yunus emre andolu topraklarında yetişmiş tüm zamanların en önemli humanistlerindendir.yaşama olan bakışı ve felsefesi ile tüm anadolu insanlarının kişiliğini temellendirmiş, yıllardır soluğunu koruyan eserleriyle ölümsüzler arasında yerini almıştır.mezarlıklarda rastlanabilecek şu etkileyici dizelerine rastlamak mümkündür:
mal sahibi, mülk sahibi
hani bunun ik sahibi
mal da yalan, mülk de yalan
var biraz da sen oyalan.
anadolu'da tasavvuf geleneğinin önde gelen isimlerinden biridir. bektaşi tarikatindendir. hocası tapduk emre'ye senelerce hizmet etmiş ve bu hizmeti dillere destan olmuştur. senelerce susan bir insan konuşmaya başlarsa böyle başlar dedirten sadelik ve güzellikte ari bir türkçe ile şiirler söylemiştir. zamanın ilimlerine sahip bilge bir insandır. türkiyenin pek çok yerinde ona ait olduğu iddia edilen kabirler vardır. en meşhurları eskişehir ve karaman'dadır. ben ise şeyhi tapduk emre ve tapduk emre'nin şeyhi barak baba'nın da kabirlerinin bulunduğu afyon'un sandıklı ilçesinde olduğu kanatindeyim. barak baba'nın şeyhi sarı saltuk'da kendi adını taşıyan saltuk ilçesinde sırlanmış bulunduğu için yunus emre'nin kabrinin sandıklı'da olması daha mantıklı görünmekte.
aslında zamanında kimseyle konuşmayan ve sadece kendisiyle ilgilenen ve insanlara karşı çok kötümser davranan biri olduğu iddaa edilen oysaki bize bunların tam tersi anlatılan insan ...
iki eseri vardır:
risayet-ün nushiye(öğütler kitapçığı)aruz ölçüsüyle yazılmış 573 beyitlik nir mesnevidir.ruh,kanaat,gazap,sabır,haset,cimrilik,akıl gibi konularda öğretici öğüt verici görüşler içerir.
yunus emre, anadolu'da tasavvuf akımının ve türkçe şiirin öncülerindendir. insan sevgisine dayanan bir görüşü geliştirmiştir.
yaşamı konusunda yeterli bilgi olmadığı gibi çeşitli kaynaklarda anlatılanlar da birbiriyle tutarlı değildir. yunus emre'nin nerede, hangi yılda doğduğu kesin olarak bilinmiyor. kimi kaynaklarda, anadolu'ya doğu'dan gelen türk oymaklarından birine bağlı olduğu, 1238 dolaylarında doğduğu ve 1320'de eskişehir'de öldüğü belirtilir.
yunus emre şiirlerinde insan, tanrı, birlik, sevgi, yaşama sevinci, barış, evren, doğum, ölüm, erdemlilik gibi temaları büyük bir ustalıkla işlemiştir. yunus'a göre insanla tanrı arasında özdeşlik vardır ve tanrı'ya ulaşmanın tek yolu sevgidir. yunus emre, sevgiyi tanrı ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık olarak anlar. sevginin ereği tanrı'ya, ölümsüz olana kavuşmak, onun varlığında bütünlüğe ulaşmaktır.
yunus emre'nin dilinde bilge kişinin adı "eren"dir. eren barış içinde yaşamayı, bütün insanları kardeş görmeyi, kendini sevmeyeni bile sevmeyi bilen kişidir. onun gönlü yalnız sevgiyle, dostluk duygularıyla doludur. erenin gözünde insan bir küçük evrendir, büyük evren ise tanrısal tözün kuşattığı sonsuz varlık alanıdır.
araştırmalara göre şiirlerinin toplandığı "divan" ölümünden yetmiş yıl sonra düzenlenmiştir. anadolu'da "yunus emre" adını taşıyan, ondan çok sonraları yasamış başka şairlerin yapıtlarıyla karışan şiirlerinin bir bölümü dil incelemeleri sonunda ayıklanmış, böylece 357 şiirin onun olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. yunus emre'nin dil, siir ve düşünce bakımından özgünlüğü ve etkisi, ilk düzenlenen divan'daki siirlerinde çok net görülür.
türk edebiyatının en büyük şairlerinden biri.hayatına dair çok fazla şey bilinmemektedir.
yaşadığı inanç sistemi; tasavvuf ve vahdet-i vücud.bu inanaç sisteminde tek varlık allahtır.eşi benzeri yoktur.
