|
|
- yeni türkü'nün çok güzel bir parçası...
- tam sözleri aşagıdaki gibi olan yeni türkü şarkısı.
küçücük bir bakışın
çözer beni kolayca
küçücük bir bakışın
çözer beni kolayca
kenetlenmiş parmaklar gibi
sımsıkı kapanmış olsam
yaprak yaprak açtırırsın
ilk yaz nasıl açtırırsa
yaprak yaprak açtırırsın
ilk yaz nasıl açtırırsa
ilk gülünü gizem dolu
hünerli bir dokunuşla...
hiçkimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
hiçkimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
bütün güllerden derin
bir sesi var gözlerinin
başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
her solukta sonsuzluk ve ölüm
yaprak yaprak açtırırsın
ilk yaz nasıl açtırırsa
yaprak yaprak açtırırsın
ilk yaz nasıl açtırırsa
ilk gülünü gizem dolu
hünerli bir dokunuşla
hiçkimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
hiçkimsenin yağmurun bile
böyle küçük elleri yoktur
bütün güllerden derin
bir sesi var gözlerinin
- sözleri barış pirhasan müziği derya köroğluna ait olan parça
(jamal, 17.04.2004 01:26)
- gerçekte şarkının sözleri cummings'in bir şiirinden türkçe'ye çevrilmiştir.*
(erhan, 17.04.2004 09:20)
- grup vitamin in istanbul'da adlı şarkısında geçerdi..
yağmurun elleri
gitarin telleri yok
sen de yoksun yanımda
özlemişim çok..
- helen and her sisters mıydı neydi böyle bi woody allen filmi vardı. orada woodynin kayınbiraderi aşık olduğu kıza bu şiiri okumasını tavsiye ediyodu. e.e. cummins'indir şiir. doğrudur.
- güzel sözlere sahip yeni türkü şarkılarından biri. her dinlediğimde yurttaki odam arkadaşım gelir aklıma, "benim ellerim yağmurun elleri" derdi.
barış pirhasan'ın çevirisiyle bilsek de, orjinal sözleri e. e. cummings'e aitmiş.
aslı da şöyledir:
somewhere i have never travelled,gladly beyond
any experience,your eyes have their silence:
in your most frail gesture are things which enclose me,
or which i cannot touch because they are too near
your slightest look easily will unclose me
though i have closed myself as fingers,
you open always petal by petal myself as spring opens
(touching skilfully,mysteriously)her first rose
or if your wish be to close me,i and
my life will shut very beautifully,suddenly,
as when the heart of this flower imagines
the snow carefully everywhere descending;
nothing which we are to perceive in this world equals
the power of your intense fragility:whose texture
compels me with the color of its countries,
rendering death and forever with each breathing
(i do not know what it is about you that closes
and opens;only something in me understands
the voice of your eyes is deeper than all roses)
nobody,not even the rain,has such small hands
- dokunsan bile her gece ve gecelerce gecelerine ve bu şarkı gelecekti bundan sonra aklına.çünkü hissetmeyecekti bile.çünkü;
"hiç kimsenin, yağmurun bile
böyle küçük elleri yok" tu.
sonra uyurdu.uyurduk sonra.sabah olurdu.kıyamazdı uyandırmaya.tereddütte kalırdı.
derdi ki; dokunuyorum sabahına usulca.bütün dillerden derin sesi olan gözlerini görüp küçücük bir bakışınla çözülmek istiyorum.
çözülürdün sonra.o çözülmek ister , sen de çözülürdün.
beraber çözülürdünüz.
bilirdiniz.
umut ederdiniz.
ve bu şarkıyı çok severdiniz.
- hani elimi tutmuştunya utanarak. gözlerini kaçırıyordun benden. dudaklarının titremesi kalbime işliyordu ya. hani bırkaç damla yağmur gizlemişti gözyaşlarını. işte o zaman ben sana deli gibi aşıktım. konuşamamıştım hani. sesimin titrek çıkmasından korkuyordum biliyor musun? beni ağlarken görmeni istemiyordum.
bütün güllerden derin bir sesi var gözlerinin...
