaşık 16 yıl öğrenim görme şansını elde etmiş olmak, herhalde, ayrıcalıklı bir gruba dahil olmaktır. buna bir de üniversite çağında okullaşma oranının yüzde 10’lar düzeyinde bulunduğu eklenirse bu ayrıcalığın ve şansın büyüklüğü daha da netleşecektir. ayrıca, hayatımızda hep yeri olacak, hatta yaşam boyu birlikteliğe dönüşebilecek arkadaşlıklar, paylaşımlar, isyanlar, sın-av heyecanları, kopya teşkilatları, belalı hocalar, hep geç kalan harçlıklar, yurtlarda kuyruklar, gökten düşen krediler vs, vs2, vs3 . bir de, bunlar yaşanırken farkında olunabilse...

    evet sevgili genç arkadaşlar; hayatınızın en güzel çağındasınız, farkında mısınız? farkında olun lütfen. her saniyesini dolu dolu yaşayın, paylaşın ve değerlendirin. okuyun, sorun, öğrenin, tartışın ve kendinizi hayatı yaşamaya hazırlayın. çünkü, hayatınızda yaşama yaptığınız en büyük yatırım dönemidir bu. üstelik daima artan getiri sağlayan bir dönem.

    bu arada şu soruların cevaplarını da bulmaya çalış-in. ben kimim? neden varım? hayatın anlamı nedir? yaşamın son anına geldiğimde ve dönüp geriye baktığımda neler yapmış olmayı isterim? ve geride ne bırakmış olmayı isterim?

    doğal olarak bu sorulara farklı yaşam zamanı dilimlerinde farklı cevaplar verilebilir. ancak, üniversite öğrenimi döneminin yaşam yolculuğunun bilinçli olması gereken bölümüne başlarkenki son durak olduğu kabul edilirse, bu sorulara kendimizce doğru cevapların verilmesinin önemi ortaya çıkacaktır.

    bu sorulara iyi cevaplar verebilmek için bazı önkoşulların sağlanması gerekmektedir. bu önkoşullardan ilki kendini tanımak, yani uzun ve zorlu iç yolculuğunu olabildiğince objektif bir bakış ile tamamlamaktır. ikincisi her fırsatta okumak, öğrenmek ve bilgi birikimini belirli bir düzeye getirmektir. (bunun sadece derslere girmekle ve dersi geçmekle mümkün olabileceğini düşünüyorsanız, çok büyük bir yanılgı içindesiniz demektir). üçüncüsü, iyi bir gözlemci olmak, olayları, insanları, varlıkları, kısacası etrafımızda, ülkemizde, dünyada olup bitenleri fark etmek, değerlendirmektir. dördüncüsü nedenselliğe dayalı bir açıklama mantığına sahip olabilmektir. sonuncusu ise yaşamda her zaman ve her boyutta kullanmamız gereken ve bu nedenle de içselleştirilmesi gereken analitik bakış açısıdır...

    bunlar yapılabildiğinde hayatınızı gerçekten yaşamaya, bir şeyler başarmaya ve elde etmeye hazırsınız demektir. çünkü, artık ne istediğinizi ve bunlara nasıl ulaşabileceğinizi biliyorsunuzdur ve yolunuz açıktır. kendiniz için başlangıçta her şey tamamdır.

    peki ya başkaları için... sizi imkanlarını zorlayarak, çok şeyden fedakarlık ederek okutan aileleriniz. üniversiteye giriş kuyruğunda sıranın kendisine gelmediği, gelemediği ve sizin oturduğunuz sıralarda olmak için her şeylerini verebilecek olan, sizlerin okumasında vergileriyle payı bulunan insanlar. yoksul ve yoksun insanlar. tinerci olan çocuklar...

    afrika’da; açlıktan ölmeye doğan çocuklar. bombaların bas, kurşunların soprana olduğu glo-böl müzikler dinleyen ıraklılar...

    genç olmak, idealist olmak demektir be genç arkadaşım. kendin kadar başkaları için de hayal kurmaktır, istemektir, çalışmaktır.

    türkiye’de genç olmak da zordur. ancak, üniversiteli genç olmak daha da zordur. atamızın gençliğe hitabesini bugünlerde bir kez daha okuyun. anlayacaksınız, aydın gençler olarak işinizin ne kadar zor olduğunu ve ne kadar büyük sorumluluk taşıdığınızı.

    son söz: uğrunda ölecek bir şeyi olmayanın uğrunda yaşayacağı bir şey de yoktur.

    doç. dr. yaşar uysal

    edüt: o şimdi profesör
  2. her bölümden öğrencinin gelip sıkılmadan dinleyebileceği bi hocadır kendisi. mikro ekonomi dersinde quantum fiziğine varan konuşmalar yapmıştır ve sınıfta bir tek kişi bile öf dememiştir. isteyen çıkabilir demesine rağmen buna yeltenen dahi olmamıştır. neden? çünkü her şeyden önce adam bilgisini satmayı biliyor. bişeyleri anlatmayı dinlemeyi zevkli hale getirebiliyor. sadece zevk için bile girilir bu hocanın dersine ki bunu yapan da çok zaten. geçen haftalarda ders için amaaan hiç giresim yok demem üzerine hocayı soran arkadaş ismini duyduğunda beni bi dövmediği kaldı. o derece de sevilen bi hocadır. gördüğü sevgiyi de saygıyı da fazlasıyla hak etmekte kanımca.
  3. iktisat bölümü öğrencileri onu ancak 3. sınıfa gelebildiğinde tanır. o zamana kadar adı çok duyulur, çok merak edilir çünkü öğrenci hayatında ilk defa bir hocadan bu kadar neredeyse aşk ile bahsedildiğini duyar.
    okuldaki belki de öğrenciye en çok fayda sağlamaya çalışan hocadır. kolay geçilmez dersi belki ama çok çok şey öğretir öğrencisine.
  4. deu iibf'nin en iyi hocalarındandır, zaten tüm iibf'cede sevilir. işletme birinci sınıfların iktisada giriş dersine girmektedir. (ben 1.deyken öyleydi)
  5. her devrin adamı değildir. her koşulda savunabileceği bir dünya görüşü, bir duruşu vardır. öğrencinin ilgisini nasıl çekebileceğini iyi bilir ve en önemlisi sürekli kendisini geliştirmeyi düstur edinmiş bir adamdır. tanıdığıma mutlu olduğum insanlardandır özetle.