lambda gibi istanbul üniversitesi hukuk fakültesi helalarına, iktisat ek bina ii'nin hela girişine %52 şeklinde yazılan, reklam gibi gelen hareket ya da başka bişey
şu an itibarı ile sanırım yöneticilerinden biri ile konuştuğum oluşum.
ne dediğini bilmiyor yanlız. önce hepimiz hrantız vs ermeni zamazingosunundan girdik. sonra ırkçılık oldu. sonra bi oluşum içindelermiş. kahraman olarak ta bi ingiliz varmış ellerinde. kendi söyledikleriyle çelişen, sadece okuyarak bişeyler öğrenebileceğini düşünen kesimden garip biri işte. da ben hala bu 52 olayını anlayamadım. iskambil faln mı oynayacaklar acaba?
"zalimlerin gücüne karşı hayalgücü eyleme"v for vendetta'dan da güç aldıkları net olan okan bayülgen'i çok güzel reklam aracı olarak kullanmış grup. giderek büyüyecekler gibi.
v for vandetta izleyip gaza gelmiş gençler topluluğu. ki bu şahıslar, anarşist eğilimli ve çocukların kurtlar vadisi izleyip kötü yönde etkilendiklerini düşünen bireyler tarafından çok yaratıcı ve ilham verici bulunmakta gözlemlediğim kadarıyla. yakın bir zamanda çıkar kokuları ortaya.
koç seminerinde sahneye koç taşşağı atmaları takdire şayan olmakla birlikte, içinde bir ton çelişki içeren topluluk. herbirşeye karşı görünmekle beraber, aslında türkiye'de olan herbirşeye karşıdırlar. şu başlık dikkat çekicidir; hrant dink 1915'te öldürüldü, 2007'de gömüldü... altında da ezberden ufak bir tarih var. muhtemelen ermeni soykırımını reddetmeyi cezalandıran ülkelerdeki okullarda bu türden kısa, net hap şeklinde tarihi bilgiler veriliyordur. her şeyi eleştirip sorgulayan 'türkiye'nin %52'si' nedense bu ziplenmiş tarihi hap gibi yutuyor, 'ermeni soykırımı iddiaları batının emperyalist bir yalanıdır' diyenler kadar %52ci olamıyor. gel de; her sisteme, önyargıya, tarihe, devlete ona buna karşıyım, bu konuda da sınır tanımam, ayrım yapmam, helal diyim saygı duyayım. ama bir takım şeyleri suistimal ederek kendi ufak 'yerel' hesapların için bazı değerleri kirletme be kardeşim. anarşistliğin de bir adabı var...
anarşist söylemlerini yaratıcı eylemlerle duyurmayı ilke edinmiş yeraltı oluşumu. ne var ki adlarını, türkiye nüfusunun yüzde 52 sini oluşturan 26 yaş altı genç nüfustna almış olmaları tüm bu genç nüfusun desteğini aldıklarını göstermeyeceği gibi tüm bu güruh adına konuşma ve eylem yapma hakkını da kazandırmaz. zira türkiye'deki genç nüfusun çok az bir kısmı bir bayana her ne sebeple olursa olsun koç taşağı fırlatılmasını tasvip edebilir.
anarşizmi, yuvarlak içinde a harfi baskılı siyah tişört giyip barlarda yeni yetme, asi akranlarına hava atmakla özdeşleştirenlerin, anarşist olmayı, cinsel ve narkotik hazza ulaşmada araç olarak gören sığ zihniyetlerin hevesleri geçene kadar ilgi göstereceklerini tahmin ediyorum. sırf cool görünmek için yaşamtarzı anarşist (bkz: lifestyle anarchist) olan bireyci tıfıllar yada sadece v for vendetta dan fazla etkilenmiş can sıkıntısı içindeki genç bünyelerin hoşça vakit geçirebileceği bir oyun alanı olmanın ötesi geçmesi ise bana göre çok zor.
yine de anarşist bir hareketin türkiye gibi edilgen bir ülkede yankı bulduğunu görmekten de içten içe hınzır bir zevk aldığımı söylemeden edemiyeceğim.
koça koç taşağı eylemi ile son derece antipatik olduklarını düşündüğüm oluşum. bu dünyada birsürü sorun olduğunu düşünebilrsin, en büyüğüne de kapitalizm, holdingler falan da diyebilirsin, tamam hadi tepki olarak orada duran kadına da attın billuru rahatladın ama daha sonra oralara sis bombaları ile savaş alanına çevirmenin bir mazereti olamaz. çıkışta öğrencilere "köleler sakin çıkalım" tarzında sataşmalarla mı gençliği temsil ettiğini iddia edeceksin. o zaman bilmem ne gösterisini basan ülkücülerden, orhan pamuk'a, hrant dink'e saldıranlardan, ermeni konferansının girişinde insanlara yumurta atanlardan bir farkın kalmaz hatta onlardan daha da betersindir zira onlar senin başarılarına ulaşıp toplantıyı engelemeyi başaramamışlardır. tamam sen köle değilsin anladık da belki ben anlamıyom gomunizm, sosyalizm falan geldim okulumu kazandım, paşalar gibi paramı da kazanıcam ve onun için de geldim koçları dinliyorum, sana ne be kardeşim. senin oradan insanları kovalamaya ne hakkın var. yap eylemini çık git.
değişiktir, ses getirmeyi de becermiştir lakin oluşturduğu rüzgarı hiç ama hiç kullanamamış ve hatta tersten yiyip geri geri gitmiş oluşumdur.