- "..başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
her solukta sonsuzluk ve ölüm.."
dizelerini kulaklarımıza mükemmel ötesi bir melodi ile sunarak ne kadar yüce bir şarkı olduğunu kanıtlamıştır. flütlerine ıslıkla eşlik edilesidir. yağmurun elleri ufacık mıdır bilinmez ama eğer hayallerdeki yağmurdan ve hatta hatta en güzel çiçeklerin * açmasına vesile olan yağmurdan bahsediyorsak, işte o yağmurun küçücük elleri olmalıdır. insanı tarifi mümkün olmayan bir yere götür. mutluluk gibi kazanılması zor, mutluluk gibi kaybedilmesi kolay bir şarkıdır.
- küçük bir çocuğu mutlu etmek için dinletilmesi gereken şarkı. zira ortalama bir çocuk bu şarkıyı baştan sona dinlediğinde minik ellerine bakıp gülümseyecektir.
- "ankarada nisan yağmurları geldi mart bitmeden,
hafta sonu diktiğim ağaçlara sevindim.
ama ne zamandır, aslında yaz yağmurlarına vurgun olduğumdan beridir, nisan yağmurlarında eski heyecanla ıslanmak gelmiyor içimden, kararan havadan hoşlanmıyorum, kasvetten sıkılıyor sıkıntılı ruhum.
her taraftan ümit kesik bir vaziyette hissediyorum kendimi ve kendime zulmettiğimi itiraf edip ruhumu teslim edecek bir rahmandan uzaklığım da etkili oluyor fazlasıyla
neyse
yaz yağmurlarından bahsetmek niyetim asıl
ezberlerimden kurtulmak
hayatımdan kurtulmak
bir kez daha verdiğim sözlerin yalancısı olmadan yaz yağmurları işte
aniden tüm çatlamış toprağın canına okuyan
yüzünü asmadan
havası kararmadan,
kızmadan, darılmadan
apaydınlıkken yüzü, sağnak sağnak ıslak;
kasvetsiz yağmur.
konuşmadan anlar halimden.
yaz yağmurlarına benzetmişti sevdiğim biri, en sevdiğimi
“onun hüznü”
hep hüzünlüydü ya hani
hep mahzundu
hep üzgündü, başı hep yerde
hep kırık bir gönlün kırgınlığının tamirindeydi ya hani
ve o en sıcak toprak muhtaçtı ya suya
ve en gaddar insanları gelenin geçenin, kurak nefeslerini kız çocuklarının boğazlarında temizleyip, kendi leş boğazlarından düğüm düğüm kumlar tükürüyordu ya o lanet çöllere
ve çöller utanıyorlardı hani kendilerinden
hatırlarsın,
güneşin kıskandığı tebessümünü
kıvırcık saçlı çocukların başını okşarken görünen inci tanesi dişlerini,
yaşlı ve divane bir kadını sıcağın alnında saatlerce bıkmadan usanmadan dinlediğini,
ve yağmurun kendisi gözlerini
her daim yaz bulutlu gözlerini
onu anlatırken söylemişti evet
onun hüznü yaz yağmurları gibiydi
sağnak sağnak bir hüzün,
tüm karanlığın en ince nakışlarına
sağnaklar mı güzelleştiridi onu?
yok değilse; zaten en sevgili hep en güzeli miydi alemin?
yağmurdu
ıslattığı toprak asırlara salıncak olan çınarlar çıkardı daha çatlamayan gövdesinden
ve elleri
alemlerin üzerindeydi
halbuki, küçüktü sandı herkes
asırlara uzanmak parmak boğumu olan parmakların, avuçlarını
ve o ellerdir ki her yaz sanırım başımın üstünde
"yine dalmışsın yalan hayatına,
unutmanın en hafifi gaflet olmuş olsa gerek bu alnında"
demeden
sağnak sağnak halime ağlamakta
ve ben bir ağlayana gözlerimi kaçırmadan bakabilecek cesareti sadece yazları bulurum
her yaz yağmurunda sokaklar fırlar ıslanabildiğim kadar ıslanır
güneşe bakarım"(khaki, 22.03.2008 02:18 ~ 02:29)
|