yağan yağmur miktarına göre değişir tabii.
sevgiliyle yapıldığı zaman romantizm olarak adlandırılan eylem.pek bir keyifli de olur yani...
ılık bir günde saatlerce ve umarsızca, şemsiye ve yağmurluksuz yapılası saçları beslediği rivayet edilen eylem..
bir bahar günü seni dinliyorum yine yüreğimde
ve paylaştığım birşeyler var derinlerde
için için seni de almak istediğim
yağmur altında yürümek
seslerin karanlığında sesleniyorum sana
seslenmek ne ki haykırmak gerek
senle ben benle sen demek
yağmur altında yürümek
yeşilini özlüyorum ağaçların ve gökyüzü..
neden bu kadar suskun ve hüzünlü yağmur
ve nedendir bana bu kadar rahatlık veren
yağmur altında yürümek
(bkz:
vş)
(bkz:
postmodern şiir denemeleri)
yüz felci geçirdiğimden dolayı uzun süre ertelemek zorunda olduğum mutluluk
banyosu yeterli insanların hiç girişmeyip pencereden seyrettikleri durum...
benim için yağmuru saçlarda hissetmek, gözlerini kapamak, düşünmek, güzel bir şarkı mırıldanmak eşliğinde yapıldığında mutluluğun başka bir boyutudur.
yağmur altında koşarsan mı daha çok ıslanırsın yoksa yürürken mi sorunsalına yol açan olay.
insanın ruh haline göre değişik duygular tattıran durum;
-dertlisiniz, başınızı eğip yavaş adımlarla ilerlersiniz etrafınızı fark etmeden, yalnızca düşünceleriniz, yağmur ve soğuk sonbahar havası vardır sizce varolan
-kendiniz gibi kafadan bir kaç arkadaş daha bulursunuz, iri damlalarla yağan yağmurun altında tüm dikkatleri üzerinize çekerek sırılsıklam olursunuz ağustosun sıcağında
-...
yalnızken huzurun, yanınızda bir dost varken mutluluğun, sevgiliniz varken aşkın doruğa ulaşmasını sağlayan bir ortam yaratan hede. bir de ağlarken göz yaşlarını saklar ki onun da yararı saymakla bitmez, karizmayı çizdirmez
çıplak ayakla ıslak çimenlerin üstünde yürümek, bir yandan yağmur sesi, belki bir şimşek çakar bir anda eşsiz bir görüntüye şahit olursunuz ve kendinizi dünyanın en şanslı ve özel insanı hissedersiniz.
(viola, 09.01.2005 20:58)
hastalandığında kişiye bakacak birileri varsa gönül rahatlığıyla yapılabilecek eylem.
türk filmlerindeki şakır şakır şekli olmamak kaydıyla çok hoş bir romantizmin sembolüdür.sadece yağmur altında yürümek değil,hafif buğulanmış bir camdan pıt pıt sesini dinlemek ve cama birinin adını yazmak,ve onu yağmur altında ıslanmış düşünmek daha güzeldir.
yukarıdan ıslanmakla beraber, arabalar ile yandan ve de oturmamış kaldırım taşından dolayı da alttan ıslanmaktır yağmurda yürümek.
alttan, üstten ve yanlardan ıslanmak, sırılsıklam olmaktır.
hiç bir şeye aldırmazken kendini düşen damlaların altında, teselliyi gözyaşlarına karışan yağmurda bulmak.
sırılsıklam olup hastalanmana da neden olan eylem.oysa o an yağmurun altında yürümek çok eğlencelidir ya sonra?
sırılsıklam ıslandıktan sonra kapalı bir ortama atıp kendini sarılarak kahve içebileceğin canının içiyle birlikte yapılabilecek eğlenceli eylem..
discmande anathemanın herhangi bir albumu olması halinde müthiş yoğun bir yalnızlık hali garantilenecektir.
sırılsıklam olmana rağmen düşünebileceğin tek birşey varsa eğer hiçbirşeyin umurunda olmaması hali..
herkesin romantik şairlerin pembe ve sarı mısralarını okumuşçasına "yağmur altında şemsiyesiz yürümek" olarak algıladığı, aksine genelde bir adet şemsiye ile yapılan ve hiçbir sorun çıkarmayan eylemdir
(mavio, 19.07.2005 12:10 ~ 15:49)
ancak eve dönüşte tadı çıkarılabilecek eylemdir.aksi takdirde tüm gün sıçan gibi gezmek vardır.
(böcek, 15.10.2005 21:43)
çok bunadığın bir günde ilaç gibi gelir o yağmur. ruhunu temizler. yürüdüğün onca yol umurunda olmaz. yarın hapşursanda koymaz. sırılsıklam bir şekilde yürürken sen o yolu, mutluluk denen o garip şeye yastlanır, üzüntünü gömersin. ayıldığın zaman o ıslaklıktan yinede güzeldir hayat. geçmiştir çoğu olay, hafifte olsa kapanmıştır yaralar, yüreğinin acısı dinmiştir biraz.