tüm gençlerin diken üstünde olduğu bir yer ve zamanda duruşunu çok açık ve net olarak belirleyemezsen normalde arkanda olacak adamlar bile sana şüpheyle yaklaşacaktır. naçizane benim sezdiğim hava "çarşı herşeye karşı"dan bir adım öteye gidememiştir. ayrıca bu bir takım şeylere sinirlenmiş yazar moduna girip özgürlük adına başka insanların özgürlüklerini kısıtlamak da ne oluyor canım kardeşim? siz kölesiniz diye lafa girmek nedir?
babasının emekli maaşıyla ayda 300-400 milyona okul bitirmeye çalışan adam ne yapar? elbette ki ilk olarak "çarkın dişlileri"nden biri olup karnını doyurmaya bakar. karın açken, soğukta giyecek mont bulamazken o adam ilgilenmez "köle miyim lan acaba ben" diye. "bu kapitalist sömürüye bir dur diyeyim bekle " demez. kariyer gününe de gider yalakalık da yapar. para kazanmaya mecburdur çünkü. madem ki insanları bu hale getiren düzene karşısın çözümü ve desteği dakka 1 gol 1 hedef kitlene saldırarak yapamazsın. sen gençliği bir lokma ekmeğe muhtaç edenlere vereceksin ayarı ilk başlarda ki görsün desteğini almak istediğin kişiler, bu adam birşeyler yapmaya çalışıyor, desin.
böyle ancak üç-beş tuzu kuru veledin hobisi imajı çizersin ki o zaman da bi müddet sonra arkana bir bakarsın timurun karşısında ki hoca nasreddin gibi dımdızlak kalıvermişsin ortalarda.
kısaca belirtmek gerekirse efendim anlayış fena değil, ancak uslüp hiç olmamış...
eğer harbi harbi v for vendetta izleyerek gaza geliyorlarsa haklarında bir şeyler söylemek istediğim oluşumdur. v dediğiniz adam, iktidarın bir "merkezi" olduğu zamanların adamıdır, disipliner dönemin devrimcisidir ve açıktır ki günümüzün devrimcisi bir önceki çağın idollerini kullanarak bir yere varamaz. günümüzün toplumu bireylerin iç ve dış denetimine dayalı, desantralize bir toplumdur. iktidarın belli bir merkezi yoktur. yoğunlaşma noktaları vardır ama şimdi gidip de westminster sarayını v gibi havaya uçursanız (ki wtc uçuruldu kardeşim ne westminster'i) britanya devletine öyle devasa bir zarar vermezsiniz, hatta hiçbir zarar vermezsiniz. çünkü britanya devleti artık westminster denen yerden yönetilen bir şey değildir. - ki bu daha da kötü bir şeydir, çünkü devlet, artık britanya'da herhangi bir disipliner mimari birim içine kısılmayacak kadar toplumsal uzama yayılmıştır, hem de büyük oranda vatandaşlarının bilinci aracılığıyla.
v for vendetta'nın çekilebilmesinin tek sebebi, artık v gibi karakterlerin kapitalizm için %1 bile bir tehlike arz etmemesidir. bırakın %52yi. bu ayrıntıya dikkat etmek gereklidir.
bu grubun koç taşağı kullanarak gerçekleştirdikleri protesto eylemi, mevcut dünyada uygulaması imkansız olduğu için ütopya olarak kabul edilen ve en çok sempati duyduğum düşünce sistemi olan anarşizmin zeka pırıltılarından yoksun bırakıldığında ne hallere düşeceğinin kanıtıdır.
koç holding çalışanına yaptıklarını görünce kendimden utandığım oluşum. oradaki öğrencilere de "siz kölesiniz" falan diye bağırıyolar. "tabi canım tabi" diye cevap veresi geliyor insanın bu gaz arkadaşlara. sen mezun ol ben görürüm asıl köle kim. sen kendi komunist dunyanı yarat orada yaşa o zaman.
aslında ne yaptıklarından pek emin olmadıklarını sandığım grup. içlerindeki öfkeleri yansıttıkları kesin. hepimiz öfkeliyiz ama bazen sabırlı olmak gerekebiliyor. bilmem belki de siyasete girmek için yaşlanmak gerekir. bırakın meclis bir karar versin. tabi sesimizi duyurucaz ama düzgün bir şekilde.
(bkz: seçilme yaşının 25 e düşmesi)
kendilerine tıpkı onların yaptığı gibi ayna tutup o maskelerle ne kadar komik göründüklerini göstermek istediğim grup.
yapma canım kardeşim, öyle koç taşağıyla falan olmuyor bu işler. ezberden sloganlarla kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. ha eğleniyorsunuz falan da öyle millete falan tehditkar çıkışlar yapmayın militarizme giydirelim derken.
koç taşağı olayında (bkz: yuzde52 koç holding ile taşak geçti) ne kadar itici gelmişlerse gloria jeans olayı ile o kadar sempatimi kazanmış gruptur. gerçekten süper bir fikir, gloria jeans'te oturup, caddeye doğru bacak bacak üstüne atıp yoldan geçenlere bön bön bakıp kahveleri yudumlamayan insanların ne kadar komik ve itici göründüklerini kendilerine de göstermek. olayda ne şiddet var, ne bozgunculuk var, ne de terörize etmek var, sadece paranın bu derece afişe edilmesinin yarattığı mide kalkmasına paralel gösterilen bir tepki var. benzer bir tepkiyi de göt kadar nisbetiye caddesine eşşek kadar cipleri ile girerek, yol kenarına park ederek trafiği sikip atan starbucksçılara göstermelerini ümit ediyorum.
grubun kurucularından sinan tekpetek polis tarafından zorla kaçırılıp işkence yapılmıştır. böyle yaparak bu kitleyi asimile edemeyeceğini devletin anlaması gerek.