insan kişiliğini en güzel dizelerle anlatan şairimizdir. bilinen ve dışa yansıyan özelliklerimiz sadece çok küçük bir parçamızdır. yunus emre'nin dediği gibi:
beni bende demen bende değilim
bir ben vardır bende benden içeri.
moğol baskınına uğramış bir anadolu şehrine, baskının hemen ardından gelen yunus, gördükleri karşısında dehşete düşer ve "gül deren elleri gördüm" şiirini yazar ve kanımca en güzel eseridir.
teferrüç eyleyi vardım, sabahın sinleri gördüm
karılmış kara toprağa, ol nazik tenleri gördüm
kimi gamda kimi şadman, yatarlar sinnide pinhan
boşanmış damar akmış kan, batmış kefenleri gördüm
yaylalar yaylamaz olmuş, kışlalar kışlamaz olmuş
bar tutmuş söylemez olmuş ağızda dilleri gördüm
kimisi zevk-ü işrette, kimi saz-ü beşarette
kimi bela vü mihnette, dün olmuş günleri gördüm
kimi zarı kılıp ağlar, zebaniler canın dağlar
tutuşmuş sinleri o'da, çıkan tütünleri gördüm
yıkılmış sinleri dolmuş, hep evleri harab olmuş
kamu endişeden kalmış, ne düşvar halleri gördüm
soğulmuş kara gözler, belirsiz olmuş ay yüzler
kara toprağın altında gül deren elleri gördüm
yunus bunu kanda gördü, gelip size haber verdi
aklım vardı bilim şaştı, netekim bunları gördüm
ne zaman ırak veya dünyanın başka bir yerindeki katliamları görsem hep aklıma bu şiir gelir ve ne zaman "birleşmiş milletler" denilen göstermelik kurumdaki kuklaların bu katliamlar karşısında susuşlarını görsem hemen "bar tutmuş söylemez olmuş ağızda dilleri gördüm" dizesi dökülür temiz ağzımdan.
"ete kemiğe büründüm, yunus diye göründüm" der, düşündürür.dil yalın, mana derindir;
bir sinek bir kartalı,
salladı vurdu yere,
yalan değil gerçektir,
ben de gördüm tozunu.
insanları doğru yola çağıran bir derviş, gerçeğin ardı sıra dolaşan bir mistiktir.
yunus emre'ye göre;tanrı’ya kulluk etmenin asıl amacı, kendini o’na beğendirmek olup, bu da gönülleri kırmamakla, onları onarmakla mümkün olabilir. insana gösterilen saygı ve sevgi, bir bakıma tanrı’ya gösterilmiş demektir.
üzerinde durduğu başlıca konular; gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyüklük taslamamak, geçimli olmak, bilgili olmak. bunları da şu dörtlüğü ile özetlemiştir;
“bir kez gönül yıktın ise,
bu kıldığın namaz değil,
yetmiş iki millet dahi
elin yüzün yumaz değil”
ey erenler pazarım var / hal ehline hal satarım / terazim tartım yoktur benim / doyumuna bal satarım;
kalbur üstü söz söylerim / lafımı gül ile peylerim / aslı sitemi neyleyim / ben dikensiz gül satarım.
[bu esere bizim köyün telefon rehberinde rastladım altında anonim yazıyor idi ve lakin ben bunu söylese söylese,
bizim yunus - bizim yunus* söylemiştir dedim ve..]
selam olsun, anadolu'nun orta yerinden, türkiye halkının bağrından dünyaya seslenmiş olan yunus emre'ye;
halkı seven, halkın sevgilisi olmuş yunus emre'ye;
halkın ağzından konuşmuş ve halkı kendi ağzından konuşturmuş yunus emre'ye;
türkçe, insanca ve yunus'ça olmanın sırrını, yani gerçek şiirin sırrını bulmuş yunus emre'ye;
yüreğini, düşüncesini, ezenlere karşı, ezilenlerden yana koymuş yunus emre'ye;
sevgiyi, insanlığı yücelten, tanrılaştıran, tanrıyı alçak gönüllere, insanlığa, sevgiye indiren yunus emre'ye;
insanları birliğe, dirliğe, doğruluğa, barışa çağıran, yaşamayı seven, ama ölümden korkmayan yunus emre'ye;
şairler şairi, insanlar insanı, garipler garibi, dostlar dostu, türkmen kocası yunus emre'ye 1971 yılı türkiye'sinden selam olsun!