yağmurda yürürken ağlamak 

 sayfa  / 3
adana çık aradan

  1. içe akıtılan her damlanın artık dayanılmaz şekilde acı vermesi üzerine salıverildiği durumda, onları yağmurla gizlemektir. belki damlalar gizlenecektir ama o kan çanağı olmuş gözler saklanamayacaktır..
    (portakallı haribo mahmut, 22.04.2008 23:52)
  2. *

    o gün, çok ıslanacaktı her yer. öyle diyordu meteoroloji. yinede ince giyindi. bir şapka geçirdi başına. ince bir mont. istasyonun yolunu tuttu.

    gidiyordu, birşey bırakmadan ardından. yolcu edildiğini bilmeden üstelik. nereye gittiğini bile söylemeye gerek duymadan.. ama yinede yolcu edilecekti. çünkü sevilmişti.

    şendi kokusu. her yerde farkettirirdi kendisini. bu yüzden başını şapkasıyla gizlemiş ve düşen yağmur tanelerini izlemeye dalmıştı. ayak sesinden tanıyacaktı onu. yüzünü insanlara göstermeye ne gerek vardı. yağmur yağıyordu üstelik. her renk birbirine girmişti. solgundu herşey.

    birden dalgın yüzünde güller açtı, ortalık şenlendi, geçiyordu önünden o şen kokusuyla. içine çekti o kokuyu. son nefes kadar zordu bu. gülümsedi, yeşillendi yüzü. bu anı değişemezdi hiç bişeye. acı dahi olsa değişemezdi. böyle hissetti.

    bindi trenine. ağır adım adım attı tren. bir mesaj yolladı 'eski' sevgilisine. iyi yolculuklar diledi. yola koyuldu.

    sicim gibi dökülüyordu damlalar üstüne. ağlıyordu. gizleme gereksinimi hissetti bunu insanlardan. utandı. şapkasını çıkardı. ve kimseye hissettirmedi ağladığını. bir o bildi ağladığını.

    hayatının en uzun yolunu keşfetti, halbuki hep yürüdüğü yoldu ve ezberiydi, başını kaldırmadan yürüyordu. o gün, çok ıslanmıştı her yer ve en çok gözleri ıslanmıştı..

    titriyordu. soğuktan değil, ayrılıktan..
    (biloperat, 15.06.2008 01:50)
 sayfa  / 3