|
|
- hastaneye önce bir erkek gelir ve cinsel organı kopmak üzeredir. neyse acile getirirler , doktorlar hemen mudahele ederler ve ameliyathaneye alırlar
dikerler, tabi erkeğin gelmesinden kısa bir süre sonra da bi genç bir kadın gelir omuzunda 3. dereceden yanık ve beyin tranvası geçiriyor kadın, sonra araştırmalarda bu iki çiftin yeni evli olduğu meydana çıkar, doktorlar sonra olayı öğrenmek için sorarlar ne oldu diye !
adam çekine çekine biz der yeni evlendik 2 hafta oldu der, bende mutfakta omlet yapiyordum , o ara eşimin geldi yanıma, işte oral sex yapmaya başladı bende o ara zevke geldim, yanlışlıkla elimdeki tavadaki omleti eşimin omzuna düşürdüm, oda duşen omletin verdiği acıyla tuttu cinsel organımı ısırdı , bende tuttum kafasına tavayla vurdum bıraksın diye ! ...
- gerçek olaylar.
- (bkz. bir acı hikaye)
- zamanında bana eksi oy getiren uğur dündarın içine vibratörün kaçıp onu hastanelik etmesi olayı.
- bir kız arkadaşımızın ödevi için bir resmi scan ettirmesi gerekmektedir fakat evde scannerı yoktur. bu nedenle bir internet kafeye gider ve görevli! kişiye sorar
-pardon, scan var mı acaba?
görevli! içerdeki kişilere bakar ve cevap verir
+evet 8 tane!(dydm, 09.08.2004 08:01 ~ 08:02)
- bulgurlu'da ufak bir tekstil atölyesinden makine çalan iki kafadar, kamyonete yükledikleri makineyi iki sokak ilerideki garajlarına götürürler.
fakat acemi hırsızlarımız makinenin üzerindeki makarayı sökmeyi unuturlar ve çaldıkları atölyeden kendi garajlarına kadar kıpkırmızı bir ipi salarak giderler.
ipi takip eden atölye sahibi sabah mesai öncesi makinesini hırsızlardan geri alır.
(bkz. ipucu)
- gerçekten yaşanmış ve deniz navigasyon kanalı 106'dan kaydedilmiş bir diyalog.
ispanyollar: burası a-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. şu anda 25 deniz mili uzaklıktasınız ve tam üzerimize doğru gelmektesiniz...
amerikalılar: asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin...
ispanyollar: negatif! tekrarlıyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin!..
amerikalılar: sizinle abd gemisinin kaptanı konuşuyor, kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin!
ispanyollar: önerinizi makul ve mümkün bulmuyoruz. bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15 derece güneye çevirin!
amerikalılar: (sesini yükselterek) sizinle abd deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi uss lincoln'un kaptanı richard james howard konuşuyor, beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. ayrıca bizi hücumbotlar destekliyor. size tavsiye etmiyorum, emrediyorum! rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için gereken tedbiri alacağız! derhal rotamızdan çekilin gidin!
ispanyollar: sizinle juan manuel salas alcantara konuşuyor, burada iki kişiyiz. beraberimizde bir köpek, akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. kanarya şu anda uyuyor. ayrıca bizi radyo istasyonu cadena dial de la coruna destekliyor. şu anda ispanya'nın finisterra galicia kıyısında ve a-853 numaralı deniz fenerinde olduğumuzu, burdan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. deniz fenerimizin ispanya'daki deniz fenerleri arasında büyüklük açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiçbir fikrimiz yok. kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş geminizin emniyeti için istediğiniz tedbiri alabilirsiniz. ama yine de ısrarla tavsiye ediyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin!
amerikalılar: okey, anlaşıldı. teşekkürler.(selenge, 09.04.2006 02:30 ~ 02:42)
- sedef çiçegi
mahkeme salonunda, seksen yaslarindaki yasli çiftin durumu içler acisiydi.adam inatçi bakislarla, suskun ninenin aglamaktan iyice çukurlasmis gözlerini ve bikkin bakislarini süzüyordu.
hakim tok sesiyle, yasli kadina:
"anlat teyze, neden bosanmak istiyorsun?"
yasli kadin, derin bir nefes çektikten sonra bas örtüsüyle agzini aralayip, kisilmis sesiyle konusmaya basladi.
