döviz bürosu kasalarına mı sızmadım,yaz aylarında turistlerin çantalarını mı kurcalamadım,babamın dolaba sote ettiği dolarları mı eşelemedim,zamanında almanya'da çalışan amcamın bayram parası diye verdiği markları mi incelemedim...ama yok!!kanaatim sabit:bu dünya üzerinde,maddi anlamda-zaten maneviyat boyutuna ilişmek
ceviz kabuğu'nda son bulur-,türk parası kadar hor kullanılan bir para birimi yok!
yıpranmamış,tertemiz,"gıcır" türk liralarını sadece koleksiyonlarda görebilmek ne kadar acı verici.ama yetmiyor;yastığının altında,hemen başucunda sakladığı kıymetli(!) dolarları götünden daha iyi koruyan yurdum insanının,kendi ülkesinin parasına üvey evlat muamelesi yapması bu acıyı katlıyor.bir milletin insanı kendi parasına nasıl sahip çıkmaz,bu kadar paçavra görür;ki o paranın üzerinde atatürk,hatta eskiden fatih sultan mehmet,mimar sinan,mevlana gibi bu vatan için,bu topraklar üzerinde akıl almaz emekler sarf eden,fikirler üreten ataların silüetleri var.
hayır,para elinin kiri değildir!para bir milletin,bir ülkenin "ben de buradayım efendi!" diye haykırışının uç ve gizli bir frekansıdır.para bayrak gibi milli bir değer değil midir?bu ülkede kimse bayrağına laf ettirmez,tıpkı ben gibi,evet tıpkı sen gibi.bir tane bayrak yakılsın bu ülkede;dolar manşetler,sözlüklerin sol sütünları,televizyon kanalları.ama kimse,daha piyasaya çıkalı bir yıl olmasına rağmen;peçete yüzeyi gibi pütürlenmiş,köşelerinden kemirilmiş,üzerindeki 3 cmlik yırtık bir bantla kamufle edilmiş bir 10 ytl'yi para üstü olarak alınca hesap sormaz!
"para" kelimesi,bir biraya verilen 3 ytl'den,puma ayakkabıya düşünmeden sayılan 170 ytl'den,tommy kazağa bayılınan 300 ytl'den,cep kredi gibi lüzumsuz bir sistemden temin edilen 20 bin ylt'den çok daha fazla şey ifade ediyor.paramız da saygıyı,değeri hak ediyor.o yüzden cüzdanımızda taşıdığımız,belki de ab uyum sürecinin sonucunda tarih olacak paramızın şu muhtemel son zamanlarında,onun milli bir değer olduğunu hatırmak gerekiyor.