yağmurda 

adana çık aradan

  1. bindokuzyüzdoksandokuz kasımıydı, yürüyordum. yenilmiş, itilmiş, kaybetmiş ben yağan yağmuru, üşüyen bacaklarımı, yağmur yetmezmiş gibi beni ıslatan dalgaları umursamadan rumelihisarı sahilinde sadece yürüyordum. nereye gittiğimi bilmiyordum. zaten ne gidecek bir yerim, ne de beş kuruş param vardı. birden yanımda bir araba durdu. siyah camı aşağıya inerken onu gördüm. güzel bir kadındı. "pardon" dedi, "ben kadıköye gidecektim de acaba nasıl giderim?" dedi. "piiuuu! abla sen ne yaptın yaa!" dedim. "kadıköy nere rumelihisarı nere" dedim. "geri dön, dümdüz git, beşiktaş'a varınca yıldız'a çık, birinci köprüden devam et" dedim. "etkilendim sizden" dedi. "isterseniz sizi gideceğiniz yere bırakayım" dedi. "olur" dedim. atladım sıcacık arabasına, kemiklerim ısınmıştı. "eviniz nerede" dedi. "kartal'da" dedim. pendik'e geldiğimizde, "yaa" dedim, "ben o heyecanla evim kartal'da dedim size, dalgınlık işte. evim bakırköy'de benim" dedim. zira dışarıda yağmur amansızca yağıyordu ve benim gidecek bir yerim, bir evim yoktu. bakırköy'e geldik. teşekkür ettim, sanki evimmiş gibi bir apartmana girdim. sonra hemen çıktım apartmandan. son sürat terk ediyordu bakırköy sokaklarını. arabanın peşinden koştum, ıslık çaldım, el ettim, durdu. "hayrola?" dedi. "ev arkadaşım evde yok, anahtarım da yok, siz beni en iyisi taksim'e bırakın, ben kalacak birilerini bulurum" dedim. taksim'e vardığımızda, "geç oldu, istersen bu gece ben de kal, evim hemen şurada" dedi. "olur" dedim. bu arada kültürlü izlenimi yaratmak için, " bu arabanın teybi, açık radyo'yu çekmiyor mu yaa?" dedim. etkilenmişti. evine gittik, oldukça varlıklıydı, seviştik...

    bir ay sonra, evde oturmuş televizyon izliyordum. kapı çalındı, açtım. her zamanki gibi işten gelmişti. kuru bir öpücük kondurdu dudağıma ve kanepeye uzandı. "off bugün çok yoruldum, canım çıktı" dedi. o an tepem attı. "ulan şu eve, bir gün de elin dolu gel be! insan bir kilo elma, bir kilo sebze, çerez alır da gelir" dedim. kapıştık. arabanın anahtarlarını istedim. "biraz kafam bozuk, turlayıcam" dedim. vermedi. " e o zaman beni aldığın yere bırak, bu ilişki tıkandı" dedim. "hayhay" dedi. rumelihisarı sahiline bıraktı beni.

    başladığım yere gelmiştim. yine yürüyordum, yağan yağmuru, üşüyen bacaklarımı umursamadan, nereye gittiğimi bilmeden yürüyordum. bir araba yaklaştı, aralanan camın ardından bir herif çıktı. "pardon bilader, biz bu yeniköy'e nasıl gideriz acaba?" dedi. "de siktir git lan!" dedim.

    umut sarıkaya
    (soldier in the army, 31.10.2007 13:20)
  2. "sevdiğim her şey nerde vardır?" sorusuna bir kelimede cevaptır.
    (pedagojik formasyon, 31.10.2007 13:35 ~ 13:53)