yağmurun elleri 

adana çık aradan

  1. yeni türkü'nün çok güzel bir parçası...
    (where is my mind, 17.04.2004 01:15)


  2. tam sözleri aşagıdaki gibi olan yeni türkü şarkısı.

    küçücük bir bakışın
    çözer beni kolayca
    küçücük bir bakışın
    çözer beni kolayca
    kenetlenmiş parmaklar gibi
    sımsıkı kapanmış olsam

    yaprak yaprak açtırırsın
    ilk yaz nasıl açtırırsa
    yaprak yaprak açtırırsın
    ilk yaz nasıl açtırırsa
    ilk gülünü gizem dolu
    hünerli bir dokunuşla...

    hiçkimsenin yağmurun bile
    böyle küçük elleri yoktur
    hiçkimsenin yağmurun bile
    böyle küçük elleri yoktur
    bütün güllerden derin
    bir sesi var gözlerinin

    başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
    her solukta sonsuzluk ve ölüm

    yaprak yaprak açtırırsın
    ilk yaz nasıl açtırırsa
    yaprak yaprak açtırırsın
    ilk yaz nasıl açtırırsa
    ilk gülünü gizem dolu
    hünerli bir dokunuşla

    hiçkimsenin yağmurun bile
    böyle küçük elleri yoktur
    hiçkimsenin yağmurun bile
    böyle küçük elleri yoktur
    bütün güllerden derin
    bir sesi var gözlerinin
    (all of nothing, 17.04.2004 01:22)
  3. sözleri barış pirhasan müziği derya köroğluna ait olan parça
    (jamal, 17.04.2004 01:26)
  4. gerçekte şarkının sözleri cummings'in bir şiirinden türkçe'ye çevrilmiştir.*
    (erhan, 17.04.2004 09:20)
  5. grup vitamin in istanbul'da adlı şarkısında geçerdi..
    yağmurun elleri
    gitarin telleri yok
    sen de yoksun yanımda
    özlemişim çok..
    (abandini, 17.04.2004 10:39)
  6. helen and her sisters mıydı neydi böyle bi woody allen filmi vardı. orada woodynin kayınbiraderi aşık olduğu kıza bu şiiri okumasını tavsiye ediyodu. e.e. cummins'indir şiir. doğrudur.
    (hepten aykırı, 19.05.2004 12:30)
  7. güzel sözlere sahip yeni türkü şarkılarından biri. her dinlediğimde yurttaki odam arkadaşım gelir aklıma, "benim ellerim yağmurun elleri" derdi.
    barış pirhasan'ın çevirisiyle bilsek de, orjinal sözleri e. e. cummings'e aitmiş.

    aslı da şöyledir:

    somewhere i have never travelled,gladly beyond
    any experience,your eyes have their silence:
    in your most frail gesture are things which enclose me,
    or which i cannot touch because they are too near
    your slightest look easily will unclose me
    though i have closed myself as fingers,
    you open always petal by petal myself as spring opens
    (touching skilfully,mysteriously)her first rose
    or if your wish be to close me,i and
    my life will shut very beautifully,suddenly,
    as when the heart of this flower imagines
    the snow carefully everywhere descending;
    nothing which we are to perceive in this world equals
    the power of your intense fragility:whose texture
    compels me with the color of its countries,
    rendering death and forever with each breathing
    (i do not know what it is about you that closes
    and opens;only something in me understands
    the voice of your eyes is deeper than all roses)
    nobody,not even the rain,has such small hands
    (pandoranın email kutusundan, 19.01.2006 21:34 ~ 22:21)
  8. dokunsan bile her gece ve gecelerce gecelerine ve bu şarkı gelecekti bundan sonra aklına.çünkü hissetmeyecekti bile.çünkü;

    "hiç kimsenin, yağmurun bile
    böyle küçük elleri yok" tu.

    sonra uyurdu.uyurduk sonra.sabah olurdu.kıyamazdı uyandırmaya.tereddütte kalırdı.
    derdi ki; dokunuyorum sabahına usulca.bütün dillerden derin sesi olan gözlerini görüp küçücük bir bakışınla çözülmek istiyorum.

