koyu beşiktaşlı olmasıyla da bilinen,son oynanan fenerbahçe-beşiktaş maçı öncesinde bjkli taraftarlarla oley oley çektikten sonra,maç sonlarına dogru fenerbahçe'nin galip gelmesi üzerine gene aynı taraftarların kendisine sosyete diye küfür etmesine anlam veremedigim sanatçı..
kadınlar ve erkekler üzerine şu sözlerin sahibidir:
başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir;başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bir fazlalıktır.erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. kadının ise aşkında belki bir hayata...erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar. kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar, zamanla delirirler.aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. asik olan kadının gözünde baska hiçbir şeyin değeri kalmaz. aşık olan erkeğin gözünde ise her sey yeniden değerlenir. çünkü aşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder.. aşık erkek ise "nasıl olsa sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla...aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.aşık olmak erkeğe yakışır. kadına asla. kadına yakışan sadece aşktır.aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir kadın ise efendisiz bir köle. kadın ne ister? ne mi ister? hepsini ister. ve aynı anda.peki erkekler ne ister? hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler. peki neden korkarlar? hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar. kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister ;olunca da ondan nefret eder. erkek ise kadının kendisine köle olmasini istemez; olunca da onu sever. bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. arada çok önemli bir fark var. bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır. erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayı. kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de bosanırken hiç tereddüt etmez. kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir. delilik, kadınların aklıdır. ve sadece bu özellikleri bile, onların erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir. kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. erkekler ise akıllarıyla hiçbir şeyi bilemezler. kadınlar her şeyi görürler. göremediklerini duyarlar. duyamadıklarını ise sezerler. dişilik yalnız algı kapılarını değil, bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan lsd, mescaline, psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.kadınlarin sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok. sezgi de neymiş mi dediniz? aklın eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. şahini ve tazısıdır. kapanı, tuzağı ve oltasıdır. sezgi en kurnaz avcıdır. sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu. akıl mı? akıl sezginin uşağıdır. o kadar.. sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici yaratıklar düşünemem. akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman. kadına en çok yarayan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür. ince ve şuh bir zekadır...
bir demet tiyatro da mükremin le sevmiştik, sonra cebimdeki kelimelerle çıktı karşımıza alkışladık, sonra 'bir ülkeden bir iç ülkeye' dedi helal olsun dedik, sonra senarist ve yönetmen koltuğuna oturdu ve bize doğduğu, büyüdüğü toprakları anlattı severek izledik bikere daha ayakta alkışladık...sonra birden çark etti...iç ülkelerin mimarıyla rakı sofralarında buluştu, hala herkesin içinde kanayan bir yara olan 12 eylülü para icin kullandı, yetmedi ahkam kesmeye başladı filmi (vizontele tuuba) çok izlenmişti )ki sırf ilki icin izlenmişti ayrıca ilkinin rekorunu geçememişti) ve bu nedenle istanbul film festivalinde ödül almalıydı üstelik uluslararası yarışmalıydı!! eeee beeee güzelim bir filme çok izlendi die ödül vermek aptallığın daniskası olmaz mı? hak hukuk tan bahseden sen yılmaz erdoğan söle hele bu içinde sanat olan filmlere haksızlık olmaz mı? o zaman bende 'american pie'a oscar verilmesini istiom hem o yılmazın filminden çok izlendi ne die 'the fog of war' a ödül verirlerki dimi yılmazcım???
haaa bide zatı muhterem şöle bi cümleyi kurma gafletinde bulunmuş 'bizim filmimiz onlarınkinden çok izlendi' demiş eee beeee güzelim sen hangi akla hizmet gösterime girmemiş bi filmle gosterime girmiş bi filmin seyirci sayısını kıyaslarsın? anladık konuyla uzaktan yakından alakan yok ilgilenmion tek istediğin bi ödül ama bukadar da olmaz ki...keşke hep mükremin abi olarak kalsaydın, arada birde cebindeki kelimeleri bizimle paylaşsaydın bide üstüne bi iki şiir okusaydın nolurdu beee hep öle kalsaydın da götün kalkmasaydı...çokmu şey istedik senden?
seni çetin altan la uğurluom yılmazcım enseyi karartma!!!
kelimelerle çok güzel oynayan ve bunu da cebimde kelimeler adlı oyununda bize gösteren kitapları yazıları ve senaryolarıyla da bunu kanıtlayan sanatçı.
(bkz. acı)
yaşamak uğruna
ölmek bu olsa gerek
sevmek uğruna
acı çekmek bu olsa gerek
hayat uğruna
savaşmak bu olsa gerek
peki ya senin uğruna
üzülmek niye?
yılmaz erdoğan
sus pus olmuş, puslu bir istanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
dolmabahçe da çay tadında
divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
ben rehnedilmiş yelkovan gibi hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında
sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime yalan sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum
kadın beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu adam da yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam kadının yüzünde
bir hüzün üzünlü aralık akşamında bir yüzük
yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti
soğuğun ve karanlığın vehameti
hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış ilk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar hepsi daraltılmış yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat
bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken beni sevda yerimden vurdu yine
zaman şimdi sana söylenecek tek cümle
zamanında uzanların yat partilerinde sırf konukların iyi vakit geçirmelerine katkıda bulunmak amacıyla bulunduğu bilinen, kaz gelecek yerden tavuk esirgenir mi anlayışına sahip adam.
son kasetini severek defalarca dinlediğim türkçeyi çok akıcı ve düzgün bir biçimde kullanan şair oyuncu senarist ve yönetmen...
belki de ahmet arif'ten sonra ankara için yazılmış en güzel şiir bulunmakta son kasetinde.bu ve diğer şiirler:
*acil şifalar
*ankara
*ben yandım
*bu bahar aşka hazı
*bu yollar nereye gider
*duyuru
*kendim ve hepimiz hakkında
*mademki
*sevgilim yoksa sen sevgilim olmayabilirsin
*simdi sen
*yeni bir sayfada sana bakmak
televizyon dizilerinde arkadan geçen adam roluyle başlayan yaşamına
daha sonra parodiler yazarak devam eden-yasemince-bence en önemli eseri olan bir demet tiyatronun getirdiği populariteyle giderek gazı kaçan ve kebapçılığa doğru evrimleşmiş sanat toptancısı.