"bu herif yetti gayri, 50 yildir bezdirdi hayattan..."
sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda... sessizlik, bu tür haberleri her gün manset yapan gazetecilerden birinin flasiyla bozuldu. kim bilir nasil bir manset atacaklardi, yasanmis 50 yilin ardindan? çok sayida gazeteci izliyordu davayi... kadin neler diyecekti ? herkes, onu dinliyordu. yasli kadinin gözleri doldu ve devam etti:
"bizim bir sedef çiçegi vardi çok sevdigim... o bilmez... 50 yil önceydi.. o çiçegi bana verdigi çiçekler arasindan kopardigim bir yapragi tohumlamistim, öyle büyüttüm. yavrumuz olmadi onlari yavrum bildim. bir süre sonra çiçek kurumaya basladi.o zaman adak adadim. her gece günes açmadan önce, bir tas suyla sulayacagim onu diye... ıyi gelirmis derlerdi. 50 yil oldu, bu herif bir gece kalkip bir kerede bu çiçegi ben sulayayim demedi. taa ki geçen geceye kadar...o gece takatim kesilmis uyuyakalmisim... ben, böyle bir adamla 50 yil geçirdim. hayatimi, umudumu, herseyimi verdim. ondan hiçbirsey görmedim. bir kerecik olsun, benim bildigim görevlerden birisini yapmasini bekledim.onsuz daha iyiyim, yemin ederim."
hakim yasli adama dönerek;
"diyecegin birsey var mi, baba?" dedi.
yasli adam bastonla zor yürüdügü kürsüye, o ana kadar suçlanmis olmanin utangaçligini hissettiren yüz ifadesiyle, hakime yöneldi.
tane tane konustu:
"askerligimi reisicumhur köskünde bahçivan olarak yaptim. o bahçenin, görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. fadime'mi de orada tanidim. sedefleri de... ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. ılk evlendigimiz günlerin birinde, boyun agrisi nedeniyle, onu hekime götürdüm. hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa; boynundaki kireç sertlesir, kötülesir dedi. her gece uykusunu bölüp uyansin, gezinsin dedi. hekimi pek dinlemedi bizim hatun... lafim geçmedi... o günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yuz tuttu. ben ona: "gece çiçek sularsan geçer dedim. adak dilettim... her gece onu uyandirdim ve onu seyrettim. o sevdigim kadini, yavrusu bildigi çiçekleri sularken seyrettim. her gece, o çiçek ben oldum sanki..." dedi adam. o yastaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle... "her gece, o yattiktan sonra uyandim. saksidaki suyu bosalttim. sedef, gece sulanmayi sevmez, hakim bey... geçen gece de... yaslilik... ben de uyanamadim. uyandiramadim... çiçek susuz kalirdi ama kadinimin boynu yine azabilirdi. suçlandim...sesimi çikartamadim..."
o anda gazeteciler dahil, mahkeme salonundaki herkes agliyordu...
- charles schwab'in istediği kadar verim alamadığı bir fabrıkası vardı. bir gün ustabaşı ile konuşuyordu:
-senin gibi becerikli birisi nasıl oluyor da fabrikadan istediği kadar verim alamaz?
-bilmiyorum. bütün isçileri çok çalıştırdım. bir çoğunu işten atmakla tehdit ettim. ama başarılı olamadım. schwab yakınında duran bir isçiye sordu:
-bugün kaç kazan çelik erittiniz?
-altı. schwab bir tebeşir parçası alarak yere büyük bir 6 yazdı. çıkıp gitti. gece isçileri geldiği zaman bu altı rakamının ne olduğunu sordular. gündüz isçileri de:
-patron bugün burada, bize kaç kazan çelik erittiğimizi sordu altı cevabını verdik, buraya altı yazdı ve gitti. ertesi gün schwap fabrikayi yine dolaştı. altı rakamı silinmiş ve yerine yedi yazılmıştı. gündüz isçileri gelince yediyi gördüler. demek gece çalışanlar kendilerinden daha iyi iş yaptıklarını zannediyorlardı? kendilerini gece isçilerinden üstün göstermek için büyük bir gayretle çalıştılar ve yere 10 yazdılar. çok geçmeden fabrikanın verimi o civardaki bütün fabrikaları geçti. nasıl mı? schawb bunu söyle açıklıyor: "iş yaptırmak için rekabet hissini uyandırmak gerekir. amaç herkesi mücadele etmeye sevketmek değildir. onları birbirine üstün gelmeye teşvik etmektir.üstün gelme hissi insanların ruhunu coşturur. hayatta başarılı olan her insanin en sevdiği şey; başaracağı iştir. çünkü bu başarıda kendisini ifade eder ve bu sayede değerini, üstünlüğünü gösterir. ışte bu yüzden, bir oturusta bir kilo dondurma yemek, elli bardak su içme gibi manasız yarışmalar buradan gelir. üstün gelmek, değerini göstermek, insanların en önemli isteğidir. o halde insanları kendi özelliklerini ortaya çıkarmaları için cesaretlendiriniz.
- süleymaniye camiinin inşaası sırasında bir ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu, kanuni tarafından cezalandırılır. ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. kadı, ikisini de huzuruna çağırır. kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. karar açıklanır: "kısas!" yani kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır. ermeni usta, adalete hayret eder ve:
-madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de müslüman oluyorum
davadan sonra kanuni, kadıya:
-eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm
kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve :
-sultanım siz de eğer 'ben padişahım' diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım...
|