    çözülürdün sonra.o çözülmek ister , sen de çözülürdün.
    beraber çözülürdünüz.
    bilirdiniz.
    umut ederdiniz.
    ve bu şarkıyı çok severdiniz.
    (provezza, 17.08.2007 20:30 ~ 22:01)
  9. hani elimi tutmuştunya utanarak. gözlerini kaçırıyordun benden. dudaklarının titremesi kalbime işliyordu ya. hani bırkaç damla yağmur gizlemişti gözyaşlarını. işte o zaman ben sana deli gibi aşıktım. konuşamamıştım hani. sesimin titrek çıkmasından korkuyordum biliyor musun? beni ağlarken görmeni istemiyordum.

    bütün güllerden derin bir sesi var gözlerinin...
    (pasteteux, 19.08.2007 14:04 ~ 14:06)
  10. "..başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
    her solukta sonsuzluk ve ölüm.."

    dizelerini kulaklarımıza mükemmel ötesi bir melodi ile sunarak ne kadar yüce bir şarkı olduğunu kanıtlamıştır. flütlerine ıslıkla eşlik edilesidir. yağmurun elleri ufacık mıdır bilinmez ama eğer hayallerdeki yağmurdan ve hatta hatta en güzel çiçeklerin * açmasına vesile olan yağmurdan bahsediyorsak, işte o yağmurun küçücük elleri olmalıdır. insanı tarifi mümkün olmayan bir yere götür. mutluluk gibi kazanılması zor, mutluluk gibi kaybedilmesi kolay bir şarkıdır.
    (seemann, 22.09.2007 08:22)
  11. küçük bir çocuğu mutlu etmek için dinletilmesi gereken şarkı. zira ortalama bir çocuk bu şarkıyı baştan sona dinlediğinde minik ellerine bakıp gülümseyecektir.
    (panina manina, 26.10.2007 20:53)
  12. "ankarada nisan yağmurları geldi mart bitmeden,
    hafta sonu diktiğim ağaçlara sevindim.
    ama ne zamandır, aslında yaz yağmurlarına vurgun olduğumdan beridir, nisan yağmurlarında eski heyecanla ıslanmak gelmiyor içimden, kararan havadan hoşlanmıyorum, kasvetten sıkılıyor sıkıntılı ruhum.
    her taraftan ümit kesik bir vaziyette hissediyorum kendimi ve kendime zulmettiğimi itiraf edip ruhumu teslim edecek bir rahmandan uzaklığım da etkili oluyor fazlasıyla
    neyse
    yaz yağmurlarından bahsetmek niyetim asıl
    ezberlerimden kurtulmak
    hayatımdan kurtulmak

    bir kez daha verdiğim sözlerin yalancısı olmadan yaz yağmurları işte
    aniden tüm çatlamış toprağın canına okuyan
    yüzünü asmadan
    havası kararmadan,
    kızmadan, darılmadan
    apaydınlıkken yüzü, sağnak sağnak ıslak;
    kasvetsiz yağmur.
    konuşmadan anlar halimden.

    yaz yağmurlarına benzetmişti sevdiğim biri, en sevdiğimi
    “onun hüznü”
    hep hüzünlüydü ya hani
    hep mahzundu
    hep üzgündü, başı hep yerde
    hep kırık bir gönlün kırgınlığının tamirindeydi ya hani

    ve o en sıcak toprak muhtaçtı ya suya
    ve en gaddar insanları gelenin geçenin, kurak nefeslerini kız çocuklarının boğazlarında temizleyip, kendi leş boğazlarından düğüm düğüm kumlar tükürüyordu ya o lanet çöllere
    ve çöller utanıyorlardı hani kendilerinden

    hatırlarsın,
    güneşin kıskandığı tebessümünü
    kıvırcık saçlı çocukların başını okşarken görünen inci tanesi dişlerini,
    yaşlı ve divane bir kadını sıcağın alnında saatlerce bıkmadan usanmadan dinlediğini,
    ve yağmurun kendisi gözlerini
    her daim yaz bulutlu gözlerini

    onu anlatırken söylemişti evet
    onun hüznü yaz yağmurları gibiydi
    sağnak sağnak bir hüzün,
    tüm karanlığın en ince nakışlarına
    sağnaklar mı güzelleştiridi onu?
    yok değilse; zaten en sevgili hep en güzeli miydi alemin?

    yağmurdu
    ıslattığı toprak asırlara salıncak olan çınarlar çıkardı daha çatlamayan gövdesinden
    ve elleri
    alemlerin üzerindeydi
    halbuki, küçüktü sandı herkes
    asırlara uzanmak parmak boğumu olan parmakların, avuçlarını
    ve o ellerdir ki her yaz sanırım başımın üstünde
    "yine dalmışsın yalan hayatına,
    unutmanın en hafifi gaflet olmuş olsa gerek bu alnında"
    demeden
    sağnak sağnak halime ağlamakta
    ve ben bir ağlayana gözlerimi kaçırmadan bakabilecek cesareti sadece yazları bulurum
    her yaz yağmurunda sokaklar fırlar ıslanabildiğim kadar ıslanır
    güneşe bakarım"
    (khaki, 22.03.2008 02:18 ~ 02:29)