geyik ve iğrenç esprilerin dibine vurmuş bu yoldan şan, şöhret para kazanmış yüce insan. sonra da doğru yolu buldum islam, tasavvuf falan diye ortadan kayboldu. arada gözüktüğü bir-iki programda sakin, aklı başında imaj vermeye çalışsa da arada patlattığı laflarla formundan bir şey kaybetmediğini gösterdi.
kadının biri: ay yıldo bey, programınızı çok seviyorum, yalnız sabah erken kalktım, malum iş güç. çok da yorgunum ama programını da bırakamıyorum. artık 01:00'e kadar seyredeyim sonra yatiyim diyorum.
yıldo: (saatine bakarak) yavrum sen istersen biri geçirmeden yat. hahahahaha!
tatlıses radyo'da yaptığı programda, londra metrosu'nda 52 kişinin ölümü ile sonuçlanan bombalı eylemlerden* sonra "metroda bombalar patladı, bizim metroseksüeller öldü" diye espri yapmış, aynı günün akşamı işinden kovulmuştur.
televizyon makinası adlı programda teşvikiye imamı gibi konuşmasıyla afallamama ve dahi koltuğumdan şöyle bir doğrulup hayatın anlamını sorgulamaya başlamama sebep olmuştur.
vakti zamanında süpermen kıyafeti ile turnike denen güzide (!) yarışmayı sunmuş, "ne? ahahahahaha!" nidaları hala kulaklarımızda çınlayan, uzun süredir sufizm'in büyülü akımına kendini kaptıran ve acayip bir değişime uğramış şovmen, yazar, ünlü türk düşünürü...*
an itibariyle buzda dans adlı programda salya sümük ağlayan adam.bir de buzun üzerinde sadece partneri olan bayanın sürükleyerek götürdüğü adam.elendi sanırım.
gecelerin beyaz atlı prensinden.
programa bağlanan bayan: ay yıldo çok geç olmuş. biri geçirmişim yatmam gerek
yıldo: biri geçirmeden yatamıyor musun? (gözler her zamanki gibi fırıl fırıl. ve ardından yavşak kahkaha)
bu yıldo'yu yıllar sonra okan bayülgen'in makina programında görüp de, sufizm'den, mevlana'dan, tekamülden filan bahseder halde bulunca; "yıldo'ya ne olmuş kafasına saksı mı düşmüş" demedim değil.
etkilendiği sufizm akımından çok yakında çıkacağını düşündüğüm,çok fazla komik olmasada insanı eğlendiren bir garip medya canlısı.en çok da turnikeyi süperman kılığında sunduğu zaman eğlenmiştik arkadaşlarla.gerçekten çok komik bir programdı yıldo ve superman konsepti "ne-hahaha"
gecelerin beyaz saçlı prensi.
o döneme bakıyorum da, okan bayülgen ve televizyon çocuğu. huysuz virjin. cem özer'le laf lafı açıyor. bunlar arasında biraz daha birebir tarzıyla farkı duran yıldo abimiz çok garip bir şekilde insanları etkiledi.
fenasi kerim olayı da, insanların içindeki laf oyunlarıyla laf koyma dürtüsünü ne kadar iyi tetiklediğini gösterir aslında ki, burada moraran taraf olmaktansa, gurur duyan taraf olmalıdır.
kendini tasavvufa verip, "benim dedem de tasavvufla ilgiliydi, biz ailecek engin bir kültürden geliriz" demesiyle kitlesini çok acayip şekilde değiştirdi.
bir ara mehmet ali erbil'in show tv'de son zamanlarda yaptığı programa çıkıyordu. orada kafadan koparıyordu. yine aynı performans, yine aynı espriler. ancak biraz daha durgunluk var üzerinde. tasavvufun etkisi diyorum.
onun dışında gayet şık bir adam. şu anda piyasada bulunan pek çok televizyoncudan daha bilgili, daha geniş görüşlü ve halka daha çok hitap edebilen birisi. terbiyesiz diyeceksiniz belki, ama düşünüyorum da bu adam laf oyunları yapıyor ve anlayan anlıyor. çoluk çocuk anlamaz mesela.
yine düşünüyorum da, sabahın köründe başlayan kadın programlarının sunucuları bize göz ziyafeti sunarlarken, ergenlik öncesi abazan adayı çocuklara neler sunuyorlar bilemiyorum.
galatasaray lisesi'nde okuduğu zamanlar okulun bitirimlerinden/dayılarından biri olduğu ve diğer öğrencilerin ondan oldukça korktuğu; kendisi hakkında yapılan bir programda aynı okulun mezunu ünlüler tarafından anlatılmıştı da ağzım açık kalmıştı o zamanki aklımla. program yaptığı dönemlerde kadir çöpdemir radyoda 'canlarım'' demesi ile, yıldo ise televizyonda kafadan kopartmakla kendilerini insanlara sevdirmişlerdi.